İşin aslı bizde Cumhuriyet düşmanı mürteciler ve onlarda biz Türkleri mevali gören bir kesim olmasa biz Araplarla gayet güzel geçinebiliriz.
Kuzey Kore'nin yalnızca adı cumhuriyet. Yönetim babadan oğula geçiyor.
Ozan M. retweeted
İKİNCİ AVUKATIN BİLDİRİM YÜKÜMLÜLÜĞÜ HAKKINDA MESLEKTAŞLARIMIZA DUYURU
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 39. maddesinde, “İş sahibi anlaşmayı yaptığı avukattan sonra ikinci bir avukata da vekalet vermek isterse, ikinci avukat işi kabul etmeden önce, ilk vekalet verilen avukata yazıyla bilgi vermelidir.” hükmüyle, ikinci avukata işi kabul etmeden önce yazılı bildirimde bulunma yükümlülüğü getirilmiştir.
Bu yükümlülüğe uyulmadığı gerekçesiyle verilen bir disiplin cezasına ve dayanağı olan meslek kuralına karşı açılan davada Danıştay 8. Dairesi, 27.04.2022 tarihinde iptal kararı vermiş; kararın usulden bozulmasının ardından Daire, 02.05.2024 tarihinde yeniden iptal kararı vermiştir. İlgili Daire gerekçesinde, Avukatlık Kanunu’nun 172. maddesinde ilk avukattan muvafakat isteme yükümlülüğünün iş sahibine yüklendiğine, kanunda öngörülmeyen ayrı bir bildirim yükümlülüğü nedeniyle ikinci avukatın cezalandırılmasının cezaların kanuniliği ilkesiyle bağdaşmadığına işaret etmiştir.
İptal kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca esastan bozulması üzerine Danıştay 8. Dairesi, bozma kararına uyarak 16.09.2026 tarihli, E.2026/4659, K.2026/4931 sayılı kararıyla davayı reddetmiştir. Kararda, yazılı bildirimin ilk avukatın emek ve çabasına saygı gösterilmesini ve mesleki düzenin korunmasını amaçladığı; iş sahibinin muvafakat isteme yükümlülüğü ile ikinci avukatın bildirim yükümlülüğünün birbirini tamamladığı belirtilmiştir.
Ayrıca, 7571 sayılı Kanun’la Avukatlık Kanunu’nun 135. maddesine eklenen 1/k bendinde, işin kabulünden önce aynı işle ilgili olarak daha önce vekalet verilen avukata bilgi verilmemesi, uyarma cezasını gerektiren fiiller arasında açıkça düzenlenmiştir.
Gelinen aşamada, Meslek Kuralları’nın 39. maddesindeki yazılı bildirim yükümlülüğü uygulanmaktadır. Meslektaşlarımızın disiplin sorumluluğuyla karşılaşmamaları için, aynı iş bakımından ikinci avukat olarak görevi kabul etmeden önce ilk vekalet verilen avukata yazılı bilgi vermeleri ve bildirime ilişkin belgeleri muhafaza etmeleri önem taşımaktadır.
Meslektaşlarımızın bilgisine sunarız.
ANKARA BAROSU BAŞKANLIĞI
Karar: d.barobirlik.org.tr/2026/Dan…
Bir sözcük bir dilin sözvarlığına girmişse, o dilin sözlüklerinde yer alıyorsa ve o dilin imlasıyla yazılıyorsa o dile aittir. Bugün İngilizcenin sözvarlığının çoğunluğu Anglo-Sakson olmayan sözcüklerden mürekkep ama kimse bunlar İngilizce değil, demiyor.
Zannediyorlar ki hukukçular kendi aralarında bir ruhban sınıfı ve halkın anlayamayacağı bir dil oluşturmuş, çıkarları için bunu koruyor. Neden hukukçuların sözcükler üstüne titrediğini, tek bir sözcüğün muğlak yazılmasının ne gibi sonuçlar doğuracağını idrak edemiyorlar.
Katılıyorum. Ama bizim halkımız yasak olmasına rağmen garanti sonuç vadeden ya da ederinin üçte birine dava alıp sonra da telefonlarına bile bakmayan avukatları tercih eder.
Belki bir gün gerçekten yapay zekâ yüzünden avukatlardan kurtulacaksınız. Hatta yargıçlar bile YZ olacak. Ama o gün bütün yargı mekanizmasını tamamen kontrol eden otoriter hatta totaliter rejimlere karşı yurttaşın hakkını savunacak kimse kalmayacak ve iş işten geçmiş olacak.
Etik sebeplerle falanca davaları almıyorum kadar zırva bir laf yok. Avukatlığın etik sınırları bellidir. Siz belli bir tür davayı almak istemeyebilirsiniz ama bunun gerekçesi olarak etik demeyin. Sizin kişisel moraliteniz etik değil. Daha etiğin ne olduğunu bilmiyorsunuz.
Ozan M. retweeted
Ayberk Furkan ile birazcık dersler:
Dilimize Farsça üzerinden geçmiş +dar ad eki, koşulduğu söz üzerinden meslek isimleri türetir ve çoğu kez Türkçe +cI eş değeridir.
• defterdar
• emektar
• hazinedar
• hissedar
• pişdar
• tahsildar
• tezgâhtar
• veznedar
Farsça dāştan "tutmak" eyleminden şekillenmiş bu ek, "alemdar/bayraktar, aleyhtar, dildar, dindar, kılıçtar" gibi örneklerde özgün anlamını korur. Bu eylem, İngilizce dare "kafa tutmak" ve Rusça держать "tutmak" eylemleriyle ortak bir Hint/Avrupa kökeni paylaşmaktadır.
Ozan M. retweeted
Kadınlar acıları-ağrıları ciddiye alınmadığı için sağlık hizmetlerine erişemiyor. Müge Ağat'ın 2023'de yazdığı yüksek lisans tezi tam olarak bu duruma eğiliyor. "Acıyı hafifsemek:Türkiye'de kadınların tıbbi tanı, tedavi ve destek almada yaşadığı güçlükler"
hdl.handle.net/20.500.14124/…
bu güzel arkadaşımız vefat etmiş, çok üzgünüm.
otoimmün hastalığı olan kadınların çoğu ilk acil/aile hekimi deneyimlerini aynı şekilde yaşıyor, sonrası yokuş aşağı.
ben de, tanıdığım hasta pek çok kadın da aynı süreci deneyimledik. lütfen kendinizde ciddi bir sorun olduğunu fark ettiğinizde gerekirse 5 farklı doktor gezin, bir sorun olmadığına emin olmadan kimsenin "psikolojiktir" ya da "abartıyorsun" demesine izin vermeyin.
Sorsanız bariz malpraktis olan vakalara "Bir komplikasyon için bilmem ne kadar tazminat ödemekle karşı karşıya kalıyoruz" derler.
Replying to @ranatunceroglu
36 sene psikolojik dediler kendimi gercekten sorgulamaya baslamıştım. Her branşa gittim. Kadın dogum dahil ki en buyuk sorunum buydu zaten. Hematoloji hastası oldugumu google dan arastırıp asistan doktora rica ederek (brans hekimi et ye gecer dedigi icin)hematologa sevk ettirdim
Osman Hocanın andığı AİHM kararına bir göz atmanızı öneririm. 👇🏻
📍 SERDAR kelimesi tartışmasız, amasız olarak KÜRTÇE bir kelimedir ve Türkçe'de hiç bir karşılığı yoktur.
Kürtlerde SERDAR kelimesi toplumsal hiyerarşide Mal düzeyinde olan çekirdek aile kurumunun başında ki kişiye denirdi.
👉 SERDARÊ MALÊ olarak ifade ediliyordu.
Bu bir anlamda soy ağacının tepesinin başı olarak anlaşılıyor.
Çünkü SER kelimesi kürtçe de "Baş" DAR kelimesi ise "AĞAÇ" anlamına geliyor.
Dolayısı ile klasik kürt toplumsal hiyerarşide toplumun en küçük yapısı olan MAL düzeyinin başına " SERDARÊ MALÊ" Denmekteydi.
Oysaki SERDAR kelimesinin modern Türkçede hiç bir karşılığı yoktur.
Ozan M. retweeted
Türklerin "cami"deki i ile imtihanı!
1) Çinili Cami, Ulu Cami
2) Ayasofya Cami'i ( ~ camii) - Ayasofya Camisi
Birincisinde sıfat vb. söz yer almakta, iyelik ekine gerek yok! Yeni Cami mesela, Yeni Camii veya Yeni Camisi değil.
İkincisinde ise "ad öbeği", iyelik eki ile olacak!
Sadece bilgi için yazdım, Çinili Camii yazımı yaygınlaşmasın diye.
Ziya Gökalp, ergen milliyetçilere ve hele hele ülkücülere bırakılamayacak kadar önemli bir münevverdir. En büyük talihsizliği kendi ideolojisinin Atsız gibi bir kafatasçınınkiyle aynı adı taşımasıdır. Ancak Gökalp açıkça "Irk yalnızca atlarda aranan bir özelliktir" demiştir.
"Millet mefkûresi bizi nasıl millettaşlarımızı sevmeye sevk ediyorsa, insanlık mefkûresi de bütün insanları sevmeyi ve onlara hürmet etmeyi emreder."
Bugün Ziya Gökalp’in vefatının tam 100. yılı (25 Ekim 1924).
Hala arpa boyu yol alamadığımız medeniyetimizin ve kültürümüzün büyük meselelerine yüzyıl önce ömrünü adamış büyük Türk münevveri Ziya Gökalp’in ölüm yıl dönümündeyiz.
Kendi kültürümüz ve topraklarımız üzerinde değerlerimizle dimdik durarak bütün insanlığa hizmet etmek ve sevmek düşüncesi ile insana hürmeti toplumsal bir erdem sayan büyük düşünürümüzün ruhu şad, mekanı cennet olsun. Rahmetle...
#ZiyaGökalp


























