Iraz Yaşar (@irazya) header
Iraz Yaşar (@irazya) profile picture

MSGSÜ Philosophy PhD, Monstre de sensibilite, "The thinking heart of the barracks"

İstanbul, Türkiye
Joined July 2010
Photo by Iraz Yaşar (@irazya)Photo by Iraz Yaşar (@irazya)Photo by Iraz Yaşar (@irazya)Photo by Iraz Yaşar (@irazya)Photo by Iraz Yaşar (@irazya)Photo by Iraz Yaşar (@irazya)Photo by Iraz Yaşar (@irazya)
“Angst” diyor Metin Altıok bunca harlı şiirin sebebi.. “Birdenbire olur, beklenmedik zamanda; İçinde belirsiz bir şey sezersin. Yüreğinin yankılanan tınısında, Bir şeydir de ne olduğunu bilmezsin. Ne hüzündür, ne kederdir, ne acı; Yalnızca kendisidir, kendine benzer. Şöyle bir yoklamaktır sanki amacı, Karıştırıp aklını geldiği gibi gider. Ama ben inatla tetik durup bekledim; Biraz daha bildim ki her seferinde, İçimde bir taraz gibi sezinlediğim, Hiçlikti özümün duygusal çeperinde. İşte ben yıllar yılı yarı ölü yarı diri; O hiçliğe yazdım bunca harlı şiiri.” Metin Altıok, “Soneler”, Bir Acıya Kiracı.
1
20
722
Kendi tarihine eleştirel bakmaktan uzak, onu adeta “anıtlaştıran”, yaşanan kolektif acılardan gereken dersleri çıkaramayıp, bugününü “acıları yarıştırarak” hınç ve nefret duygusuyla yaşayan; bilinci türlü ezberlerle kuşatılmış, Nietzsche’nin deyimiyle “doğru zamanda anımsamayı bilmediği kadar doğru zamanda unutmayı da bilmeyen” bir toplumun şimdisinin bu kadar neşeden uzak ve karanlık, geleceğinin bu kadar güvensiz olması kaçınılmaz. Geçmişi sağlıklı biçimde sindirip dönüştürebilmek, bir toplumun geleceğini kuran biçimlendirici güçtür. Yaratıcı bir kültür için bu, yaşanan acıları ezilmeden ve dağılmadan kendine mal edebilme yeteneği anlamına gelir. Dolayısıyla bir kültür, yaraları iyileştirebildiği, kaybedileni telafi edebildiği ve kırılmış olanı onarabildiği ölçüde, yaşananlardan güçlenerek çıkar.
2
2
27
1,119
İngilizce “courage” sözcüğünün kökeni Latince “cor”, yani kalptir. Platon da erdemler bahsinde bedenle analoji kurarken cesareti kalbin bulunduğu yere yerleştirir. Cesaret, kalbin erdemidir. Oysa cesaret, yine Platon’a göre, aklın erdemi olan bilgeliğin de varlık koşuludur. Bilgelik cesaret gerektirir; çünkü mesele yalnızca “bilmekle” ilgili değildir. Bilgeliğin temelinde yer alan bir erdem olarak cesaret, sözün her koşulda hakikate itibar etmesini, iradenin de bu temelde bir yaşam pratiği geliştirmesini mümkün kılar. Bilgelik, kalbin erdemi olan cesaretle düşünmeye çabalamaktır.
4
1
47
1,806
Iraz Yaşar retweeted
Ümit Kocasakal'ın "8 Mart'ta Kürtçe açıklama yapıldı" dediği paylaşımlar. Türkçe, Kürtçe, Arapça, Farsça, Fransızca ve İngilizce yapılmış hem de Mülteci ve Göçmen Hakları Merkezi tarafından. Ana hesaptan da sadece Türkçe bir paylaşım gördüm. Bu kadar dil varken Kürtçe yapılmasına takılmak özel bir nefret değilse nedir?
8 Mart Dünya Kadınlar gününde mülteci ve göçmen kadınların hakları insan haklarıdır diyor; mülteci ve göçmen kadınların da haklarını koruyan İstanbul Sözleşmesinden vazgeçmiyoruz.
18
113
9
620
22,577
Yoo. Sizin korkunç bir acı çektiğinizi biliyoruz, evladını yok yere kaybeden bir annenin sonsuz öfkesini ve çaresizliğini de anlayabiliyoruz. Üzüntünüzü de paylaşıyoruz. Ama bütün bunlar sizin suç ile genetik arasında bağ kuran ırkçı ve faşist tezleri savunmanızı meşru ve anlaşılır kılmıyor, kılmayacak. Bireysel adalet arayışınızı toplumsal adaletsizliğe yol açacak bir zemin üstüne inşa edemezsiniz. Acınızı, başka acılara yol açacak hukuk mekanizmaları talep ederek dindirmek isteyemezsiniz. Genetiklerinde suç işlemek var diyerek hiç kimseyi potansiyel katil ilan edemezsiniz. Adalet arayışınızdaki ateşi, masum insanları yakacak bir yangına çevirmek isteyemezsiniz. Bunları yaptığınızda siz de adaletsizlik yapmış olursunuz ve adalet isteyenlerce siz de eleştirilirsiniz.
unavailable
132
438
39
4,514
353,491
Kinikler için olduğu gibi Nietzsche için de açıksözlülük (Redlichkeit) bedenlenmiş hakikattir. Açıksözlülük bedene dışsal olan bir şey değildir, “saygın lafların debdebesi ve o eski sahte gösterişi" değildir. Aksine, açıksözlülük insanın doğallığını olumlar. Nietzsche'ye göre, homo natura'yı olumlamak, bedeni daha yüksek bir ahlaki kökenin yanılsamalarının ardına gizlemek yerine yaşama özgü bedenlenmenin koşullarını kucaklamak demektir. Tıpkı Kiniklerde olduğu gibi, açıksözlülük, bireylerin “utancı unutmasını” ve "doğal içgüdülerin inkârı'ndan kaçınmasını” imler. Nietzsche'nin açıksözlülük şiarı, "Doğal olalım, eğilimlerimize/beğenilerimize ve beğenmeyişlerimize ahlaki renkler vermeyelim" ifadesi kasıtlı olarak Kinik bir nitelik taşır. Doğaya dönüş olarak açıksözlülük, yerleşik geleneklerle ve kurumsallaşmış ahlaki, politik, dinsel veya ataerkil değerlere bağlılıkla gerilim içindedir. Açıksözlülük ahlakın aşılmasını gerektirir, "iyinin ve kötünün ötesinde" bir hakikati ileri sürer. Ahlaki, dinsel ve metafizik dogmatizme karşıt olarak açıksözlülük anti-temelcidir: Kendine karşı düşünmek, sözde hakikatin sürekli olarak altını oymak ve onu sorgulamak demektir. Vanessa Lemm, Homo Natura, s. 42, çev. Sercan Çalcı
3
2
45
2,049
Iraz Yaşar retweeted
savaşan taraflar için her zaman iki tarafı da savaşa ve barışa zorlayan koşullar vardır, kimse durduk yere savaş ya da barış durumuna geçmez. “devletin bu barışta çıkarları var” benzeri cümleler kurmak maalesef bir tespit değildir. güvenme meselesine gelecek olursak da 2023 seçimlerini iyip ve özdağ destekli chpli kılıçdaroğlu kazansaydı da bir süreç ortamı oluştuğunda hükümet’e güvenmeyecektik. aslolan kendi gücüne güvenmektir. düşmanlar, savaşırken de barışırken de en başta kendi gücüne güvenmek zorundadır. ortada bir ortaklık yok, müzakere var.
🗣️Akademisyen Arzu Yılmaz: ''Anladığım kadarıyla Kürtler de AKP ile barış yapmayı tercih etmedi. Yani bu bir tercihle değil zamanın ruhunun mecbur kıldığı, tarihin bu anında iktidarda AKP olduğu için mecbur kaldığı bir ortaklık''
1
4
1
57
3,828
İnsanlar siz uyumlu davrandığınız sürece sizi severler. Fakat bu uyumun bazen sizi ne kadar zorladığını görmeyebilirler. Belki siz de “bu kadar fedakarlık olur” saikiyle göstermemiş olabilirsiniz. Oysa giderek tahammüle dönüşen her uyum çabası, bir noktada isyankar olmaya mahkumdur. Sonra karşınızdaki şaşırır: “Ne oldu şimdi böyle?” Olan aslında şudur: Uyum siz emek verdiğiniz için varolmuştur. Sizin çabanız karşınızdakine canının istediği gibi davranabileceği bir konfor alanı yaratmıştır. Şimdi ise bu uyumu bozan şey sizin duyarlılığınızı, anlayışınızı ve şefkatinizi geri çekmenizdir. Karşınızdaki öfke duyar; çünkü ayakta tutmaya, düzeltmeye, sürdürmeye alışmamıştır. Emek vermek zahmetlidir. Ya size kendinizi kötü hissettirmeye çalışarak dağınıklığı toparlamanızı bekler ya da kendisini ulaşılmaz kılarak korumaya alır; kırılgan egosunun görkemli şatosunda kilitli kalarak bir şeylerin düzelebileceğini düşünür.
4
6
1
65
2,494
Sevgili Utku'nun (Özmakas) Cemal Bali Akal'ın "Görünmeyen Machiavelli" kitabı üzerine Toplum ve Bilim dergisinde yayımlanan eleştiri yazısını okumanızı tavsiye ederim. Yazı, özellikle Machiavelli üzerine yerleşik ve yaygın yorumları, Cemal Bali Akal'ın kitabında ileri sürdüğü tezlerle bağlantılı olarak tartışmaya açıyor. Machiavelli'yi düşünce tarihinde nereye konumlandırmak gerekir? Ortada bir egemenlik, meşruiyet, sözleşme ya da başka bir modern veya pre-modern unsur yoksa Machiavelli boşlukta duran bir düşünür müdür? Yoksa onu, “akıntı”yı güçlendiren havzaların bir parçası olarak değerlendirmek mi daha yerinde olur? Peki bugün, daha eksiksiz bir toplumsal sözleşmenin imkanını düşünürken Machiavelli'den nasıl bir eleştirel cephane devşirilebilir? Kitap ve yazı bu sorulara yanıt arıyor. Utku Özmakas, “Boşluk ve Akıntı: Görünmeyen Machiavelli”, Toplum ve Bilim, Sayı 175. Cemal Bali Akal, Görünmeyen Machiavelli, Zoe Kitap, 2025.
1
2
25
1,771
Iraz Yaşar retweeted
isabella rossellini photographed by matthew rolston, 1988
7
133
5
910
15,038
Iraz Yaşar retweeted
İbn Tufeyl'in "Hay bin Yakzan" adlı hikayesi 1672'de Flemenkçe yayımlandığında eserin çevirmeni Johannes Bouwmeester, kitabın ilk sayfasına "S.d.B'ye ithaf edilmiştir" notunu düşer. Bu üç harf o dönemde tanrıtanımazlıkla suçlanan lanetli filozof "Benedictus De Spinoza" adının kısaltmasıdır. İbn Tufeyl'in Hay bin Yakzan'ı ile Spinoza'nın fikriyatı aklın, vahiy ve toplumsal otoriteden bağımsız olarak tanrısal hakikate ulaşabileceği fikrinde buluşur: Tufeyl'in ıssız adada büyüyen Hayy'ı, doğayı gözlemler; saf akıl yürütme ile zorunlu varlık olarak Tanrı'ya, ruhun ölümsüzlüğüne ve ahlaki düzene ulaşır. Spinoza, Ethika'da geometrik yöntemle Tanrı'yı doğayla özdeşleştirir (Deus sive Natura) Hakikatin ancak aklın zorunlu bağlantılarla (geometrik düzende) bilinebileceğini savunur. Her iki düşünür de geleneksel dini dogmaların ve kurumsal otoritenin ötesinde, bireyin kendi aklıyla erişebileceği bir doğal teoloji önerir. Tufeyl'nin görüşü İslami vahiyin sonuçlarıyla örtüşür lakin ondan bağımsız bir süreç olarak sunulur. Spinoza'da Tanrı görüşü daha radikal biçimde, aklın doğanın yasalarına tabi kılınması biçiminde ortaya çıkar. Bu ortak zemin, 1672 tarihli Flemenkçe çevirisinin Spinoza'ya ithaf edilmesinin de gösterdiği gibi erken modern dönemde otodidaktik felsefe ile rasyonalist monizm arasına kurulan bir köprüdür
3
20
3
147
8,368
Jung “Bilinçdışının Keşfi” konusunda Nietzsche’ye hakkını verir. “Jung, Nietzsche'nin bilinçışının 19. yüzyıldaki keşfine çok yardımı dokunduğunu, dolayısıyla Freud'un felsefecilerin sadece yaşamın saf, zihinsel yönünü dikkate aldıkları şikâyetine karşı bir istisna oluşturduğunu düşünüyordu. Ama Freud, kendi fikirlerinden bazılarını Nietzsche'nin bir bakıma önceden görmüş olduğunu hissetmesine rağmen Zerdüşt'ü okumaya istekli değildi; çünkü temelini ampirik pratikte değil, sadece spekülasyondan alan fikirlerin etkisi altında kalmak istemiyordu. Öte yandan Jung önceden görenlerin her türlüsünü keşfetmeye bayılıyordu: bunlar bir şekilde onun arketipik temelli fikirler hakkındaki kendi ifadesini önceden onaylar gibiydiler.” C. G. Jung, “Nietzsche’nin Zerdüşt’ü Üzerine Seminerler”, s. 12. Alfa Yayınevi.
3
5
47
2,997
Iraz Yaşar retweeted
oruç aruoba’nın dediği gibi, “kişi kendini yapar, bozar, dağıtır, yıkar, kırar sonra, yeniden kurar. önemli olan, kişinin kendini başlangıçtan kurmuş olması değil, baştan kurabilmesidir.” bu böyle, çok doğru.
2
297
8
2,100
48,132
Before Sunrise ve Before Sunset ne güzel filmler… Denk geldikçe izlerim. Bu filmlerde sevdiğim üç şey var: Karakterlerin uzun yürüyüşler eşliğinde bir şehri keşfe çıkmaları; bu keşfin, kendilerini, hayatı, siyaseti ve aşkı anlamaya çalışan derinlikli sohbetlerle iç içe geçmesi; bir de bütün bunlara eşlik eden etkileyici bir şehir estetiğinin arka planda akıp gitmesi… Filmlerden birinde şöyle güzel bir replik geçer: “Gençken bağ kurabileceğin birçok insan olacak sanıyorsun. Sonra bunun hayatta sadece birkaç kez olduğunu anlıyorsun.”
3
6
1
152
6,001
"Kendi hayat görüşü gibi nemrut" :)) Fotoğrafın altına düşülen not Eagleton'a mı ait bilemiyorum ama Şopenciğime o kadar da haksızlık etmeyelim.
4
30
1,661
Selin Aktuyun'un çevirisiyle... Emeğine sağlık canım 🌿🌿 @selinaktuyun
#Yeni / "Güvenli Bağlanma", bağlanma biçimleri alanındaki çalışmalarıyla tanınan psikiyatrist ve nörobilimci Dr. Amir Levine, uluslararası çok satan "Bağlanma" kitabının ardından bu kez insan ilişkilerinde kurulabilecek güvenli bağlara odaklandığı "Güvenli Bağlanma" ile okurun karşısına çıkıyor. Levine, kendi geliştirdiği yaklaşımlarla, duygusal dayanıklılığı artırıp daha tatmin edici ve derin bağlar kurmayı mümkün kılan nörobilim destekli pratik araçlar öneriyor. “Güvenli mod”da yaşamanın dönüştürücü etkilerini gözler önüne seren metin, okura kanıta dayalı bir harita sunuyor. Bu öncü çalışma, zihinsel ve ruhsal sağlığını iyileştirmek, ilişkilerini derinleştirmek ve hem kendiyle hem de dünyayla barışık bir yaşam sürmek isteyen herkes için vazgeçilmez bir rehber niteliği taşıyor. Amir Levine, Güvenli Bağlanma, çev. Selin Aktuyun, @alfakitap
2
3
6
835
Iraz Yaşar retweeted
🗣️Gazeteci Murat Aksoy: 🔹"PKK bir sonuçtur. Neyin sonucu? Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Kürt haklarını, sadece Kürtler değil, azınlık haklarını, ötekilerin haklarını tanımadığı için şiddet çıkmıştır ortaya. Dolayısıyla da öncelik ne olmalı? Bu nedenin ortadan kaldırılması. Demokratikleşme" 🔹"Siz o demokratikleşmeyi sağladığınız ölçüde sadece Kürtlerin değil, Alevilerin de, azınlıkların da, muhafazakârların da, kendini öteki hisseden kim varsa onların sorunları çözülmüş olur" @dilekodabas @murataksoy #CANLI : youtube.com/live/cK4sI69q_eo
5
34
5
258
15,473
Ne güzel ifade etmiş Jülide Kural: “Birlikteliğimizin gücü hukuki bir statüden değil, sevgimizden, güvenimizden ve ortak hayat irademizden geliyordu.” Ama elbette bazıları için bunu anlamak son derece zor. Nihayetinde, ortada hukuki bir statü yoksa o birlikteliğe saygı duyulmaz; mirasın da “birlikte yaşanılan bir kadına” bırakılmış olması hazmedilemez.
🔴 Jülide Kural, Kadir İnanır'ın mirasını ilk kez T24'e açıkladı: 💬 Asıl mesele, yaşamı boyunca kendi emeğiyle var olmuş bağımsız bir kadını, bir erkeğin servetine konmuş edilgen ve niteliksiz bir kişilik olarak göstermeye çalışmaktır! 💬 Bu, yalnızca şahsıma yönelik bir itibarsızlaştırma girişimi değil, kadınların emeğini ve özgür iradesini yok sayan zihniyetin de açık bir yansımasıdır. t24.com.tr/kultur-sanat/juli… ➡️ apps.apple.com/tr/app/t24/id… ➡️ play.google.com/store/apps/d…
2
4
48
5,255
Iraz Yaşar retweeted
📢 DEM Parti'nin Siirt'in Kurtalan ilçesinde başlattığı “Ekmek, Barış ve Adalet” kampanyasında söz alan çiftçi kadının yoksulluğa isyanı gündem oldu. 💬 “Bu ülkenin halkı tembel değil. Bazıları bu ülkenin kaymağını yerken halkı aç. Midesi boş olan insana ‘Beynini çalıştır’ diyemezsiniz. Bir çocuk yoksulluğu var, bir kadın yoksulluğu var. Bunun sorumlusu kim?”
14
316
9
1,982
70,687