24.Dönem Adıyaman, 25 ve 26. Dönem İstanbul AK Parti Milletvekili//Demokrasi ve Birlik Derneği (DEMBİR DER) Genel Başkanı

Joined December 2014
Biz Erdoğan’ın kendisini sevdik. Davasını sevdik. Biz Cumhurbaşkanı veya Başbakan Erdoğan’ı değil Erdoğan’ın kendisini sevdik. O yüzden Erdoğan’ı yalnız bırakmadık, bırakmayız. Biz gücünden dolayı Erdoğan’ı sevmedik ki, AK Parti hükümette olduğu için AK Partili olmadık ki Erdoğan güç kaybedince Erdoğan’dan vazgeçelim, AK Parti dışında başka arayışlara yönelelim. Bizim AK Partililiğimiz Reis’ten dolayıdır. Güç için Reis’e yanaşanlar başka yere gidebilirler ama biz Reis varolduğu sürece hep onu sevmeye ve onun yanında olmaya devam edeceğiz. 15 Temmuz’da ölüm karşısında yalnız bırakmadığımız Reis’i bir yenilgi karşısında bırakıp gidenlerden olmayız. 15 Temmuz’da Reis’i yalnız bırakıp sırra kadem basanları eleştirdiğimiz gibi bugün de Reis’e kaybettirenleri ve AK Parti’mizi bu hale düşürenleri eleştiriyoruz. Biz hiç kimsenin yüzüne dahi bakmadığı o en güçsüz dönemindeki Erdoğan’ı sevdik. O gün de yanındaydık. Bugün de yanındayız. Yarın da yanında olacağız. Monşer zihniyetlilerin, millete tepeden bakanların, millete rağmen siyaset yapanların, milletle bağını koparanların, sahada kibirle dolaşanların gayrı Reis’e ve partimize zarar vermelerine izin vermemeliyiz. Reis’e ve partimize ilk günkü aşkla ve inançla sahip çıkmaya davet ediyorum herkesi. Göreceksiniz düştüğümüz yerden doğrulacak, milletimizin verdiği mesajdan çıkaracağımız derslerle yeni bir başlangıç yapıp eskisinden çok daha güçlü hale geleceğiz. Ben buna yürekten inanıyorum. O yüzden köklü değişim şart diyorum.
60
807
167
3,889
1,640,777
Bu bir süreç. Dinamik bir süreç. Bazen inişli-çıkışlı olması sürecin doğası gereğidir. Kanlı bir sorunun çözümünde iki şey belirleyici önemdedir: Güven ve sabır. Güven somut adımlarla inşa edilir. Sabır, güven olduktan sonra çözüme katkı sağlar. O yüzden güveni inşa edecek somut adımlar atmak lazım. O adımlar görüldüğünde sabır meyvesini verir. Güven oluşmazsa sabırsızlık, süreç bozguncuları için enfekte edici zeminin oluşmasında önemli rol oynar. Güveni sarsacak ve sabrı tüketecek belirsizlikler ve hareketsizliklerden kaçınmak, sürecin başarısı için farzdır.
1
10
542
Kış bastırmadan dağdan inişler başlamalı. Atılması gereken somut adımlar atılmalı. Dağdan inişlere yurtdışından gelişler de eşlik etmeli. İnanıyorum ki Cumhurbaşkanımız ve Hükümetimiz gerekeni yapacaktır. Az kaldı. Öcakan’ın süreçteki rolü bellidir. Sayın Bahçeli’nin dediğinin dışına çıkan her söylem, sorundan beslenen söylemdir. Gereksiz ve zararlı tartışmaları geride bırakmamız lazım. Süreç için ne gerekiyorsa yapılacaktır. Az kaldı.
1
5
2
46
7,053
Mehmet Metiner retweeted
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası önemli açıklamalarda bulundu.
517
213
11
500
129,917
Mehmet Metiner retweeted
Coğrafyamızın tamamında ihtilafları azaltmanın, ittifakları büyütmenin samimi çabası içindeyiz. Türkiye olarak ne Libya’da ne de başka bir İslam beldesinde artık ayrılık, gayrılık görmek istemiyoruz. İnşallah bu arzumuz, Libya’da da kuvveden fiile geçecektir. Türkiye, bunun için tüm aktörlerle diyalog içinde olmaya devam edecektir.
946
1,497
28
4,122
161,505
Mehmet Metiner retweeted
Cumhuriyetimizin 103’üncü yıl dönümünü Türk dünyasından seçkin konuklarımız ile büyük bir coşkuyla kutlayacağız. 30 Ekim Cuma günü, aile meclisimiz olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatının 13’üncü zirvesine Ankara’da ev sahipliği yapacağız. Türk dünyası olarak sarsılmaz kardeşliğimize dinamit koymak isteyenlerin karşısına inanıyorum ki yine birlik ve beraberlikle dikileceğiz.
882
1,453
46
3,947
184,278
Birbirimize güvenerek hem birbirimizin hem ülkemizin sahibi oluruz. Tarihi fırsatı tarihi kazanıma dönüştürmenin tam vaktidir.
DEMBİR-DER Genel Başkanımız Sayın @MetinerBasin: “Silah yerine siyaseti ve hayatı ikame eden yeni bir akla acilen ihtiyacımız var.”
2
19
2,057
Süreç karşıtlığını bayraklaştıran bir zihnin temsilcisine en anlamlı cevabı vermişsin sziz dostum. Anlayan için her şey sözlerinde saklı. Tebrikler👏
İstanbul Barosu’nun 128. Olağan Genel Kurulunda başkanlık seçimleri yapıldı. Yaklaşık 70 bin avukatın kayıtlı olduğu Baro’da,Terörsüz Türkiye sürecini sakıncalı bulan Sayın Ümit Kocasakal 9 bin 686 oy alarak kazandı. Sayın Kocasakalın , TBMM’de 467 Milletvekilinin oylarıyla kabul edilen 7595 sayılı Kanunla ilgili derin ve kadim bilgilerini dinleyelim. “Görüldüğü üzere sözde “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi”ne dair kanun teklifini yalnızca kendi içinde ele almak ve değerlendirmek hatalı olup bu yalnızca bir girizgâhtır ve amaç öncelikle toplumsal tepkiyi yumuşatmak ve asıl amaca zemin hazırlamaktır.” Vay be helal olsun… Kanun dediğin böyle yorumlanmalı yasa koyucunun asıl niyeti işte böyle okunmalı.! Baroya kayıtlı 7 Avukat’tan birinin oyunu alarak meslek kuruluşunun başkanı olmak kolay mı.?
3
4
119
16,982
Tebrikler kardeşim👏👏👏
TERÖRSÜZ TÜRKİYE: YENİ BİR DİL, YENİ BİR GELECEK Dil, yalnızca düşünceleri birbirimize aktardığımız pasif bir araç değildir; dünyayı, toplumsal ilişkileri ve geleceği kuran, hatta bazen sınırlarımızı çizen en kudretli mimardır. Bugün Türkiye’nin önünde duran en büyük tarihsel eşiklerden biri, on yıllardır enerjimizi, canımızı ve geleceğimizi tüketen şiddet sarmalından kalıcı olarak kurtulmaktır. "Terörsüz Türkiye" hedefi, bu topraklarda yaşayan herkesin ortak özlemi, ertelenemez bir güvenlik ve barış talebidir. Ancak kabul etmeliyiz ki, yıllardır bu sorunu konuşurken kullandığımız dağarcık, büyük ölçüde çatışmanın, ayrışmanın ve krizin diliyle örülmüştür. Oysa barışı, huzuru ve toplumsal bütünleşmeyi inşa etmek; yeni bir ruh, yeni bir vizyon ve hepsinden önemlisi yeni bir kavram setini zorunlu kılmaktadır. Eskiyen Dil, Yeni Ufukları Taşıyamaz Çatışma dönemlerinin kendi jargonu vardır; tehdit, mücadele, operasyon, bertaraf etme gibi kavramlar güvenliğin tesisinde kritik roller oynamıştır. Fakat mesele "terörsüz" bir alanı kurmak ve bunu devlet-toplum bütünleşmesiyle kalıcı kılmak olduğunda, bu dikey ve reaktif dil yetersiz kalmaktadır. Şiddetin bittiği yerde zihinlerin de özgürleşmesi, yaraların ortak bir aidiyet bilinciyle sarılması gerekir. Eğer dili dönüştüremezsek, geçmişin travmalarını ve önyargılarını bugüne taşımaya devam ederiz. Dil yaralarsa dil iyileştirir; dışlarsa dil kucaklar. Yeni Bir Anlam Havzasına İhtiyacımız Var Terörsüz Türkiye sürecini başarıya ulaştırmak için, toplumsal barışı ve kucaklaşmayı hak ettiği kavramlarla taçlandırmalıyız. Bu süreç, sadece silahların susması değil, aynı zamanda ortak bir geleceğin yeniden tasarlanmasıdır. O hâlde hangi yeni kavramlara ve anlamlara ihtiyacımız var? Ortak Aidiyet ve Yurttaşlık Onuru: "Biz" kime denir? Bu sorunun yanıtını, etnik, mezhepsel veya bölgesel kimliklerin ötesinde, bu topraklara bağlı olan herkesin eşit hissedebileceği bir onur havuzunda yeniden üretmeliyiz. Birlikte Yaşama Kültürü Yerine "Kader Ortaklığı": Birlikte yaşamak bazen mesafeli bir tahammülü çağrıştırır. Oysa bu coğrafyanın insanları bir arada yaşamaktan öte, kaderlerini ortaklaştırmıştır. Acıda da sevinçte de bir olan bu toplum, yeni dönemde "kader birliği" kavramıyla birbirine daha sıkı bağlanmalıdır. Kardeşlik ve Helalleşme İklimi: Hukuki adımların ötesinde, toplumsal vicdanın tatmin olduğu, geçmişin acılarının ortak bir empatiyle karşılandığı bir "helalleşme" kültürü, kalıcı barışın en sağlam çimentosudur. Gönüllü Bütünleşme ve Kucaklaşma: Devletin sadece güvenlik mekanizmalarıyla değil, şefkatiyle, adaletiyle ve kucaklayıcı yüzüyle toplumun her kesimini sarmalaması; toplumun da devlete olan aidiyetini gönüllü bir sadakatle pekiştirmesi gerekir. Dili İnşa Etmek, Geleceği Kurmaktır Tarih boyunca büyük dönüşümler, önce zihinlerde ve dilde başlamıştır. Yeni bir Türkiye, ancak yeni bir iddia, yeni bir ufuk ve bu ufku taşıyacak güçlü bir kelime hazinesiyle mümkündür. Terörsüz Türkiye’yi kurmak için her şeyi yapmalıyız; evet. Bu, sadece siyasi, hukuki veya ekonomik bir irade meselesi değildir; aynı zamanda kültürel ve entelektüel bir sorumluluktur. Şiddetin dilini geride bırakıp barışın, kardeşliğin ve ortak geleceğin dilini hâkim kıldığımızda, göreceğiz ki bu topraklar üzerindeki tüm engelleri aşacak kudrete ve tarihe sahiptir. Çünkü dil inşa eder; dil taçlandırır. Ve biz, yeni bir Türkiye’yi ancak yeni kelimelerimizle taçlandırabiliriz.
2
3
43
4,576
Süreç için yeni kavram setine ihtiyaç var. Terör kavramının dışında süreci başarıya taşıyacak yeni kavram setine… Devlet ve toplumla bütünleşme sürecine uygun yeni kavram setine… Dil inşa eder ve taçlandırır.
2
5
88
7,173
Güvenlik değil güven sorunu. Güvenlikçi bakış açısı güven sorununu derinleştirir, çözümsüzlüğü çoğaltır. Süreci enfekte eden bu bakış açısı, güven inşa edici bakış açısına dönüşmeli. Güven sorunu aşıldığında güvenlik sorunumuz kendiliğinden aşılır. PKK’yı tekrar bir güvenlik sorununa dönüştürmek isteyenlerin oyununu bozacak siyasal akıl bu güven temelli siyasal akıldır. PKK’yı sadece silahlarından ibaret bir örgüt olarak gören eski Türkiye’nin sorunlu güvenlikçi aklı bütünüyle terk edilmelidir.
1
5
1
40
4,271
Mehmet Metiner retweeted
Terörsüz Türkiye sürecinde Ülkemizin kendi tecrübesi, toplumsal gerçekliği ve devlet geleneğiyle şekillenen özgün bir “Türkiye Modeli” oluşturulmuştur. Terörü bitirmeye matuf genel bir amaca yönelik 7595 sayılı Kanun analiz edilirken sadece pozitif hukuk sisteminde yer alan olağan bir mevzuat unsuru olarak görülemez ve o sınırlarda ele alınamaz. 26 Ekim 1933 tarihinde kabul edilen 19 maddeden oluşan 2330 sayılı Kanunun gerekçesinde zamanın şartlarının derin etkilerini ve özgün bir modeli görürsünüz. Kanunun ve gerekçesini kısaca hatırlatalım: “Türkiye Cumhuriyeti Devleti 10. yılını kutlularken Türk inkılabının bu çok kısa bir devre içinde daima ileri atılışlarla elde ettiği ve bütün medeni dünyanın hayranlıkla gördüğü siyasi ve sosyal muvaffakiyetlere gurur ve iftiharla bakmaktadır. Memleketi dağınık bir enkaz halinde bulan Cumhuriyet, inkılabın tutuşturduğu faaliyetle bu kadar kısa bir zaman içinde memlekette yeni bir sosyal nizam yaratmış, hukuki ve iktisadi münasebetlerde tam bir denge tesis etmiş ve bu suretle Türk milletini layık olduğu şerefli mertebelere ulaştırmıştır. Bu yükseliş hareketleriyle daima ileriye koşan memleket, bugün birleşmiş bir kütle halinde, sakin ve gururlu,ümitle dolu olan istikbale doğru yürümektedir. Böyle mesut bir yıldönümünü kutlularken muhtelif sebep ve tesirlerle, ihtiras veya hatalarına kurban olmuş, kanuni cezalarla mahkûm bulunmuş kimseleri de düşünmek, onları bir kıymet olarak tekrar cemiyetin sinesine almak muvafık olur. Bu biçarelere karşı gösterilecek müsamaha, kendilerini temiz bir unsur olarak alacak olan cemiyet lehine bir hareket olduğu kadar memleketin haiz olduğu kuvvetin de bir delili olacaktır.” Cumhuriyetin 10. Yılında çıkarılan Kanunun 15.maddesinde ifade edildiği gibi 28 Temmuz 1933 tarihine kadar işlenmiş ceza gerektiren tüm suçları değil bazı suçları kapsamaktadır. Başka bir ifadeyle, Kısmi nitelikli, seçimlik şekilde belirlenmiş kimi suçların veya kimi cezaların ve hatta kimi davaların ismen metninde belirtildiği bir kanuni düzenlemedir. Bu kanuna göre, bazı suçlar takipatsız kalmış, bazı cezalarda indirim yapılmış,bazı mahkumiyetler ortadan kaldırılmıştır. Kanunun hazırlanması ve kabul edilmesinde Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün bizzat hükümete verdiği talimatın etkili olduğu bilinmektedir.
719
101
41
483
131,284
Cumhurbaşkanımızın sürecin yürütücüsü partiler olarak zikrettiği AK Parti, MHP ve DEM Parti süreçle amaçlananı gerçekleştirecek bir ittifak sistemini oluşturmalıdırlar. Süreç ittifakı, yeni Türkiye ittifakı olarak tasarımlanmalıdır.
Süreci enfekte edici zemin oluşturulmak isteniyor. Yeni bir ittifak sistemine acilen ihtiyaç var. Somut adımlarla da güveni kalıcılaştırmak elzem.
1
6
3
59
6,360
Süreci enfekte edici zemin oluşturulmak isteniyor. Yeni bir ittifak sistemine acilen ihtiyaç var. Somut adımlarla da güveni kalıcılaştırmak elzem.
1
8
4
87
8,654
Demokratik Kürt siyaseti açısından, Türk solunun bazı kesimlerinde yükselen etnik milliyetçi ve inkârcı anlayış, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile siyasi iş birliği seçeneğini zorunlu hâle getirmiştir. Sayın Erdoğanda ırkçı ve inkârcı bir zihniyet zaten yok. Yükselen inkârcı ve ırkçı zihniyet ile ancak sayın Erdoğan başedebilir. Böyle bir ittifakın gerekçesi yalnızca inkârcı zihniyete karşı ortak duruş değildir. Aynı zamanda Erdoğan iktidarının hukuk devleti, demokratikleşme, temel hak ve özgürlükler alanındaki yanlış uygulamalarının düzeltilmesine yapıcı katkı sunabilecek bir siyasi diyalog zemini oluşturmasıdır. Asıl mesele, geçmişin siyasi kamplaşmalarına mahkûm olmak değil; farklı siyasi geleneklerin ortak demokratik ilkeler etrafında buluşarak kalıcı hukuki ve toplumsal kazanımlar sağlayabilmesidir. Bu ittifak tarihi bir fırsattır.
208
15
63
232
52,306
Mehmet Metiner retweeted
Cumhurbaşkanımızın dediği gibi süreci yürüten üç parti var: AK Parti, MHP ve DEM Parti. Sürecin başında yapılması gereken bir şey vardı: Her üç partinin kendi arasında bir istişare ve yürütme mekanizması oluşturması. Sürecin siyasasını ve dilini ortaklaştırmak için bu çok gerekliydi. Toplumsal rızayı büyütmek için de. Dahası ve en önemlisi, ortaya çıkacak sorunları anında çözmek için de… Nedense bu yapılmadı. Zaman zaman parti gruplarının birbirlerini ziyaret etmeleri şeklinde yol yüründü. Teknik heyet görüşmelerinin etki gücü sınırlıdır. O yüzden pratik karşılığı olan, temsilcilerden oluşan düzenli aralıklarla görüşme sağlayan bir mekanizma keşke kurulabilseydi. Henüz bunun için vakit geçmiş değil. Bu mekanizma süreçle beraber amaçlanan demokratik entegrasyonu mümkün kılacak diyalog ve işbirliği kanallarını da ardına kadar açardı. Öcalan ile İmralı’dan yapılmak istenenin süreci yürüten her üç parti tarafından ete kemiğe büründürülmesi, Türkiye Yüzyılı’nın inşa süreci için gerekli olan siyasetin zeminini de güçlendirirdi. Süreç devam ediyor. İmralı Heyeti üstüne düşeni yapıyor ama sözünü ettiğim mekanizma siyaseten çok daha fonksiyonel olabilecek ve sorunlar ortaya çıkmadan gereğini yapabilecek yeni bir ittifak ve işbirliği aklını mümkün kılacaktır. Sürecin başarıyla hitamı için bu mekanizmanın oluşturulması fikrini her üç parti gündemlerine almalıdırlar diyorum.
1
5
1
84
15,899
Cumhurbaşkanımızın dediği gibi süreci yürüten üç parti var: AK Parti, MHP ve DEM Parti. Sürecin başında yapılması gereken bir şey vardı: Her üç partinin kendi arasında bir istişare ve yürütme mekanizması oluşturması. Sürecin siyasasını ve dilini ortaklaştırmak için bu çok gerekliydi. Toplumsal rızayı büyütmek için de. Dahası ve en önemlisi, ortaya çıkacak sorunları anında çözmek için de… Nedense bu yapılmadı. Zaman zaman parti gruplarının birbirlerini ziyaret etmeleri şeklinde yol yüründü. Teknik heyet görüşmelerinin etki gücü sınırlıdır. O yüzden pratik karşılığı olan, temsilcilerden oluşan düzenli aralıklarla görüşme sağlayan bir mekanizma keşke kurulabilseydi. Henüz bunun için vakit geçmiş değil. Bu mekanizma süreçle beraber amaçlanan demokratik entegrasyonu mümkün kılacak diyalog ve işbirliği kanallarını da ardına kadar açardı. Öcalan ile İmralı’dan yapılmak istenenin süreci yürüten her üç parti tarafından ete kemiğe büründürülmesi, Türkiye Yüzyılı’nın inşa süreci için gerekli olan siyasetin zeminini de güçlendirirdi. Süreç devam ediyor. İmralı Heyeti üstüne düşeni yapıyor ama sözünü ettiğim mekanizma siyaseten çok daha fonksiyonel olabilecek ve sorunlar ortaya çıkmadan gereğini yapabilecek yeni bir ittifak ve işbirliği aklını mümkün kılacaktır. Sürecin başarıyla hitamı için bu mekanizmanın oluşturulması fikrini her üç parti gündemlerine almalıdırlar diyorum.
1
5
1
84
15,899
Sürecin başarıya taşınmasını sağlayacak medya düzenine ihtiyaç var.
3
8
2
76
5,373