Pinned Tweet
"There is probably no more terrible instant of enlightenment than the one in which you discover your father is a man, with human flesh."
Bunlara ne diyeceklerini ezberleten menajerleri PR takımları olmadan iki lafı bir araya getiremedikleri için, biz şuraya yazalım da bir sonraki sorulara hazırlıklı olsunlar. Şunu diyeceksin sevgili ünlü: "Arkadaşlar ben kaşemden kesmeye razıyım. ++
Bu akşam katıldığı etkinlikle basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Aras Bulut İynemli, dizilerin reklam ve reyting krizinden çıkış reçetesini yazdı.
#arasbulutiynemli #diziler #reyting
Onlar süreleri azaltınca, senaryolarda bu ucuzlukta değil de dünya standartlarında iş çıkartınca, insani bir kaliteyi yakalamaya çalışınca değil de, sadece biz indirim yapınca her şey düzelecekse hemen şimdi yapalım." ++
#UnderSaltMarsh'ın İngiliz polisiye/noir severler için çok iyi bir atmosferi olsa da hikâyenin gizemi çok sönük ve yavaş bir şekilde çözüldüğünden hep bir eksiklik var hissiyle finale ulaşıyorsunuz.
Ben bu filmi bu zamana kadar nasıl izlememişim. Müthişmiş. #Apocalypto
#Primetime puslu renk paleti, CCTV dokusu ve VCR estetiğiyle teknik olarak muazzam. Pattinson devleşirken, Hindistan sekansı filmin zirvesi, hatta başlı başına bağımsız bir filme dönüşebilecek kadar güçlü. Finalin muğlaklığına takılmayanlar için film gerçekten de çok iyi.
#ResidentEvil tam olarak "yemek yer yemez yüzmek isteyen çocuk" gibi. İlk 1 saat harika bir korku atmosferi ve nefis ambalajla açılıyor ama hikâyeyi hiç sindiremediği için son 30 dakikada çöküyor. Eski ustaların tekniğini alıp esas hikâyeyi kaçırmak tam da bu dönemin hastalığı.
#SlowHorses'ın 6. sezonunun tüm bölümleri yayınlandıktan sonra hepsini tek solukta bitirmek çok iyi geldi. Hugo Weaving'i dizide daha fazla görmek de öyle. Bu dizi sonsuza kadar sürebilir, şikayet etmem.
#TheCycle'ın ilk yarıdaki tempo sorununu sabırla atlatabilirseniz,ikinci yarıdan itibaren hikâyenin de evrilmesiyle film size istediğinizi veriyor.Pratik efektleri, tekinsiz atmosferiyle birlikte yakaladığı o ritim ilk yarının durağanlığını unutturmayı başarıyor.Ortalamanın üstü.
Leziz Kadavralar’ı bitirdim ama resmen koca bir laf salatasıymış. İnsan etinin tüketildiği o muazzam distopik fikir, sırf şok yaratmak uğruna göz göre göre harcanmış. Fikir inanılmaz, işleyiş ve karakter derinliği sıfır. Harika bir potansiyelin heba oluşuna örnek olmuş, yazık.
Bu tweetin alnı olsa da öpsem.
The Diplomat izlerken dikkatimi çeken bir şeyden bahsedeyim. Kalitenin nasıl düştüğüne ayna tutsun. ABD başkanının eşi olan kişi bir odaya giriyor ve “wow” diyor. Bunu altyazıda “oha” diye çevirmişler. Bu lokalizasyon değildir. Karakterin farkında olmayan, dramaturjiden habersiz, hayatında çeviri yapmamış birilerinin bedava iş gücü olarak yaptığı bir iştir. Bu iş böyle yapılıyor, birileri denetliyor(!) öyle düşünün. Şu saçmalık bu insanlara batmıyor. Seyirci, daha iyisini hak ediyor. Açıkçası yaptığım bir işte böyle bir durumda sanatçı(?) “oha” desin, bir mola veririz. Oturur konuşurum. Günden güne iş kalitesi yerin dibine geçiyor. Buna tanıklık etmek son derece üzücü.
Dehşet güzel bir kitaptır. Of.
İskoç yazar Iain Banks'in ilk romanı Eşekarısı Fabrikası, modern edebiyat tarihinin en çok tartışılan eserlerinden biri. Yayımlandığı dönemde eleştirmenleri ikiye bölen roman, içerdiği grotesk şiddet ve karanlık mizahla edebiyatta derin bir iz bıraktı.
Aslı Biçen’in şahane çevirisiyle Eşekarısı Fabrikası haftaya raflarda.
#TheWeight gibi filmler kurgusu iyi olmadığında seyirciyi yakalama potansiyeli riskli hikâyelerden.Ethan Hawke da karakterinin içsel ağırlığını ve çıkmazlarını o kadar iyi yansıtmış ki, filmin atmosferini bir üst seviyeye çıkarmış.Böyle hikâyeler yumuşak karnım oldugundan sevdim.





















