UĞUR MUMCU VE ATATÜRKÇÜLÜK
İbrahim Kaboğlu retweeted
HİÇ KİMSEYİ YALNIZ BIRAKMADIK
Av. Bengisu Kadı Çavdar @bengisukadi "Ne meslektaşlarımızı yalnız bıraktık ne de haksızlığa uğrayan tüm kesimlerin yanında durmaktan bir adım geri attık.
Konfor alanında kalanların aksine; sokaklarda ve meydanlarda işçilerin, meslek örgütlerinin, çocukların, engelli yurttaşların, deprem mağdurlarının, LGBTİQ’ların ve gazetecilerin hak mücadelesine destek olduk.
İnsan, hayvan ve çevre haklarının sözcüsü olmak için çalıştık."
İKİ YIL VE TEVECCÜH
Başkan adayımız Av. Prof. Dr. Ibrahim Özden Kaboğlu: İki yıl geçti, ama gelecek var.
Bunca yorucu bir görevde, hiç beklemediğim kadar büyük bir teveccühle karşılaştım. Şunu söyleyen meslektaşlarımız oldu: “Sayın Başkan, Sayın Hocam, biz size oy vermemiştik. Ben şu gruptanım; ama lütfen devam edin, size oy vereceğiz.”
Yapılan olumlu işlerin bu denli takdir göreceğini düşünmemiştim. Oysa belki de en başarısız olduğumuz alan iletişim alanımızdır. Buna rağmen avukatlarımız biliyor, izliyor; bilen ve izlemek isteyen bunun önemini kavrıyor.
Bunu hiçbir zaman yadsımadık. Yapabildiklerimizi de yapamadıklarımızı da ortaya koyduk. Sorunlarımız da açık:
Birincisi ve en önemlisi, bağımsız savunmanın baskı altında olması. Bunun bir baro yönetimi tarafından ortadan kaldırılması mümkün değil; ama ortak mücadele etmemiz gerekiyor.
İkincisi, ekonomik sürdürülebilirlik.
Üçüncüsü, yargı hizmetinin işleyişindeki aksaklıklar.
@ibrahimkaboglu
TEŞEKKÜR VE GÜVENCE
Başkan adayımız Av. Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu: Ümmetçi değiller, kafatasçı değiller. Laikler, layıklar.
İstanbul Barosu 128. Genel Kurulunda emsalsiz Baromuzun seçkin üyelerine ikinci kez seslendim ve sözlerime teşekkürle başladım.
Benden önce konuşan altı adaya da teşekkür ettim. Çünkü hiçbiri savunma adına, Baromuzu ilerletme ve savunmaya katkı adına yaptığımız altyapı hizmetlerine de diğer hizmetlere de karşı çıkmadı. Hiçbiri “Savunmanın saygınlığı için neden bu kadar geceli gündüzlü çalıştınız, değer miydi?” demedi.
Teşekkürüm esasen ve en başta Yönetim Kurulumuza. Silivri’de ağır ceza mahkemesi önünde yargılanırken mahkeme heyetine şöyle demiştim:
“Yönetim kurulu üyelerim on kişi; beşi kadın, beşi erkek. İki konuda güvence veriyorum. Bir, ne olmadıkları: Ümmetçi değiller, kafatasçı değiller. İki, ne oldukları: Laikler, layıklar. Bilgileriyle, birikimleriyle, uzmanlıklarıyla, yaptıklarıyla bu göreve layık kişiler.”
Seçimle belirlenen Denetleme Kurulumuz, Disiplin Kurulumuz, Delegeler Heyetimiz, kırk komisyon ve merkezimizin yöneticileri ve üyeleri, Genç Avukatlar Meclisimiz… Hepsi göreve seçimle geldi, hepsi geceli gündüzlü çalıştı.
İstanbul Barosunun bu adsız neferlerinin hepsine, Genel Kurulun huzurunda, yapabildiklerimiz için bir kez daha teşekkür ediyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar.
@ibrahimkaboglu
BİLİMSEL DÜRÜSTLÜK VE 2. MADDE
Başkan adayımız Av. Prof. Dr. Ibrahim Özden Kaboğlu:
Genel Kurulda, Meclis’teki son konuşmalarımdan birini tutanaklardan okudum: 1982 Anayasası’ndaki “saygılı” sözcüğü, 1961 Anayasası’nın “insan haklarına dayanan devlet” tanımı karşısında bir değer kaybı olarak tartışılmıştı. Ancak 2001 değişikliğiyle Anayasa’nın 14. maddesi yeniden “insan haklarına dayanan” ifadesini kullandı ve bu alanda kuşkuya yer bırakmadı.
Ders kitabımızda da şunu açıklamıştık: “İnsan haklarına dayanan Cumhuriyet” nitelemesi, temel hak ve özgürlükleri bu niteliğe uygun olarak yorumlama zorunluluğunu vurgular. Özgürlüğün asıl, sınırlamanın istisna olması ilkesi ile “in dubio pro libertate” (kuşkuda özgürlükten yana olma) ilkesi, bu zorunluluğun yansımalarıdır. Temel hak ve özgürlüklere ilişkin düzenlemelerin her biri, anayasal üstünlük ve bağlayıcılık niteliğine sahiptir.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi ise bu özgürlükçü yorumu kabul etmedi; Can Atalay hakkındaki Anayasa Mahkemesi kararını uygulamadı, üstelik suç duyurusunda bulundu. İşte ayrışma budur arkadaşlar.
2. maddeyi “insan haklarına saygılı” ifadesiyle birlikte, “insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyet” ışığında mı okuyacağız? Yoksa Yargıtay 3. Ceza Dairesinin yaptığı gibi, kanun çıkmadığı hâlde Ceza Kanunu’nun ilkelerine bakıp kıyas yoluyla mı uygulayacağız?
Cumhuriyetimizi ileriye mi götüreceğiz, yoksa birtakım yargıçların siyasal bakış açılarına mı indirgeyeceğiz?
Sorun aslında bu kadar basit.
@ibrahimkaboglu
Savunma yarın İstanbul Barosunu yönetecek başkanı ve kurulları seçecek.
Bugüne kadar olduğu gibi hukuk yoluyla demokrasi örneği verilecektir.
Önemli olan bütün üyelerin iradesine saygı duyulmasıdır.
Kim seçilirse seçilsin savunmanın saygınlığını ilerleteceğinden kuşkumuz yoktur.
T24’te Şirin Payzın’ın canlı yayın konuğuyum.
İstanbul Barosu seçimlerini, savunmanın bağımsızlığını ve gazetecilere yönelik tutuklamaları değerlendiriyoruz.
🔴 #CANLI | İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu başkanlığa bir kez daha aday oldu
📌 Neden başkanlığa devam etmek istiyor?
📌 Gazetecilere yönelik tutuklamaları nasıl değerlendiriyor?
📌 Yeni anayasa tartışmalarına ilişkin görüşleri neler?
🎙️ İbrahim Kaboğlu, Şirin Payzın'ın sorularını yanıtlıyor
youtube.com/live/lSAH3b-jtE4
Menemen’de görev yapan meslektaşımız Av. Özge Penbegül’ün, polis memuru olan nişanlısı tarafından katledilmesi hepimizi derinden sarstı.
Kadınların yaşam hakkını korumak, devletin anayasal yükümlülüğüdür. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve cezasızlıkla mücadele, hukuk devletinin gereğidir.
Meslektaşımızın ailesine, yakınlarına ve İzmir Barosuna başsağlığı diliyorum.
ERKEK ŞİDDETİ MESLEKTAŞIMIZ AV. ÖZGE PENBEGÜL’Ü ARAMIZDAN ALDI
İzmir Barosu üyesi, Menemen’de görev yapan meslektaşımız Av. Özge Penbegül’ün, polis memuru olan nişanlısı tarafından silahla öldürülmesinin derin acısını ve öfkesini yaşıyoruz.
Kadınların yaşam hakkını hedef alan erkek şiddetine karşı sessiz kalmayacağız. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi, yaşam hakkının etkin biçimde korunması ve faillerin hesap vermesinin sağlanması devletin yükümlülüğüdür.
Meslektaşımızın ailesine, yakınlarına ve İzmir Barosuna başsağlığı diliyor; soruşturma ve yargılama sürecinin takipçisi olacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz.
İstanbul Barosu
Apaçık Radyo’da Bahri Belen, Aynur Tuncel ve Ümit Altaş’ın hazırlayıp sunduğu Hukuk Güvenliği programına konuk oldum.
İstanbul Barosu seçimlerini, meslektaşlarımızın sorunlarını, Baromuzun geride bıraktığı iki yıllık çalışmaları ve yeni dönem hedeflerimizi değerlendirdik.
apacikradyo.com.tr/programla…
@acikradyo
İbrahim Kaboğlu retweeted
“Hukuk mücadelesi ve hukuka güven konusunda sorun Anayasa’dan kaynaklanmıyor. Bunu iyice ortaya koymamız gerekiyor”
🗣️İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr İbrahim Özden Kaboğlu:
🔹“Bunca baskıya karşın halk, seçmenler, toplumun farklı kesimleri, farklı yaş kuşakları, farklı mesleki gruplar direniyor. Yani anayasal haklarına sahip çıkmaya çalışıyor”
🔹“Anayasal haklarına sahip çıkmak, hukuk düzenimizin sağlamış olduğu kazanımları sahiplenmek için çaba gösteriyor”
🔹“Çünkü biz adaletin mahkemede, yani duruşma salonlarında sınırlı olmadığını savunuyoruz”
@denizcanabay @ErcmentAkdeniz @ibrahimkaboglu
➡️Canlı izlemek için: youtube.com/live/CXVrS8y0Uuk…
Bugün İlke TV’de Denizcan Abay ve Ercüment Akdeniz’in konuğu oldum. Çoklu baro sistemini, yargıya duyulan güven sorununu, savunmanın bağımsızlığını ve hukukun üstünlüğünü konuştuk.
"Ankara 2 No'lu Barosu yargıç ve savcı devşirme merkezi oldu"
🗣️İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr İbrahim Özden Kaboğlu:
🔹“Yargıç ve savcı sınavı, liyakat ilkesini gerektiren, nesnel ilkelere dayanan bir süreci yansıtır. Genç avukatları, ‘Sizi hâkim ve savcı yapacağım’ diye kandırıp ikna eden bir süreçten bahsediyoruz"
🔹“Sayın Feti Yıldız, ‘Bu çürümeyi araştıralım, ne olduğunu ortaya koyalım’ diyeceği yerde, ‘İki nolu, üç nolu, dört nolu barolar kuralım’ şeklindeki açıklaması talihsiz bir açıklama olmuştur.”
🔹“Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni 7249 sayılı yasayı gözden geçirmeye ve Türkiye'de baroların parçalanmasına son vermeye çağırdım. Bizim irademiz bu yönde”
@denizcanabay @ErcmentAkdeniz @ibrahimkaboglu
➡️Canlı izlemek için: youtube.com/live/CXVrS8y0Uuk…
İbrahim Kaboğlu retweeted
Ahmet Saltık yazdı - Ahmet Taner Kışlalı; 27 yıl önce işlenen alçakça cinayet! cumhuriyet.com.tr/yazarlar/a… via @cumhuriyetcomtr
Sayın avukatlar,
Bu selamın sizler için yarattığı onuru ve aynı zamanda size yüklediği sorumluluğu bir kez daha dile getirmek isteriz.
İki yılda kimi zaman haftada bir, kimi zaman günde üç tören yaparak tam 188 ant töreni düzenledik. Son iki yılda baromuza üye olan genç avukat sayısı, sizlerle birlikte 6225 oluyor.
Şu üç özelliği İstanbul Barosunu emsalsiz kılmaktadır:
•Önce Osmanlı Devleti’nin, sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin hukukileşme ve anayasalaşma tarihiyle örtüşmektedir.
•Görev ve yetkilerini bir kıtada değil, iki kıta üstünde kullanmaktadır.
•Sayımız nicelikten ibaret değildir, zengin kompozisyonuyla niteliktir.
Törenlerde yaptığım konuşmaların ortak paydası sav, savunma, hüküm üçlüsünde savunmanın, savla ve hükümle eşit konumda olmasıydı.
Yasama, yürütme, yargı; hangisi olursa olsun bizi ilgilendiren şudur: Anayasa’ya uygun davranıyor mu, davranmıyor mu? Hiçbir kimse ve organ kaynağını Anayasa’dan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz. Kullanırsa karşısında haliyle baroları bulur.
Adalet mahkemede durmaz. Avukatlar adaletin şu üç boyutunu birlikte kucaklamak durumundadır:
•toplumda adalet,
•demokratik adalet,
•çevrede adalet.
Hukukla dalga geçilmez, hukuk hafife alınamaz. Anayasa ciddiye alınmalı, hukuk ciddiye alınmalı. Hukuku ve Anayasa’yı ciddiye alacak en güçlü meslek de savunmadır.
Birbirimize güvenelim, dayanışma içinde olalım ve kurumsal aidiyetimizi hiç unutmayalım. Savunmanın dış saygınlığı ancak fikir, dayanışma ve eylem üçlüsü etrafında örülmüş iç saygınlıkla mümkündür.
Bugün Hilmi Hacaloğlu ile #VerManşeti programında; anayasal düzenin aşınmasını, yargı kararlarının uygulanmamasını, siyasal ve hukuki hesap verebilirlik sorununu ve İstanbul Barosunun hukuk mücadelesini konuştuk.
Anayasaya saygı, hukuk devletinin ön koşuludur. Savunmanın bağımsızlığı ise herkesin hak arama özgürlüğünün güvencesidir. 👇
@hacalogluhilmi1
youtube.com/watch?v=0WBWvnjK…
İbrahim Kaboğlu retweeted
ANAYASAYI SAVUNMAK, ÖZGÜRLÜKLERİ SAVUNMAKTIR
Cumhuriyete, insan haklarına ve meslektaşlarımızın ortak emeğine sahip çıkıyoruz. Hedef göstermeye karşı sözümüz net:
Hamaset değil, hukuk ve dayanışma kazanacak. @ibrahimkaboglu
Medyascope’ta Ruşen Çakır ile İstanbul Barosunun iki yıllık çalışmalarını, genç avukatların mesleki sorunlarını ve savunmanın bağımsızlığını konuştuk.
Hukukun üstünlüğünü savunmak siyaset yapmak değil, Baro olmanın anayasal ve yasal görevidir.
📌 Türkiye’de hukuk neden geriledi?
📌 İBB soruşturmaları, tutuklamalar ve kayyım uygulamaları hukuken ne anlama geliyor?
📌 İstanbul Barosu’na yönelik davalar ve seçim tartışmaları neyi gösteriyor?
🎙️ İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, Ruşen Çakır’ın sorularını yanıtladı
📺 18:00'de Medyascope'ta, şimdi üyelere özel yayında!
🔗 Youtu.be/Pa8PB-EtkDE
@cakir_rusen | @ibrahimkaboglu
Büyükçekmece’de meslektaşlarımızla buluştuk ve savunmanın yaşadığı sorunları konuşup, çözüm önerilerimizi paylaştık.
Belediye başkanlığı yaptığı için tutuklanan Hasan Akgün, yaşadığı bu hukuksuzluk olmasaydı aramızda olabilecekti.
Ülkemizde yaşadığımız sorunların en başında, siyasetçilerin yarattığı anayasal bilgi kirliliği başta olmak üzere yanlış bilginin yayılması geliyor.
İstanbul Barosu seçimleri yaklaşırken yeniden hatırlatmak isterim ki avukatlar, kamusal konumları gereği, doğru bilginin, hakikatin ortaya çıkması için çalışmalıdırlar.
Hakkımızda yürütülen dezenformasyon kampanyasına cevap verme gereği duymuyorum. Fakat bu, ortaya atılan iddiaların doğru olmasından değil, zamanımızı baromuz için çalışmaya ayırdığımızdandır.
Bu açıdan, hafta sonu yapılacak seçimin İstanbul Barosunun büyüklüğüne, görkemine, tarihsel kimliğine ve hukuku etkili kılma yönündeki geleceğine yaraşır olması dileğiyle herkese hukuklu günler ve yıllar.
Genç meslektaşlarımız için yeni bir buluşma noktası, İstanbul Barosu için yeni bir yaşam alanı…
Kütüphanesi, derslikleri, konferans salonu ve sosyal alanlarıyla; öğrenmenin, üretmenin, paylaşmanın ve mesleki dayanışmanın bir araya geleceği çok yönlü bir merkezi meslektaşlarımızla buluşturmaya hazırlanıyoruz.
Bilgiyle güçlenen, dayanışmayla büyüyen bir savunma için…
Tutuklama bir cezalandırma aracı değildir.
Anayasa’nın 13. ve 19. maddeleri uyarınca tutuklama tedbirinde istisnailik, ölçülülük ve kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının özüne dokunmamak esastır.
İBB davası ve Silivri duruşmaları bağlamında bir kez daha vurguladık: Savunma hakkı, adil yargılanma hakkı ve suçsuz sayılma hakkı herkes için geçerlidir.
“Özgürlük esas, sınırlama istisnadır” ilkesi gereği, tutuksuz yargılama esastır.
İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu'ndan (@ibrahimkaboglu) İBB davasına ilişkin:
“Yargılamak istiyorsanız yargılayın ama görevini yapsın. Halkın, seçmenin iradesine ipotek koymayın, demokrasiye ihanet etmeyin!”
Kaboğlu, İmamoğlu'nun savunmasındaki sözleri nedeniyle yeni dava açılmasına da tepki gösterdi:
“Savunma hakkını soruşturma tehdidiyle sınırlarsanız bu hakkın özüne dokunmuş olursunuz.”
Melissa Öztürk ve Mahir Baş (@MahirBas_) ile Gündeme Doğru












