Okurun döngüsü🖐
instagram.com/reel/DegdnMvTA…
FOL retweeted
Entelektüelin erişme arzusu!
Daha 'yüksek amac'a
daha 'yüksek iyi'ye :)
(Okurun tüm esrarlı hallerini özetledik sanıyorum...)
İğde ağacının altındayız;
yeri doldurulmayan şeyler hakkında bir monolog....
instagram.com/reel/DYFrN7Ekc…
FOL retweeted
Mark M. Smith’in Duyusal Tarih Manifestosu kitabı, Zeynep Dörtok Abacı ve İbrahim Yusuf Karagöz çevirisiyle @folkitap’tan çıkmış.
Peki, duyusal tarih nedir? Mark M. Smith’e göre duyusal tarihi tarif etmenin en kestirme yolu ne olmadığını izah etmektir. Duyusal tarih, insanların geçmişte ne yediği, hangi parfümleri sürdüğü ya da hangi müzikleri dinlediğinin dökümünü yapmak veya duyuları çeşni niyetine tarihyazımına eklemekten ibaret değildir. Duyusal tarih, insan bedeninin dünyayı beş duyu aracılığıyla algılama düzeninin tarihsel olarak inşa edildiği fikrine yaslanır. Görme, işitme, koku alma, tat alma ve dokunma duyularının fizyolojisi sabit olsa da bu duyuların zamana, mekâna, sınıfa, cinsiyete, dine, hatta yaşa göre farklılık gösterdiğine odaklanır. Duyularımızı nasıl kullandığımızı, hangisine öncelik verdiğimizi yahut bastırdığımızı da doğrudan tarihsel bağlamla ilişkilendirir. Yazarın yaklaşımı evvela “Türkçede de var olan ‘duyduğuna inanma, gördüğünden ayrılma’ ve ‘göz gördüğüne inanır’” gibi gündelik dile sinen önyargıyla hesaplaşmayı salık verir. Aydınlanma’dan itibaren Batı düşüncesi görmeyi bilginin, hakikatin, nesnelliğin en üstün duyusu ilan edip, koku, tat, dokunma ve kısmen işitmeyi güvenilmez, hayvani, bilim dışı olarak yaftalayarak ikincil duyular konumuna indirgemiştir. Oysa Smith çalışmasında, Antikçağ’dan Ortaçağ’a, Rönesans’tan Aydınlanma çağına kadar hiçbir dönemin sadece göze ve görme duyusuna dayanmadığını ortaya koyar. (s. 13)
FOL retweeted
Bir şeyi gerçekten nasıl tanıyoruz: Bize nasıl göründüğüne bakarak mı, yoksa kendini nasıl ortaya koyduğuna göre mi?
Jean-Luc Marion, Husserl ve Heidegger’in düşüncelerinden hareketle, şeylerin kendilerini bize nasıl gösterdiğini sorguluyor.
@folkitap
tinyurl.com/yfs787wu

ALT Görsel, gönderide bahsedilen kitabın kapağıdır. Kapakta, koyu giysiler içindeki bir figürün büyük ölçüde kırpılmış fotoğrafı yer alıyor. Figür eğilmiş ya da çömelmiş bir pozisyonda betimlenmiş; yüzünün ve bedeninin yalnızca bir kısmı görülüyor. Siyah, gri ve beyaz tonların hâkim olduğu bu yakın plan görüntü, hareket hâlindeki bedene ve kumaş kıvrımlarına odaklanan sade ve düşünsel bir atmosfer yaratıyor. Kitabın adı ‘İndirgeme ve Verilme: Husserl, Heidegger ve Fenomenoloji Üzerine’, çevirmeni de Ufuk Sarı.

















