“Biz, millete yanlış yapana, milletin malına el uzatana sahip çıkmayız. Bizim referansımız muhalefet değildir, bizim örneğimiz onlar asla değildir.
Biz kendi yapıp ettiklerimizden sorumluyuz. Ne mutlu bize ki; soran, sorgulayan, eleştiren bir tabanımız var. Ne mutlu bize ki; yanlışa yanlış, doğruya doğru diyen bir seçmenimiz var.”
Cumhurbaşkanımızı tanıyan, bilen ve siyasi mücadelesini yakından takip edenler çok iyi bilir ki; bu işin sonuna kadar gidilecek, milletin hakkını yiyenlerden mutlaka hesap sorulacaktır.
Bugün vatandaşımız yeterince bilgilendirilmemekten, belirsizlikten ve haklı endişelerinden dolayı huzursuzdur. Oluşan bilgi boşluğunda, her kafadan bir ses çıkarmaya çalışan sorumsuz kişiler de bu endişeyi körüklemektedir.
Şunun altını açıkça çizelim: Cumhurbaşkanımız yaşananların farkındadır, milletimizin kaygılarını bilmektedir. Bu fon vurgununun bedeli masum vatandaşımıza ödetilmeyecek; kazançlarını katlayanların, bu mağduriyette sorumluluğu bulunanların yakasına hukuk çerçevesinde yapışılacaktır.
Milletimiz müsterih olsun. Devletin iradesi de gücü de yerindedir!
Bu süreçte Cumhurbaşkanımıza güvenin. 25 yıldır vatandaşının derdiyle dertlenen, zor gününde milletini yalnız bırakmayan bir irade, bugün de milletinin hakkını koruyacak ve gerekeni yapacaktır.
Üsküdar Belediye Başkan Vekilimiz Dündar Ziya Gültekin’in Düzce’de meydana gelen elim kaza neticesinde hayatını kaybettiğini büyük bir üzüntüyle öğrendim.
Merhum Dündar Ziya Gültekin’e Cenab-ı Allah’tan rahmet; ailesine, sevenlerine ve teşkilatımıza sabır ve başsağlığı diliyorum.
Rabbim rahmetiyle muamele eylesin, mekânını cennet eylesin. Başımız sağ olsun.
İstanbul’da etkili olan şiddetli yağışlar nedeniyle sel ve su baskınlarından etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Sahada fedakârca görev yapan tüm ekiplerimize kolaylıklar diliyor, herhangi bir can kaybı yaşanmamasını temenni ediyorum. Rabbim, ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten muhafaza eylesin.
Siyaseti ihanet söylemleriyle değil, hizmetle ve eserle konuşmak gerekir.
İzmir’in kurtuluşu işgalden kurtuluştu; bugün mesele, İzmir’i siyasi ezberlerin ve kısır tartışmaların gölgesinden kurtarıp hak ettiği hizmetle buluşturmaktır.
Kimseyi vatan hainliğiyle suçlayarak siyaset yapılmaz. İzmir de İzmirli de hakaretin değil, AK Belediyecilik ile hizmetin ve samimiyetin tarafındadır.
🔴CEMİL TUGAY: 'İNSAN UTANIR'
◼️İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, AKP'ye geçmesine gelen tepkilere "Adeta 'vatan haini' ilan edildim; 'İzmir'i işgal ettiler' gibi laflar ediliyor. İnsan bu lafları ederken hakikaten utanır" diye yanıt verdi.
◼️Kendisine oy verenlere seslenen Tugay, "İzmirliler bana niye oy verdi? Ne yapmam için oy verdiniz? Belediye başkanlığı yapmam için değil mi? Ben peki başka bir şey mi yapmaya çalışıyorum? Hayır" dedi.
◼️İzmirlilerin korkacağı bir şey olmadığını söyleyen Tugay, "İzmir, İzmir olarak yaşamaya devam edecek. İnsanlar eskisi gibi yaşantılarını sürdürecekler. Farklı olan tek bir şey olacak: Artık çok daha hızlı ve yoğun bir belediye hizmeti görecekler, şehre yatırımlar gelecek, pek çok iş yapılacak" ifadelerini kullandı.
cumhuriyet.com.tr/siyaset/ak…
Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının engellenmesi kabul edilemez!
İnancı gereği başını örten bir öğrenciyi okul kapısında bırakmak, hangi vicdana, hangi adalete sığar? Başörtüsü engel değil, inancın gereğidir! Eğitim hakkı hiçbir ideolojik dayatmaya kurban edilemez!
Azerbaycan’ın bu yanlıştan bir an önce dönmesini bekliyoruz. Gençlerin geleceğine engel koymak değil, önlerini açmak gerekir.
Bu çağda böylesi bir anlayışa asla geçit verilmemelidir!
Manisa’da meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Yüce Allah’tan rahmet; kederli ailelerine ve yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyorum.
Kazada yaralanan vatandaşlarımızın da bir an önce sağlıklarına kavuşmalarını temenni ediyorum.
Rabbim milletimizi her türlü kazadan ve beladan muhafaza eylesin. Vefat eden kardeşlerimizin mekânları cennet, ruhları şad olsun.
Sigara satışında T.C. kimlik numarası uygulamasına ilişkin kamuoyunda oluşan tartışmalar üzerine Bakanlığımız konuya açıklık getirmiştir.
Vatandaşlarımızın doğru bilgilendirilmesi ve kamuoyunda gereksiz endişelerin oluşmaması adına gösterdikleri hassasiyet ve yapıcı yaklaşımları dolayısıyla Sayın Bakanımız Kemal Memişoğlu’na teşekkür ediyorum.
Bu gördüğümüz tablo, ÖNLENEBİLİR bir YIKIMDIR.
Tütün ürünlerinin bedenimizde bıraktığı tahribat sadece bireysel bir tercih değil, toplum olarak taşıdığımız ortak bir yüktür.
Açıklamalarımız üzerindeki soru işaretlerini anlıyorum. Vatandaşlarımız müsterih olsun; önceliğimiz 18 yaş altındaki çocuklarımıza yaş doğrulaması yaparak tütün ürünü satışını önlemek ve onları tütünün zararlı etkilerinden korumaktır. Bu doğrultuda, mahremiyeti gözeten, kişisel verileri koruyan ve uygulama kolaylığı sağlayan elektronik sistemler dâhil bütün seçenekleri değerlendiriyor, yeni kanun taslağımızı ve mevzuatımızı da bu çerçevede ele alıyoruz.
Sigara içmeyen milyonlarca vatandaşımızın haklı hassasiyetini ve temiz hava hakkını çok iyi biliyoruz; sosyal alanlarda yaşanan mağduriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalarımızı da sürdürüyoruz.
Amacımız, başta evlatlarımız olmak üzere toplumumuzu tütünün yıkıcı etkilerinden korumaktır. Hep birlikte daha sağlıklı, daha rahat nefes alabilen bir Türkiye'yi inşa etmektir.
Unutmayalım; tütünle mücadele hepimizin MÜCADELESİDİR.
Sigaranın zararlı olduğunu hepimiz biliyoruz. Ancak bir paket sigara almak için vatandaştan T.C. kimlik numarası istenmesi de kabul edilebilir bir uygulama olarak görülmemelidir.
Vatandaşın aklında soru işaretleri oluşturacak, mahremiyet endişesi doğuracak kararlar alınmadan önce bir kez daha düşünülmelidir.
Sayın Cumhurbaşkanımız bir yandan ülkemizin meseleleriyle mücadele ederken, diğer yandan milletin tepkisini çekecek kararların yükünü taşımak zorunda bırakılmamalıdır.
Cumhurbaşkanımıza destek olmak, onun yükünü artırmakla değil, milletin gönlünü kazanacak doğru adımlar atmakla mümkündür.
Bu konuda milletimizin sesini duyup, sağ duyuyla hareket etmek gerekmektedir.
Biz hiçbir zaman “Çamur at, izi kalsın” anlayışıyla ülke yönetmedik. Hiçbir zaman da böyle ahlaksız bir anlayışla yönetilemez, ve yönlendirilemez!
O sebepten malum kesimden, Sayın Bakanlarımıza atılan iftiralar; kendi ellerine ve yüzlerine bulaşmaya mahkum olacaktır.
Of Belediye Başkanımız Sayın Salim Salih Sarıalioğlu ile birlikte, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’yi ziyaret ettik.
Sayın Bahçeli’nin tecrübesi, feraseti ve devlet adamlığı etrafında gerçekleştirdiğimiz bu anlamlı buluşmada; birlik ve beraberliğimiz, kardeşliğimiz ve ülkemizin huzuru üzerine değerlendirmelerde bulunduk.
Farklılıklarımızı ayrışma vesilesi değil, zenginliğimiz olarak gören; kırgınlıkları geride bırakıp kardeşliği büyüten bir anlayışla, ülkemizin huzuruna ve Türkiye Yüzyılı hedeflerine katkı sunmaya devam edeceğiz.
Nazik kabulleri ve samimi ev sahiplikleri için Sayın Devlet Bahçeli’ye şükranlarımı sunuyorum.
Birliğimiz daim, kardeşliğimiz ebedî, Türkiye’miz güçlü olsun.
İzmir hak ettiği hizmet belediyeciliği ile tanışacak…
İzmir halkımıza ve ülkemize hayırlı ve uğurlu olsun.
Bugün aramıza katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a “AK Parti ailesine hoş geldin, safalar getirdin” diyorum.
Ege’nin incisi İzmir’e ve İzmirli kardeşlerimize hizmet mücadelesinde tüm imkânlarımızla kendisine destek olacağımızı vurgulamak istiyorum.
İzmir’imizin gönül belediyeciliği ile tanışması hayırlı, uğurlu olsun.
Okullarda yaşanan saldırıların Başakşehir’deki okulumuzda bir kez daha meydana gelmesi hepimizi derinden yaralamıştır. Yaralanan evlatlarımıza Rabbimden acil şifalar diliyor, bir an önce sağlıklarına kavuşmalarını temenni ediyorum.
“Suça sürüklenen çocuk” ya da “adli süreçteki çocuk” demekle bu işin içinden çıkılamaz. Bu kavramların arkasına sığınılarak ağır şiddet fiillerinin sonuçlarını hafifletmek, hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmaz.
Bilgiye erişimin yapay zekâ ve dijital platformlarla baş döndürücü bir hız kazandığı bugün, çocuklarımız yaptıklarının sonuçlarını da çok daha erken yaşlarda biliyor. Elbette çocuk adaletinin amacı yalnızca cezalandırmak değildir. Ancak ağır suçlarda mağdurun hakkını, toplumun güvenliğini ve caydırıcılığı birlikte gözeten güçlü ve adil bir hukuk düzeni şarttır.
Çocuk olmak, sorumluluktan muaf olmak değildir. Çocuk adaleti, sorumluluğu ortadan kaldıran değil; yaşa ve gelişim düzeyine uygun bir sorumluluk bilinci kazandıran sistem olmalıdır.
Bu meselenin bir diğer temel ayağı ailedir. Şiddeti normalleştirmeyen, empatiyi, saygıyı ve sınır bilincini öğreten bir aile yapısı en güçlü koruyucu mekanizmadır. Devlet, okul ve aile sorumluluğu birlikte üstlenmeden kalıcı çözüm üretilemez.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız ile Millî Eğitim Bakanlığımızın; akran zorbalığı, öğretmenlere yönelik tehdit ve şiddet konusunda daha kararlı ve sonuç odaklı çalışmalar yürütmesi artık bir zorunluluktur.
Çocuklarımızın dünyası değişti. Onlara tiyatro, televizyon ve geleneksel eğitim araçlarıyla ulaşamayacağımız aşikârdır. Zamanlarının büyük bölümünü geçirdikleri sosyal medya ve dijital platformları görmezden gelerek çocuklarımızı koruyamayız. Bu alanlarda çocuklarımızı bilinçlendiren, zararlı içeriklerden koruyan ve doğru içeriklerle buluşturan güçlü politikalar geliştirmek mecburiyetindeyiz.
Çocuklarımızı korumak, geleceğimizi korumaktır.
Yaşanılan fon krizi ile alakalı süreci sulandırmaya, zihinleri bulandırmaya ve piyasaları belirsizliğe sürükleyecek açıklamalara artık son verilmelidir. Böylesine ciddi bir süreçte herkes sorumluluğunun gereğini yerine getirmeli, kamuoyunun güvenini zedeleyecek söylemlerden uzak durmalıdır.
Bir taraf meseleyi “dış güçler” söylemine bağlayarak Millî İstihbarat Teşkilatımızı zan altında bırakmaya çalışıyor. Diğer taraf ise çeyrek asırlık AK Parti teşkilatını ve milyonlarca mensubunu, birkaç kişinin yaptığı iddia edilen yanlışlarla aynı kefeye koymaya çalışıyor. Bu yaklaşım ne hakkaniyetlidir ne de siyasi gerçeklikle bağdaşmaktadır.
AK Parti, milyonlarca insanın emek verdiği büyük bir siyasi harekettir. Bu büyük yapı içerisinde art niyetli davranan, kişisel çıkar peşinde koşan kim varsa Cumhurbaşkanımız, bugüne kadar olduğu gibi gereken iradeyi ortaya koyacaktır.
Bırakın kurumlar görevini yapsın. Hukuk, denetim ve devlet mekanizmaları kendi işini yapsın. Hiç kimse soruşturmanın yerine geçerek hüküm vermesin; hiç kimse de süreci kendi siyasi hesabına alet etmesin.
Ancak bununla birlikte süreç mutlaka şeffaf yürütülmelidir. Başta Hazine ve Maliye Bakanlığımız olmak üzere ilgili resmî kurumlarımız ve bürokratlarımız bu süreçte daha aktif olmalı, kamuoyunu düzenli ve açık biçimde bilgilendirmelidir. Ekonomik güvenin en temel şartı, belirsizliğin ortadan kaldırılmasıdır.
Resmî açıklamaların gecikmesi, bilgi boşluğu oluşturulması ve bu boşluğun “Yönetimde ben olsam çözerim” diyerek kendisini kurtarıcı ilan eden siyasi fırsatçılara bırakılması kabul edilemez.
Süreç nereye giderse gitsin, kime uzanırsa uzansın; devletimizin gereğini yapacağından kimsenin şüphesi olmasın.
Çünkü mesele yalnızca siyasi bir tartışma değil; vatandaşın devlete, ekonomiye, piyasalara ve adalete olan güven meselesidir!












