Can Perimcek (@CanPerimcek) header
Can Perimcek (@CanPerimcek) profile picture

Spiritüel Danışman | Psikolojik Astroloji | Yin Yoga 🧘🏻‍♂️🌌 Instagram; @canperimcek

Joined December 2009
Photo by Can Perimcek (@CanPerimcek)Photo by Can Perimcek (@CanPerimcek)Photo by Can Perimcek (@CanPerimcek)Photo by Can Perimcek (@CanPerimcek)Photo by Can Perimcek (@CanPerimcek)Photo by Can Perimcek (@CanPerimcek)Photo by Can Perimcek (@CanPerimcek)Photo by Can Perimcek (@CanPerimcek)Photo by Can Perimcek (@CanPerimcek)Photo by Can Perimcek (@CanPerimcek)
Veeee altıncı kitabım; ‘ UYANIŞ ‘ ( Şimdi Ve Sonsuzluğa Doğru ) Doğan Yayınları etiketiyle sizlerle.. 🙏🏻😍 Hikayelerin olmasa kim olursun? Uyanmaya hazır mısın? 🧚🏻‍♂️ D&r ve tüm kitapçılarda bulabilirsiniz. Link profilimde ☀️ Yayıncım sevgili Aycan Aşkım Saroğlu’na, bana bu yolculuğumdaki desteği ve Doğan Yayınları ekibinin o güzel enerjisi için teşekkür ederim 🙏🏻 @ay_celina @dogan_kitap @dogannovus ☀️👉🏻 dr.com.tr/yazar/can-perimcek…
23
36
2
951
2,377,811
#yeniay mesajı; Bir zamanlar açılması için dua ettiğin bazı kapıların, bugün kapalı kalmasına şükredeceksin. Çünkü insan bazen istediğine kavuşarak değil, artık onu istemeyen birine dönüşerek özgürleşir..
3
4
108
2,836
Can Perimcek retweeted
#yeniay ( 9 Kasım - Akrep ) YÜKSELEN BALIK Ya bugüne kadar doğru bildiğin bazı şeyler, artık olmak istediğin insanın önündeki en büyük engelse? İnsan bazen bir düşünceye yalnızca doğru olduğuna inandığı için tutunmaz. O düşünce ona güven verir, yaşadıklarını anlamlandırmasını sağlar ve geleceğin belirsizliği karşısında bir yön duygusu kazandırır. Bu nedenle bazı inançlarımızı sorgulamak, yalnızca fikrimizi değiştirmek değil, yıllardır kendimizi güvende hissettiğimiz bir zeminden ayrılmak anlamına gelebilir. Önümüzdeki süreçte hayata bakış açını, geleceğe dair beklentilerini, eğitimle veya uzaklarla ilgili planlarını yeniden değerlendirebilirsin. Özellikle geçmişte sana yol gösteren bazı düşüncelerin bugün seni ne kadar özgür bıraktığını fark etmen önemli. Belki uzun zamandır yaşadığın her olayın ardında bir anlam arıyorsun. Karşılaştığın zorlukları bir ders, biten ilişkileri bir sınav, gerçekleşmeyen isteklerini ise henüz hazır olmadığının göstergesi olarak değerlendirmiş olabilirsin. Fakat bazen her deneyimi anlamlandırmaya çalışmak, o deneyimin sende bıraktığı duyguyu yaşamaktan uzaklaştırabilir. Bir şeyin neden yaşandığını anlaman, onun seni incitmediği anlamına gelmez. Bir insanı affedebilmen de onunla aynı yakınlığı sürdürmen gerektiğini göstermez. Özellikle başkalarından öğrendiğin doğrularla kendi deneyimlerinden ulaştığın sonuçlar arasındaki farkı daha açık görebilirsin. Ailenden, öğretmenlerinden, geçmiş ilişkilerinden veya manevi yolculuğundan taşıdığın bazı kabulleri yeniden sorgulamak isteyebilirsin. Burada mesele inandığın her şeyi terk etmek değil. Bir düşüncenin sana yol göstermesiyle, hayatındaki bütün ihtimalleri o düşüncenin sınırlarına göre belirlemen arasındaki farkı anlamak. Belki de uzun zamandır bir karar vermek için kendini tamamen hazır hissetmeyi bekliyorsun. Yanlış yapmamak, doğru zamanı kaçırmamak veya gelecekte pişman olmamak adına bazı adımlarını erteledin. Oysa hayatın bütün cevaplarını önceden bilmek mümkün değil. Kendine şu soruyu sor: Bugün geleceğimin nasıl şekilleneceğini bilmek zorunda olmasaydım, hangi hayalime doğru ilk adımı atardım? Hatırla, değişen düşüncelerin geçmişteki inançlarını değersizleştirmez. Bir zamanlar sana rehberlik eden bir bilgi, bugün başka bir anlayışa dönüşebilir. Kendini geliştirmek, her zaman daha fazla şey öğrenmek değildir; bazen öğrendiklerinin hangilerinin artık sana ait olmadığını fark etmektir. Belki de kaybetmekten korktuğun şey inancın değil; o inanç olmadan kendi yolunu bulamayacağını düşünmendir. Ve belki de artık hayatın sana ne anlatmaya çalıştığını sürekli çözmek yerine, kendi hayatınla ne yapmak istediğine daha fazla kulak vermenin zamanı gelmiştir.
1
8
3,400
Can Perimcek retweeted
#yeniay ( 9 Kasım - Akrep ) YÜKSELEN KOVA Bir gün kimse senden başarılı olmanı, güçlü görünmeni veya hayatında önemli bir yere ulaşmanı beklemese, yine de aynı hedeflerin peşinden gider miydin? Belki de uzun zamandır kendini gerçekleştirmekle kendini kanıtlamak arasındaki farkı düşünmeden ilerliyorsun. Bir şeyleri başarmak, kendi ayaklarının üzerinde durmak ve hayatında söz sahibi olmak senin için önemli. Fakat zamanla bazı hedeflerin, gerçekten istediğin şeyler olmaktan çıkıp başkalarının gözünde nasıl biri olduğunu belirleyen ölçülere dönüşmüş olabilir. Özellikle kariyerinde, toplum önündeki kimliğinde, mesleki ilişkilerinde ve geleceğe dair sorumluluklarında bazı sorgulamalar yaşayabilirsin. Bir zamanlar ulaşmak için çok çalıştığın bir konumun, bugün sana beklediğin tatmini vermediğini fark edebilirsin. Bu, yanlış bir yolda olduğun anlamına gelmez. Belki de artık başarıyı başka türlü tanımlamak istiyorsun. İnsan bazen başarısız olmaktan korktuğu için değil, başarılı olduğunda bile kendisini yeterli hissedemeyeceğini bildiği için sürekli yeni hedefler belirler. Bir basamağa ulaştığında hemen diğerini düşünür. Kendini kutlamadan yeni sorumluluklar üstlenir. Böylece hayatının büyük bir bölümünü henüz ulaşmadığı bir geleceğe aitmiş gibi yaşamaya başlar. Peki, bugün bulunduğun yere gelmek için verdiğin emeği gerçekten görebiliyor musun? İş hayatında otorite figürleriyle ilişkilerin, üstlendiğin görevler veya başkalarının senden beklentileri yeniden gündeme gelebilir. Özellikle güçlü ve bağımsız görünmek adına yardım istemediğin, fikrini değiştirmekten çekindiğin veya artık sana uygun olmayan bir sorumluluğu sürdürdüğün alanlara dikkat et. Bir başka önemli mesele de özel hayatınla dış dünyadaki kimliğin arasındaki mesafe. İnsanların seni başarılı, üretken veya kendinden emin biri olarak tanıması, senin her zaman böyle hissettiğin anlamına gelmez. Bazen herkesin takdir ettiği bir hayatın içinde bile kendine ait bir yer bulmakta zorlanabilirsin. Kendine şu soruyu sor: Bugün bütün unvanlarımı, başarılarımı ve insanların benim hakkımdaki düşüncelerini bir kenara bıraksaydım, hayatımda neyin kalmasını isterdim? Belki daha farklı bir mesleki yol, belki kendine ayıracağın daha fazla zaman, belki de yıllardır ertelediğin kişisel bir hayal… Hatırla, hayatında yeni bir yön seçmek geçmişte verdiğin emeği değersizleştirmez. Bir hedefe ulaşmış olman, sonsuza kadar aynı hedefin içinde yaşamak zorunda olduğun anlamına gelmez. Belki de artık kaybetmekten korktuğun şey başarın değil; başarılı insan kimliğinin dışında da sevilmeye, görülmeye ve değerli bulunmaya layık olduğuna inanmakta zorlanmandır. Çünkü insanın kendi hayatına sahip çıkması, yalnızca ne kadar yükseğe çıkabildiğiyle değil, çıktığı yerde gerçekten yaşamak istediği hayatı bulup bulamadığıyla da ilgilidir.
2
1
53
7,799
Can Perimcek retweeted
#yeniay ( 9 Kasım - Akrep ) YÜKSELEN OĞLAK Bir yere ait olmak için ne kadarını kendine saklıyorsun? Bazı arkadaşlıkların, sosyal çevrelerin veya uzun zamandır içinde bulunduğun toplulukların sana eskisi kadar iyi gelmediğini fark edebilirsin. Belki de yıllardır aynı insanlarla görüşüyor, aynı konuları konuşuyor ve aynı ilişkileri sürdürüyorsun. Fakat artık o insanların yanında kendini eskisi kadar özgür hissetmiyorsun. İnsan bazen bir arkadaşlığın bitmesinden değil, o arkadaşlıkla birlikte hayatının belirli bir döneminin de sona ereceğini kabul etmekten korkar. Çünkü bazı insanlar yalnızca hayatımızdaki kişiler değildir; geçmişte kim olduğumuzu, hangi hayalleri kurduğumuzu ve nereye ait hissettiğimizi de temsil eder. Önümüzdeki süreçte sosyal ilişkilerinde karşılıklılık meselesi daha fazla önem kazanabilir. Herkesin sorunlarını dinleyen, ihtiyaç duyulduğunda yanında olan veya ortak hedefler için sorumluluk üstlenen kişi sen olabilirsin. Peki, sen zorlandığında kimlerin yanında kendini açıklamak zorunda kalmadan var olabiliyorsun? Özellikle bir grubun parçası olabilmek için bazı düşüncelerini gizlediğin, başarılarını küçülttüğün veya farklı isteklerini dile getirmekten çekindiğin alanları sorgulayabilirsin. Bazen dışlanmamak için kendimizi olduğumuzdan daha uyumlu gösteririz. Sonra da neden kimsenin bizi gerçekten tanımadığını düşünürüz. Geleceğe dair hedeflerin de değişebilir. Bir zamanlar seni heyecanlandıran bir hayalin artık aynı anlamı taşımaması, başarısız olduğun anlamına gelmez. Belki o hedefi gerçekten istediğin için değil, belirli bir çevrede kabul görmek veya kendini kanıtlamak için seçmiştin. Burada kendine sorman gereken soru şu: Bugün kimsenin beklentisini karşılamak zorunda olmasaydım, geleceğim için yine aynı hayatı mı seçerdim? Bazı dostluklarda geçmişten kalan kırgınlıklar, konuşulmamış meseleler veya güven sorunları yeniden gündeme gelebilir. Ancak her ilişkiyi onarmak senin sorumluluğun değil. Bir insanı anlamak, onunla aynı yakınlığı sürdürmek zorunda olduğun anlamına gelmez. Hatırla, aidiyet yalnızca bir topluluğun seni kabul etmesi değildir. Senin de o topluluğun içinde kendi düşüncelerinle, sınırlarınla ve değişen hayallerinle var olabilmendir. Belki de artık kaybetmekten korktuğun şey bazı insanlar değil; onların hayatındaki yerin ortadan kalktığında kendini nasıl tanımlayacağını henüz bilmiyor olmandır. Ve belki de ilk kez, ait olmak istediğin yerleri seçerken kendinden ne kadar vazgeçmen gerektiğine değil, kendin olarak ne kadar yaşayabildiğine bakacaksın.
6
29
5,521
Can Perimcek retweeted
#yeniay ( 9 Kasım - Akrep ) YÜKSELEN YAY İnsan bazen geçmişi geride bıraktığını düşünür; çünkü artık o insanları görmüyordur, aynı yerde yaşamıyordur veya yaşadıklarından eskisi kadar söz etmiyordur. Fakat bazı hikâyeler hayatımızdan çıkmalarına rağmen seçimlerimizi belirlemeye devam eder. Senin için özgürlük, her zaman çok önemli olmuş olabilir. Yeni yollar keşfetmek, farklı ihtimallere açık olmak ve hayatın sana sunabileceklerini deneyimlemek istersin. Ancak hiç düşündün mü? Bazen sürekli ileriye bakma ihtiyacının arkasında, dönüp yüzleşmek istemediğin bir geçmiş bulunuyor olabilir mi? Önümüzdeki süreçte yalnız kaldığında zihnine gelen düşünceler, tamamlanmamış duygusal meseleler ve kendine bile açıklamakta zorlandığın bazı korkular daha fazla dikkatini çekebilir. Özellikle uzun zamandır geride bıraktığını düşündüğün bir deneyimin, bugünkü ilişkilerinde nasıl kararlar verdiğini etkilediğini fark edebilirsin. Belki bir zamanlar birine çok güvendin ve hayal kırıklığı yaşadın. Sonrasında kimseye fazla bağlanmamayı özgürlük olarak tanımladın. Belki de bir yerde kendini ait hissedemediğin için sürekli yeni başlangıçların peşinden gittin. Oysa yeni bir hayat kurmakla, eski hayatının içinde hissetmek istemediğin duygulardan uzaklaşmaya çalışmak aynı şey değildir. Burada özellikle kendine karşı geliştirdiğin kaçınma biçimlerini sorgulaman önemli. Bir şey seni üzdüğünde hemen olumlu tarafını mı bulmaya çalışıyorsun? Kırıldığında bunu büyütmemek için kendini başka uğraşlara mı yönlendiriyorsun? Her deneyimden bir anlam çıkarmaya çalışırken, bazen yalnızca üzgün olmana izin vermeyi unutmuş olabilir misin? Geleceğe dair inançların, eğitim planların veya uzaklarla ilgili hedeflerin de yeniden değerlendirilebilir. Ancak bu kez hangi yöne gideceğinden önce, nereye gidersen git beraberinde taşıdığın duygulara bakman gerekebilir. Kendine şu soruyu sor: Geçmişimdeki hiçbir şeyi değiştiremeyeceğimi kabul etseydim, bugün kendimi hangi mücadeleden özgür bırakırdım? Çünkü bazı insanlar hayatımızdan gider ama onlara kendimizi kanıtlama isteğimiz kalır. Bazı hikâyeler biter ama bir daha aynı şeyi yaşamamak için oluşturduğumuz kurallar devam eder. Böylece geçmişte yaşanan bir olay, farkında olmadan geleceğimizin sınırlarını çizmeye başlar. Hatırla, özgürlük yalnızca istediğin yere gidebilmek değildir. Bazen hiçbir yere gitmeden, geçmişte yaşadığın bir şeyin artık bugünkü hayatını yönetmesine izin vermemektir. Belki de artık geride bırakman gereken şey geçmişin kendisi değil; geçmişin bir daha yaşanmaması için kendine koyduğun sınırlardır.
2
59
6,942
Can Perimcek retweeted
#yeniay ( 9 Kasım - Akrep ) YÜKSELEN AKREP İnsan bazen kendisini korumak için öyle güçlü bir kimlik oluşturur ki zamanla o kimliğin dışına çıkmaya cesaret edemez. Herkesin tanıdığı kişi olmaya devam ederken, içeride ne kadar değiştiğini kimse fark etmez. Belki de en çok sen. Uzun zamandır kendine dair taşıdığın bazı tanımların artık seni temsil etmediğini hissedebilirsin. Güçlü, dayanıklı, sezgileri kuvvetli, kolay güvenmeyen, kolay vazgeçmeyen… Peki, bütün bu özelliklerinin arkasında, artık olmak istemediğin birine dönüşmüş olma ihtimalini hiç düşündün mü? Özellikle ilişkilerinde kendini nasıl konumlandırdığını, insanların seni hangi yönlerinle tanımasına izin verdiğini ve hangi duygularını yalnızca kendine sakladığını sorgulayabilirsin. Çünkü bazen insanın en büyük korkusu başkaları tarafından tanınmamak değil, gerçekten tanındığında artık kendisini saklayamayacak olmasıdır. Geçmişte yaşadığın bazı hayal kırıklıkları sana güçlü sınırlar oluşturmayı öğretmiş olabilir. Ancak bir zamanlar seni koruyan bu sınırların bugün seni ne kadar özgür bıraktığını düşünmen gerekiyor. Her şeyi önceden sezmek, insanların niyetlerini anlamaya çalışmak veya olası bir incinmeye karşı hazırlıklı olmak, hayatı gerçekten güvenle yaşadığın anlamına gelmeyebilir. İş hayatında, toplum önündeki duruşunda ve geleceğe dair hedeflerinde daha fazla söz sahibi olmak isteyebilirsin. Fakat dışarıdaki gücünü büyütmeye çalışırken içeride kendine ne kadar alan tanıdığın da önem kazanacak. Başarılı görünmek uğruna yorulduğunu gizlemek, kararlı görünmek için fikrini değiştirmemek veya kimse seni zayıf görmesin diye yardım istememek zorunda değilsin. Belki de uzun zamandır başkalarının sana nasıl davranacağını kontrol etmeye çalışırken, kendi hayatında nasıl biri olmak istediğin sorusunu erteledin. Kendine şu soruyu sor: Artık kimseye güçlü olduğumu kanıtlamak zorunda olmasaydım, kendimin hangi hâline dönüşmeyi seçerdim? Çünkü bazen insan geçmişte yaşadığı acıları geride bıraksa bile, o acılarla baş edebilmek için oluşturduğu kimliği taşımaya devam eder. Bir zamanlar hayatta kalmanı sağlayan özelliklerin, bugün bütün yaşamını belirlemek zorunda değil. Hatırla, değişmek geçmişteki kendine ihanet etmek değildir. Seni bugüne getiren bütün hâllerine teşekkür edip artık başka türlü yaşamayı seçebilirsin. Belki de kaybetmekten en çok korktuğun şey, yıllardır kendini tanımladığın kimliğindir. Oysa kendin olmaya devam etmek için hep aynı insan olarak kalman gerekmiyor.
1
7
3
113
10,528
Can Perimcek retweeted
#yeniay ( 9 Kasım - Akrep ) YÜKSELEN TERAZİ Bir gün sahip olduğun her şeyi yeniden kazanmak zorunda kalsaydın, kendine duyduğun değer de sıfırdan mı başlayacaktı? Maddi güvenliğin, kazancın, yaşam standartların ve geleceğe dair beklentilerin üzerinde daha fazla düşünebilirsin. Fakat burada mesele yalnızca para değil. Sahip olduklarınla kendine verdiğin değer arasında nasıl bir ilişki kurduğunu fark etmen. Belki uzun zamandır daha fazlasını kazanmayı, daha iyi koşullara ulaşmayı veya kimseye ihtiyaç duymayacağın bir düzen kurmayı bekliyorsun. Kendine istediğin hayatı sunabilmek için sürekli yeni hedefler belirliyorsun. Peki, bütün bunları henüz gerçekleştirmediğinde kendine nasıl davranıyorsun? Özellikle iş hayatında emeğinin karşılığını sorgulayabilir, geçmişte verdiğin maddi kararları yeniden değerlendirebilirsin. Birilerine karşı anlayışlı olmak adına kendi beklentilerini küçülttüğün, hakkını istemekten çekindiğin veya sahip olduğun becerilerin değerini yeterince savunamadığın alanlar daha görünür hâle gelebilir. İlişkilerinde de benzer bir durum söz konusu olabilir. Sevilmek, tercih edilmek veya vazgeçilmez görülmek için gereğinden fazla verdiğin zamanları düşün. Belki de insanlara sunduğun şeylerin karşılığını istemeyi bencillik olarak değerlendirdin. Oysa karşılıklılık beklemek, sevgiyi bir alışverişe dönüştürmek değildir. Burada kendine sorman gereken önemli bir soru var: Değerli olduğunu bildiğin için mi daha fazlasını istiyorsun, yoksa daha fazlasına sahip olduğunda değerli olacağına mı inanıyorsun? Çünkü bu iki düşünce birbirine benzese de insanı bambaşka hayatlara götürür. İlki kendi değerinden hareketle seçim yapmanı sağlarken, ikincisi seni sürekli kendini kanıtlamak zorunda hissettirebilir. Hatırla, maddi koşulların değişebilir, gelir kaynakların dönüşebilir, insanların sana verdiği değer farklılaşabilir. Ancak bunların hiçbiri senin kendinle kurduğun ilişkinin ölçüsü olmak zorunda değil. Belki de artık kaybetmekten korktuğun şeyleri korumaya çalışmadan önce, onlar olmadan kendini neden eksik hissedeceğini anlamanın zamanı gelmiştir.
3
65
7,851
Can Perimcek retweeted
#yeniay ( 9 Kasım - Akrep ) YÜKSELEN BAŞAK Söylemediğin şeylerin seni koruduğuna ne zaman inanmaya başladın? Belki de yıllardır bazı konuşmaları erteledin. Yanlış anlaşılmamak için cümlelerini defalarca düşündün, kimseyi incitmemek için söylemek istediklerini yumuşattın, bir tartışmanın nereye varacağını kestiremediğinde sessiz kalmayı tercih ettin. Fakat zamanla fark etmeden, kendi düşüncelerini ifade etmekten çok başkalarının onları nasıl karşılayacağını hesaplamaya başlamış olabilirsin. Önümüzdeki süreçte iletişim biçimin, yakın çevrenle ilişkilerin, kardeşlerinle veya hayatında sıkça görüştüğün insanlarla arandaki meseleler daha fazla önem kazanabilir. Özellikle geçmişte yarım kalmış konuşmalar, yanlış anlaşılmalar ve üzerinde yeterince düşünülmeden verilmiş kararlar yeniden değerlendirilmek isteyebilir. Ancak burada asıl mesele ne söylediğin değil, söylemeden önce kendine neler yaptığın. Bir düşünceni dile getirmeden önce onun doğruluğundan tamamen emin olmak mı istiyorsun? Karşındaki insanın verebileceği bütün tepkileri önceden hesaplamaya mı çalışıyorsun? Bazen bir cümleyi o kadar çok düzenlersin ki sonunda söylemek istediğin asıl şey ortadan kaybolur. Geriye kimseyi rahatsız etmeyen, fakat seni de tam olarak temsil etmeyen bir açıklama kalır. Belki çocukluğundan beri yanlış yapmamaya, düşüncelerini dikkatli seçmeye veya söylediklerinin sonuçlarını üstlenmeye alıştın. Zamanla zihinsel becerilerin sana önemli bir güç kazandırdı. İnsanların fark etmediği ayrıntıları görebiliyor, karmaşık meseleleri çözebiliyor ve olayların görünmeyen bağlantılarını anlayabiliyorsun. Fakat aynı beceri, kendi duygularına yöneldiğinde seni yorucu bir sorgulamanın içine çekebilir. Birine kırıldığında önce neden kırıldığını anlamaya çalışıyorsun. Öfkelendiğinde öfkelenmekte ne kadar haklı olduğunu tartıyorsun. Bir şey istediğinde bunun mantıklı, gerekli veya uygun olup olmadığını değerlendiriyorsun. Böylece hissettiğin şeyi yaşamadan önce onu açıklamak zorunda kalıyorsun. Peki, her duygunun makul bir gerekçesi olmak zorunda mı? İlişkilerinde anlaşılmak için kendini sürekli açıklama ihtiyacı duyduğun alanları fark edebilirsin. Özellikle birinin seni yanlış değerlendirmesi, düşündüğünden daha fazla huzursuzluk yaratıyor olabilir. Çünkü bazen yanlış anlaşılmak, yalnızca iletişim sorunu değildir. İnsan için başkasının zihnindeki yerini kontrol edememek anlamına da gelir. Bu yüzden haklılığını kanıtlamaya çalışırken gereğinden fazla konuşabilir veya tam tersine, nasıl olsa anlamayacaklarını düşünerek tamamen susabilirsin. İki durumda da kendi sözlerinin değerini başkalarının vereceği tepkiye teslim etmiş olursun. Geçmişte aldığın bazı kararları yeniden gözden geçirmek, eğitimle, yazıyla, üretimle veya iletişimle ilgili ertelediğin bir konuyu ele almak isteyebilirsin. Özellikle uzun zamandır içinde tuttuğun düşünceleri yazıya dökmek, bazı meseleleri daha açık görmeni sağlayabilir. Fakat bu kez kendinden kusursuz bir anlatım bekleme. Her cümlenin eksiksiz olması gerekmiyor. Her düşüncenin herkes tarafından kabul edilmesi de mümkün değil. Bir başka önemli farkındalık, yakın çevrende üstlendiğin arabulucu rolüyle ilgili olabilir. İnsanların birbirini anlamasına yardımcı olurken kendi düşüncelerinin ne kadarını saklıyorsun? Bir ortamda huzur bozulmasın diye tarafsız görünmeye çalışırken, aslında çoktan bir konuda güçlü bir fikre sahip olduğunu gizliyor olabilir misin? Kendine şu soruyu sor: İnsanların benim hakkımda ne düşüneceğini kontrol edemeyeceğimi tamamen kabul etseydim, bugün hangi gerçeği daha açık ifade ederdim? Belki birine artık aynı fikirde olmadığını söyleyeceksin. Belki uzun zamandır taşıdığın bir kırgınlığı dile getireceksin. Belki de ilk kez bir kararını uzun uzun gerekçelendirmeden, yalnızca bunu istediğin için vereceksin. Hatırla, düşüncelerinin değerli olması için herkes tarafından doğru bulunmaları gerekmiyor. Bir duygunun gerçek olması için onu kusursuz cümlelerle açıklamak zorunda değilsin.
1
4
80
10,813
Can Perimcek retweeted
#yeniay ( 9 Kasım - Akrep ) YÜKSELEN ASLAN İnsan bazen hayatını kendi istediği gibi yaşadığını düşünürken, yıllar önce kendisine öğretilmiş bir hayatı sürdürmeye devam eder. Hangi kararların gerçekten sana ait? Hangilerini aileni üzmemek, geçmişine sadık kalmak veya bir zamanlar sana biçilen rolü kaybetmemek için aldın? Dışarıdan bakıldığında kendinden emin, ne istediğini bilen ve hayatının sorumluluğunu üstlenmekten çekinmeyen biri olabilirsin. Fakat insanın kendi hayatını yönetebilmesiyle, o hayatın içinde kendisini özgür hissedebilmesi aynı şey değildir. Özellikle aile ilişkilerinde, yaşadığın evde, geçmişten taşıdığın sorumluluklarda ve kendini güvende hissetme biçiminde uzun zamandır görmezden geldiğin bazı gerçeklerle karşılaşabilirsin. Bir zamanlar sana ait olduğunu düşündüğün bir düzenin, bugün seni ne kadar temsil ettiğini sorgulaman mümkün. Belki de çocukluğundan beri güçlü olan, toparlayan, sorunları çözen veya herkesin iyi olduğundan emin olmaya çalışan kişi sendin. Kimse açıkça senden böyle olmanı istememiş bile olabilir. Ancak zamanla ailenin içinde üstlendiğin rol, kişiliğinin ayrılmaz bir parçasına dönüştü. Şimdi o rolü bıraktığında geriye kim kalacağını düşün. Aileni sevmek, onların bütün beklentilerini gerçekleştirmek zorunda olduğun anlamına gelmez. Geçmişine saygı duymak, geçmişte öğrendiğin her düşünceyi geleceğine taşımayı gerektirmez. Bazen insan, kendi yaşamını kurmaya başladığında sevdiklerine ihanet ediyormuş gibi hisseder. Oysa bireyselleşmek, ait olduğun insanları reddetmek değildir. Evini, yaşam alanını veya aile içindeki sınırlarını değiştirme isteğin güçlenebilir. Ancak asıl dönüşüm fiziksel koşullardan önce, kendine ait bir yaşamı hak etmek için kimlerden izin beklediğini fark ettiğinde başlayabilir. Bir başka önemli mesele de geçmişte yeterince görülmediğini hissettiğin tarafların. Belki başarılarınla dikkat çekmeyi öğrendin. Belki güçlü durduğunda takdir edildin. Fakat yorulduğunda, korktuğunda veya hiçbir şey başaramadığında aynı sevgiyle karşılanıp karşılanmayacağından emin olamadın. Bu nedenle bugün bile bazı ilişkilerinde güçlü görünmekten vazgeçemiyor olabilirsin. Herkesin seni hayranlıkla izlediği yerde bile içten içe anlaşılmadığını hissedebilirsin. Çünkü insanların gördüğü kişiyle senin içeride yaşadığın deneyim arasında uzun zamandır konuşulmamış bir mesafe bulunuyor olabilir. Önümüzdeki dönemde kendini ifade etme isteğinle özel hayatındaki ihtiyaçların arasında bazı gerilimler yaşayabilirsin. Bir yandan daha fazla görünür olmak, cesur kararlar almak ve kendi yolunu çizmek isterken diğer yandan alıştığın güvenli alanı terk etmekte zorlanabilirsin. Burada kendine karşı dikkatli olmanı istiyorum. Her değişim isteğini ani bir kopuşa dönüştürmek zorunda değilsin. Bazen gerçek bağımsızlık, kapıları sertçe kapatmak değil, o kapılardan hangi koşullarda geçeceğine artık kendinin karar vermesidir. Şunu da düşün: Geçmişte seni koruyan bazı davranışların bugün seni sınırlıyor olabilir mi? Her şeyi kontrol altında tutmak, kimseye zayıf görünmemek, ailendeki sorunları üstlenmek veya kendi ihtiyaçlarını sürekli sonraya bırakmak bir zamanlar sana güven vermiş olabilir. Fakat artık aynı yöntemlerle yaşamak istemiyor olabilirsin. Kendine şu soruyu sor: Bugün kimseyi hayal kırıklığına uğratmaktan korkmasaydım, hayatımın hangi bölümünü tamamen farklı yaşardım? Bu sorunun cevabı yalnızca değiştirmek istediğin koşulları değil, bugüne kadar hangi beklentilerin içinde kendini tuttuğunu da gösterebilir. Hatırla, köklerine bağlı olmak için onların çizdiği sınırların içinde yaşamak zorunda değilsin. Seni büyüten insanlara duyduğun sevgi, kendi hayatını kurduğunda eksilmez. Belki de artık asıl cesaretin herkese ne kadar güçlü olduğunu göstermek değil; kimsenin onayını beklemeden, kendi hayatında gerçekten kendine ait bir yer açmak olduğunu keşfedeceksin.
3
2
54
7,816
Can Perimcek retweeted
#yeniay ( 9 Kasım - Akrep ) YÜKSELEN YENGEÇ Sevilmek için ne kadarını sakladın kendinden? Birinin seni istemeye devam etmesi için hangi arzularını küçülttün, hangi heyecanlarını bastırdın, hangi yönlerini fazla bulunmamak adına geri çektin? Belki de hayatının bazı dönemlerinde sevginin kendiliğinden sana gelebileceğine inanmakta zorlandın. Birinin ilgisini kaybetmemek için daha anlayışlı, daha sabırlı, daha uyumlu olmaya çalıştın. Karşındaki insanın neye ihtiyaç duyduğunu anlamakta ustalaşırken, kendi kalbinin ne istediğini sormayı erteledin. Oysa insan bazen reddedilmekten korktuğu için değil, gerçekten istediği bir şeye bütün kalbiyle yaklaşmanın yaratacağı savunmasızlıktan çekindiği için arzularını gizler. Önümüzdeki süreçte aşk hayatın, romantik beklentilerin, yaratıcılığın ve kendini ifade etme biçimin üzerinde daha fazla düşünebilirsin. Özellikle geçmişte yarım kalmış bir ilişki, söylenmemiş duygular veya yaşanmamış ihtimaller yeniden zihninde yer bulabilir. Fakat burada önemli olan geçmişteki bir insanın geri dönüp dönmeyeceği değil. O insanla birlikte kendinin hangi hâlini geride bıraktığını anlaman. Bir zamanlar daha cesur seviyor, daha kolay heyecanlanıyor, geleceğe dair daha büyük hayaller kuruyor olabilirsin. Sonra yaşadığın bazı hayal kırıklıkları sana arzularını kontrol etmeyi öğretti. Birini çok istememeyi, fazla umutlanmamayı, mutluluğunu belli etmemeyi güvenli bulmaya başladın. Böylece hayal kırıklığından korunmaya çalışırken, sevinç duyabilme kapasiteni de sınırlandırmış olabilirsin. Peki, ne zamandan beri bir şeyi çok istemek sana tehlikeli geliyor? Aşk ilişkilerinde yalnızca karşındaki insanın seni nasıl sevdiğine değil, senin sevgiyi nasıl kabul ettiğine de bakman gerekiyor. Birisi sana içtenlikle yaklaştığında rahatlayabiliyor musun? Yoksa bu yakınlığın ne zaman değişeceğini düşünerek kendini geri mi çekiyorsun? Bazen insan, özlediği sevgiyi bulduğunda bile ona yer açamaz. Çünkü alıştığı şey sevilmekten çok, sevilmeyi beklemektir. Çocukluk yıllarında öğrendiğin bazı duygusal rollerin bugünkü ilişkilerine nasıl taşındığını da fark edebilirsin. Herkesin duygusunu gözeten, kimse üzülmesin diye kendi isteklerinden vazgeçen veya sevdiği insanların mutluluğunu kendi sorumluluğu gibi hisseden tarafın, zamanla senin neşeni ikinci plana itmiş olabilir. Bu yalnızca romantik ilişkilerle ilgili değil. Uzun zamandır ertelediğin yaratıcı bir çalışma, kendini görünür kılmak istediğin bir alan veya sırf mutlu olacağın için yapmak istediğin bir şey de yeniden önem kazanabilir. Belki de yıllardır kendine, önce bütün sorumluluklarımı tamamlayayım, sonra istediğim hayatı yaşarım diyorsun. Fakat yaşamın sürekli ertelenen bir ödül olmadığını anlaman gerekiyor. Özellikle başkalarının seni nasıl değerlendireceğine ilişkin kaygılarınla, kendi arzuların arasındaki mesafeyi görmeye çalış. Beğenilmek için seçtiğin şeylerle gerçekten sevdiğin şeyler aynı mı? Birinin seni tercih etmesi mi daha önemli, yoksa senin de o insanı bütün kalbinle tercih edebilmen mi? Çünkü insan bazen sevilmemekten değil, olduğu gibi sevildiğinde artık saklanacak bir bahanesinin kalmamasından korkar. Kendine şu soruyu sor: Hayatımda kimsenin onayına ihtiyaç duymasaydım, hangi duygumu daha açık yaşar, hangi hayalimin peşinden gider ve hangi isteğimi artık ertelemezdim? Hatırla, sevilmeye değer olman için daha az istemen, daha az hissetmen veya kendini daha kolay kabul edilebilir birine dönüştürmen gerekmiyor. Belki de artık kaybetmekten korkman gereken şey birinin sana duyduğu ilgi değil; o ilgiyi korumaya çalışırken kendi yaşamına duyduğun heyecanı yitirmiş olman.
2
7
128
11,173
Can Perimcek retweeted
#yeniay ( 9 Kasım - Akrep ) YÜKSELEN İKİZLER Bir günün sonunda kendine ayıracak gücün kalmadığında, gerçekten çok şey başarmış mı oluyorsun? Yoksa hayatındaki herkese ve her şeye yetişmeye çalışırken, kendi yaşamının içinde giderek daha az mı yer kaplıyorsun? Uzun zamandır sorumluluklarını yerine getirmeyi, sorunlara çözüm üretmeyi ve hayatın aksayan taraflarını toparlamayı kendi değerinin bir parçası hâline getirmiş olabilirsin. Yapılacak işler, yetişmesi gereken insanlar, ertelenemeyen görevler… Bütün bunların arasında durup ne istediğini düşünmek bile sana zaman kaybı gibi gelmeye başlamış olabilir. Özellikle iş hayatında, günlük düzeninde ve başkalarıyla kurduğun sorumluluk ilişkilerinde önemli farkındalıklar yaşayabilirsin. Birilerinin senden sürekli bir şey beklemesi, gerçekten o beklentileri karşılamak zorunda olduğun anlamına gelmez. Fakat sen bazen bir işi yapabilecek durumda olmayı, o işi üstlenmen gerektiği şeklinde yorumluyor olabilirsin. Burada görünenden daha derin bir mesele var: İşe yaradığın zaman mı kendini değerli hissediyorsun? Belki de hiçbir şey yapmadığın anlarda huzursuz olmanın nedeni tembellikten korkman değildir. Bir süreliğine üretmediğinde, kimseye yardım etmediğinde veya bir sorunu çözmediğinde, kendinle nasıl ilişki kuracağını bilemiyor olabilirsin. Çünkü uzun zamandır varlığını yaptıkların üzerinden tanımlamaya alıştın. Bir başkasının hayatını kolaylaştırmak sana anlam verirken kendi ihtiyaçlarının sürekli ertelenmesi zamanla görünmez bir öfkeye dönüşebilir. Üstelik bu öfkeyi doğrudan ifade etmek yerine daha fazla çalışarak, her şeyi kontrol altında tutmaya uğraşarak veya kendine yeni sorumluluklar yaratarak bastırmış olabilirsin. Şimdi özellikle çalışma koşullarını, günlük alışkanlıklarını ve bedeninle kurduğun ilişkiyi yeniden değerlendirebilirsin. Uzun süredir sürdürdüğün bir düzenin artık sana hizmet etmediğini fark etmek, onu hemen değiştirebileceğin anlamına gelmeyebilir. Ancak değiştiremeyeceğini düşündüğün şeylerin hangilerinin gerçekten zorunluluk, hangilerinin alışkanlık olduğunu ayırt etmeye başlayabilirsin. İş ilişkilerinde konuşulmadan kalmış sorumluluklar, görev dağılımları veya geçmişte verdiğin bazı sözler yeniden gündeme gelebilir. Özellikle herkesin senden beklediği kişi olmaya çalışırken, kendi sınırlarını ne kadar belirsizleştirdiğine dikkat et. Çünkü sürekli ulaşılabilir olmak, güvenilir olmanın tek koşulu değildir. Bir başka önemli konu da kusursuzluk beklentin. Bir işi yeterince iyi yapmış olsan bile zihninde hâlâ düzeltilmesi gereken ayrıntılar buluyor musun? Kendine dinlenme hakkı tanımadan önce bütün sorumluluklarının bitmesini mi bekliyorsun? Belki de asıl yorucu olan yaptığın işlerin çokluğu değil, hiçbir zaman yeterince yapmış hissetmemendir. Hayatını düzene sokmaya çalışırken yaşamın kendiliğinden gelişen taraflarına ne kadar alan bıraktığını düşün. Her saatin bir amacı, her çabanın bir sonucu ve her günün ölçülebilir bir başarısı olmak zorunda değil. Kendine şu soruyu sor: Bugün kimseye faydalı olmasam, hiçbir şeyi çözmesem ve hiçbir başarı elde etmesem, yine de kendimi değerli görebilir miyim? Hatırla, hayatının içinde yalnızca görevlerini yerine getiren biri olarak bulunmak zorunda değilsin. Dinlenirken, fikrini değiştirirken, bir şeyi yarım bırakırken veya yalnızca canın istediği için bir şey yaparken de yaşamın bütününe aitsin. Belki de artık ihtiyacın olan şey zamanı daha iyi yönetmek değildir. Zamanının ne kadarının gerçekten sana ait olduğunu fark etmektir.
2
20
3,713
Can Perimcek retweeted
#yeniay ( 9 Kasım - Akrep ) ♉️ YÜKSELEN BOĞA Bir insanın hayatında kalabilmek için ne kadar değişebilirsin? Peki, değiştiğin her yerde gerçekten büyüyor musun, yoksa sevilmeye devam edebilmek için kendinden bazı parçaları sessizce uzaklaştırıyor musun? İlişkilerinde uzun süre kalabilme, emek verme ve kolay kolay vazgeçmeme eğilimin, zaman zaman kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atmana neden olmuş olabilir. Özellikle bir bağın geçmişine, birlikte geçirilen yıllara veya o ilişkiye verdiğin emeğe tutunurken bugün sana nasıl hissettirdiğini gözden kaçırmış olabilirsin. Çünkü bazen insan, karşısındaki kişiyi değil, onunla birlikte kurduğu geleceğin ihtimalini kaybetmekten korkar. Önümüzdeki günlerde yakın ilişkilerin, evliliğin, ortaklıkların ve hayatında önemli yer tutan insanların sana nasıl bir alan açtığını daha fazla sorgulayabilirsin. Burada dikkatini çekmesi gereken şey yalnızca insanların sana nasıl davrandığı değil, onların yanında nasıl birine dönüştüğün. Daha mı özgürsün? Düşüncelerini rahatlıkla ifade edebiliyor musun? Yoksa huzur bozulmasın diye bazı konuları hiç açmamayı mı tercih ediyorsun? Belki de yıllardır anlayışlı olmakla kendinden vazgeçmek arasındaki farkı yeterince önemsemedin. Karşındaki insanın geçmişini, korkularını, yaralarını ve neden böyle davrandığını anlamaya çalışırken kendi incinmişliğini sürekli erteledin. Bir davranışın nedenini anlamak, onun sende bıraktığı etkiyi ortadan kaldırmaz. Birini bütün yönleriyle kabul edebilmen de o ilişkinin her koşuluna katlanman gerektiği anlamına gelmez. Üstelik ilişkilerinde yalnızca terk edilme korkusu değil, birinin gözündeki yerini kaybetme ihtimali de belirleyici olmuş olabilir. Sevilmeye, tercih edilmeye ve vazgeçilmez görülmeye alıştığında, karşı tarafın değişen ihtiyaçlarını bazen kendi değerine yönelik bir tehdit gibi algılayabilirsin. Bu yüzden daha fazla vermeye, daha çok anlamaya veya ilişkinin bütün sorumluluğunu üstlenmeye yönelmiş olabilirsin. Fakat burada başka bir ihtimal daha var: Ya sen de bazı insanların değişmesine izin vermiyorsan? Ya onları geçmişte sana sundukları güvenin içinde tutmaya çalışırken, bugünkü hâllerini gerçekten göremiyorsan? Sadakat, bir insanın sonsuza kadar aynı kalmasını beklemek değildir. Bazen sevginin olgunlaşması, iki insanın birbirini yeniden tanımayı kabul etmesini gerektirir. Özellikle geçmişte konuşulmadan bırakılmış meseleler, karşılıklı beklentiler ve ilişkilerde kimin ne kadar sorumluluk aldığı yeniden gündeme gelebilir. Bazı konuşmalar sana beklediğin cevapları vermeyebilir. Ancak uzun zamandır kaçındığın bir gerçeği duymak, belirsizliğin içinde yaşamaya devam etmekten daha özgürleştirici olabilir. Kendine şu soruyu sormanı istiyorum: Bir ilişkinin bitmesinden mi korkuyorsun, yoksa o ilişki bittiğinde kendin hakkında inanmak zorunda kalacağın şeylerden mi? Çünkü bazen bir insanın gitmesi, sevilmeye değer olmadığını düşündürür. Bazen de yıllardır verdiğin emeğin boşa gittiğine inanırsın. Oysa bir ilişkinin devam etmemesi, içinde yaşanan sevginin, gösterilen emeğin veya öğrendiklerinin değersiz olduğu anlamına gelmez. Hatırla, birinin seni seçmeye devam etmesi için kendini sürekli yeniden şekillendirmek zorunda kaldığın yerde, asıl sorgulaman gereken şey ne kadar sevildiğin değil, olduğun hâlinle ne kadar var olabildiğindir. Ve belki de artık bir ilişkinin ne kadar süreceğinden önce, o ilişkinin içinde kendin olarak ne kadar yaşayabildiğine bakmanın zamanı gelmiştir.
4
24
5,366
Can Perimcek retweeted
#yeniay ( 9 Kasım - Akrep) ♈️ YÜKSELEN KOÇ Hayatında bazı insanları, ilişkileri veya alıştığın düzenleri kaybetmemek için ne kadar çok şeyden vazgeçtiğini fark etmeye başlayabilirsin. Üstelik bu vazgeçişlerin çoğu büyük kararlarla gerçekleşmedi. Bazen söylemek istediğin bir cümleyi içine attın, bazen ihtiyacın olan desteği istemedin, bazen de seni rahatsız eden bir durumu büyütmemek için hiçbir şey olmamış gibi davrandın. Senin için güçlü olmak, çoğu zaman kimseye ihtiyaç duymamakla eş anlamlı hâle gelmiş olabilir. Fakat insanın her şeyi tek başına taşıyabilmesi, her yükü taşımak zorunda olduğu anlamına gelmez. Özellikle yakın ilişkilerinde, birine gerçekten güvenmek ile onun karşısında savunmasız kalmaktan korkmak arasındaki ince çizgiyi daha belirgin görebilirsin. Birinin sana ne kadar yaklaşabileceğini kontrol etmek isterken, aslında ne kadar tanınmana izin verdiğini hiç düşündün mü? Belki de bugüne kadar en çok şikâyet ettiğin anlaşılmama duygusunun arkasında, kimsenin görmesine izin vermediğin ihtiyaçların bulunuyor. İnsanların seni güçlü, kararlı ve bağımsız tanıması hoşuna giderken, yorulduğunda yaslanabileceğin birinin olmaması içten içe seni tüketmiş olabilir. Maddi paylaşımlar, ortak sorumluluklar ve geçmişten gelen bazı yükümlülükler de farklı bir gözle değerlendireceğin konular arasında. Özellikle birine borçlu hissetmemek, kimsenin üzerinde söz sahibi olmasına izin vermemek veya güvenliğini tamamen kendi kontrolünde tutmak için gereğinden fazla sorumluluk üstlendiğin alanları sorgulayabilirsin. Burada asıl mesele bağımsızlığından vazgeçmen değil. Bağımsızlığını korumak uğruna yakınlığı, paylaşmayı ve destek görmeyi hayatının dışında bırakıp bırakmadığın. Çünkü bazen insan, terk edilmekten korktuğunu bile kabul edemeyecek kadar güçlü görünmeye alışır. Bu yüzden kimse gitmeden kendisi uzaklaşır. Kimse reddetmeden ihtiyaçlarını geri çeker. Kimse onu hayal kırıklığına uğratmadan beklentilerinden vazgeçer. Sonra da bütün bunları kendi tercihi olduğuna inanarak yaşamaya devam eder. Önümüzdeki süreçte bazı ilişkilerin, maddi bağların veya geçmişten taşıdığın duygusal yüklerin sana gerçekte ne kadar güven verdiğini daha açık görebilirsin. Bir bağın sürmesi, onun sana iyi geldiği anlamına gelmeyebilir. Aynı şekilde bir şeyin sona ermesi de mutlaka güç kaybettiğin anlamına gelmez. Belki de artık kendine sorman gereken soru, hayatından kimin gideceği değil; kimse gitmesin diye bugüne kadar kendi içinde hangi kapıları kapattığın. Ve hatırla, kendine ait kalabilmek için herkesten uzak durmak zorunda değilsin. Bazen gerçek cesaret, birinin karşısında hiçbir şey kanıtlamadan, bütün ihtiyaçlarınla ve kırılganlığınla var olabilmektir.
1
3
1
25
4,830
Can Perimcek retweeted
#yeniay enerjisine doğru… Bırakmak, artık istemediğin şeylerden vazgeçmek değildir. Asıl bırakış, kalbinin bir parçası hâlâ orada kalmak isterken, ruhunun artık oraya ait olmadığını kabul edebilmektir. Çünkü insan bazen en çok, hâlâ sevdiği şeylerden uzaklaşırken büyür. İçinde bir yer hâlâ özlerken, bir başka yer artık aynı hikâyenin içinde kendisini kaybetmek istemez. Ve belki de olgunlaşmanın en sessiz, en derin acısı budur: Bir şeyin sana hâlâ güzel gelmesi, onun senin için hâlâ iyi olduğu anlamına gelmez. Bazı kapıları öfkeyle değil, sevgiyle kapatırsın. Bazı insanlardan sevgisiz kaldığın için değil, kendine duyduğun sevgiyi daha fazla eksiltmemek için uzaklaşırsın. Çünkü bazen kalbinin istediğiyle ruhunun ihtiyaç duyduğu şey aynı değildir. Ve insan, içindeki bütün parçalar aynı kararı versin diye beklediğinde, çoktan tamamlanmış bir hikâyenin içinde yıllarca yaşamaya devam edebilir. Oysa gerçek özgürlük, artık hiçbir şey hissetmemek değil; hissettiğin her şeye rağmen kendini terk etmemeyi seçebilmektir. Bırakmak, geçmişte sevdiğin şeyi inkâr etmek değil, gelecekte olacağın insana da sadık kalabilmektir. Ve bazen yaşamın senden istediği en büyük cesaret, kalbin hâlâ geriye bakarken ruhunla ileriye doğru yürüyebilmektir.. Şifa olsun 🩵
16
2
199
10,391
İLİŞKİ DÜNYAMIZA DAİR NELER KEŞFEDİYORUZ? Psikolojik astroloji, doğum haritasındaki yerleşimlere bakarak, kişinin bilinç dışında yer alan dinamikleri anlamaya ve ilişki dünyasında nasıl tezahür ettiklerini görmeye yardımcı olur. Bu yaklaşım, ilişki dünyamızdaki tekrarlayan temaların, çekimlerin, korkuların ve savunma mekanizmalarının kökenine ışık tutar. Bu yolculukta keşfettiğimiz bazı noktalar; 1. Bağlanma Stilleri ve Güven İhtiyacı Ay burcu ve ev yerleşimi, bireyin duygusal güvenlik arayışını ve bağlanma stilini temsil eder. Çocukluk deneyimlerinden kaynaklanan, ilişkilere yansıyan bilinçdışı korkular bu yerleşimden anlaşılabilir. Örneğin, Ay’ı sert açılar alan bir kişi, yakınlık arayışı içinde olsa da bir yandan duygusal savunma mekanizmalarını devrede tutabilir. 2. Çekim ve Projeksiyon Dinamikleri 7. ev (ilişkiler evi), başkalarına projekte ettiğimiz bilinç dışı özelliklerimizi temsil eder. Bu evdeki gezegenler ve yöneticiler, ilişkide karşı tarafta aradığımız veya eksik gördüğümüz yönleri açıklar. Örneğin, 7. evde Plüton varsa, kişi derin, tutkulu ama zaman zaman güç savaşlarına dönüşen ilişkilere çekilebilir. 3. Ego ve Sevgi Algısı Güneş ve Venüs yerleşimleri, kişinin sevgiye yaklaşımını ve ego ihtiyaçlarını şekillendirir. Bilinçdışı düzeyde kendimizi nasıl ifade ettiğimiz ve sevgiyi nasıl aldığımız bu yerleşimlerden görülebilir. Örneğin, Venüs’ün Koç’ta olması, bilinçdışında cesur ama bazen aceleci bir sevgi tarzını gösterebilir. 4. Gölgeler ve Karanlık Yanlar Plüton, kişinin bilinç dışında bastırdığı arzuları, güç savaşlarını ve karanlık yanlarını ortaya çıkarır. Bu gezegenler ve noktalar, özellikle ilişkilerde ortaya çıkan gölge yanları anlamada önemlidir. 5. Karmik Bağlantılar ve Ruhsal Öğrenimler Ay düğümleri, ruhsal evrimimizde ilişkilerin oynadığı rolü ve geçmiş yaşamdan taşıdığımız ilişki temalarını gösterir. Güney Düğümü geçmişten getirdiğimiz alışkanlıkları, Kuzey Düğümü ise ruhsal gelişim için öğrenmemiz gereken ilişki derslerini açıklar. Örneğin, Kuzey Düğümü Terazi’de olan bir kişi, ilişkilerde işbirliği yapmayı ve denge kurmayı öğrenmelidir. 6. Bilinçdışı Korkular ve Engeller 12. ev, kişinin farkında olmadığı ama ilişkilerine sızan bilinçaltı korkuları ve engelleri temsil eder. Buradaki gezegenler, kendimize itiraf etmekten çekindiğimiz ilişki temalarını gösterebilir..
2
12
5,833
Astroloji ile yakından ilgilenen Jung, hastalarının haritalarını kendi eliyle çizmiştir, ki birçok astroloğun yapamayacağı (benim de çünkü programlar bizim yerimize yapıyor) bir şeydir. Ve eşzamanlılık kavramından bahseder; rastlantıların aynı anda meydana gelmesi.. Ve astrolojinin eşzamanlılık ilkesi ile açıklanabileceğinden bahseder. Özellikle kendisine gelen hastaların tedavisinde, iyi tanımlanmış psikolojik bir durumda mutlaka bir Satürn ya da Uranüs transitinin olduğundan bahseder.. Psikolojik Astroloji 🌌🩵🎈
1
5
80
12,484
Can Perimcek retweeted
Solar return (Güneş dönüşü) haritası, bir kişinin doğum gününe yakın ( +- 2 gün ) bir zamanda, Güneş’in doğum haritasındaki pozisyonuna geri döndüğü an oluşturulan bir haritadır. Psikolojik astrolojide solar return haritası, o yıl boyunca bireyin odaklanacağı temaları, ruhsal gelişim alanlarını ve hayatındaki değişim potansiyellerini anlamak için bir araç olarak görülür. Solar return haritası, bireyin o yıl boyunca hangi psikolojik süreçlerden geçeceğini, hangi duygusal veya bilinçaltı konuların gündeme geleceğini anlamaya yardımcı olur. Örneğin, bir evdeki yoğun gezegen birikimi, kişinin o yıl o hayat alanına daha fazla odaklanacağını gösterebilir. Solar return haritası, kişinin kendini gerçekleştirme yolculuğunda hangi derslerle yüzleşeceğini işaret eder. Örneğin, Satürn’ün önemli bir konumda olduğu bir yıl, bireyin sorumluluklarla yüzleşmesi ve sınırlarını anlaması için fırsatlar sunabilir. Haritada Ay’ın konumu ve açıları, o yıl kişinin duygusal önceliklerini ve ihtiyaçlarını yansıtır. Bu, kişinin bilinçaltı kalıplarını fark etmesi ve kendini besleme yollarını keşfetmesi açısından önemlidir. Solar return haritası, psikolojik açıdan dönüşüm getiren yılları anlamada ipuçları sunar. Örneğin, Plüton’un güçlü bir konumda olduğu bir yıl, derin duygusal dönüşüm ve yeniden doğuş süreçleri tetiklenebilir. Solar return haritası, doğum haritası ile birlikte incelendiğinde daha anlamlı hale gelir. Özellikle psikolojik astrolojide, natal haritadaki derin kalıpların o yıl nasıl aktive olacağını gösterebilir. Bu, bireyin bilinçli farkındalığını artırarak seçimlerini daha bilinçli yapmasına yardımcı olur. Psikolojik astroloji, bireyin yaşamını bir mit olarak görür. Solar return haritası, bu mitolojinin o yılki bölümünde hangi hikayelerin yazıldığını gösterir. Bu, kişinin hayatındaki rolleri, mücadeleleri ve potansiyel kahramanlık yollarını anlamasına katkı sağlar. Haritadaki önemli vurgulardan bazıları; Yükselen Burç: Solar return yükseleni, o yıl bireyin dış dünyaya nasıl yaklaştığını ve hangi maskeyi taktığını gösterir. Güneş’in Yerleşimi: Güneş’in bulunduğu ev, o yılın merkezindeki tema ve dikkat edilmesi gereken ana yaşam alanıdır. Gezegen Açıları: Gezegenlerin birbirleriyle yaptığı açılar, kişinin içsel çatışmalarını veya destekleyici enerjilerini açığa çıkarır. Psikolojik astrolojide solar return haritası bir kehanet aracı olmaktan ziyade, bireyin kendi içsel dünyasını keşfetmesi ve bilinçli farkındalık geliştirmesi için bir rehberdir. Harita, o yılın enerjilerinden nasıl faydalanabileceğini ve hangi alanlarda büyüme fırsatlarının olduğunu anlamak için bir yol haritası sunar.. 🌌
5
29
1
582
519,332
Onedio okurları için cevapladım 🐣 Canııım @pelincini ‘ye 🩵 Tık tık ☀️👉🏻 amp.onedio.com/haber/sira-di…
1
3
1
87
211,147
#yeniay ( 9 Kasım - Akrep ) YÜKSELEN BALIK Ya bugüne kadar doğru bildiğin bazı şeyler, artık olmak istediğin insanın önündeki en büyük engelse? İnsan bazen bir düşünceye yalnızca doğru olduğuna inandığı için tutunmaz. O düşünce ona güven verir, yaşadıklarını anlamlandırmasını sağlar ve geleceğin belirsizliği karşısında bir yön duygusu kazandırır. Bu nedenle bazı inançlarımızı sorgulamak, yalnızca fikrimizi değiştirmek değil, yıllardır kendimizi güvende hissettiğimiz bir zeminden ayrılmak anlamına gelebilir. Önümüzdeki süreçte hayata bakış açını, geleceğe dair beklentilerini, eğitimle veya uzaklarla ilgili planlarını yeniden değerlendirebilirsin. Özellikle geçmişte sana yol gösteren bazı düşüncelerin bugün seni ne kadar özgür bıraktığını fark etmen önemli. Belki uzun zamandır yaşadığın her olayın ardında bir anlam arıyorsun. Karşılaştığın zorlukları bir ders, biten ilişkileri bir sınav, gerçekleşmeyen isteklerini ise henüz hazır olmadığının göstergesi olarak değerlendirmiş olabilirsin. Fakat bazen her deneyimi anlamlandırmaya çalışmak, o deneyimin sende bıraktığı duyguyu yaşamaktan uzaklaştırabilir. Bir şeyin neden yaşandığını anlaman, onun seni incitmediği anlamına gelmez. Bir insanı affedebilmen de onunla aynı yakınlığı sürdürmen gerektiğini göstermez. Özellikle başkalarından öğrendiğin doğrularla kendi deneyimlerinden ulaştığın sonuçlar arasındaki farkı daha açık görebilirsin. Ailenden, öğretmenlerinden, geçmiş ilişkilerinden veya manevi yolculuğundan taşıdığın bazı kabulleri yeniden sorgulamak isteyebilirsin. Burada mesele inandığın her şeyi terk etmek değil. Bir düşüncenin sana yol göstermesiyle, hayatındaki bütün ihtimalleri o düşüncenin sınırlarına göre belirlemen arasındaki farkı anlamak. Belki de uzun zamandır bir karar vermek için kendini tamamen hazır hissetmeyi bekliyorsun. Yanlış yapmamak, doğru zamanı kaçırmamak veya gelecekte pişman olmamak adına bazı adımlarını erteledin. Oysa hayatın bütün cevaplarını önceden bilmek mümkün değil. Kendine şu soruyu sor: Bugün geleceğimin nasıl şekilleneceğini bilmek zorunda olmasaydım, hangi hayalime doğru ilk adımı atardım? Hatırla, değişen düşüncelerin geçmişteki inançlarını değersizleştirmez. Bir zamanlar sana rehberlik eden bir bilgi, bugün başka bir anlayışa dönüşebilir. Kendini geliştirmek, her zaman daha fazla şey öğrenmek değildir; bazen öğrendiklerinin hangilerinin artık sana ait olmadığını fark etmektir. Belki de kaybetmekten korktuğun şey inancın değil; o inanç olmadan kendi yolunu bulamayacağını düşünmendir. Ve belki de artık hayatın sana ne anlatmaya çalıştığını sürekli çözmek yerine, kendi hayatınla ne yapmak istediğine daha fazla kulak vermenin zamanı gelmiştir.
1
8
3,400
#yeniay ( 9 Kasım - Akrep ) YÜKSELEN KOVA Bir gün kimse senden başarılı olmanı, güçlü görünmeni veya hayatında önemli bir yere ulaşmanı beklemese, yine de aynı hedeflerin peşinden gider miydin? Belki de uzun zamandır kendini gerçekleştirmekle kendini kanıtlamak arasındaki farkı düşünmeden ilerliyorsun. Bir şeyleri başarmak, kendi ayaklarının üzerinde durmak ve hayatında söz sahibi olmak senin için önemli. Fakat zamanla bazı hedeflerin, gerçekten istediğin şeyler olmaktan çıkıp başkalarının gözünde nasıl biri olduğunu belirleyen ölçülere dönüşmüş olabilir. Özellikle kariyerinde, toplum önündeki kimliğinde, mesleki ilişkilerinde ve geleceğe dair sorumluluklarında bazı sorgulamalar yaşayabilirsin. Bir zamanlar ulaşmak için çok çalıştığın bir konumun, bugün sana beklediğin tatmini vermediğini fark edebilirsin. Bu, yanlış bir yolda olduğun anlamına gelmez. Belki de artık başarıyı başka türlü tanımlamak istiyorsun. İnsan bazen başarısız olmaktan korktuğu için değil, başarılı olduğunda bile kendisini yeterli hissedemeyeceğini bildiği için sürekli yeni hedefler belirler. Bir basamağa ulaştığında hemen diğerini düşünür. Kendini kutlamadan yeni sorumluluklar üstlenir. Böylece hayatının büyük bir bölümünü henüz ulaşmadığı bir geleceğe aitmiş gibi yaşamaya başlar. Peki, bugün bulunduğun yere gelmek için verdiğin emeği gerçekten görebiliyor musun? İş hayatında otorite figürleriyle ilişkilerin, üstlendiğin görevler veya başkalarının senden beklentileri yeniden gündeme gelebilir. Özellikle güçlü ve bağımsız görünmek adına yardım istemediğin, fikrini değiştirmekten çekindiğin veya artık sana uygun olmayan bir sorumluluğu sürdürdüğün alanlara dikkat et. Bir başka önemli mesele de özel hayatınla dış dünyadaki kimliğin arasındaki mesafe. İnsanların seni başarılı, üretken veya kendinden emin biri olarak tanıması, senin her zaman böyle hissettiğin anlamına gelmez. Bazen herkesin takdir ettiği bir hayatın içinde bile kendine ait bir yer bulmakta zorlanabilirsin. Kendine şu soruyu sor: Bugün bütün unvanlarımı, başarılarımı ve insanların benim hakkımdaki düşüncelerini bir kenara bıraksaydım, hayatımda neyin kalmasını isterdim? Belki daha farklı bir mesleki yol, belki kendine ayıracağın daha fazla zaman, belki de yıllardır ertelediğin kişisel bir hayal… Hatırla, hayatında yeni bir yön seçmek geçmişte verdiğin emeği değersizleştirmez. Bir hedefe ulaşmış olman, sonsuza kadar aynı hedefin içinde yaşamak zorunda olduğun anlamına gelmez. Belki de artık kaybetmekten korktuğun şey başarın değil; başarılı insan kimliğinin dışında da sevilmeye, görülmeye ve değerli bulunmaya layık olduğuna inanmakta zorlanmandır. Çünkü insanın kendi hayatına sahip çıkması, yalnızca ne kadar yükseğe çıkabildiğiyle değil, çıktığı yerde gerçekten yaşamak istediği hayatı bulup bulamadığıyla da ilgilidir.
2
1
53
7,799