
Spokesperson, Ministry of Foreign Affairs, Türkiye | @TC_Disisleri @MFATurkiye
Joined September 2023
- Tweets125
- Following247
- Followers11K
- Likes0
Ratko Mladiç’in Cenaze Töreni Hakkında:
Soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarından ötürü uluslararası mahkemelerce kesin hükümle mahkum edilmiş olan Ratko Mladiç’in cenaze töreninin, işlenen ağır suçların ve yaşanan insani acıların inkarı anlamına gelecek şekilde istismar edilmesi kabul edilemez.
Söz konusu mahkeme kararlarının reddedilmesi veya hüküm giymiş faillerin kahramanlaştırılmaya çalışılması, mağdurların ve yakınlarının acılarını derinleştirmekte, aynı zamanda bölgede barış ve uzlaşı yönünde yıllardır kararlılıkla sürdürülen çabalara zarar vermektedir.
Balkanlar’ın ihtiyacı, geçmişten gerekli derslerin çıkarılarak huzurlu, müreffeh ve ortak bir geleceğin birlikte inşa edilmesidir.
Bu vesileyle, başta Srebrenitsa soykırımı kurbanları olmak üzere Bosna Savaşı sırasında hayatını kaybeden tüm masum insanları bir kez daha saygıyla anıyor, yakınlarının acılarını paylaşıyoruz.
Yunanistan Tarafından İlan Edilen Sanayi ve Tedarik Zinciri Özel Mekansal Çerçevesi Hakkında:
Yunanistan tarafından Ege Denizi’ni de kapsayacak şekilde bugün (28 Ağustos) ilan edilen Sanayi ve Tedarik Zinciri Özel Mekansal Çerçevesi, aidiyeti uluslararası antlaşmalarla Yunanistan’a devredilmemiş coğrafi formasyonlar dahil, iki ülke arasındaki birbiriyle bağlantılı Ege sorunları bağlamında ülkemiz açısından herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacaktır.
Türkiye olarak, 7 Aralık 2023 tarihli Dostane İlişkiler ve İyi Komşuluk Hakkında Atina Bildirgesi’yle uyumlu bir yaklaşım benimsenmesi gerektiği yönündeki tutumumuzu muhafaza ettiğimizi ve Ege Denizi'nin iki kıyıdaş devletinden biri olarak Yunanistan'la iş birliğine her zaman hazır olduğumuzu bu vesileyle bir kez daha vurguluyoruz.
Yunanistan Tarafından İlan Edilen Yenilenebilir Enerji Kaynakları Özel Mekansal Çerçevesi Hakkında:
Yunanistan tarafından Ege Denizi'ni de kapsayacak şekilde bugün (19 Ağustos) ilan edilen Yenilenebilir Enerji Kaynakları Özel Mekansal Çerçevesi, Yunanistan'ın diğer benzer girişimlerinde olduğu üzere, aidiyeti uluslararası antlaşmalarla Yunanistan'a devredilmemiş coğrafi formasyonlar dahil, iki ülke arasındaki birbiriyle bağlantılı Ege sorunları bağlamında ülkemiz açısından herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacaktır.
Geçmişte çeşitli vesilelerle vurguladığımız gibi, bu ve benzeri girişimler Türkiye'nin Ege meselelerine ilişkin hukuki pozisyonunu etkilemeyecektir.
Ege Denizi ve Akdeniz gibi kapalı ya da yarı kapalı denizlerde tek taraflı tasarruflardan kaçınılması gerektiğini ve uluslararası deniz hukukunun söz konusu denizlerde kıyıdaş devletler arasında iş birliğini teşvik ettiğini hatırlatıyor, Türkiye'nin Ege Denizi'nin iki kıyıdaş devletinden biri olarak Yunanistan'la iş birliğine her zaman hazır olduğunun bir kez daha altını çiziyoruz.
Türkiye, 7 Aralık 2023 tarihli Dostane İlişkiler ve İyi Komşuluk Hakkında Atina Bildirgesi çerçevesinde, sorunların uluslararası hukuk, hakkaniyet ve iyi komşuluk temelinde çözümü için samimi ve kapsamlı bir yaklaşım benimsenmesi gerektiği yönündeki tutumunu muhafaza etmektedir.
Yunanistan Tarafından İlan Edilen Turizm Özel Mekansal Çerçevesi Hakkında:
Yunanistan tarafından bugün (7 Ağustos) Ege Denizi’ni de kapsayacak şekilde ilan edilen Turizm Özel Mekansal Çerçevesi, aidiyeti uluslararası antlaşmalarla Yunanistan’a devredilmemiş coğrafi formasyonlar dahil, iki ülke arasındaki birbiriyle bağlantılı Ege sorunları bağlamında ülkemiz açısından herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacaktır.
Bu vesileyle, çevrenin korunması gibi evrensel değerlerin siyasi saiklerle araçsallaştırılmasına yönelik gayretlerin beyhude olduğunu ve ülkemizin yerleşik hukuki tutumunu hiçbir şekilde etkilemeyeceğini bir kez daha vurguluyoruz.
Ege Denizi ve Akdeniz gibi kapalı ya da yarı kapalı denizlerde tek taraflı tasarruflardan kaçınılması gerekmektedir. Uluslararası deniz hukuku, söz konusu denizlerde kıyıdaş devletler arasında çevre konuları dahil olmak üzere iş birliğini teşvik etmektedir. Bu çerçevede, ülkemizin Ege Denizi’nin iki kıyıdaş devletinden biri olarak Yunanistan’la iş birliğine her zaman hazır olduğunu hatırlatıyoruz.
Türkiye, 7 Aralık 2023 tarihli Dostane İlişkiler ve İyi Komşuluk Hakkında Atina Bildirgesi çerçevesinde, sorunların uluslararası hukuk, hakkaniyet ve iyi komşuluk temelinde çözümü için samimi ve kapsamlı bir yaklaşım benimsenmesi gerektiği yönündeki tutumunu muhafaza etmektedir.
BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Adası’nda Liderlerle Gerçekleştirdiği Üçlü Görüşmenin Ardından Yaptığı Açıklama Hakkında:
BM Genel Sekreteri António Guterres’in, görevinin başından bu yana Kıbrıs meselesiyle ilgili ortaya koyduğu çabaları takdirle karşılıyoruz.
Ada’daki iki taraf arasında çözüme yönelik ortak zeminin halen mevcut olmadığı bu dönemde, Genel Sekreter Guterres’in 2025 yılında başlattığı süreç kapsamında önemli iş birliği alanlarında ilerleme sağlanmasına odaklanılmasının, güvenin inşasına hizmet edeceğine inanıyoruz.
Diğer taraftan, Kıbrıs Rum tarafının uzlaşmaz tutumu değişmedikçe ve bölge güvenliğini de olumsuz etkileyen eylemleri sona ermedikçe çözüm perspektifinin somutlaşmayacağını bir kez daha vurguluyoruz.
On yıllar boyunca denenmiş ve tükenmiş çözüm modellerinin geçmişte kaldığına bu vesileyle bir kez daha dikkat çekiyoruz.
Anavatan ve Garantör devlet olarak, Kıbrıs meselesinin adil, kapsamlı ve sürdürülebilir çözümüne Ada’daki gerçekler esas alınarak, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü temelinde varılabileceğini yineliyoruz. Her zaman olduğu gibi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Kıbrıs Türk halkına desteğimizin tam olduğunu teyit ediyoruz.
Yunanistan’ın Batı Trakya Türk Azınlığı’na Ait Sekiz İlkokulu Daha Kapatması Hakkında:
Yunanistan’ın, öğrenci sayısının yetersizliği bahanesiyle Batı Trakya Türk Azınlığı’na ait sekiz ilkokulu kapatma kararını kınıyoruz. Bu son kararla birlikte Azınlık ilkokullarının sayısı 76’ya düşürülmüştür.
İskeçe 1. Türk Azınlık İlkokulu’nda birinci sınıfa kayıtlarda yeni engellerin çıkarılması da Batı Trakya Türk Azınlığı’nın eğitim haklarının aşındırılmasına yönelik sistematik uygulamaların bir diğer örneğidir.
Bu baskıcı karar ve uygulamalar, Lozan Barış Antlaşması hükümlerinin ihlali niteliğindedir.
Batı Trakya Türk Azınlığı’yla ilgili hak ihlallerini tespit eden uluslararası mahkeme kararlarını ve başlıca Avrupa kurumlarının tavsiyelerini uygulamaktan kaçınan Yunanistan’ı bir kez daha azınlık ve temel insan haklarına ilişkin ahdi yükümlülükleri doğrultusunda hareket etmeye davet ediyoruz.
Türkiye, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın hak ve hukuk mücadelesini kararlılıkla desteklemeye devam edecektir.
Avrupa Birliği Tarafından 15 Temmuz 2026 Tarihinde Yayımlanan “Ortak Anlayış” Belgesi Hakkında:
Avrupa Birliği (AB) tarafından 15 Temmuz 2026 tarihinde yayımlanan “Ortak Anlayış” belgesindeki ülkemize yönelik atıflar stratejik ve hakkaniyetli bir yaklaşımdan yoksundur.
Türkiye’nin adaylık statüsünü görmezden gelen belge, AB’nin ülkemizle ortak bir gelecek vizyonu geliştirmedeki yetersizliğini ortaya koymaktadır.
Bahse konu belgenin, Avrupalı Müttefiklerin NATO bünyesinde kayda değer ilave sorumluluklar üstlendikleri yeni dönemin temellerinin atıldığı ve Türkiye’nin vazgeçilmez rolünün teyit edildiği tarihi NATO Ankara Zirvesi akabinde, bu gerçeği gölgelemeye çalışan bir üslupla kaleme alındığı görülmektedir.
Belgede Doğu Akdeniz bağlamında dile getirilen asılsız iddialar, AB’nin ön yargılı ve çarpık bir anlayışın etkisinden kurtulamadığına işaret etmektedir.
Kıbrıs meselesi açısından ise çözümün, 2004 yılında Kıbrıs Türk tarafının kabul ettiği BM Kapsamlı Çözüm Planı’nı reddeden ve 2017 yılındaki Kıbrıs Konferansı’nda uzlaşmaz bir tutum benimseyerek sürecin sonuçsuz kalmasına sebebiyet veren Kıbrıs Rum tarafınca engellendiğini bir kez daha hatırlatırız.
AB’yi gerçekçi ve her iki tarafın menfaatlerine uygun bir vizyon ve söylem benimsemeye davet ediyoruz.
Avrupa Komisyonu Tarafından Yeniden Bir “Kıbrıs Özel Temsilcisi” Atanması Hakkında:
Avrupa Komisyonu tarafından yeniden bir “Kıbrıs Özel Temsilcisi” atanması kararını, geçmişteki benzer atamalarda olduğu gibi, Avrupa Birliği'nin (AB) iç meselesi olarak değerlendiriyoruz.
AB’nin, 2004 yılında BM Kapsamlı Çözüm Planı’nı reddetmesine rağmen Kıbrıs Rum tarafını AB üyeliğine kabul ederek Kıbrıs meselesi bağlamında tarafsızlığını yitirdiğini bir kez daha hatırlatıyoruz.
Nitekim Avrupa Parlamentosu başta olmak üzere AB kurumlarının, Kıbrıs meselesi konusundaki tümüyle yanlı yaklaşımının son dönemde perçinlenerek devam ettiğini gözlemliyoruz.
Avrupa Komisyonu tarafından yeni atanan yetkilinin, AB’nin bu tarafgir tutumunun değişmesi ve Kıbrıs meselesinin çözümünün ancak Ada’daki gerçekler temelinde, egemen eşit iki devlet arasında yürütülecek müzakerelerle sağlanabileceğinin artık idrak edilmesi yönünde çaba sarf etmesini bekliyoruz.
Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi’nin İnsan Hakları Konulu 1563. Toplantısında Ele Alınan IV. Rum Kararının “Yerlerinden Edilmiş Kişilerin Mülkiyet Hakları” Başlığı Konusunda Yaşanan Gelişmeler Hakkında:
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 2001 tarihli IV. Rum kararının “yerlerinden edilmiş kişilerin mülkiyet hakları” başlığı 9-11 Haziran 2026 tarihlerinde Strazburg’da düzenlenen Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi’nin insan hakları konulu 1563. toplantısında tekrar görüşülmüştür. Avrupa Konseyi Sekretaryası'nın 2022 yılından bu yana icra denetiminin sonlandırılmasını tavsiye ettiği söz konusu başlığın kapatılması bu defa da mümkün olamamıştır.
Anılan toplantıda ayrıca, ancak bir AİHM kararının icrasının yorum farklılıkları sebebiyle mümkün olmadığı hallerde başvurulmak üzere tasarlanmış istisnai bir prosedür doğrultusunda, Avrupa Konseyi Sekretaryası, AİHM’in 2014 tarihli tazminat kararındaki mülkiyete ilişkin ifadelerin yorumlanmasına yönelik taslak bir çalışma hazırlamakla görevlendirilmiştir.
Delegeler Komitesi çalışmalarının tarihinde örneği görülmemiş bu gelişmeler, Kıbrıs Rum tarafının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi sistemini kendi emellerine hizmet edecek şekilde siyasileştirme çabalarının sonucudur. Kıbrıs Rum tarafı, Sözleşme sisteminin etkin işleyişini engelleme yolunu seçmiş; aynı zamanda Kıbrıs meselesinin çözümü konusunda samimiyetsiz olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi sisteminin siyasi saiklerle aşındırılmasından derin endişe duymaktadır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'yle bilistişare konu yakından takip edilmeye devam edilecektir.
Ülkemiz ile Ermenistan Arasında Doğrudan Ticaretin Başlatılması Hakkında:
Ermenistan ile 2022 yılından bu yana devam eden normalleşme sürecimiz çerçevesinde atılan güven artırıcı adımlar kapsamında, ülkemiz ile Ermenistan arasında doğrudan ticaretin başlatılmasına ilişkin bürokratik hazırlıklar 11 Mayıs 2026 itibarıyla tamamlanmıştır.
İki ülke arasındaki ortak sınırın açılmasına yönelik gerekli teknik ve bürokratik çalışmalar ise halen devam etmektedir.
Hayata geçirilen yeni düzenleme sayesinde Türkiye’den üçüncü bir ülkeye, oradan da Ermenistan’a giden veya aynı güzergahı kullanarak gelen malların nihai varış veya çıkış noktasının “Ermenistan/Türkiye” şeklinde yazılabilmesi mümkün hale gelmiştir.
Güney Kafkasya’da kalıcı barış ve refahın güçlendirilmesi yönünde yakalanan tarihi fırsatın ışığında Türkiye, bölgede iktisadi münasebetlerin geliştirilmesine ve iş birliğinin tüm bölge ülkeleri ile halklarının yararına daha da ilerletilmesine katkı sunmaya devam edecektir.
Küresel Sumud Filosu’na, İsrail güçleri tarafından uluslararası sularda gerçekleştirilen hukuka aykırı müdahale sonucu alıkonulan vatandaşlarımız ve diğer katılımcılar Girit’te karaya çıkmıştır.
Atina Büyükelçimiz ve konsolosluk çalışanlarımız Girit’te bulunmaktadır.
Vatandaşlarımızın ve üçüncü ülke uyruklu bazı katılımcıların, özel bir uçak seferiyle bugün içerisinde Türkiye’ye getirilmeleri öngörülmektedir.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İspanya Dışişleri Bakanı José Manuel Albares Bueno ile bugün (30 Nisan) bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
Görüşmede, uluslararası sularda seyreden Küresel Sumud Filosu’na Girit açıklarında İsrail güçlerince yapılan yasadışı müdahalenin farklı milletlerden çok sayıda sivilin hayatını riske attığı ve uluslararası hukuku ihlal ettiği vurgulandı.
Uluslararası toplumun hukuka aykırı bu müdahale karşısında ortak bir tutum sergilemesi gerektiğine dikkat çekildi.
Türk İşletenli Bir Ticari Gemiye Yönelik Karadeniz'de Gerçekleştirilen Saldırı Hakkında:
Ham petrol taşıyan “ALTURA” isimli, Sierra Leone bayraklı ve Türk işletenli tankere yönelik bugün (26 Mart) Karadeniz'de gerçekleştirilen saldırıyı büyük endişeyle karşılıyoruz.
Saldırıya ilişkin olarak ilgili kurumlarımız tarafından gerekli inceleme ve teknik müdahaleler yapılmakta olup, gemide bulunan 27 Türk mürettebatın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilmiştir.
Karadeniz’deki Münhasır Ekonomik Bölgemiz içerisinde meydana gelen ve uluslararası hukuka aykırı olan bu ve benzeri saldırılar, bölgede can, mal, seyir ve çevre emniyeti bakımından ciddi riskler oluşturmaktadır.
Savaşın Karadeniz sathına yayılmasının ve daha da tırmanmasının önlenmesini teminen, ilgili taraflarla temaslarımızı sürdürmekteyiz.
Bu doğrultuda ayrıca, ülkemizin bölgedeki ekonomik çıkar ve faaliyetlerinin korunması amacıyla, uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli tedbirleri alma hakkımızı saklı tutuyoruz.
Bölgemizdeki saldırıların hedefi olan ülkelerde bulunan vatandaşlarımızın durumu yakından izlenmekte ve gerekli önlemler alınmaktadır.
Temsilciliklerimizin acil durum hatları ve Bakanlığımızın Konsolosluk Çağrı Merkezi 7 gün 24 saat esasıyla göre vatandaşlarımıza hizmet vermektedir.
Irak, İran, İsrail, Lübnan, Suudi Arabistan, Suriye, Umman ve Ürdün’den farklı ulaşım yollarıyla ayrılma imkanı bulunmaktadır. Bu ülkelerdeki temsilciliklerimiz vatandaşlarımıza gerekli yönlendirmeleri yapmaktadır.
Bahreyn, Katar ve Kuveyt’ten ülkemize hava yoluyla doğrudan ulaşım imkanı halen bulunmamakta, Birleşik Arap Emirlikleri'nden ise ülkemize istisnai olarak, nadiren uçuş gerçekleştirilmektedir.
Anılan dört ülkedeki vatandaşlarımızın kara yoluyla Suudi Arabistan ve Umman’a intikali için otobüs seferleri düzenlenmesi amacıyla çalışmalar yürütülmektedir. Vatandaşlarımızın bilahare bu iki ülkeden hava yoluyla Türkiye’ye dönüşleri mümkün olabilecektir. Otobüs seferlerinin başlatılması yerel makamların iznine tabidir.
Koşullar anlık olarak değiştiğinden, vatandaşlarımızın ilgili ülkelerdeki diplomatik temsilciliklerimizin duyurularını takip etmeleri önem arz etmektedir.
Ege Adalarının Silahsızlandırılmış Statüsüne İlişkin Son Dönemde Yaşanan Gelişmeler Hakkında:
Son günlerde Ege Adalarının Silahsızlandırılmış Statüsü hilafına yapılan açıklamaları gayriciddi, talihsiz ve zamansız buluyoruz.
1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması ve 1947 tarihli Paris Barış Antlaşması çerçevesinde gayriaskeri statü altına alınan Doğu Ege Adaları ve Oniki Adaların objektif hukuki statüsünde tartışmaya açık bir husus bulunmamaktadır.
Hal böyleyken, bölgemizde yaşanan son gelişmeleri fırsata çevirmek isteyen ve her vesileyle NATO müttefikimiz Yunanistan'la ikili ilişkilerimizi zehirlemeye gayret gösteren bazı çevrelerin yeni bir oldubitti teşebbüsünde bulunmaları esasen şaşırtıcı değildir.
Türkiye’yi revizyonizmle suçlayan bu çevrelerin uluslararası hukuk hilafına atacakları her adım yok hükmündedir. Daha da ibret verici olan husus ise bu zihniyetin geçmişte Kıbrıs Adasının ortak sahibi olan Kıbrıslı Türkleri toplu halde yok etmek isterken bugün onları da koruyacaklarını iddia etmeleridir. Bilinmesini isteriz ki, Kıbrıslı Türkler ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Anavatan ve Garantör Türkiye’nin de desteğiyle kendi güvenliğini sağlamaya muktedir olup başka hiç kimseye muhtaç değildir.
Bölgemizde yaşanan gelişmeler barış ve istikrara olan samimi bağlılığın önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. İç politikaya yönelik saiklerle mesnetsiz iddialarda bulunmayı ve ülkemiz aleyhine dezenformasyon yapmayı adet haline getiren çevrelere, oldubittilere izin vermeyeceğimizi bu vesileyle tekrar hatırlatıyor ve kendilerini sağduyuya davet ediyoruz.
Son gelişmeler, yurt dışındaki vatandaşlarımızın güvenliği bakımından da yakından takip edilmektedir.
Bölgedeki Büyükelçiliklerimiz ve Başkonsolosluklarımız çalışmalarını kesintisiz olarak sürdürmektedir.
Güvenlik durumuna ilişkin duyurular, yerel makamlarla eşgüdüm içerisinde düzenli olarak güncellenmektedir.
Vatandaşlarımızın, Büyükelçiliklerimiz ve Başkonsolosluklarımız tarafından yapılan duyuruları takip etmeleri önem arz etmektedir.
Temsilciliklerimizin acil durum hatları 7 gün 24 saat açıktır. Büyükelçiliklerimiz ve Başkonsolosluklarımızın iletişim bilgilerine internet sitelerinden ulaşılması mümkündür.
Bakanlığımızın Konsolosluk Çağrı Merkezi de vatandaşlarımıza kesintisiz biçimde hizmet vermektedir (+90 312 292 29 29).
Sayın Bakanımızın Bir Televizyon Kanalında Verdiği Mülakatta Irak'la İlgili Olarak İfade Ettiği Hususlar Hakkında:
Sayın Bakanımızın 9 Şubat 2026 tarihinde bir televizyon kanalında verdiği mülakattaki bazı ifadelerinin, Irak’ta kimi medya kuruluşlarınca çarpıtıldığı anlaşılmaktadır.
Irak’la son dönemde güvenlik ve terörle mücadele dahil hemen her alanda tesis ettiğimiz kurumsal, yapıcı ve verimli iş birliğini önümüzdeki süreçte daha da ilerletmeyi hedeflediğimizi her vesileyle vurguluyoruz.
Sayın Bakanımızın söz konusu mülakatta sarf ettiği ifadeler, bu iş birliği anlayışından hareketle, Sincar, Mahmur ve Kandil başta olmak üzere Irak topraklarının bir bölümüne yuvalanmış olan PKK terör örgütünün, Irak’ın toprak bütünlüğü ve güvenliği için de oluşturduğu tehdide dikkat çekmeye matuftur.
Sayın Bakanımız bu bağlamda, terör örgütünün Suriye’de olduğu gibi Irak sahasından da tamamen tasfiye edilmesine yönelik kararlılığımızın ve Irak yönetimiyle bu alanda var olan iş birliğimizin artarak devam etmesinin gerekliliğinin altını çizmiştir.
Hal böyleyken, bazı odaklarca Sayın Bakanımızın ifadelerinin bağlamından kopartılarak Irak’ın iç işlerine karışıldığı iddiasıyla çarpıtılmasını reddediyoruz.
Bu vesileyle Türkiye olarak komşumuz Irak’ın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine desteğimizi yineliyoruz.
Batı Trakya’da Bulunan Bir Türk Azınlık İlkokulunun Tahrip Edilmesi Hakkında:
Yunanistan’ın Batı Trakya bölgesindeki Karacaoğlan köyünde bulunan ve 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Yunan makamlarınca kapatılan Batı Trakya Türk Azınlığı’na ait ilkokula kimliği belirsiz kişilerce düzenlenen saldırıyı kınıyoruz.
Saldırının sorumlusu kim olursa olsun, olayın aydınlatılmasını, faillerin ivedilikle tespit edilmesini ve gerekli önlemlerin alınmasını Yunan makamlarından bekliyoruz.
Karacaoğlan’da yaşayan soydaşlarımızın üzüntülerini paylaşıyor; Türkiye olarak, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın Lozan Barış Antlaşması’yla güvence altına alınmış hak ve menfaatlerinin takipçisi olmayı sürdüreceğimizi vurguluyoruz.
GKRY’nin AB Dönem Başkanlığı’nı Devralması Vesilesiyle Düzenlenen Etkinlikte Yapılan Konuşmalar Hakkında:
GKRY'nin AB Dönem Başkanlığı’nı devralması vesilesiyle 7 Ocak 2026 tarihinde düzenlenen etkinlikte yapılan çeşitli konuşmalarda Kıbrıs Adası bağlamında sarf edilen “işgal”, “istila” ve “bölünme” gibi ifadeleri reddediyoruz. Söz konusu ifadeler, Ada’daki tarihi ve güncel gerçeklerle hiçbir şekilde bağdaşmamaktadır.
Ada'daki tek “işgal”, Kıbrıs Rum tarafının 1963 yılında Anayasa'yı ve Kıbrıs Türk halkının özden gelen haklarını açıkça ihlal ederek ortaklık devletinin makamlarını gaspından kaynaklanmaktadır.
AB yetkililerinin Kıbrıslı Türklerin varlığını görmezden gelen tutumu, AB’nin savunma iddiasında olduğu temel insani değerlerle ilgili çifte standart izlediğini bir kez daha ortaya koymaktadır.
Öte yandan, Kıbrıs Rum tarafının, kamuoyu önünde verilen taahhütlerin aksine, AB Dönem Başkanlığı’nı en başından itibaren Kıbrıs meselesine dair çarpık söylem ve uzlaşmaz pozisyonlarını ortaya koymak amacıyla kötüye kullanması, AB’nin Kıbrıs meselesinin çözümünde neden tarafsız ve yapıcı bir aktör olamayacağını gözler önüne sermektedir.
İsrail’in Somaliland Bölgesinin Bağımsızlığını Tanıdığına İlişkin Açıklaması Hakkında:
İsrail’in, Somaliland bölgesinin bağımsızlığını tanıdığı yönünde yaptığı açıklama, Netanyahu hükümetinin bölgesel ve küresel düzeyde istikrarsızlık yaratmayı hedefleyen hukuk dışı eylemlerinin yeni bir örneğini teşkil etmiştir.
Yayılmacı politikalarını sürdüren ve Filistin Devleti’nin tanınmasını engellemek için her türlü çabayı gösteren İsrail’in bu adımı, Somali’nin iç işlerine açık bir müdahale niteliği taşımaktadır.
Somali Federal Cumhuriyeti ve Somaliland bölgesinin geleceğine ilişkin kararlar, tüm Somalililerin iradesini yansıtacak şekilde alınmalıdır.
Afrika Boynuzu’nda barış ve güvenliğe önem veren ve Somali’nin toprak bütünlüğünü kararlılıkla destekleyen Türkiye, Somali halkının yanında olmayı sürdürecektir.