Pinned Tweet
Dün SS’in trolleri başlattı. Sonra FETÖ’nünkiler katıldı. Benim de olduğum gazetecilerin CHP’den para aldığı iftirasını yazdılar.
Bunların tezgahlarına alışkınım.
Bugün haberciliğini güvenilmez bulduğum site trollerin iddialarını sorunca bu yanıtı gönderdim.
Saldırgan mı olmuş:)
Başlıyoruz👇
Bu akşam 20'de Onlar canlı yayınında buluşalım!
OKTAY SARAL TASFİYESİNİN PERDE ARKASI | Canlı | 26 Ekim Pazartesi 20:00
youtube.com/live/yOEHQrbIeGo…
Bu akşam 20’de👇
Bu akşam 20'de Onlar canlı yayınında buluşalım!
OKTAY SARAL TASFİYESİNİN PERDE ARKASI | Canlı | 26 Ekim Pazartesi 20:00
youtube.com/live/yOEHQrbIeGo…
Üç isme ait olan ve Sarıgül ile büyük yatırımlar yapacağını söyleyen, 7 Mayıs 2025’te kurulan şirketin adı SKM Global Enerji. Merkezi ise Bakırköy Halkçı Sokak’ta bir adres. İşte Ercan Öztürk bu adrese gidip şirkete bakmış. Ne mi çıkmış? Meğer bir şikâyet dilekçesi ile kurulan bu şirket paravanmış.
İşin ilginç tarafı...
Ercan Öztürk, bu adresi ihtiyaç sahiplerine kiralayan sanal ofis şirketinin sahibi ile konuşmuş. İki Alman, bir Türkün kurduğu şirket, sanal ofis kirasını bile ödemediği için bu adresten atılmış!
cumhuriyet.com.tr/yazarlar/b…
Bir adalet gönüllüsünü erken yitirdik. Anısını yaşatmak, bilmeyenlere anlatmak için…
8 Nisan 2023’te, Gaziantep havaalanı yolunda iki otomobilin çarpışması sonucu 5 kişi hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenler arasında dostumuz ve avukatımız Emre Özmen de vardı. Onun anısına hazırladığımız “27” belgeseli, Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali kapsamında gösterilecek 🖤
🗓️İBB Beyoğlu Sineması / 1 Aralık 2026 / 14.00
Keşke bu videolar savcılık dosyasında kalmasa. Sadece dilekçede deşifresi yayınlanmasa. Murat Ağırel’in sadece haber peşinde koştuğunu, Gökçeklerin peşinde koşarken Sarıgül meselesinin içine düştüğünü gösteren bu kayıtları herkes dinlese, izlese...
Açıkçası ben gazeteci olarak bunu yayınlamaya hazırım. Eğer hukuki olarak sorun yoksa, tarafların rızası varsa gerçeğin aydınlanması için ben buradayım.
cumhuriyet.com.tr/yazarlar/b…
Barış Terkoğlu retweeted
Arkadaşımız @baristerkoglu #önceliğimiz adalet diyor.
Gazeteciler hakkını istiyor…
#ManşetizEmekçileriHakkınıİstiyor
#ManşetizEmekçileriHakkınıİstiyor
12 gazeteci arkadaşımız, aylardır ödenmeyen ücretleri, yemek kartları ve özlük hakları için mücadele ediyor. SGK mesajıyla işten çıkarılan, Kod 48’le hakları gasp edilmek istenen Manşetİz emekçileri haklarını istiyor!
Emeğimizi yok sayanlara, haklarımızı vermemek için gerçeğe aykırı işten çıkış kodlarına başvuranlara karşı gerçekleri çarpıtmanıza, haklarımızı gasp etmenize boyun eğmeyeceğiz!
@pensendeyiz
Barış Terkoğlu retweeted
Müvekkilim @muratagirel hakkındaki gerçeğe aykırı beyanlara her gün bir yenisi ekleniyor. Bu durumu şaşkınlıkla izliyoruz. En son Rasim Ozan Kütahyalı tarafından dile getirilen birtakım iddialara karşı zorunlu olarak açıklama yapılması gerekliliği doğmuştur.
Barış Terkoğlu retweeted
📌 Finans soygununda”ilk anket: Yüzde 31.9; sorumlu hükümet
ANK-AR anketine bakalım…
“Borsa ve yatırım fonlarıyla ilgili gelişmelerde en büyük sorumluluk kimde?” sorusuna verilen yanıtlarla başlayalım:
Yüzde 31.9, “Hükümet ve ekonomi yönetimi”…
Yüzde 15.6, “SPK”…
Aytunç Erkin yazdı: “Finans soygununda” ilk anket.
“Borsa ve yatırım fonlarıyla ilgili gelişmelerde en büyük sorumluluk kimde?” sorusuna verilen yanıtlarla başlayalım:
Yüzde 31.9, “Hükümet ve ekonomi yönetimi”…
Yüzde 15.6, “SPK ve denetim mekanizmaları” diyor.
nefes.com.tr/yazarlar/aytunc…
Barış Terkoğlu retweeted
Yüreği adalet, gerçek ve sanatla dolu olan Avukat Emre Özmen genç yaşında hayata veda etti. Festivalin onun anısına oluşturduğu bölümde Av. Emre Özmen Belgeseli ile birlikte farklı koşullarda, farklı şekillerde yaşanan adalet arama süreçlerini anlatan üç film bulunuyor.
Lawyer Emre Özmen, whose heart was filled with justice, truth, and art, passed away at a young age. The section created by the festival in his memory features the Emre Özmen Documentary, along with three films portraying different quests for justice pursued in different circumstances and in different ways.
#uscff2026 #icapff2026 #herkesiçinadalet #justiceforall #avukatemreözmenanısına
Barış Terkoğlu retweeted
F Tipi Cezaevi’nden tüm dostlara merhaba…
Hücre malum, biraz tenha, insan bi’ ses istiyor :)
Mektup göndermek isteyen dostlarım için adresim şöyle:
Kocaeli 2 No’lu F Tipi Cezaevi
B2-4-61 Koğuş
PTT Cezaevi Şubesi
Barış Terkoğlu retweeted
Murat Ağırel: “Sinan Çampınar ile görüşmem aslında Gökçek dosyası ile ilgiliydi. Çampınar’ın iddiasına göre Osman Gökçek’in, Çampınar’ın ortakları Kai ve Marc’a ait olan 13 şirket ile bağlantılı 150 milyon Avroluk yatırımları varmış. Osman Gökçek, iddiaya göre konsoloslukta birine vekâlet vermiş. Aynı zamanda bu kişiler ile birlikte Almanya’dan İspanya’ya özel uçak tutarak gitmişler. Sinan Çampınar, elinde vekâletin, fotoğrafların ve özel uçağa ait faturaların olduğunu iddia ediyor.
Ben bunu Osman Gökçek’e sordum. Yalanladı. Ancak madem Sinan Çampınar, muteber kişi olarak savcılık nezdinde itibar görüyor, bu bilgimin de ihbar kabul edilmesi gerekiyor.”
Murat Ağırel yazdı: ‘Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na...’
cumhuriyet.com.tr/yazarlar/m…
Barış Terkoğlu retweeted
Etkinliğimiz Kemal Okuyan ve Barış Terkoğlu'nun okuyucular için kitaplarını imzalamasıyla sona erdi.
Bu akşam partimize katılan yeni yoldaşlarımıza da hoş geldiniz diyoruz.
Komünistliğin Ne Lüzumu Var kitabını aşağıdaki bağlantıdan edinebilirsiniz.
kirmizikedi.com/komunistligi…
Barış Terkoğlu retweeted
Gerçekten her haliyle nezaket dolu bu yanıt için Barış Terkoğlu’na gönülden teşekkür ediyorum. Eleştirilerimi dikkate aldığı için de müteşekkirim.
Konu mahallelerin reflekslerine geldiğinde söylediklerinde hiç de haksız sayılmaz.
Daha önce yanımda olduğunu söyleyen çoğu kişiyi cezaevindeyken yanımda göremedim.
Bununla birlikte hiç ummadığım kişilerin destek verdiklerini ve ses çıkardıklarını biraz da hayret ederek gördüm. Asla haklarını yiyemem.
Sanırım bu bir mahalle meselesinden çok şahsi karakter meselesi. Demek ki insanın ahlakı ve duruşu savunduğu ideolojik çerçeveyle de çoğu zaman uyuşmayabiliyor ve ideolojiler de çoğu insan tarafından sadece kaldıraç olarak kullanılıyor.
Benim aylardır üzerinde kafa yorduğum bu meseleye dair bazı satırları Barış beyden de duymuş olmam kendi adıma güzel bir tevafuk oldu.
Sanırım üzerine daha da derinleşmem gereken bir mesele olduğu anlaşılıyor.
“Bana borçlu değilsin” diyerek gösterdiği duruşa ise gerçekten çok memnun oldum.
Benim üstüme vazife değil bunu söylemek ama insanın kumaşının kalitesini gösteren önemli bir tavır.
Umarım bundan sonra hiç kimse fikirleri sebebiyle cezaevine girmez. Girenlere de hep birlikte elele vererek destek olabiliriz. Selamlar.
Bu iletiyi yeni gördüm, o nedenle şimdi yanıt verebiliyorum.
Furkan Bey ile dünya görüşlerimiz birbiri ile taban tabana zıt. Siyah ile beyaz kadar farklıyız. Yaptığım röportaja yönelik eleştirilerini ise katılmasam da okuyacağım.
Ancak kullandığı “vefa borcu” sözüne itiraz etmek zorundayım. Zira bana hiçbir borcu yok. Tutuklandığında bunun hukuksuz olduğunu, kendisine açılan davanın da temel dayanaklardan yoksun olduğunu söylemiştim. Halen de aynı fikirdeyim. Bunu ifade etmek kendisine yapılmış bir lütuf ya da verilmiş bir borç değil. Aksine görüp de söylememek susan kişi için bir ayıp.
Buradan sonrasını dinler ya da dinlemez ama benim asıl dikkatimi çeken başka bir şey var. Kendisi dışardayken, başına bir şey gelme ihtimali çok uzak görünürken, onunla yanyana görünenlerin çoğu, nedense hapse girdiğinde tek kelime etmedi. Adeta tanımamazlıktan geldi.
Üstelik…
Bu durum ona özgü değil. Benim gibi düşünenler, az ya da çok, fikri yüzünden içeri düşene her şeye rağmen sahip çıkarken, öbür mahalle hapse düşen mensuplarını yetim gibi ortada bırakıyor. Bu, üzerine daha çok düşünülmesi gereken bir durum. Tabii bunun üzerine kafa yormak kendi takdiri.
Sonuç olarak…
Lütfen benden bahsederken “borçluyum” diye düşünmesin. Var olan her şey eleştiriyi hak eder, özgürce eleştirsin. Ben görüşlerimizin farkından bağımsız olarak yanlışa yanlış demeye hazırım.
Bu vesileyle Teğmenler röportajını kaçıranlar şuradan izleyebilir👇
youtu.be/AYGjdrfhoWg?si=lLdA…
Bu iletiyi yeni gördüm, o nedenle şimdi yanıt verebiliyorum.
Furkan Bey ile dünya görüşlerimiz birbiri ile taban tabana zıt. Siyah ile beyaz kadar farklıyız. Yaptığım röportaja yönelik eleştirilerini ise katılmasam da okuyacağım.
Ancak kullandığı “vefa borcu” sözüne itiraz etmek zorundayım. Zira bana hiçbir borcu yok. Tutuklandığında bunun hukuksuz olduğunu, kendisine açılan davanın da temel dayanaklardan yoksun olduğunu söylemiştim. Halen de aynı fikirdeyim. Bunu ifade etmek kendisine yapılmış bir lütuf ya da verilmiş bir borç değil. Aksine görüp de söylememek susan kişi için bir ayıp.
Buradan sonrasını dinler ya da dinlemez ama benim asıl dikkatimi çeken başka bir şey var. Kendisi dışardayken, başına bir şey gelme ihtimali çok uzak görünürken, onunla yanyana görünenlerin çoğu, nedense hapse girdiğinde tek kelime etmedi. Adeta tanımamazlıktan geldi.
Üstelik…
Bu durum ona özgü değil. Benim gibi düşünenler, az ya da çok, fikri yüzünden içeri düşene her şeye rağmen sahip çıkarken, öbür mahalle hapse düşen mensuplarını yetim gibi ortada bırakıyor. Bu, üzerine daha çok düşünülmesi gereken bir durum. Tabii bunun üzerine kafa yormak kendi takdiri.
Sonuç olarak…
Lütfen benden bahsederken “borçluyum” diye düşünmesin. Var olan her şey eleştiriyi hak eder, özgürce eleştirsin. Ben görüşlerimizin farkından bağımsız olarak yanlışa yanlış demeye hazırım.
Bu vesileyle Teğmenler röportajını kaçıranlar şuradan izleyebilir👇
youtu.be/AYGjdrfhoWg?si=lLdA…
Onlar TV'den Barış Terkoğlu çok önemli bir yayına imza atarak 30 Ağustos törenindeki görüntüler sebebiyle ihraç edilen iki teğmen ile program yaptı.
Bu vesileyle tutukluluk sürecimde bana destek çıkan Barış Terkoğlu'na bir kez daha teşekkür ederim.
Kendisine olan vefa borcum sebebiyle nezaketimi ve üslubumu üst seviyede tutarak iki teğmene programda geçen bazı ifadeleri üzerinden sorular sormak isterim.
Hiçbir siyasi amaç olmadan harp okulu geleneği olduğu için tören programından çıkarılmasına rağmen bu yemini etmek istediğinizi komutanlarınıza bildirdiğinizi söylüyorsunuz fakat talebiniz komutanlarca reddediliyor.
Buna rağmen 30 Ağustos günü "tamamen spontane" olacak şekilde tören bittikten sonra kılıç çatıyorsunuz, "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" sloganını atıp programdan çıkarılan ve ısrarlı taleplerinize rağmen izin verilmeyen bu yemini okumaya başladığınızı söylüyorsunuz.
1- CHP'nin kurucusu olan ve bir siyasi ideolojinin temsilcisi haline gelen, ismi üzerinden çok yoğun şekilde siyaset yürütülen Mustafa Kemal Atatürk'ün askerleri olduğunuzu söylemeniz siyasi bir mesaj değil midir?
2- Amirlerinizin ısrarlı bir şekilde taleplerinizi reddetmesine rağmen tören bitiminde defalarca reddedilen bu yemini okumanız amirlerinize karşı bir gövde gösterisi değil midir?
Aşağıda kesitini paylaştığım kısımda ilginç bir konuşma geçiyor.
İzzet Talip Akarsu törende edilen bu yeminden kısa bir süre sonra amirleri tarafından çağrıldığını ve bu yemini neden ettiklerinin sorulduğunu söylüyor.
Dikkat edilmesi gereken mesele ise şu:
İzzet Talip Akarsu çağrıldığında görüntüler henüz basına servis edilmiş değil. Bilindiği üzere basın yaygın anlamda görüntüleri Mustafa Önsel'in 31 Ağustos 2024'te saat 'te yaptığı paylaşımla öğrendi.
Yani henüz yemin töreni basında gündem olmadan bir gün önce amirler bu görüntülerden rahatsız olmuş ve sebebini bu iki teğmene sorma ihtiyacı hissetmişler.
Neden bu iki teğmene sorduklarının cevabını alamıyoruz programdan. Ebru Eroğlu yemini okutan kişi olarak sorgulanması normal ama İzzet Talip Akarsu neden çağrılmış bilmiyoruz.
Ama burada daha önemlisi İzzet Talip Akarsu'nun komutanlara verdiği cevap şöyle:
"Bize O'nun askeri yakıştırması yapılıyordu. Cemaatçi, tarikatçı yaftaları vuruluyordu. Bizde cemaatçi, tarikatçı olmadığımızı göstermiş olduk. Bir şey olmaz bundan."
Burada sormamız gereken çok önemli sorular var:
1- O'nun askeri yakıştırmasından kastınız Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın askeri yakıştırması mıdır? O diyerek bahsettiğiniz kişi Cumhurbaşkanı Erdoğan mıdır?
2- Eğer Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın askeri olarak anılmaktan rahatsız mıydınız?
3- Rahatsızsanız ve bu yüzden tören sonrası kılıç çatıp, Mustafa Kemal'in askeri olduğunuzu haykırıp, izin verilmeyen yemini okuduysanız, öyleyse gerçekleştirdiğiniz bu eylem siyasi bir eylem olmuyor mu?
4- Cemaatlere veya tarikatlara karşı teğmenler arasında olumsuz bir bakış mı var? Cemaatçi veya tarikatçı olarak anılmaktan rahatsızlık mı duyuyorsunuz?
5- Cemaatlere ve tarikatlara karşı olumsuz bir bakışınız varsa, onlarla birlikte anılmaktan rahatsızlık duyuyorsanız, eğitiminizi, kıyafetlerinizi, silahlarınızı, yediğiniz yemeği, barındığınız binayı, cebinizdeki harçlığı ve hatta ileride maaşınızı vergileriyle finanse eden bu insanlar size nasıl güvenecekler?
6- En başta spontane geliştiğini söylediğiniz, kılıç çatma, Mustafa Kemal'in askerleriyiz sloganı ve izin verilmeyen yeminin okunması, bu söyleminize göre aslında önceden planladığınız, "O'nun askeri olmadığınızı, cemaatçi tarikatçı olmadığınızı" göstermek için giriştiğiniz bir vaka mıydı?
Sorularım şimdilik bu kadar. Cevaplarını alabilirsem çok mutlu olurum.
Hatta isterlerse PROPAGANDA YouTube kanalımıza gelip bizzat yayında kendilerine bu soruları sorup cevaplarını eksiksiz bir şekilde yayınlayabilirim.
Bununla birlikte programın tamamına dair yorumumu da dile getireyim.
Bana göre gelebilecek soruların tamamına avukatlar eşliğinde uzun uzun hazırlanılmış, steril, inorganik bir yayın olmuş. Dinlediğiniz zaman teğmenlerin söyledikleriyle düşündükleri arasında ciddi bir ayrım olduğunu anlayabiliyorsunuz.
Ama bunu onlara yönelik bir eleştiri olarak söylemiyorum tabi. Bugünlerde hemen hepimiz düşündüklerimizi ölçüp tartarak konuşmak zorunda kalıyoruz.
Bununla birlikte sürecin başından sonuna kadar kendilerinde en küçük bir hata bulmadıklarını görüyoruz.
Bu kadar yoğun siyasi travmalara sahip bir toplumda gerçekleştirdikleri eylemin farklı toplum kesimlerinde hangi travmaları tetiklediğinin bile farkında olmamaları, eğer farkındalarsa insanların bu travmalarını tetiklemekte kendilerini haklı görmelerini ise çok talihsiz buluyorum.
İnşallah zaman geçtikçe daha da olgunlaşırlar. İçinde yaşadıkları iklimi daha iyi anlama eğilimi gösterirler. Söyleyeceklerim bu kadar.
Barış Terkoğlu retweeted
büyük bir sabırla haber nasıl yapılır diye anlatmış murat ağırel...
Murat Ağırel bugünkü yazısında haber için kendisi ile temas kuran Sinan Çampınar ile konuşmasını paylaştı👇
cumhuriyet.com.tr/yazarlar/m…
Barış Terkoğlu retweeted
Tutuklanarak cezaevine atılan Murat Ağırel’in bugünkü yazısında haber için kendisi ile temas kuran Sinan Çampınar ile konuşması yayınlandı.
👉🏻 Ağırel’in gazetecilik dersi verdiği görüldü:
“Ben herhangi bir kişi ya da grubun belirlediği takvimle yayın yapmam.
Elimdeki bilgi ve belgeleri gazetecilik ilkeleri çerçevesinde doğrular, karşılaştırır ve yeterli kanıta ulaştığımda yayımlarım.
İddianızın temel kanıtlarını, ‘önce yayın yapın, sonra belgeleri veriniz’ şartına bağlarsanız benden bağımsız gazetecilik yapmamı değil, sizin yayın stratejinizin bir parçası olmamı istemiş olursunuz.
Bunu kabul etmem.”
⚠️ “Evi didik didik aradılar, yeni aldığım, daha borcu bitmemiş masaüstü bilgisayar ve tablet de gitti. Diğerleri de önceki operasyonlarda gitmişti...”
👉🏻 Tutuklu gazeteci Murat Ağırel, Metris Cezaevi’nden yeni bir mektup gönderdi:
• Bugüne kadar yazdığım satırları yalanlayamadılar. Sizlere mahcup olacak tek bir hata yapmadım. Her zaman olduğu gibi bana ulaşan bir ihbarı araştırdım. Belgelemeye çalıştım. Ancak yapmadığım bir haber nedeniyle evet Metris’teyim!
• Baştan anlatayım... YENİ Parti Milletvekili Ümit Özlale, Meclis’te fon skandalında iki bakanın olduğunu söyledi. Sordum soruşturdum. Bu bakanlardan birinin Ömer Bolat olduğunu ve Hedef Portföy’de hesabının olduğunu söyledim.
• Bakan benim için “Haysiyetsizce yalan söylüyor” dedi. “400 koyup 800 aldığım yalanını söylüyor” dedi. Oysaki yalan söyleyen bakanın kendisiydi. Ben böyle bir cümle kurmadım. Benim verdiğim bilgiyi doğruladı. Kabul etti. Sonra hakkımda suç duyurusunda bulundu.
• Savcılık beni ve İsmail Saymaz’ı telefonla ifadeye davet etti. İşte her şey burada başladı.
• Adliyeye girerken gülerek girdim. Arkadaşlarıma, meslektaşlarıma selam verdim.
• Vay efendim neden davet edilmiş de neden gülerek adliyeye girmişim! Güvendiğim birileri varmış! Beni koruyorlarmış!
• Bir kampanya başlatıldı. Önce yurt dışı çıkış yasağı ve haftada üç gün imza ile serbest bırakıldık. Sonra da adli kontrol kararımız ev hapsine çevrildi. Bu sefer başladılar “Nasıl tutuklanmaz” nidalarına!
• Ardından cuma günü sabah 06.00’da kapım çalındı. Mali şube geldi. “Hayırdır” dedim. Dediler ki “Sen karapara aklama faaliyetinde” bulunmuşsun. “Kiminle” dedim. “Sinan Çampınar”ın ismini gördüm. “Yok artık” dedim.
• Evi didik didik aradılar. Yeni aldığım, daha borcu bitmemiş masaüstü bilgisayar ve tablet de gitti. Diğerleri de önceki operasyonlarda gitmişti.
• Gittik mali şubeye. Suçumu sordum, söylemediler. İktidar yanlısı gazeteciler yazdı suçumu: Haber yapmamakmış.
• Yaptığım haberler nedeniyle çok yargılandım ama ilk defa yapmadığım haber nedeniyle suç işlemişim.
• Emniyet’te ifadem 4. gün alındı. Suçumu orada öğrendim: “Belgeleri gazeteci Murat Ağırel’e gönderdik haber yapmadı. Gönderdiğimiz belgeleri Sarıgül ailesine verdi.”
• İşte suçum bu! Gerçek ne anlatayım...
• Gökçekler ile ilgili Almanya’ya gittiğimde bir avukat, “Murat Bey, Osman Gökçek’in İspanya’da ve Almanya’da 150 Milyon Avro parası varmış. Arkadaşım Sinan’ın çalıştığı şirketlere yatırım yapmış. Sinan sizinle konuşmak istiyor” dedi.
• Kendi telefonundan aradı. Bana uzun uzun Osman Gökçek’i anlattı. Sonra “Daha büyük bir dosya var, Sarıgül dosyası” dedi. “Bizi dolandırdı. 1 milyar Avro parası var” dedi.
• “Sen bu dosyayı yap, sonra Osman Gökçek evraklarını veririm” diye de ekledi.
Ben de kabul etmedim. Türkiye’ye döndüm.
• Bu Sinan, avukattan benim telefonumu almış ve bana yeniden videolar ve fotoğraflar gönderdi.
Kendisine mesaj yazdım, “Bu video ve fotoğraflar onların iddialarını doğrular nitelikte değil” dedim. Mesaj görüntüsünü ekliyorum.
• “Ben size demiştim, FRAGMAN bunlar” dedi. Konuyu Onlar TV ekibine anlattım. Ekip tüm belgeleri görmek istedi.
• Osman Gökçek ile ilgili belgeleri de istedim. Göndermedi. “Önce Sarıgül” dedi. Devamında da “Biz bu belgeleri Tamar Tanrıyar’a gönderdik, benim fotoğrafımı kullandı ama dosyayı yapmadı. İmamoğlu ile ilgili bilgi ve belge istediler” diye de anlattı.
• Nedir bu Sarıgül olayı dedim, bir sürü iddia anlattı. Haliyle ben de anlattıklarının belgelerini istedim. Belge olarak Denizli’de açılmış bir mahkeme dosyası gönderdi.
• Araştırdım. Emir Sarıgül bu davayı kazanmış.
Almanya’daki avukattan şirket evraklarını istedim. Kurulan şirket yok. İngiltere’de kurulan şirket evrakları (noter evrakları) sahte. Almanya’da kurulduğu iddia edilen şirketler faaliyette değil, sadece isimleri var.
Murat Ağırel’den mesaj var…
“İşte böyle bir örgüt...
Ancak hata bende!
Ne öyle evrak, belge doğrulatmakla uğraşıyorsun?
Dekont sahteymiş ne önemi var. Yayınla gitsin. Vicdanın, namusun, gazetecilik etiğinin ne önemi var? Yayınla gitsin!
Ama ben suçluyum...
Troller gibi verilen emirleri yerine getirmediğim için,
Halkın hakkını, hukukunu gözettiğim için,
Karapara düzenini bozduğum için,
Foncuları bir türlü rahat bırakmadığım için,
Bu halkın kanını emen vampirlere güneşi gösterdiğim için suçluyum.”
Tamamı Onlar YouTube kanalında.
Yani biz Kerem Lafçı’nın hesabında milyonlara ulaşıp mağduriyetler giderilecek sanarken... Kerem Lafçı’nın da kredi çekip fona para yatırdığı ortaya çıkmış. Savcılığın yazısının kuruma ulaşmasına dakikalar kala Kerem Lafçı’nın varlığı satılıp borcunun bir kısmı ödenmiş. Bu da yetmemiş, para gelecek diye beklerken savcılığın tedbirindeki varlık borçlu çıkmış.
Barış Terkoğlu yazdı: Biz fonculara borçlu çıktık!
cumhuriyet.com.tr/yazarlar/b…
Barış Terkoğlu retweeted
Gazeteci Murat Ağırel'den Metris'ten iddialara yanıt: "İngiltere'deki şirket sahte, evraklar sahte, dekontlar sahte... Ben bu adama nasıl inanıp haber yapacağım?"
⚖️ Gazeteci Barış Terkoğlu tutuklanmaların perde arkasını Sözcü Televizyonu'nda anlattı. @ilgazsenem @baristerkoglu



































