
@tepav Bölge Çalışmaları Program Danışmanı
Ankara, Türkiye
Joined December 2009
- Tweets5K
- Following1K
- Followers5.4K
- Likes18.1K
Mekke Anlaşması bize ne diyor?
✍️Nihat Ali Özcan ve Erol Başaran Bural yazdı...
#tepav #MekkeAnlaşması #Ortadoğu #Diplomasi #DışPolitika
tepav.org.tr/tr/haberler/s/1…
"Mekke Anlaşması, Türkiye’ye kolektif caydırıcılık, savunma sanayii, istihbarat ve askerî iş birliği alanlarında önemli imkânlar sunuyor.
Bununla birlikte anlaşmanın en önemli sorunu, sağlanabilecek kazanımların somutlaştırılmasına karşılık üstlenilecek askerî ve ekonomik yükümlülüklerin yeterince tanımlanmamış olmasıdır."
Malum bilançonun iki tarafı var: Varlıklar (Assets) ve Yükümlülükler (Liabilities)
Nihat Ali Özcan (@nihataliozcan) hocamla birlikte, Mekke Anlaşmasını SWOT analizi yöntemiyle inceledik... İyi okumalar...
@guvsak @TEPAV
Erol Bural retweeted
Rusya-Ukrayna Savaşı bitiyor mu, yoksa henüz başlangıçta mıyız? Literatüre "Dron Devrimi" olarak geçen bu savaşın belirleyici unsuru gerçekten İHA'lar mı? Yoksa buzdağının sadece görünen yüzü olan İHA'ların sunduğu avantaj, taktik zaferlerden mi ibaret?
aa.com.tr/tr/analiz/rusya-uk…
TEPAV | How are Unmanned Systems Changing the Rules of Warfare and Global Competition? @nihataliozcan @ebbural @varoool7 tepav.org.tr/en/haberler/s/1…
TEPAV | Politika faizi değiştirilmemeli; neden? @OzatayFatih tepav.org.tr/tr/blog/s/7884
The Security, Defense and War Studies Working Group established within TEPAV has prepared a series of articles examining the impact of unmanned systems on the battlefield, global power dynamics, and civilian life.
The first article in the series, “The Strategic Power of Unmanned Systems in Reshaping the Global Order,” explores the transformation brought about by the integration of these technologies with artificial intelligence and data networks.
TEPAV | How are Unmanned Systems Changing the Rules of Warfare and Global Competition? @nihataliozcan @ebbural @varoool7 tepav.org.tr/en/haberler/s/1…
Fon krizi; ölçeği, etkilediği yatırımcı sayısı ve sermaye piyasalarının güvenilirliği üzerinde yarattığı tartışmalar ve oluş biçimi nedeniyle bir “milli güvenlik” sorunudur...
İyi okumalar. @TEPAV
@nihataliozcan
@varoool7
@guvsak
tepav.org.tr/tr/haberler/s/1…
TEPAV Güvenlik, Savunma ve Savaş Araştırmaları Çalışma Grubu fon krizini değerlendirdi.
"Fon krizi; ölçeği, etkilediği yatırımcı sayısı ve sermaye piyasalarının güvenilirliği üzerinde yarattığı tartışmalar ve oluş biçimi nedeniyle bir “milli güvenlik” sorunudur...
Türkiye’nin “ekonomik güvenlik” algısı ve ekonomik erken ikaz/istihbarat mimarisinde bazı eksikliklerin olduğu da ortaya çıkmıştır."
TEPAV | Ekonomik güvenlik perspektifinden fon krizi @nihataliozcan @ebbural @varoool7 tepav.org.tr/tr/haberler/s/1…
How are Unmanned Systems Changing the Rules of Warfare and Global Competition?
✍️ By Nihat Ali Özcan, Erol Başaran Bural, and Hatice Varol Dağdelen
#UnmannedSystems #DefenseTechnology #AI #GlobalSecurity #TEPAV
tepav.org.tr/en/haberler/s/1…
Ekonomik güvenlik perspektifinden fon krizi
✍️Nihat Ali Özcan, Erol Başaran Bural ve Hatice Varol Dağdelen yazdı...
#tepav #FonKrizi #EkonomikGüvenlik #Finansalİstikrar
tepav.org.tr/tr/haberler/s/1…
TEPAV | Ekonomik güvenlik perspektifinden fon krizi @nihataliozcan @ebbural @varoool7 tepav.org.tr/tr/haberler/s/1…
Kesinlikle...
Bir subayın hayatını yalnızca üniformayla geçen yılları üzerinden okumak, onun birikiminin bir bölümünü görememektir. Türkiye’de bunun üzerinde pek durulmayan örneklerinden biri, subayların lisansüstü eğitime yönelmesiyle yaşanan dönüşümdür. Subaylara yüksek lisans ve doktora yapma imkânları açıldığında, pek çok kişi mesleğinin yanında başka bir alanda da yetişmek için çalıştı. Görev sorumlulukları sürerken derslere girdiler, sınavlara hazırlandılar, tez yazdılar. Kimi askerlikte edindiği deneyimi araştırmaya taşıdı. Kimi ise mesleğinin doğrudan sınırları dışında yeni soruların peşine düştü. Bu çabanın karşılığı zamanla görünür oldu. Emeklilik, bazı subaylar için meslek hayatının sonu olmaktan çıktı. Üniversitelerde ders vermeye, araştırma yapmaya, kitap yazmaya başladılar. Aralarından doçentler, profesörler yetişti. Farklı meslek alanlarında da sorumluluk üstlenenler oldu. Yıllarca devlet hizmetinde edinilen birikim, başka kurumlarda kullanılmaya devam etti. Bence bu dönüşümün asıl üzerinde durulması gereken tarafı, insana eğitim imkânı verildiğinde ortaya çıkabilecek sonuçları göstermesidir. Bir kurumun personeline yaptığı eğitim yatırımı, o kişinin kurumdan ayrılmasıyla ortadan kalkmıyor. Öğrencisine, okuruna, birlikte çalıştığı insanlara ulaşıyor. Elbette subaylık geçmişi, tek başına akademik yetkinliğin kanıtı değildir. Akademide insanın çalışmasına, yöntemine, ürettiği bilginin niteliğine bakılır. Rütbe, bilimsel bir iddiayı doğru kılmaz. Askerlikten gelen kişinin de soru sormayı, kendi kabullerini tartışmayı ve eleştirilmeyi kabul etmesi gerekir. Bu geçişin emek isteyen tarafı da burasıdır. Fakat disiplinli çalışma alışkanlığının, sorumluluk duygusunun ve sahada edinilmiş deneyimin araştırmayla buluşması, üzerinde düşünülmeye değer bir imkândır. Özellikle insanın kararlarla sonuçları arasındaki ilişkiyi yaşayarak öğrenmiş olması, doğru işlendiğinde hem ders anlatımına hem araştırmaya katkı sağlayabilir. Ben bu hikâyede eğitimin insanın önüne açtığı ikinci bir hayat görüyorum. Bir zamanlar genç subay olarak görev yapan insanların yıllar sonra öğrencileriyle bir amfide buluşması, tez tartışması, yeni bir kitap üzerinde çalışması bana anlamlı geliyor. Üniforma çıkarılıyor. Öğrenme isteği devam ediyor. Bir ülkenin kazancı da biraz burada: İnsanlarının birikimini tek bir görevle, tek bir kurumla ve tek bir dönemle sınırlamamasında.
Erol Bural retweeted
Bugün günlerden Şehit İhsan Ejdar… 🇹🇷❤️🇹🇷
İhsan’la yollarımız ilk kez Harbiye’de kesişmişti. Yüzlerce öğrencinin arasındaki tanışıklığımız, o yıllarda ortak arkadaşlarımız sayesinde denk geldiğimiz sohbetlerden ve merhabalaşmalardan ibaretti. Yıllar sonra Özel Kuvvetlerde yeniden karşılaştığımızda ise kader bizi bu defa aynı zorlu görevlerin, aynı mücadelenin ve aynı büyük ailenin içinde buluşturmuştu.
Sınıf okulundan sonra Özel Kuvvetler seçmelerini ve zorlu eğitimleri başarıyla tamamlamış; tim komutanı olarak yıllarca en çetin görevlerde bulunmuştu. Komşu taburlarda görev yaptığımız dönemlerde onu daha yakından tanıdım. Çalışkanlığı, azmi ve disiplini kadar yardımseverliğiyle de öne çıkardı. Zor durumda olan birinin yanında bulunması gerekiyorsa İhsan mutlaka orada olurdu. Yalnızca astları için değil, çevresindeki herkes için örnek bir komutandı.
Yıllar sonra, benim Özel Kuvvetlere katıldığımda ilk görev yaptığım 22’nci Taburun komutanlığına atandı. Sahada yetişmişti; taburunun başında da yine sahadaydı. İhsan, askerlerini geriden sevk edenlerden değil, tehlikenin en yoğun olduğu yerde onların önünde yürüyen komutanlardandı.
6 Eylül 2015’te Yüksekova’nın Doski Vadisi’nde, ikmal faaliyeti yürüten birliğimize yönelik hain saldırıda Dağlıca Tabur Komutanı Yarbay İlker Çelikcan ve beraberindeki kahraman askerlerimiz şehit düşmüş, bazı askerlerimiz ise yaralanmıştı.
O sırada ihtiyat görevinde bulunan 22’nci ÖK Taburu, İhsan Yarbay’ın komutasında tereddüt etmeden harekete geçti. Metin Yarbay emir komutasındaki Siirt Komando Tugayının Komando Taburu ile koordineli bir şekilde hareket ediyorlardı. Zorlu araziye, olumsuz hava şartlarına ve bölgede devam eden terör tehdidine rağmen süratle olay yerine ulaştılar. Öncelikleri birliği toparlamak, yaralıları tahliye etmek ve şehitlerimizin naaşlarını emniyete alarak teröristlerin eline geçmesini önlemekti.
Şehitlerimize ulaşmak kadar onları o sarp araziden çıkarmak da büyük bir mücadeleydi. İhsan Yarbay ve personeli çevredeki köylülerle irtibat kurarak traktör ve araçlar temin ettiler. Onun soğukkanlı sevk ve idaresi sayesinde yaralılarımız tahliye edildi; şehitlerimizin naaşları, daha fazla kayıp verilmeden güvenli bölgeye taşındı.
O gün İhsan Yarbay, Türk askerinin şehidini geride bırakmayacağını bir kez daha göstermişti.
Bundan yalnızca kırk bir gün sonra bu defa kendi askerlerinin önünde, İkiyaka Dağları’ndaki 3356 Rakımlı Tepe’ye ilerliyordu.
O tarihte Kara Kuvvetleri Harekât Merkezinde Vardiya Amiri olarak görev yapıyordum. İhsan’ın komutasındaki taburun sarp kayalıklar arasındaki ilerleyişini, insansız hava araçlarından gelen görüntüler üzerinden dev ekranlardan takip ediyorduk. En küçük bir hataya yer bırakmayan koordinasyonları, disiplinleri ve arazideki profesyonellikleri herkesi hayran bırakmıştı.
Yanımızdaki bir albayın o an söylediği sözler hâlâ kulaklarımda:
“Şu aslanlara bakın! Ne kadar mükemmel ilerliyorlar. Eğitimleri, tecrübeleri ve disiplinleriyle insana gurur veriyorlar. Ayaklarına taş değmesin, Allah yardımcıları olsun.”
Ne var ki harekâtın üçüncü gününde yoğun sis çökmüş, görüş mesafesi birkaç metreye kadar düşmüştü. İhsan, yine en öndeki timleriyle birlikteydi. Sarp kayalıklara tırmanarak zirveye doğru ilerliyordu.
Hedefe ulaşmalarına ramak kala sislerin içinden yoğun ateş başladı. İhsan, çatışma sırasında yaralanarak kayalıklardan aşağıya düştü. Hava şartları nedeniyle helikopterler bölgeye yaklaşamıyordu. Silah arkadaşları onu yaşatabilmek için bütün imkânlarını seferber etti; fakat zaman ve tabiat aleyhlerineydi.
17 Ekim 2015’te İhsan, hayatı boyunca yaptığı gibi askerlerinin önünde, vatanı için mücadele ederken şehadete yürüdü. Aynı gün üç kahraman silah arkadaşı da onunla birlikte şehit düştü.
Per.Ütğm.Ünal Darboğaz,
J.Astsb.Üçvş.Turgay Topsakaloğlu,
İs.Astsb.Kd.Çvş. Samet Çakır.
Vardiya görevim nedeniyle cenaze törenine katılamamıştım. Eşim beni temsilen İhsan’a karşı son vazifemizi yerine getirdi. Akşam vardiyadan çıkar çıkmaz ailesinin Dikmen’deki evine gittik. İlk dinlenme günümüzde de eşimle birlikte Cebeci Şehitliği’ne giderek onu ebedî istirahatgâhında ziyaret ettik.
Mezarına yaklaşırken adımlarımı sanki onunla son kez vedalaşıyormuşum gibi dikkatle attığımı hatırlıyorum. Toprağına ellerimi sürdüm, ellerimi yüzüme; ruhuna dualar okuyup minnetimi, özlemimi ve daha önce söyleyemediğim ne varsa sessizce ona emanet ettim.
İhsan böyle bir adamdı: Zorda kalanın yardımına koşan bir dost, askerlerinin önünde yürüyen bir komutan, şehitlerimizi geride bırakmamak için canını ortaya koyan bir Türk subayı…
Şehit Tankçı Yarbay İhsan Ejdar’ı şehadetinin 11’inci yılında rahmet, minnet ve özlemle anıyorum.
Aynı gün şehit düşen silah arkadaşlarının ve kurtarılması için mücadele ettiği bütün Dağlıca şehitlerimizin de ruhları şad, mekânları cennet olsun.
Aziz ve asil ruhun şad, mekânın cennet olsun İhsan kardeşim…
Millet için bir şey diyemem ama inanıyorum ki;
Vatan sana minnettardır.
#Kursak
Görüntü benim çok sevdiğim Arnavutluk Berat (Belgrad) şehrinden. Beyaz renkli Osmanlı evleri 1800 lerde yapılmış. Osmanlı şehri nereye kurmuş? Tepeye mi? Osum isimli nehrin yatağına mı? İkisine de değil, yamaca kurmuş. 21.YY. da biz ne yaptık???
TEPAV | Nereden çıktı bu COP31 şimdi? @guvsak tepav.org.tr/tr/blog/s/7879
"TEPAV ve Alman Uluslararası İşbirliği Kurumu (GIZ) iş birliğiyle yürütülen “Jobs and Skills for the New Economy in Türkiye: Kocaeli Case Study” projesinin çalıştayı, Kocaeli Sanayi Odasının (KSO) katkılarıyla 7 Ekim 2026’da Kocaeli’de düzenlendi.
Eğitim kurumları, farklı sektörlerden firmalar, oda temsilcileri ile organize sanayi bölgesi (OSB) yönetimlerini bir araya getiren çalıştayda, sanayi dönüşümünün işgücü üzerindeki etkileri, değişen mesleki beceriler ve eğitim ihtiyaçları görüşüldü."
TEPAV | Sanayi dönüşümünün meslek ve becerilere etkisi Kocaeli’de ele alındı tepav.org.tr/tr/haberler/s/1…













