Pinned Tweet
Kaz Dağlarında günbatımı. (Fotoğraf sonbaharda çekilmiştir. Güneş kışın biraz daha güneybatıdan veda ediyor.)
Homeros'un "bin pınarlı İda" diye anlattığı bu güzelim dağlara bir avuç altın için kıymayın ağalar, beyler!
Karamazov Kardeşler, bir romanın birinci bölümü olarak tasarlanmış. Romanın baş karakteri, üç kardeşten en küçüğü (Alyoşa) olacaktı. Ama Dostoyevski ikinci bölümü yazamadı. Keşke yazabilseydi. Alyoşa'nın sonraki yaşamını okumak ilginç olurdu.
Tüm zamanların en başarılı romanları arasında sayılan Karamazov Kardeşler Dostoyevski’nin kaleme aldığı son büyük eseri ve başyapıtıdır.
iletisim.com.tr/kitap/karama…
Bir bahar saati kadar aydınlık,
Kalbe ümit kadar yakın ve ürkek,
Bir sabah vaktiydi geldin gülerek...
Saçların dağınık, göğsün açıktı,
Yüzün sade lezzet, sade ışıktı,
Bir çoban rüyası kadar güzeldin,
Bir sabah vaktiydi gülerek geldin.
(Tanpınar'ın yayımlanmamış bir şiiri, s.42)
"ey gökyüzüne uçmak için yaratılan insan,
niçin düşüyorsun en ufak bir rüzgârda?" (çev. Rekin Teksoy)
— Dante Alighieri, İlâhî Komedya, Âraf, Kanto XII, 95-6
[İngilizce paylaşımda "Inferno" ("Cehennem") yazmışlar, ama bu sözler "Purgatorio/Âraf" bölümünde geçer.]
İvan Ayvazovski, "Çeşme Muharebesi", 1848
Rus donanması 1770'te binlerce mil dolanıp Çeşme'ye gelmiş, oradaki Osmanlı donanmasını bir gecede yakıp kül etmiş. Tarihimizin acı sayfalarından biri.
"Hiçbir zaman şu son günlerde olduğu kadar ölüme yakın olmadım, âdeta bana bir teselli hissi veriyor öleceğimi düşünmek. Başka şeylerden korkuyorum. Zaten bütün ömrüm korku içinde geçiyor."
Ahmet Kutsi Tecer'e 29.01.1936 tarihli mektup (Kültür Bakanlığı, 1974, s.11)
"Çocuklarımızı muayyen yaşlara kadar okutmayı âdet edindik. Bu çok güzel bir şey! Fakat günün birinde bu mektepler sadece işsiz adam çıkaracak, bir yığın yarı münevver hayatı kaplayacak... O zaman ne olacak?"
Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur (s. 237, İhsan'ın sözleri)
Vincent van Gogh, mektuplarından.
2.000 kadar sanat eseri yaptı ve sağlığında yalnızca bir tane yağlıboya tablo (Kırmızı Üzüm Bağı) sattığı söylenir.
"İlerde bir değerim olursa, şimdi de var demektir. İnsanlar ilk başta onun bir ot olduğunu söyleseler de buğday buğdaydır."
Brecht'in "Çözüm" (1953) şiirinde dediği gibi, lağvedin bu halkı, seçiverin kendinize yeni bir halk!
Nasıl bir kafadır bu?
You’re unable to view this Post because this account owner limits who can view their Posts. Learn more
"Garip değil mi? İnsan hayâtı sonunda sesten başka hiçbir şeyi benimsemiyor, hepsinin üstünden geçer gibi yaşıyoruz, ancak dokunuyoruz. Fakat şiirde, musikide..."🎼
Mümtaz'ın sözleri (s. 164)
"O Fortuna/ velut luna/ statu variabilis,/ semper crescis/ aut decrescis;/ vita detestabilis/ nunc obdurat/ et tunc curat/ ludo mentis aciem..."
"Ey Kader/ ay gibi değişkensin,/ hep büyür veya hep küçülürsün;/ menfur hayat,/ keyfine göre/ ilkin kahreder,/ sonra avutur..."
Romanın başlıca iki karakteri Mümtaz ve İhsan'dır ve bunlar amca çocuklarıdır; başka bir deyişle kuzendirler. Ama ilginçtir ki Tanpınar ilkinden diğerinin YEĞENİ olarak söz ediyor. Dalgınlık eseri olsa gerek, ama bağışlanamaz bir hata.
Tanpınar'ın azıcık savruk bir dili var: "ÂDETA SANKİ komşular işitmesin, görmesin diye..." (s.138)
Mümtaz'dan İhsan'ın YEĞENİ olarak söz ediyor.
Bir de dilimize girmemiş Frenkçe kelimeleri kullanmaya pek meraklı: "erüdisyon" (derin bilgi), "fine napoléon" (bir çeşit konyak)...
Lev Tolstoy, arabasını yolun kenarına çektirir ve tarlayı sürmekte olan bir çiftçiye sorar:
– Arkadaş, yarın öleceğinden emin olsaydın bugün ne yapardın?
– Tarlamı sürmeye devam ederdim, diye karşılık verir çiftçi.
"Kaplar onun ışığı tüm yeryüzünü,
gökyüzündeki ölümsüz bir baştan bir başa dolaşarak çıktığında.
Işıl ışıl aydınlanır dünya onun parlak ışığıyla ve ışır karanlık hava.
Altın tacıyla, onun ışıkları aydınlatır havayı..."
🎨 "Selene" (1874), Jules Louis Machard
"... şiir, söylemekten ziyâde bir susma işidir. İşte o sustuğum şeyleri hikâye ve romanlarımda anlatırım."
Antalyalı genç kıza mektuptan






























