Ceylan retweeted
Asıl yaşam izi, Kızıl Gezegen Mars’ın kendisinde değil de uydularında mı saklı? 🔴
Fobos ve Deimos… Mars’ın bu iki küçük, gizemli uydusu, belki de aradığımız o kadim sırrın anahtarını tutuyor. 🗝️
Elon Musk tüm dikkatleri Mars’ı kolonileştirmeye çevirmişken, gerçek ilk temasın veya yaşamın fosilleşmiş izlerinin, o kayalık uyduların derinliklerinde bekliyor olma ihtimalini neden görmezden geliyoruz? 👽
Ceylan retweeted
📜 Kadim Sümer tabletleri, modern astrofiziğin en çarpıcı teorilerinden birini binlerce yıl önce mi tarif etmişti?
Metinlerde tanrıların anlık seyahat için kullandığı “GİR-NAR” (Hızlı Yol) kapılarından bahsedilir. Gökyüzünü delen bu tüneller, tam olarak Einstein-Rosen Köprüleri’nin (Solucan Delikleri) mitolojik yansımasıdır!
Binlerce yıllık bu anlatılar sadece bir tesadüf mü? Yoksa o kapılar hala aktif mi? Uzay-zamanın karanlık kıvrımlarından sessizce aramıza sızan bir şeyler olduğuna inanmak için çok mu geç… 🚪 👽
Çok samimi yediğim içtiğim ayrı düşmeyen bi arkadaşımla bugün tartıştık ve konuşmuyoruz artık
Ben Kürt o ise Türk
Maçımız var bugün dedim Galatasaray ve Amedspor maçı
Bana döndü dediki terörist takımı
Yıllardır arkadaşımı yanlış tanımışım
Benden yediklerini içtiklerini helal etmiyorum
Çevremde ve ailemde galatasaraylı olan herkes hem Galatasaraylı hem Amedsporlu
Amedspor gol atıyor seviniyorlar
Galatasaray gol atıyor yine seviniyorlar
Ceylan retweeted
1960’ta bir fizikçi, dünyanın sonunu matematikle hesapladı:
13 Kasım 2026, Cuma.
Heinz von Foerster’in “Kıyamet Denklemi” insanlığın sonsuzluğa ulaşacağı tarihi işaret ederken, Baba Vanga’nın 2026 kehanetleri de uzaylı teması ve küresel çatışmalarla aynı yıla odaklanıyor.
Biri denklem, diğeri kehanet.
İkisi de aynı takvim yaprağında buluşuyor. 👽
Peki sizce 2026 gerçekten bir dönüm noktası mı? Yoksa insanlık, belirsizlik dönemlerinde korkularını yeni tarihlere yazmaya devam mı ediyor?
#UFO #UAP
Ceylan retweeted
Anneannem yeşil rengi çok severdi
Annem bir gün hastane dönüşü yeşil renkli bir hırka gördü aldı anneanneme hediye etti o kadar çok sevdiki hırkasını sadece misafirliği gittiğinde yada evine misafir geldiğinde giyiyordu gözü gibi bakıyordu . Bir kış günü akşam saatinde annemin telefonu çaldı yengem ağlıyordu
Her sene, “Anne, doğum gününde ne istersin,” diye sorduğumda “Hiçbir şey istemiyorum kızım. Kendine bir şey al.”
“Çocukken buna hep inanırdım. ‘Bir şey istemiyor.’ derdim. Büyüyünce fark ettim, o cümle bir istek değil, bir annenin alışkanlığıymış.”
İlk maaşımı aldığım yıl yine aynı şeyi söyledi. “Boşuna masraf yapma.” Ama bu kez dinlemedim. Pahalı bir hediye de değildi. Sevdiği renkte, sıcacık bir hırka aldım.
Paketi uzattığımda, önce kızdı. “Niye para harcadın?” Sonra yavaşça açtı.
Hırkayı eline alır almaz yüzünde bir tebessüm oluştu. O gülümsemeyi hâlâ unutamıyorum. O akşam eve gelen herkese aynı cümleyi söyledi. “Kızım aldı.”
Her sene, “Anne, doğum gününde ne istersin,” diye sorduğumda “Hiçbir şey istemiyorum kızım. Kendine bir şey al.”
“Çocukken buna hep inanırdım. ‘Bir şey istemiyor.’ derdim. Büyüyünce fark ettim, o cümle bir istek değil, bir annenin alışkanlığıymış.”
İlk maaşımı aldığım yıl yine aynı şeyi söyledi. “Boşuna masraf yapma.” Ama bu kez dinlemedim. Pahalı bir hediye de değildi. Sevdiği renkte, sıcacık bir hırka aldım.
Paketi uzattığımda, önce kızdı. “Niye para harcadın?” Sonra yavaşça açtı.
Hırkayı eline alır almaz yüzünde bir tebessüm oluştu. O gülümsemeyi hâlâ unutamıyorum. O akşam eve gelen herkese aynı cümleyi söyledi. “Kızım aldı.”
Komşuya gösterdi. Teyzeme gösterdi. O gün hırkayı dolabına kaldırmadı. Ertesi sabah giydi.
İşte o gün anladım annemin “Bana bir şey alma.” demesi, hiçbir şey istemediği anlamına gelmiyormuş. O sadece bana yük olmak istemiyormuş. Çünkü anneler, çocuklarından hediye beklemez ama hatırlanmayı bekler.
Belki pahalı bir kolye değil, belki büyük bir sürpriz de değil. Sadece, “Anne, seni düşündüm.” cümlesini duymak isterler.
Bugün annem yine aynı şeyi söylüyor. “Bana bir şey alma.” Ben ise artık cevabını biliyorum. Çünkü bazı yalanlar, insanı kandırmak için söylenmez, sevdiğini yormamak için söylenir.
Sizin anneniz de “Bana hiçbir şey alma.” diyenlerden mi?
Ceylan retweeted
Erospilik yapan kadına hiç bir erkek yok demez .
Öğretmen bir arkadaşım nişanlıydı kızkardeşi ile beraber kalıyordu . Kız evlenecek o da okul bitince memlekete gidecekti .
Arada kızın nişanlısı eve gelip gidiyordu yemeğe kalırdı birgün ablanın aldığı perdeler gelmiş kardeşine evime götür eniştende gelecek takın demiş …
Annemin bir komşusu vardı, 1982 yılında askere gitmiş. Tam 20 ay askerlik yapmış. Dile kolay, 20 ay! Adam vatan görevindeyken karısı başka bir adama kaçmış. Askerden döndüğünde evini de eşini de yerinde bulamamış.
Şimdi düşünüyorum da, 20 ay boyunca ailesinden, eşinden, çocuğundan ayrı kalmak ne demek? Üstelik o yılların şartlarında haberleşmek bile öyle kolay değil.
This quoted post is unavailable.
Ceylan retweeted
Kızıl Gezegen’in ortasında… Bir kemik mi, yoksa milyonlarca yıllık bir fosil mi? 🔴
Mars’ın gizemli yüzeyinde, kızıl tozların arasında yatıyor bu esrarengiz yapı. Geçmişin bir tanığı mı, yoksa gezegenin bize anlatmadığı bir sırrı mı?
Bilim kurgu gibi görünen bu gerçek, evrenin hala çözemediğimiz en büyük gizemlerinden biri. Belki de cevaplar, tam da gözümüzün önünde, bu sessiz ve ıssız manzarada saklı… 👽
#UFO #UAP
Ceylan retweeted
Mezopotamya’nın kavrulan taşına kazınmış kadim bir gökyüzü… 🗿
Babil Kralı Nabonidus, elinde asası, başında heybetli tacıyla karşımızda. Ancak asıl büyü yukarıda: Venüs (İştar), Güneş (Şamaş) ve Ay (Sin).
MÖ 6. yüzyılda bir hükümdar, iktidarını gökyüzünün kadim tanrılarıyla ilişkilendirirken, insanlığın evrene yüklediği anlamları da taşa kazıyordu.
Biz bugün Mars’ın kızıl yüzeyinde yaşamın izlerini ararken, onlar Ay tanrısı Sin’in hilalinde, Güneş tanrısı Şamaş’ın ışığında ve İştar’ın yıldızında evrenin sırlarını okumaya çalışıyordu.
Gökyüzü hiçbir zaman yalnızca bir boşluk olmadı. Her çağda toplumların inançlarının, korkularının, umutlarının ve iktidar mücadelelerinin yansıdığı en büyük ayna oldu.
Taşlar sessiz, ama gökyüzü hala fısıldıyor… 🌒 🌟
Arkadaşım aynı apartmanda ev sahibinin oğluna âşık oldu. Ama bir görseniz, annesi tam bir felaket! Kadın, arkadaşım kiracı diye evin içine kadar karışır, kapısının önüne ne koyduğundan misafirinin kaçta geldiğine kadar her şeye laf ederdi. Oğlu annesinin bu huylarını bildiği için başta ilişkilerini gizli yaşadılar. Bir gün kadın ikisini apartmanın merdivenlerinde el ele yakaladı, kıyameti kopardı. “Benim evimde oturup bir de oğluma mı göz diktin? Seni bu binada barındırmam!” diye arkadaşımı herkesin içinde aşağıladı. Kızcağız o gün ağlaya ağlaya eve girdi ama oğlanın sevgisi öyle kolay vazgeçecek gibi değildi. Annesi ne kadar karşı çıktıysa da ikisi birbirinden kopmadı. Sonunda oğlan ailesinin karşısına geçip, “Ben bu kadınla evleneceğim, kabul etsen de etmesen de!” dedi. Kadın oğlunu evlatlıktan reddetmekle tehdit etti, akrabaları araya soktu, türlü oyunlar çevirdi ama ikisi de kararından dönmedi ve sonunda evlendiler.







