Pinned Tweet
Ölümü bir an olsun aklından çıkarma. Ansızın gelip seni götüreceğini unutma. Bir gün bir çiçek gibi solacağını, güneş gibi batacağını ve bir yaprak gibi savrulacağını unutma, hiç unutma.
şevvalim retweeted
Muhafazakarlığı böyle çalgılı ilahili kadın erkek ortamı zanneden seyirci de dizi senaristi de İslama ve Müslümanlara dair hiçbir şey bilmiyordur.
Muhafazakar çift ihtiyacımı karşılayan o ikilim gerçekten meftune gibi dolaşıyoruz ortalıkta #EvlilikGüzeldir #nersez
şevvalim retweeted
إلقاء اللوم على النسوية في تعاسة الذكر الحديث، هو اعتراف بأن سعادته كانت تعتمد على قمع المرأة و خضوعها
Nasıl olsa beni seviyor bu iş bitmiştir diye bakmaları, ilişkiye dair özeni ve çabayı en aza indirgiyor; bunun aksi olarak kadınlar da, beni sevdiğini bilsem de karakterinden emin olmak için gözlemeliyim diye düşünüyor.
Atıp tutmak, ezbere konuşmak, acıyla ya da kinle öfke kusmak o kadar kolay ki. Hayat kesin değil, bir tecrübe yaşandı diye bütün tecrübeler aynı olacak diye bir şey yok. Sevmek ve saymak birinde başka anlama gelir diğerinde başka.
Uyumlandığın birinde bir zaman sonra pürüz bitmesi kimsenin suçu değil, onarmaya çalışır olmazsa kalkıp gidersin. Hiç bir şeyin garantisi yoksa, her şeyin çok çeşitli ihtimallere sahip olduğunu da kabul etmelisin.
Her zaman tarafsız bir yerden yaklaşmak ve suçlamadan önce çuvaldızı biraz kendi cinsiyetimize de batırabilmek, geniş çapta muhakeme edebilmek lazım. Aile mi kuracaksın, yoksa nefsine göre mi yaşayacaksın? Fıtrat bahanesiyle nefsinin isteklerine tamah edenlerin binası çürük olur.
Replying to @Otuzhane2
İyi karar verin. Aile mi kuracaksın, sevgili hayatı mı yaşayacaksın yoksa metres hovardalığı mı. Hem ayranım dökülmesin hem tatsız olaylar yaşanmasın. Rağmenlere karşı evliliği yürüteceksiniz. Yoksa en kolay iş ayrılmak. Aklınızı başınıza devşirin. En iyisi evde yemek dışarıda içinde ne koyuyorlar bilmiyorsunuz!
Aile kurmak çok zor, anne baba olmak çok zor, evlilik başlı başına zor. Bunu manevi bir yerden yapabiliyorsak ve eşimizi sevip sayıyorsak, sevgiyi ve emeği karşılıklı verebiliyorsak, maddi manevi bereket hasıl olur.
evlenmek için birbirine körkütük aşık olman lazım.. körkütük bak. o da sen de.. onun ailesi senin ailen, senin ailen onun ailesi olucak. hiç tanımadığın bilmediğin insanların önüne yemek yapıp koyucaksın keza onlar sana kendi masalarında sandalye ayıracak. en garibi annesine anne babasına baba diyeceksin. gerçekten içinden gelmeden yapabileceğin bişey değil olmamalı da bence. o yüzden mantık evliliği çok uzak geliyor bana tabii büyük konuşmak istemiyorum ama ilişkide birbirine “katlanmak” “göz yummak”, “idare etmek” ibareleri değil de “hallederiz”, “onun da üstesinden geliriz”, “özür dilerim”, “seni anlıyorum”, “haklısın” ibareleri olmalı. bu da gerçekten sevdiğiniz ve sevildiğiniz bir ilişkide mümkün.
Bazı şeyler zamanında ve yerinde olmalı. Yapılması gereken şeyleri esirgedikçe, bahane buldukça ve bir şeyleri yalnızca kendi kalıbınıza sığdırmaya çalıştıkça sizi seven insanları kaybedersiniz.
Bir gün bu hesap ölü olacak, artık düşüncelerim ve hislerim toprağın altına karışacak ama sesimi duyan olmayacak. Burada azınlığa, çoğu zaman da kendime yazdığım şeyler bir ölünün yaşanmışlığı olacak. O gün geldiğinde, sessizliğim ölümümün kanıtı olacak.
şevvalim retweeted
Ölçü nerde bozuldu biliyor musun? Ekonomik şiddet uygulayan erkek ölçü bozdu! Eşine para vermeyi,ihtiyacını karşılamayı fazlalık gören erkek ölçü bozdu! Evin içinde karısını yalnızlaştırdığı an ölçü bozuldu! Saygı göstermediği için annesi ve çevresine ezdirdiği an ölçü kaçtı!
This Post is from an account that no longer exists. Learn more
Kadınların bir ömür boyunca kendi hayatlarından, arzularından, ihtiyaçlarından vazgeçerek başkalarına bakmak zorunda kalmalarını fedakârlık, erdem, kutsallık olarak görmenin kendisi asıl sorunlu durum bence. Kadın emeğinin sömürülmesinin ve bu sömürüyü meşrulaştırmanın yollarından biri de tam olarak bu örnekteki anlatının kurgusu.
Kuşaklar boyunca birçok kadın, erkeklerin ve bazen kamunun üstlenmesi gereken bakım yükünü neredeyse tek başına taşımak zorunda bırakıldı. Üstelik yalnızca fiziksel olarak değil, ruhsal olarak da bütün varoluşlarını başkalarının ihtiyaçları, arzuları etrafında örgütlemeleri beklendi. Kendi arzularından vazgeçmek öylesine içselleştirilmiş bir zorunluluk hâline geldi ki zamanla ne istediklerini, nasıl bir hayat yaşamak istediklerini, yani kendi arzularını düşünme imkânını bile kaybetti pek çok kadın.
Insan bütün hayatını birilerine bakmak, birilerine hizmet etmek, birilerinin arzularının nesnesi olmak üzerine kurduğunda bu vazifeler ve ötekilerin istekleri zamanla bir kimlik ve yaşamın temel anlamı hâline gelebiliyor. Dolayısıyla bakım verdiği kişiyi kaybetmek yalnızca sevilen birinin kaybı gibi yaşanmıyor, kendi varoluşunu üzerine kurduğu bir anlamın da kaybı haline geliyor ve çok çok sarsıcı oluyor.
Yani asıl sorun, tweette hikaye edildiği gibi yeni nesillerin *vefasız* olması değil, kadınların kendi hayatlarından vazgeçmelerini bir ahlaki üstünlük olarak göstermeye çalışmak.
Bir kadının kendisine ait bir hayatının olmasını istemesi sevgisizlik ya da vefasızlık değil. Asıl mesele, kadınların kendi hayatlarından vazgeçmelerinin erdem gibi satılması, kendi arzusuyla, kendi kararlarıyla ve amaçlarıyla yaşamak isteyen kadının ise kötülenmesi.
TLDR oldu biliyorum ama bereket kısmına da el atmadan geçemeyeceğim:) eğer bereketin yolu yaşlıya bakmaksa isteyen kendi ana babasına kendisi bakabilir, bakımverenin bir kadın olmasına gerek yok.
Annem, tam kırk beş yıl babaannemle aynı evde yaşadı. Son on beş yılda babaannem yerinden kalkamaz hâle gelmişti, annem de her ihtiyacıyla ilgilendi. Dışarıya çıkamadığı için, annem de neredeyse on yıl boyunca sadece zaruri durumlarda evden çıktı. Onu evde bırakıp gitmeye vicdanı el vermiyordu. Babaannem vefat ettiğinde, annem neredeyse bir ay kendine gelemedi.
Şimdi de dedem hasta… Annem kırk beş yıldır onunla da ilgileniyor. Son beş yıldır da bütün işlerini kendisi yapıyor. Dedem doksan üç yaşında ve yoğun bakımda. Annem hâlâ ona “Allah uzun ömür versin, yaşatsın” diye dua ediyor. Onlara hizmet etmenin kendi için bir cennet bileti olduğuna inanıyor.
Bu sadece anneme mahsus bir durum değil; o kuşak böyleydi. Onlar, anneye babaya hizmeti bir görev değil, bir şeref bilirdi. Ama ne yazık ki yeni nesil, hepsi değil ama bazıları ne annenin, ne babanın, ne de atalarının değerini biliyor.
Toplum da ki bereketsizliğin en önemli sebeplerinden biri de bu hal.....














