Devrim Partisi retweeted
İş cinayetinde yaşamını yitiren moto kurye Samet Özgül için Özel Ortadoğu Hastanesi önünde buluştuk.
AKP'nin düzeni emekçilerin canını hiçe sayıyor, emekçi ailelerinin adalet arayışını görmezden geliyor.
@sametozgulll
#SametÖzgülİçinAdalet
"Bin dokuz yüz on yedi
ikinciteşrin yedi...
Yumuşak ve derin
sesiyle Lenin:
"Dün erkendi, yarın geç
zaman tamam bugün," dedi.."
Ekim Devrimi eşitlik, özgürlük ve sosyalizm mücadelemize ışık tutmaya devam ediyor. Selam olsun şanlı Ekim'i yaratanlara!
#EkimDevrimi109Yaşında
Devrim Partisi Ankara İl Başkanı Şevket Çavuşoğlu:
Mekke Anlaşması'na evet demek Filistin'e daha fazla İsrail bombası düşmesine evet demektir.
Mekke Anlaşması'na evet demek kardeş Yemen halkının katledilmesine evet demektir.
Mekke Anlaşması'na evet demek bu ülkenin yoksul çocuklarının, emekçi çocuklarının farklı ülkelerde kralları korumak için, Suud Hanedanlığı'nı korumak için öldürülmesine evet demektir.
"Mekke İttifakı'na Hayır" demek için Ankara'da Sakarya Caddesi'nde buluştuk.
Bölgemizde emperyalizmi ve gericiliği tahkim etmek için gündeme getirilen Mekke İttifakı Anlaşması'na hayır diyoruz. Türkiye, Amerikan ekseninden kurtulmalıdır.
Ülkemizin ABD çıkarları doğrultusunda yönetilmesini reddediyoruz. Köle değil halkız. Emperyalizme ve gericiliğe karşı ayağa kalkacak, ABD’nin ülkemiz üzerindeki tahakkümünü kıracak, bölgenin onurlu halklarıyla birlikte emperyalizme ve Siyonizme karşı kavganın parçası olacağız.
Mekke İttifakı'na Hayır
Ankara - Sakarya Caddesi
6 Kasım Cuma
19.00
Bölgemizde emperyalizmi ve gericiliği tahkim etmek için gündeme getirilen Mekke İttifakı Anlaşması'na hayır diyoruz. Türkiye, Amerikan ekseninden kurtulmalıdır.
Ülkemizin ABD çıkarları doğrultusunda yönetilmesini reddediyoruz. Köle değil halkız. Emperyalizme ve gericiliğe karşı ayağa kalkacak, ABD’nin ülkemiz üzerindeki tahakkümünü kıracak, bölgenin onurlu halklarıyla birlikte emperyalizme ve Siyonizme karşı kavganın parçası olacağız.
Mekke İttifakı'na Hayır
Devrim Partisi Genel Sekreteri Ercan Bölükbaşı:
"Tutturmuşlar bir Mekke İttifakı.
Ne için?
Kardeş Yemen halkına karşı, Suud Hanedanlığı ile bir olmak için.
Askerimizi kral korumak için göndermeye hazırlanıyorlar.
Biz padişahı ülkemizden boşuna mı defettik?
Başka kralları korumak için mi cumhuriyet kurduk?"
Foncu AKP’nin can simidi Sarıgül
Geride bıraktığımız haftanın önemli gelişmelerini değerlendirdiğimiz "Haftalık" yeni sayısıyla yayında:
Sarıgül istisna değil, düzen siyasetinin kendisi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 16 Ekim’de duyurduğu "Sarıgül soruşturması", iki Alman vatandaşının şikâyetiyle başladı ve kısa sürede Erzincan milletvekili Mustafa Sarıgül’ün çevresini saran geniş bir dosyaya dönüştü. Dosyada 80 milyon avroluk bir yatırım sözleşmesi ve 1 milyar avroluk bir fonun yurtdışına çıkarılması vaadi iddiaları yer alıyor. Gizli tanık anlatımları ise Sarıgül’ün Şişli Belediye Başkanlığı dönemindeki imar işlemlerine ve Altınbaş ailesine uzanıyor. Eski yakın korumasının cinsel saldırı suçlaması da soruşturma kapsamında gündeme geldi.
Oysa Sarıgül’ün sicili bu dosyadan çok daha eskiye uzanıyor. Şişli Belediye Başkanlığı döneminde imar usulsüzlüğü ve rüşvet iddialarıyla anılan yıllar, 2004'te 46 kaçak yapıya göz yumulduğu gerekçesiyle verilen soruşturma izni, ihraç edildiği partiye geri dönüşü ve kurup bıraktığı hareketler bu geçmişin parçaları. Bu sicile rağmen Sarıgül her seçim döneminde düzen muhalefetinin “halka dokunan”, “sahada çalışan” adayı olarak parlatıldı. Üstelik Gezi Direnişi’nde AKP’ye karşı ayağa kalkan halka birkaç ay sonra “çare” diye sunulan isim de 2014 yerel seçimlerinde İstanbul adayı yapılan Sarıgül’dü.
Düzen muhalefetinin inandırıcılığını yitirmesinin nedeni de burada yatıyor. AKP’nin yağma ve rant düzenine karşı çıktığını söyleyen bir muhalefet, aynı düzenin en tanıdık yüzlerini kendi saflarında tuttukça iktidardan ayrışamıyor. Nitekim aynı dosyada oğlu Emir Sarıgül’ün şirketinin yönetim kurulunda oturan bir AKP il başkan yardımcısının adı da geçiyor. Söz konusu rant olunca iktidarla muhalefet arasındaki sınır çoktan silinmiş görünüyor. Sarıgül dosyası hakkında AKP yargısının ne karar vereceğini zaman gösterecek. Ancak onun gibi isimleri umut diye halka sunan siyaset hakkında hüküm çoktan verildi. Bu kısır döngüden çıkış, düzenin rafından yeni bir “çare” seçmekten değil, düzenin kendisini karşıya alan örgütlü bir mücadeleden geçiyor.
Köle değil halkız, Cumhuriyet’i kazanacağız
Cumhuriyet’in ilanının 103. yıl dönümünde Devrim Partisi ve Fikir Kulüpleri Federasyonu, “Köle değil halkız, Cumhuriyet’i kazanacağız” sloganıyla İstanbul, Ankara ve Eskişehir’de eylem düzenledi. Sermaye grupları ise 29 Ekim’i yine reklam malzemesine çevirdi. Bunlardan biri yıldönümünü “Senede bir gün” şarkısıyla kutladı. Şarkının adı, bu kutlamaların gerçeğini de anlatıyor. Senede bir gün bayrak açanlar, yılın geri kalanında işçiyi sömürüyor ve Cumhuriyet’i yıkanların yanında hizalanıyor. Nostalji satan reklamların amacı, Cumhuriyet hâlâ varmış gibi yaparak yağmayı ve talanı sürdürmek.
Oysa emperyalist işgale karşı Mustafa Kemal önderliğinde verilen Kurtuluş Savaşı’nın ardından kurulan Cumhuriyet bugün yok. Onun yerine ABD planına bağlı bir “Yeni Osmanlı” isteniyor. Bu düzende itiraz eden yurttaşa yer yok, köle ve tebaa aranıyor. Karşı-devrim iktidarı ülkemizi emperyalistler için savaşa hazırlıyor; geleceğimiz, canımız ve emeğimiz kapalı kapılar ardında pazarlık konusu yapılıyor. Ekonomi uluslararası tekellerin oyuncağına dönmüş durumda. Milyonlarca genç ve çocuk tarikatların, çetelerin ve sermayenin pençesine bırakılıyor. Ses çıkaranlara yargı sopası sallanıyor, iktidarın suçlarını ortaya çıkaran gazeteciler tutuklanıyor, basın organlarına kayyum atanmaya çalışılıyor. Çünkü karşı-devrim, halksız bir siyaset ve yalnızca tabelada kalan bir Cumhuriyet istiyor.
Bu yüzden Cumhuriyet mücadelesi senede bir güne sığmıyor. İş yerinde sömürülen işçi, tarikat yurduna itilen çocuk, sokakta güvende olmayan kadın bu mücadelenin neden zorunlu olduğunu her gün yaşayarak görüyor. Halk yıllardır sokaklarda, yıllardır direniyor. Ancak cumhuriyetçilik kılığında AKP’ye hizmet edenler saflarımızda olduğu sürece bu direniş kazanamaz. Bu kavga hamasetle ve düzen muhalefetiyle verilemez. İhale peşinde koşanlara, patronlara yaltaklananlara, emperyalizmle işbirliği yapanlara ve tarikatlara şirin görünmeye çalışanlara bu saflarda yer yok. Cumhuriyet’i halk olarak kurduk, şimdi yeniden halk olma zamanı. Köle değil halkız, Cumhuriyet’i kazanacağız.
Azerbaycan-Türkiye gerilimi: Amerikancıların kardeş kavgası
Azerbaycan-Türkiye hükümetleri arasındaki gerilim, AKP iktidarının tavizlerine rağmen yatışmıyor. Haftalardır yatışmayan ve Karabağ savaşından İsrail'le ilişkilere bir dizi tartışma konusunu da içererek süren gerilimin Azerbaycan yönetiminin farklı başlıklardaki "alınganlığı"nın çok ötesinde olduğu açık. AKP'lilerin Türkiye içinde fazlasıyla istismar ettikleri "28 Şubat" umacısı ile bölgesel konularda nezaketten ve gerçekçilikten uzak tavırları tetikleyici olsa da söz konusu gerilimin daha karmaşık bir tablonun parçası olduğu ve iki yönetim arasındaki somut görüş ayrılıklarını yansıttığı görülebiliyor.
Bölgede açıkça Amerikan ekseninde yer alan ve iki ülke halkı arasındaki tarihi ve kültürel bağları da bu ekseni pekiştirmek için avantaja çevirmeye çalışan bu iki yönetim, Amerikan eksenindeki iç rekabette farklı taraflara düşebiliyor.
AKP iktidarının Amerikancılığı tartışmasız bir gerçektir ve NATO zirvesinden Mekke İttifakı'na uzanan süreçte bölgede ABD'nin ana taşeronu haline gelmek için hamleler yapmakta olduğu ortadadır. Keza Aliyev yönetimi de bu ülkenin hem Rusya hem de İran'la tarihi bağlarını da zorlayacak şekilde Azerbaycan'ı ABD ve İsrail'in operasyon merkezine dönüştürme yolundadır. Kafkasya'da büyük stratejik önemi olacak Zengezur Koridoru'nu ABD'ye ipotek ederek "Trump Koridoru" haline getirmede ve soykırımcı İsrail'in petrol-doğalgaz başta olmak üzere ihtiyaç duyduğu tüm ürünlere erişimini temin etmede işbirliği yapan Erdoğan ve Aliyev yönetimleri, bölgede ABD ekseninin iç dengelerine dair ise farklı tercihlere sahiptir. AKP iktidarı İsrail'den rol çalarak bölgede ABD'nin ana taşeronu haline gelmeye çalışırken Azerbaycan'ı yanında görmek istemekte, Aliyev yönetimi ise İsrail ekseninde kalmayı tercih etmektedir. Farklı bir denklemde ülke içinde dinci gericilik tehdidi ilgili olabilecek önlemler, Azerbaycan'ı özellikle İran'dan uzaklaştırmanın bahanesi olarak gündeme getirilmektedir. Azerbaycan'da iktidar güdümündeki medyanın AKP iktidarına dair eleştirel değerlendirmelerini Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin 100 yılı aşkın tarihini mahkum edecek şekilde genişletmeyi tercih etmesi de soykırımcı İsrail'e jest olarak anlam kazanmaktadır.
Bölge ülkelerinin egemenlik hakları tartışma konusu edilemez. Türkiye, Azerbaycan ve tüm bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik tehdidin kaynağı emperyalizmdir. Bölge halkları ABD ve İsrail'i işbirlikçileriyle birlikte bölgeden kovarak eşit, özgür, bağımsız bir geleceğe yürüyecek güce ve birikime sahiptir.
Devrim Partisi MYK Üyesi Özgür Savaşçıoğlu, ideo’da yazdı.
Marx ve cumhuriyetçilik: Gerçekten bir tartışma var mı?
ideo.org.tr/kose-yazilari/ma…
ideo Genel Yayın Yönetmeni Özgür Savaşçıoğlu:
"Gazeteciliğe saldırıyorlar çünkü halka saldırmak, halkın haber alma hakkına saldırmak istiyorlar. Çünkü halksız bir siyaset istiyorlar."
Devrim Partisi Genel Sekreteri Ercan Bölükbaşı:
"Önce halk olduğumuzu kendimiz hatırlayacağız. Sonra dosta, düşmana bizzat hatırlatacağız."
📌 Eskişehir Cumhuriyet Yürüyüşü
Emperyalistlere, sermayeye, çetelere, tarikatlara karşı "Köle Değil Halkız Cumhuriyet’i Kazanacağız" diyerek Köprübaşı'ndan Ulus Anıtı'na yürüdük.
Ses çıkarana yargı sopası sallayan, her itirazı bir suç torbasına koyan düzeninizi kabul etmiyoruz. Bugün suçsuz yere tutukladığınız, tehdit ettiğiniz herkesin hakkını alacağı günlerin geleceğini biliyoruz.
Yaşasın Devrim
Yaşasın Cumhuriyet
📌 İstanbul Cumhuriyet Yürüyüşü
Emperyalistlere, sermayeye, çetelere, tarikatlara karşı "Köle Değil Halkız Cumhuriyet’i Kazanacağız" diyerek Süreyya Operası'ndan Kadıköy Rıhtım'a yürüdük.
Ses çıkarana yargı sopası sallayan, her itirazı bir suç torbasına koyan düzeninizi kabul etmiyoruz. Bugün suçsuz yere tutukladığınız, tehdit ettiğiniz herkesin hakkını alacağı günlerin geleceğini biliyoruz.
Yaşasın Devrim
Yaşasın Cumhuriyet
📌 Ankara Cumhuriyet Yürüyüşü
Emperyalistlere, sermayeye, çetelere, tarikatlara karşı "Köle Değil Halkız Cumhuriyet’i Kazanacağız" diyerek Esat'tan Kuğulu Park'a yürüdük.
Ses çıkarana yargı sopası sallayan, her itirazı bir suç torbasına koyan düzeninizi kabul etmiyoruz. Bugün suçsuz yere tutukladığınız, tehdit ettiğiniz herkesin hakkını alacağı günlerin geleceğini biliyoruz.
Yaşasın Devrim
Yaşasın Cumhuriyet
Cumhuriyet'i 103 yıl önce kurma iradesi gösteren halkımızı selamlıyoruz.
Emperyalist işgale karşı Mustafa Kemal önderliğinde verilen Kurtuluş Savaşı'nın ardından kurulan Cumhuriyet bugün ne yazık ki yok.
ABD tarafından açıkça ifade edildiği biçimde, bize Cumhuriyet fazla görülüyor.
Yerli işbirlikçileri buna Yeni Osmanlı diyor.
Artık burada bir halk değil, ABD’nin planı için çalışan köleler aranıyor. İtiraz edecek yurttaş değil, Osmanlı’ya tebaa aranıyor.
Yargıyı sopa yapmışlar. Emir kullarının elinde sorgusuz sualsiz halka doğru savuruyorlar. “Köle olacaksınız; size hak, hukuk yok” diyorlar.
Ülkemizi emperyalistler için savaşa hazırlıyorlar. Kapalı kapılar ardında konuşulanlardan birkaç kişi dışında kimsenin haberi olmuyor. Halk için yapıldığı söylenen, halktan kaçırılıyor. Ülkenin geleceği, canımız, emeğimiz… “Hepsi bu üç beş kişinin pazarlığına bakar”, diyorlar.
Daha lise yıllarından itibaren gençler hem ucuz işgücü hem de emperyalizme canı pazarlanacak kul, köle olarak görülüyor. Milyonlarca genç ve çocuk ya tarikatın eline ya bir çetenin pençesine ya da sermayenin esareti altına alınıyor.
Eğitim hakkı, sağlık hakkı, barınma hakkı; yani yurttaşlık hakları… Bunlar sadece bir halkın talebi ve hakkı olur. Kulun, kölenin, tebaanın değil.
Biz ülkemizi de yurttaşlığımızı da mücadeleyle kazandık.
Biz, kapalı kapılar arkasında bizi hesaba katmayıp padişahtan ülkeyi satın alacağını düşünenlere halkın neleri değiştireceğini gösterdik.
Şimdi tekrar halk olma zamanı.
Mücadelenin içinde halk olduğumuzu hatırlar, hatırlatırız.
Emekçisiyle, kadınıyla, genciyle Cumhuriyet’i ancak tekrar böyle kazanırız.
Halkız!
Kapalı kapılar ardında yürüttüğünüz, bizden kaçırdığınız Yeni Osmanlı pazarlığıyla ABD planını uygulamanıza izin vermeyeceğiz. Cumhuriyet’i size teslim etmeyecek, kazanacağız.
Halkız!
Para için değil, onurumuz için yaşıyoruz. Bize dayattığınız hayat köle hayatı. Kabul etmeyeceğiz, insanca bir yaşamı kazanacağız.
Halkız!
Çetelerin, tarikatların pençesinde yitirdiğimiz çocuklarımızın; üzerini örttüğünüz cinayetlerin peşini bırakmayacağız. Ellerimizde çocuklarımızın fotoğrafıyla üzerinize yürümeye devam edeceğiz. Hesabını soracağız.
Halkız!
Ses çıkarana yargı sopası sallayan, her itirazı bir suç torbasına koyan düzeninizi kabul etmiyoruz. Bugün suçsuz yere tutukladığınız, tehdit ettiğiniz herkesin hakkını alacağı günlerin geleceğini biliyoruz.
29 Ekim’de meydanlarda bir araya geliyoruz.
Köle değil halkız.
Cumhuriyet’i kazanacağız.
devrim.tr/kole-degil-halkiz/
Köle değil halkız
Cumhuriyet’i kazanacağız.
ABD tarafından açıkça ifade edildiği biçimde, bize Cumhuriyet fazla görülüyor.
Yerli işbirlikçileri buna Yeni Osmanlı diyor.
Artık burada bir halk değil, ABD’nin planı için çalışan köleler aranıyor. İtiraz edecek yurttaş değil, Osmanlı’ya tebaa aranıyor.
Yargıyı sopa yapmışlar. Emir kullarının elinde sorgusuz sualsiz halka doğru savuruyorlar. “Köle olacaksınız; size hak, hukuk yok” diyorlar.
Ülkemizi emperyalistler için savaşa hazırlıyorlar. Kapalı kapılar ardında konuşulanlardan birkaç kişi dışında kimsenin haberi olmuyor. Halk için yapıldığı söylenen, halktan kaçırılıyor. Ülkenin geleceği, canımız, emeğimiz… “Hepsi bu üç beş kişinin pazarlığına bakar”, diyorlar.
Daha lise yıllarından itibaren gençler hem ucuz işgücü hem de emperyalizme canı pazarlanacak kul, köle olarak görülüyor. Milyonlarca genç ve çocuk ya tarikatın eline ya bir çetenin pençesine ya da sermayenin esareti altına alınıyor.
Eğitim hakkı, sağlık hakkı, barınma hakkı; yani yurttaşlık hakları… Bunlar sadece bir halkın talebi ve hakkı olur. Kulun, kölenin, tebaanın değil.
Biz ülkemizi de yurttaşlığımızı da mücadeleyle kazandık.
Biz, kapalı kapılar arkasında bizi hesaba katmayıp padişahtan ülkeyi satın alacağını düşünenlere halkın neleri değiştireceğini gösterdik.
Şimdi tekrar halk olma zamanı.
Mücadelenin içinde halk olduğumuzu hatırlar, hatırlatırız.
Emekçisiyle, kadınıyla, genciyle Cumhuriyet’i ancak tekrar böyle kazanırız.
Halkız!
Kapalı kapılar ardında yürüttüğünüz, bizden kaçırdığınız Yeni Osmanlı pazarlığıyla ABD planını uygulamanıza izin vermeyeceğiz. Cumhuriyet’i size teslim etmeyecek, kazanacağız.
Halkız!
Para için değil, onurumuz için yaşıyoruz. Bize dayattığınız hayat köle hayatı. Kabul etmeyeceğiz, insanca bir yaşamı kazanacağız.
Halkız!
Çetelerin, tarikatların pençesinde yitirdiğimiz çocuklarımızın; üzerini örttüğünüz cinayetlerin peşini bırakmayacağız. Ellerimizde çocuklarımızın fotoğrafıyla üzerinize yürümeye devam edeceğiz. Hesabını soracağız.
Halkız!
Ses çıkarana yargı sopası sallayan, her itirazı bir suç torbasına koyan düzeninizi kabul etmiyoruz. Bugün suçsuz yere tutukladığınız, tehdit ettiğiniz herkesin hakkını alacağı günlerin geleceğini biliyoruz.
29 Ekim’de meydanlarda bir araya geliyoruz.
Köle değil halkız.
Cumhuriyet’i kazanacağız.
📍İstanbul - Kadıköy Süreyya Operası - 16.00
📍Ankara - Esat Dörtyol - 16.00
📍Eskişehir - Köprübaşı - 17.00
devrim.tr/kole-degil-halkiz/
Halkız!
Kapalı kapılar ardında yürüttüğünüz, bizden kaçırdığınız Yeni Osmanlı pazarlığıyla ABD planını uygulamanıza izin vermeyeceğiz. Cumhuriyet’i size teslim etmeyecek, kazanacağız.
Halkız!
Çetelerin, tarikatların pençesinde yitirdiğimiz çocuklarımızın; üzerini örttüğünüz cinayetlerin peşini bırakmayacağız. Ellerimizde çocuklarımızın fotoğrafıyla üzerinize yürümeye devam edeceğiz. Hesabını soracağız.
29 Ekim’de meydanlarda bir araya geliyoruz.
📍İstanbul - Kadıköy Süreyya Operası - 16.00
📍Ankara - Esat Dörtyol - 16.00
📍Eskişehir - Köprübaşı - 17.00
devrim.tr/kole-degil-halkiz
Halkız!
Para için değil, onurumuz için yaşıyoruz. Bize dayattığınız hayat köle hayatı. Kabul etmeyeceğiz, insanca bir yaşamı kazanacağız.
29 Ekim’de meydanlarda bir araya geliyoruz.
📍İstanbul - Kadıköy Süreyya Operası - 16.00
📍Ankara - Esat Dörtyol - 16.00
📍Eskişehir - Köprübaşı - 17.00
devrim.tr/kole-degil-halkiz/




























