Kıymetli Hocamız Prof. Dr. Hüseyin Bağcı’ya, biz gençlere verdiği değer ve nazik paylaşımı için teşekkürlerimizi sunarız. Desteği bizim için çok kıymetli.
İÇİŞLERİ VE AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLARIMIZA…
Uzun süredir tüm yazılarımda dikkat çekmiş, "kolay para kazanma ve kısa yoldan köşeyi dönme" anlayışının sosyal medya eliyle topluma adeta dikte edildiğini yazmıştım. Maalesef zaman beni haklı çıkardı, hatta durum tahmin ettiğimizden çok daha vahim bir noktaya ulaştı.
Bugün geldiğimiz noktada, dijital platformlar birer modern panayıra, daha da acısı bir ahlak pazarına dönüşmüş durumda. Sadece bedenini teşhir ederek beş dakikada yüz binler kazananlar mı ararsınız, yoksa bu ahlaksızlığı "içerik üreticiliği" adı altında meşrulaştırıp pazarlayanları mı? Emeğin, alın terinin ve eğitimin itibarsızlaştırıldığı, kolay yoldan gelen paranın ise kutsandığı karanlık bir çağın içindeyiz.
İşin acı tarafı mesele bununla da sınırlı değil. Bir de hayatımıza sokulan o saçma sapan, görgüsüz ritüeller var. Cinsiyet belirleme partilerinden umre dönüşü şovlarına kadar, hayatın en masum ve en kutsal anları bile birer sosyal medya gösterisine, parayla hava atma çılgınlığına dönüştürüldü.
İnançlar, değerler ve aile mahremiyeti; beğeni ve izlenme uğruna pervasızca tüketicinin önüne sürülüyor.
Bu çılgınlığın bedelini ise en çok gençlerimiz ödüyor. Ekran başında bu yapay, şaşaalı ve lüks hayatları izleyen, "Bu çılgın düğünlere, bu lüks ritüellere bizim de hakkımız var" diyerek hayıflanan evlilik çağındaki gençlerimiz, gerçeklikten kopuyor.
Evlilikten beklentiler sevgi, saygı ve yuva kurmak olmaktan çıkıp, maddi bir güç gösterisine dönüşüyor. Sonuç ise ne yazık ki vahim: Evlenemeyen, evlense de ilk fırtınada vazgeçen ve derin bir tatminsizlik girdabına düşen bir gençlik…
Dijital dünyanın bu kontrolsüz ahlaki ve kültürel erozyonuna karşı aile yapımızı dinamitleyen, gençlerin zihin dünyasını bulandıran ve toplumsal değerleri ayaklar altına alan bu dijital içeriklere karşı denetimler sıkılaştırılmalı, caydırıcı yaptırımlar hızla devreye sokulmalıdır.
Sosyal medya platformları birer suç ve yozlaşma yuvası olmaktan çıkarılmalıdır.
Unutmayalım ki, bir toplumu işgal etmek için ordulara gerek yoktur; ahlakını ve aile yapısını bozmanız kafidir. Tehlike kapıda değil, artık evimizin tam ortasındadır!
@mustafaciftcitr @MahinurOzdemir
Elliye yakın ilimizi gezdim; bu meselenin hangi boyutlara ulaştığını, toplum ve özellikle de gençler üzerindeki olumsuz etkilerini yakından biliyorum. Alkol, uyuşturucu ve genel ahlaka aykırı davranışlarla mücadele, hukuktan da önce ahlaki ve insani bir sorumluluktur. Buna karşı çıkmak, toplumun huzurunu, sağlığını ve geleceğini koruma çabasını görmezden gelmektir. Unutmayalım ki her yasal olan, meşru ve doğru olmayabilir; hukuk asgari sınırı belirler, ahlak ise toplumsal sorumluluğun sınırlarını hatırlatır. @OzarslanMesut başkan gibi tüm belediye başkanlarımızın bu mücadeleye destek vermesi gerektiğini düşünüyorum. Unutmayalım bu bir beka sorunudur, asla hafife almaya gelmez.
İBİŞ VE AVANESİ, AZİZ MİLLETİMİZİN AHLAKİ DEĞERLERİNE SALDIRANLARA DESTEK VERMEYE DEVAM EDİYOR!
Türkiye Sosyalist Partisi, Keçiören’de kamusal alanlarda uyuşturucu madde, alkol ve genel ahlaka aykırı davranışlar ile mücadelemizi dava etmiş, hakkımızda suç duyurusunda bulunmuş. Birileri de hemen bunu haber yapmış.
Sonucu ne olursa olsun, bir adım geri atarsam nâmerdim!
Bizi suç duyurularıyla, tehditlerle, kuru gürültüyle yolumuzdan döndüreceğini zannedenler, beni hâlâ tanımamışlar.
Ben koltuğumu korumak için susacak bir adam değilim. Size boyun eğmeyeceğim. ELİF GİBİ DİMDİK Elhamdülillah!
Keçiören’imizden uyuşturucu illetinin kökünü kazıyana kadar mücadelemi sürdüreceğim.
Şüpheli durumları lütfen her zaman dediğimiz gibi önce emniyetimize ardından belediye birimlerimize mutlaka bildirin.
📞 155 Emniyet
📞 112 Acil Çağrı Merkezi
📞 444 52 76 Keçiören Net Masa
@halktvcomtr
@cumhuriyetgzt1
@keciorenbeltr
Uyuşturucunun toplumda nasıl yaygınlaştığını; sanat ve siyaset dünyasından sokaklara uzanan haberlerde açıkça görüyoruz.
Mesele artık birkaç kişinin tercihi olmaktan çıktı; gençliğimizi, aileyi ve toplumun geleceğini tehdit eden ciddi bir çöküşle karşı karşıyayız.
Bu tablo, uyuşturucuyla mücadelede alınan tedbirlerin ne kadar hayati olduğunu da gösteriyor. Keçiören Belediyesi’nin bu konudaki uygulamasının ne denli haklı ve gerekli olduğu, yaşananlarla birlikte daha iyi anlaşılıyor..
@keciorenbeltr @mustafaciftcitr @OzarslanMesut
ÇIPLAKLIK, ÇÖZÜLME VE ÇÜRÜME
Her gün yeni bir skandal görüyoruz:
Uyuşturucu, kumar, yolsuzluk, gösteriş, teşhir…
Ve giderek daha fazla dikkat çekme, beğeni toplama ve böylece bedenin para kazanma aracına dönüşmesi.
Çünkü dijital dünyada en çok tıklanan, en çok izlenen ve en çok tartışılan içerik daha görünür oluyor.
Böylece emek, karakter ve beceri geri planda kalırken; görünürlük başarı, beğeni de değer ölçüsü hâline geliyor.
Ahlak ilkelerini hatırlayanların sayısı da her geçen gün azalıyor.
Bir insanın giyim tercihi tek başına ahlaksızlık göstergesi olmasa da mahremiyetin sürekli pazarlanması, özellikle gençlere yanlış mesaj veriyor:
Görünürsen değerlisin. Beğenilirsen başarılısın. Ne kadar açarsan, o kadar ilgi görürsün. Ne kadar teşhir edersen, o kadar konuşulursun.
İşte çağımızın yeni ölçüsü!
Aynı durum gösterişte, hızlı zenginleşme arzusunda ve kumar kültüründe de görülüyor.
İnsanlar uzun vadeli emek yerine kısa yoldan kazanmayı, üretmek yerine sergilemeyi, karakter yerine imajı önemsemeye başlıyor.
Elbette bunun sorumluluğunu yalnızca bireylere yükleyemeyiz:
Gelir eşitsizliği, işsizlik, gelecek kaygısı, medya düzeni ve denetimsiz sosyal platformlar da bu tabloyu büyütüyor.
Dürüstlük kaybettiriyor, liyakat karşılıksız kalıyor, yolsuzluk cezasız görünüyor gibi bir algı oluşmuşsa ahlak söylemi de inandırıcılığını yitirir.
Bu yüzden “Çıplaklık arttı, ahlak yok oldu” demek eksik kalır.
Asıl sorun şudur:
İnsanın bedeninin, emeğinin ve değerinin pazarlanması.
Ahlaki erezyon bir gecede başlamaz.
Önce ölçüler değişir.
Sonra yanlışlar normalleşir.
En sonunda görünürlük, karakterin önüne geçer.
Ekranlardaki skandallar ise bu büyük dönüşümün yalnızca görünen yüzüdür vesselam…
Noah Berk Kılıç retweeted
Nefes aldığımız sürece; adını ve hatıranı yaşatmaya devam edeceğiz canım kardeşim.
Seni yanımızdan alan şerefsiz hak ettiğini bulana kadar da susmayacağımıza söz veriyorum.
Yattığın yer incitmesin.
Noah Berk Kılıç retweeted
1907 ÜNİFEB ODTÜ örgütlenmemizin Yönetim Kurulu üyelerinden Mert Doğan Aydın’ın vefat ettiğini derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız.
Kardeşimizin ailesine, yakınlarına ve tüm sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyoruz.
Başımız sağ olsun.
Eğitimci M. Esad Kıraç: “Öğretmenlerin kafasında Demoklesin Kılıcı gibi sallanan CİMER, öğrencilerin avucunda oyuncak olan eğitimle biz ancak söyleniriz.”
aykiri.com.tr/turkiye-de-egi…
Ekip arkadaşlarımızla gerçekleştirdiğimiz ilk anket çalışmasında, toplumumuzun kanayan yarası hâline gelen şiddet suçlarına verilen cezaların yetersizliği konusunu ele aldık.
BİL-AR olarak kadına şiddet, aile içi şiddet ve cinsel şiddet üzerine yürüttüğümüz görüşmeler, topladığımız veriler ve gerçekleştirdiğimiz anket çalışması sonucunda elde ettiğimiz bulguları kamuoyuyla paylaşıyoruz.
Toplumumuzda artan şiddet vakaları ve bu vakalara verilen cezaların caydırıcılıktan uzak kalması, üzerinde ivedilikle durulması gereken hayati bir sorundur.
Elde ettiğimiz bulguların ilgili kurum ve karar vericiler için yol gösterici olmasını temenni ediyor; şiddetin her türlüsünün önlenmesi için politika ve uygulamaların güçlendirilmesine katkı sunmayı sürdüreceğiz.
#veriyeguven
Noah Berk Kılıç retweeted
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı, minnet ve özlemle anıyoruz.♾️
Noah Berk Kılıç retweeted
Eski yönetim kurulu üyelerimizden Noah Berk Kılıç’ın babaannesinin vefat haberini derin bir üzüntüyle almış bulunmaktayız. Merhumeye Allah’tan rahmet,sevenlerine baş sağlığı diliyoruz.
Noah Berk Kılıç retweeted
3 TEMMUZ KUMPASININ 14. YILI
3 Temmuz 2011’in üzerinden geçen 14. Yıl olan BUGÜN,
FETÖ gölgesine gizlenmiş, Fenerbahçe karşısında yerle yeksan olmuş polis, savcı ve medya mensuplarının kumpasının değil; Fenerbahçe’nin, Başkanıyla, yöneticileriyle, camiasıyla dik duruşunun yıl dönümü!
Karanlık güçlerin alçak saldırılarının değil; Fenerbahçe’nin milyonlarca taraftarıyla kenetlenmesinin yıl dönümü!
İftiralarla Fenerbahçe’yi hedefine koyanların değil; Fenerbahçe’nin doğruluğundan şüphe etmeyenlerin yıl dönümü!
Fenerbahçe’nin alın terine göz dikenlerin değil; kadınıyla çocuğuyla genciyle yaşlısıyla Fenerbahçe’nin emeklerine sonuna kadar sahip çıkanların yıl dönümü!
Ve bugün, Fenerbahçe’nin sadece sahalardaki salonlardaki mücadelesi ile değil; ülkesini tehdit edenlere karşı dik duruşuyla da “dünyanın en büyük spor kulübü” olduğunun kanıtı!
3 Temmuz 2011’in yıldönümünde, bir kez daha vurguluyoruz ki;
Biz ilk gün olduğumuz yerde, gururla, dimdik duruyor; ülkemize hizmet ediyor, milletimize katma değer yaratıyor, gençlere yuva, bayrağımıza nefer, geleceğe fener oluyoruz...
Fenerbahçe Spor Kulübü olarak bu karanlık yapıya karşı tavrımızın net ve değişmez olduğunu, bu yapının izlerini taşıyanlarla mücadelemizin bitmeyeceğini açıklıyoruz.
Noah Berk Kılıç retweeted
BİL-AR olarak hazırladığımız Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) raporumuzun sonucunda öne çıkan başlıklar ve öneriler tabloda sunulmuştur.
BİL-AR DPT RAPOR SONUCU GENEL DEĞERLENDİRMESİ:DPT’nin yeniden yapılandırılması, Türkiye’nin ekonomik kriz, yoksulluk, gelir adaletsizliği gibi temel sorunlarla bilimsel, uzun vadeli ve kapsayıcı bir yaklaşımla mücadele etmesini sağlayacak hayati bir adım olarak görülmektedir.
#bilar #veriyegüven
Noah Berk Kılıç retweeted
BİL-AR eğitim raporu kapsamında öğretmenlerimizle eğitimimizin sorunları üzerine anket yaptık.
Buyrunuz öğretmenlerimizin görüşlerine:
#veriyegüven

































