Selvi Sarıtaç (@__Selvi_) header
Selvi Sarıtaç (@__Selvi_) profile picture

https://teapaw.org/t.co/slToBX4vty

Joined March 2012
Photo by Selvi Sarıtaç (@__Selvi_)Photo by Selvi Sarıtaç (@__Selvi_)Photo by Selvi Sarıtaç (@__Selvi_)Photo by Selvi Sarıtaç (@__Selvi_)Photo by Selvi Sarıtaç (@__Selvi_)Photo by Selvi Sarıtaç (@__Selvi_)Photo by Selvi Sarıtaç (@__Selvi_)Photo by Selvi Sarıtaç (@__Selvi_)Photo by Selvi Sarıtaç (@__Selvi_)Photo by Selvi Sarıtaç (@__Selvi_)
RAS KUAFÖR DOSYASI AÇILIYOR! Bakırköy Belediyesi'ne yönelik soruşturmayla gündeme gelen Ras Kuaför dosyasında yanıt bekleyen sorular DAMGA'nın araştırma yazı dizisinde ele alınacak. 200 bin dolarlık rüşvet talebi iddiasından belediyenin imar ve ruhsat işlemlerine, tutuklanan isimlerden yargı kararlarına kadar dosyanın bütün yönlerini araştırıyoruz. damga.com/yerel-haberler/ras…
1
16
3,052
Siyasetin dili değişti, nezaketin yeri boş kaldı…
1
2
7
462
Selvi Sarıtaç retweeted
AZİZ İHSAN AKTAŞ’A “RÜŞVET VERME” SUÇUNDAN CEZA YOK, HAKAN BAHÇETEPE’YE “RÜŞVET ALMA” SUÇUNDAN CEZA Gaziosmanpaşa Belediyesi Davası’nda karar duruşması görüldü. Yaklaşık 8 saat süren duruşmada karar okundu. İBB, Beşiktaş ve Gaziosmanpaşa Davalarının “ortak” etkin pişmanı Aziz İhsan Aktaş için, “pişmanlık duyarak durumdan yetkili makamları haberdar ettiği anlaşılmakla sanık hakkında TCK nın 254/2 maddesi del ile CMK 223/4-a maddesi uyarınca CEZA VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA” karar verildi. Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe için ise, “üzerine atılı Rüşvet Almak suçunu işlediği sabit olmakla, 6 YIL 3AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA” karar verildi. Rüşvet verdiği öne sürülen Aziz İhsan Aktaş’a “ceza çıkmadı” Rüşvet aldığı öne sürülen Hakan Bahçetepe’ye ise “hapis cezası” verildi. Kararın ardından Bahçetepe’nin “ev hapsi” ile tahliyesine hükmedildi.
19
35
4
208
12,820
Selvi Sarıtaç retweeted
Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe, 17 aydır tutuklu bulunduğu davada 'rüşvet' suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. —Bahçetepe, ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiriyle tahliye edildi.
6
1
24
1,595
CHP İstanbul İl Başkanı Mehmet Ali Yüksel, Silivri’deki cezaevi ziyaretlerinin ardından tutuksuz yargılama çağrısı yaptı. Can Atalay’ın mesajını da aktaran Yüksel, yeni anayasa tartışmaları öncesinde Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması gerektiğini vurguladı. Yüksel, tutuklulukların insanlar ve aileleri üzerinde telafisi zor tahribatlar yarattığını söyledi.
4
1
1
31
5,376
Selvi Sarıtaç retweeted
"Zaman geçer, unutulur" diyorlar... 6 milyonluk evini kaybeden infaz koruma memurunu, 72'ye ertelenen emeklilik hayallerini kim unutturabilir? Sessizlik unutmak değil, çaresizliğin ta kendisidir! Yeni yazım yayında: 🔗 yurt-haber.com/yazar/taner-k…
2
4
1,603
Selvi Sarıtaç retweeted
HABERİN VAR MI? Ahmed Arif, o ünlü dizelerinde "içerideki" demirbaşları şöyle sayar: "Haberin var mı taş duvar? Demir kapı, kör pencere, Yastığım, ranzam, zincirim, Uğruna ölümlere gidip geldiğim, Zulamdaki mahzun resim..." Güncelleme gelmiş... İzmir'de Şakran Cezaevi'ni ziyaret eden bir avukat arkadaşım, tutuklu ve hükümlülerin artık yatacak karyola ve "yer" bulamadıklarından "dolap üstlerinde" yattıklarını aktarıyordu. "Dolap" dediğimiz, şu resmini gördüğünüz standart çelik dolap, "Dolap üstü 40 cm. genişliğinde. 2 tanesini birleştirdiklerini varsayalım 80 cm. "Dolap üstü" diyorum. İsmail Arı, yastık ve battaniye bile verilmediğini, kendisi 1,000 TL verip kantinden tedarik ettiğini anlattı geçen hafta. Haberiniz var mı? Aşağılık Trol itleri! Şimdi bunun altına da yazın: "Kirliii. Sen de oraya girmek istiyorsun galiba? Haydi yazın, pislik troller! Utanmadan!
30
1
198
5,459
Selvi Sarıtaç retweeted
Fatma Betül Sayan Kaya, Silivri Cezaevi’ne gönderildi…
#SONDAKİKA | Fatma Betül Sayan Kaya, fon soruşturması kapsamında tutuklandı.
7
16
11
89
20,648
Fatma Betül Sayan Kaya, tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Eşi İlyas Kaya hakkında ise adli kontrol uygulanması talep edildi.
Milyarlarca dolarlık fon tartışmaları, kamuoyuna yansıyan iddialar, gayet relaks gülmeler, lüks gözlükler... Geldiği yer adliye. Tüm bunlar artık toplumun adalet duygusunu ve sabrını zorluyor. Milletin daha fazla sinir uçlarıyla oynamayın! Ne gerekiyorsa hukuk çerçevesinde yapın! Adaletin gereğini yerine getirin!
1
11
667
Milyarlarca dolarlık fon tartışmaları, kamuoyuna yansıyan iddialar, gayet relaks gülmeler, lüks gözlükler... Geldiği yer adliye. Tüm bunlar artık toplumun adalet duygusunu ve sabrını zorluyor. Milletin daha fazla sinir uçlarıyla oynamayın! Ne gerekiyorsa hukuk çerçevesinde yapın! Adaletin gereğini yerine getirin!
1
1
11
1,070
“PASİFİK GYO HALKA AÇIKTI” Şirketin halka açık yapısına ilişkin sorular üzerine Erdoğan, o dönemde halka açık olan şirketin Pasifik Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. olduğunu belirtti. Pasifik GYO’nun o tarihte şahıs ortakları ve halka açık payları bulunduğunu söyleyen Erdoğan, Pasifik Holding kurulduktan sonra holdingin de GYO şirketinde hissedar olduğunu ifade etti. Taşçı’nın, halka açık şirket olmanın proje sürecinde yarattığı baskıya ilişkin sorularına Erdoğan, yatırımcıların şirketin önemli iş ve işlemlerini Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) üzerinden takip ettiğini söyledi. Erdoğan, İstanbul’daki ilk projelerinin yatırımcılar tarafından yakından izlendiğini belirterek, ruhsat sürecinin uzamasının şirketi zor durumda bıraktığını kaydetti. “Biz bu projeyi halka arz etmedik. Bizim Pasifik GYO bir şirket olarak halka arz edildi” diyen Erdoğan, yatırımcıların şirketin projelerini takip ettiğini ve ruhsatların alınarak inşaatın başlamasını beklediğini ifade etti. Taşçı’nın projedeki dairelerin sermaye piyasası işlemlerinde teminat olarak kullanılıp kullanılmadığı yönündeki sorusuna Erdoğan, “Hayır, kullanmadık. O zaman zaten daireler henüz yapılmamıştı, ruhsat aşamasından bahsediyoruz” yanıtını verdi. Taşçı’nın proje ve halka açık şirket ilişkisine yönelik sorularının tekrarlanması üzerine Erdoğan, yaklaşık bir yıl süren silüet onayı bekleyişinin yatırımcılar, idare ve bankalar karşısında kendilerini zor durumda bıraktığını söyledi. Erdoğan, söz konusu soruların Beşiktaş projesine ilişkin olduğunu da belirtti. AVUKATI: “SOMUT ZARARLAR VAR” Fatih Erdoğan’ın avukatı, müvekkilinin sözünü ettiği zararın iki ayrı başlıkta değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Davaya konu olan ödemeler ve çeklerin birinci başlığı oluşturduğunu belirten avukat, diğer mağduriyetlerin ise projelerin gecikmesinden kaynaklandığını ifade etti. Avukat, arsaların Emlak Konut veya belediyeler tarafından ihale yoluyla satışa çıkarıldığını, şirketin de ilgili kamu kurumlarının işlemlerine güvenerek ihalelere katıldığını söyledi. Halka açık şirket ve proje satışlarıyla ilgili zararı açıklayan avukat, Emlak Konut garantörlüğünde yapılan satışlarda alıcılarla sözleşmeler imzalandığını ve bu sözleşmelerde projelerin belirli sürelerde tamamlanmasının öngörüldüğünü belirtti. Avukat, proje teslimlerinin gecikmesi durumunda alıcıların kira kaybı ve tapu iptali gibi gerekçelerle dava açabildiğini ifade ederek, “Bunlar var. Eğer mahkeme veya meslektaşımız istiyorsa bunları sunarız. Bunlar menfi zararlar, müspet zararlar hesaplanabilir. Yani somut zararlar var” dedi. İmar planlarına ilişkin davaların da projeler devam ederken açıldığını belirten avukat, bu davaların şirketin tek başına taraf olduğu süreçler olmadığını, bölgedeki çok sayıda şirketi ilgilendirdiğini söyledi. Avukat, imar planlarına ilişkin süreçlerin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Emlak Konut tarafından takip edildiğini belirterek savunmasını tamamladı. Fatih Erdoğan’ın sorgusu devam ediyor.
“RUHSATIMIZ BİR YILA YAKIN SÜRE BEKLETİLDİ” Şirketin uğradığı zararın nasıl tespit edildiğine ilişkin soruya Erdoğan, İstanbul’daki ilk gayrimenkul projeleri döneminde halka açık bir şirket olduklarını belirterek yanıt verdi. Projelerinin Emlak Konut projesi olduğunu anlatan Erdoğan, halka açık şirket olmaları nedeniyle yatırımcıların beklentileri bulunduğunu, Emlak Konut ve kreditör bankaların da projenin neden uzadığını sorguladığını söyledi. Erdoğan, yaşadıkları mağduriyeti şöyle anlattı: “Bütün işlemlerimiz tamamlandığı halde silüet raporu adı altında çok uzun süre bekletildi ruhsatımız. Belli bir süre ruhsatımızı alamayınca da tabii ki ‘Bu proje niye başlamıyor, niye devam etmiyor?’ baskısı altında kaldık. Mağduriyetimiz buydu açıkçası. Devamında da haksız olduğunu düşündüğüm, talep kabul etmek zorunda kaldığımız, kamu yararına olması şartıyla kabul etmek zorunda kaldığımız taleplerle zarara uğratıldık.” Taşçı’nın, zarardan kastının yalnızca ödemek zorunda kaldıkları tutarlar olup olmadığını sorması üzerine Erdoğan, iki ayrı mağduriyet yaşadıklarını belirtti. Erdoğan, ruhsatların gecikmesi nedeniyle hesaplanması kolay olmayan bir mağduriyetin yanı sıra ödemek zorunda kaldıkları rakamlar bulunduğunu söyledi. EYÜPSULTAN’DAKİ ARSA BELEDİYE İHALESİYLE ALINMIŞ Taşçı’nın Eyüpsultan’daki projeye ilişkin sorularını da yanıtlayan Erdoğan, söz konusu araziyi Eyüpsultan Belediyesinin satış ihalesine katılarak satın aldıklarını belirtti. Arazinin satın alındığı tarihte imar durumunun bulunduğunu ve ihalenin mevcut imar planına göre yapıldığını ifade eden Erdoğan, şirket olarak var olan imar planına göre ruhsat başvurularını hazırladıklarını söyledi. İmar planlarının daha sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılmasına ilişkin soruya ise Erdoğan, “Biz almadık, onlar bizim işlemlerimiz değil. İmar planını belediye veya Bakanlık yapar. Yani biz orada var olan imar planına istinaden ruhsatlarımızı hazırladık. Hazırken gereken başvurularımızı yaptık ama silüet onayı diye bir şeye takıldık. Bizim mevzumuz o” yanıtını verdi.
6
660
“RUHSATIMIZ BİR YILA YAKIN SÜRE BEKLETİLDİ” Şirketin uğradığı zararın nasıl tespit edildiğine ilişkin soruya Erdoğan, İstanbul’daki ilk gayrimenkul projeleri döneminde halka açık bir şirket olduklarını belirterek yanıt verdi. Projelerinin Emlak Konut projesi olduğunu anlatan Erdoğan, halka açık şirket olmaları nedeniyle yatırımcıların beklentileri bulunduğunu, Emlak Konut ve kreditör bankaların da projenin neden uzadığını sorguladığını söyledi. Erdoğan, yaşadıkları mağduriyeti şöyle anlattı: “Bütün işlemlerimiz tamamlandığı halde silüet raporu adı altında çok uzun süre bekletildi ruhsatımız. Belli bir süre ruhsatımızı alamayınca da tabii ki ‘Bu proje niye başlamıyor, niye devam etmiyor?’ baskısı altında kaldık. Mağduriyetimiz buydu açıkçası. Devamında da haksız olduğunu düşündüğüm, talep kabul etmek zorunda kaldığımız, kamu yararına olması şartıyla kabul etmek zorunda kaldığımız taleplerle zarara uğratıldık.” Taşçı’nın, zarardan kastının yalnızca ödemek zorunda kaldıkları tutarlar olup olmadığını sorması üzerine Erdoğan, iki ayrı mağduriyet yaşadıklarını belirtti. Erdoğan, ruhsatların gecikmesi nedeniyle hesaplanması kolay olmayan bir mağduriyetin yanı sıra ödemek zorunda kaldıkları rakamlar bulunduğunu söyledi. EYÜPSULTAN’DAKİ ARSA BELEDİYE İHALESİYLE ALINMIŞ Taşçı’nın Eyüpsultan’daki projeye ilişkin sorularını da yanıtlayan Erdoğan, söz konusu araziyi Eyüpsultan Belediyesinin satış ihalesine katılarak satın aldıklarını belirtti. Arazinin satın alındığı tarihte imar durumunun bulunduğunu ve ihalenin mevcut imar planına göre yapıldığını ifade eden Erdoğan, şirket olarak var olan imar planına göre ruhsat başvurularını hazırladıklarını söyledi. İmar planlarının daha sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılmasına ilişkin soruya ise Erdoğan, “Biz almadık, onlar bizim işlemlerimiz değil. İmar planını belediye veya Bakanlık yapar. Yani biz orada var olan imar planına istinaden ruhsatlarımızı hazırladık. Hazırken gereken başvurularımızı yaptık ama silüet onayı diye bir şeye takıldık. Bizim mevzumuz o” yanıtını verdi.
İBB davasında 25 numaralı eylem kapsamında dinlenen Pasifik Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Erdoğan, ruhsat süreçlerinin silüet onayı gerekçesiyle yaklaşık bir yıl geciktirildiğini, bu süreçte yatırımcılar, Emlak Konut ve bankaların baskısı altında kaldıklarını söyledi. Erdoğan, şirketin uğradığını belirttiği zararın bir bölümünün ödemek zorunda kaldıkları para ve çeklerden, diğer bölümünün ise proje gecikmeleri nedeniyle ortaya çıkan mağduriyetlerden kaynaklandığını ifade etti. AK Parti Ankara Milletvekili Asuman Erdoğan’ın eşi, Pasifik Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Erdoğan, İBB davasında 25 numaralı eylem kapsamında müşteki olarak dinlendi. Daha önce İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği ifadesinin doğru olduğunu belirten Erdoğan, ekleyecek başka bir hususu bulunmadığını söyledi. Sanıklardan şikâyetçi olduklarını ve şikâyetlerinin devam ettiğini belirten Erdoğan, davaya katılma talebinde bulundu. “DOĞRUDAN BİLGİM ABDÜLKERİM BEY’DEN GELİYOR” Gürkan Akgün’ün avukatı Akçay Taşçı’nın sorularını yanıtlayan Erdoğan, şikâyete konu olaylarla ilgili doğrudan bilgisinin, grubun Yönetim Kurulu Başkanvekili ve inşaat işlerini yöneten Abdülkerim Bey’den geldiğini söyledi. Taşçı’nın, Abdülkerim Bey dışında doğrudan görgüsü veya duyumu olup olmadığını sorması üzerine Erdoğan, “Yok. Abdülkerim Bey bizim grubumuzun Yönetim Kurulu Başkanvekilidir. İnşaat işlerini o yönetir. Bana gelen bilgiler ondan gelmiştir. Benim bunun dışında da ekleyecek bir şeyim yok” dedi.
2
1
8
1,350
İBB davasında 25 numaralı eylem kapsamında dinlenen Pasifik Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Erdoğan, ruhsat süreçlerinin silüet onayı gerekçesiyle yaklaşık bir yıl geciktirildiğini, bu süreçte yatırımcılar, Emlak Konut ve bankaların baskısı altında kaldıklarını söyledi. Erdoğan, şirketin uğradığını belirttiği zararın bir bölümünün ödemek zorunda kaldıkları para ve çeklerden, diğer bölümünün ise proje gecikmeleri nedeniyle ortaya çıkan mağduriyetlerden kaynaklandığını ifade etti. AK Parti Ankara Milletvekili Asuman Erdoğan’ın eşi, Pasifik Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Erdoğan, İBB davasında 25 numaralı eylem kapsamında müşteki olarak dinlendi. Daha önce İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği ifadesinin doğru olduğunu belirten Erdoğan, ekleyecek başka bir hususu bulunmadığını söyledi. Sanıklardan şikâyetçi olduklarını ve şikâyetlerinin devam ettiğini belirten Erdoğan, davaya katılma talebinde bulundu. “DOĞRUDAN BİLGİM ABDÜLKERİM BEY’DEN GELİYOR” Gürkan Akgün’ün avukatı Akçay Taşçı’nın sorularını yanıtlayan Erdoğan, şikâyete konu olaylarla ilgili doğrudan bilgisinin, grubun Yönetim Kurulu Başkanvekili ve inşaat işlerini yöneten Abdülkerim Bey’den geldiğini söyledi. Taşçı’nın, Abdülkerim Bey dışında doğrudan görgüsü veya duyumu olup olmadığını sorması üzerine Erdoğan, “Yok. Abdülkerim Bey bizim grubumuzun Yönetim Kurulu Başkanvekilidir. İnşaat işlerini o yönetir. Bana gelen bilgiler ondan gelmiştir. Benim bunun dışında da ekleyecek bir şeyim yok” dedi.
2
1
15
5,303
Gazeteciyim, tarafsız değilim! Ekonomik özgürlüğü olmayan, işten atılma ya da tutuklanma korkusuyla baskı altında tutulan gazetecinin editoryal bağımsızlığı mümkün müdür? Gazetecinin örgütlenmesini bağımsızlığına tehdit sayanlar, patronların örgütlü gücünü neden sorgulamıyor?
TARAFSIZ DEĞİLİZ! Yıllardır gazetecilere aynı öğüt veriliyor: “Tarafsız ol!” Düşük ücretlerle çalışır, ayın sonunu getirmekte zorlanırsın. “İtiraz etme, yanlış tarafta sanılırsın” derler. Yazdığın bir haber yayından kaldırılır. ‘’Üstelemene gerek yok, tarafsız görün” derler. Günün birinde bir arkadaşın işten atılır. “Açıkça dayanışma gösterme, patrona karşı taraf olduğun düşünülür” derler. Bize tarafsızlığı ve bağımsızlığı gazeteciliğin en yüce erdemleri olarak anlatanlar, önce şu sorulara yanıt vermeli: Haberin metaya, gazetecinin ucuz iş gücüne dönüştürüldüğü; gerçeğin sermaye ve iktidar ilişkilerinin gölgesinde kaldığı bir düzende tarafsız kalabilir miyiz? Ekonomik özgürlüğü olmayan, işten atılma ya da tutuklanma korkusuyla baskı altında tutulan bir gazetecinin editoryal bağımsızlığı mümkün müdür? Gazetecinin örgütlenmesini bağımsızlığına tehdit sayanlar, patronların örgütlü gücünü neden sorgulamıyor? Bize bağımsızlık adına örgütsüzlük, tarafsızlık adına kayıtsızlık vaaz ediliyor! Tarafsız değiliz demek, gerçeği eğip bükeceğiz demek değildir. Tam tersine, gerçeğin kimin çıkarı için çarpıtıldığını ve gizlendiğini ortaya çıkarmaktır. Basın tarihimiz medya patronlarının tarihi değildir. Sansüre direnenlerin, grev yapanların, tutuklananların ve dayanışmayla ayakta kalanların tarihidir. Bu yüzden: Bu mirası bugünün mücadeleleriyle buluşturmak için TARAF OLACAĞIZ. Gazetecinin emeğinin değersizleştirilmesine, güvencesizliğe, sansüre ve baskıya karşı YAN YANA GELECEĞİZ. Gazeteciliğin sermayenin çıkarlarına ve siyasal iktidarların ihtiyaçlarına göre biçimlendirilmesine karşı ÖRGÜTLENECEĞİZ. Çünkü biliyoruz: Gazetecilik yalnızca bir meslek değil, kamusal bir sorumluluktur. Gazetecilik emektir. Gazetecilik örgütlü bir mücadele gerektirir. Tarafımız bellidir! Halktan, emekten, eşitlikten, özgürlükten ve gerçeğin açığa çıkarılmasından yanayız. HAYDİ, ÖRGÜTLENMEYE! @pensendeyiz
2
26
865
İBB davasında tanık olarak dinlenen eski İBB Başkan Danışmanı Yiğit Oğuz Duman, İBB’de yasa dışı bir örgüt veya sistem kurulduğuna ilişkin herhangi bir bilgisi ya da tanıklığı olmadığını söyledi. Duman, “Kesinlikle yok. Bahsettiğim şey tamamen kanunlarla, mevzuatlarla kurgulanmış organizasyon yapılarıdır. En fazla kurumsal hiyerarşiden bahsedebiliriz” dedi. Duman, Melih Geçek’in İSBAK ve İSTTELKOM’daki görev süreçlerini, teknoloji masasının işleyişini, iştirakler koordinasyonunu ve Ertan Yıldız’ın görevini de anlattı. Melih Geçek’in İSBAK’a atanma süreci İBB davasında tanık olarak dinlenen Yiğit Oğuz Duman, Melih Geçek’in avukatı Yiğit Gökçehan Koçoğlu’nun sorularını yanıtladı. Koçoğlu, müvekkilinin “özel vasıflı üye” olmakla yargılandığını belirterek, Geçek’in 2019 yılında İSBAK’ta üç hafta vekâleten genel müdürlük yaptığını, yeni genel müdür arayışını öğrenince hem Duman’a hem de Ertan Yıldız’a aday olduğunu bildirdiğini söyledi. Duman, bu bilgiyi doğruladı. Duman, 2018 yılının Kasım ayında Ekrem İmamoğlu’nun kendisini arayarak olası seçim zaferinin ardından İBB’nin nasıl yönetilmesi gerektiği konusunda çalışma yapmasını istediğini anlattı. Yaklaşık 25 yıl özel sektörde insan kaynakları alanında görev yaptığını ve Türkiye İnsan Yönetimi Derneği (PERYÖN) Genel Başkanlığı görevini dokuz yıl yürüttüğünü belirten Duman, bu deneyimi doğrultusunda bir çalışma hazırladığını söyledi. Hazırladığı çalışmada liyakat esaslı işe alım, adalet, eşitlik ve organizasyonel yapılanma konularına yer verdiğini belirten Duman, 2019 seçimleri öncesinde İBB’nin mevcut insan kaynağının değerlendirilmesi ve özel sektördeki nitelikli çalışanların da kuruma kazandırılması için hazırlık yaptıklarını anlattı. İlk seçimin iptal edilmesinin ardından özel sektörden çok sayıda özgeçmiş aldıklarını ve yüzlerce mülakat gerçekleştirdiklerini belirten Duman, şirket genel müdürlükleri için her şirket özelinde en az üç-dört adayın değerlendirildiğini söyledi. Melih Geçek’in de bu süreçte ekip içinde değerlendirildiğini ifade eden Duman, Geçek’in atanamamasının Beylikdüzü’nden gelmesiyle ilgili olup olmadığı sorusuna, “Açıkçası öyle bir ön yargımız kesinlikle yok” yanıtını verdi. Duman, yeni ve daha nitelikli isimlerle ekibi güçlendirme hedeflerinin bulunduğunu, ayrıca 14 ilçe belediyesinin yönetimlerinin de güçlü kalmasını istedikleri için yoğun personel transferini tercih etmediklerini söyledi.
🤖 Made with AI
1
1
7
1,458
“Medya AŞ ve Kültür AŞ hiçbir zaman koordinasyon dışına çıkarılmadı” Murat Ongun’un avukatı Rahşan Sertkaya, Ertan Yıldız’ın daha önce mahkemeye sunduğu görseller üzerinden İştirakler Koordinasyon yapılanmasını sordu. Sertkaya, Medya AŞ, Kültür AŞ ve BİMTAŞ’ın bazı dönemlerde iştirakler koordinasyon şeması dışında gösterildiği yönündeki anlatımı gündeme getirdi. Duman, bu şirketlerin hiçbir zaman iştirakler koordinasyonunun dışına çıkarılmadığını söyledi. İştirakler koordinasyonunun 28 şirketin aynı süreçler ve denetim mekanizmalarıyla çalışmasını sağlamak amacıyla kurulan danışmanlık, kontrol ve denetim mekanizması olduğunu belirten Duman, şirketlerin günlük yönetiminin ise genel müdürleri tarafından yürütüldüğünü ifade etti. Sertkaya’nın, Medya AŞ ve Kültür AŞ’nin fiilen Murat Ongun’un koordinasyonunda olup olmadığı yönündeki sorusuna Duman, iştirakler koordinasyonunun Ertan Yıldız’ın liderlik ettiği bir alan olduğunu söyledi. Murat Ongun’un ise kendi uzmanlık alanı doğrultusunda iştiraklere ve idarelere destek vermiş olabileceğini belirtti. Murat Ongun’un Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanlığı dışında Medya AŞ veya Kültür AŞ’de başka bir görevi bulunup bulunmadığı sorusuna ise Duman, “Hayır, yok” yanıtını verdi. Yönetim kurulu kararlarındaki mühürler soruldu Rahşan Sertkaya, 67, 69, 73 ve 74. eylemlere konu ihalelerle ilgili Medya AŞ yönetim kurulu kararlarını Duman’a gösterdi. Kararların arkasında bulunan mühürlerin İştirakler Koordinasyonu’nun onayını gösterip göstermediğini sordu. Duman, belgelerdeki mühürleri gördüğünü belirterek, “Usulüne uygun olarak bu yönetim kararlarının hazırlanmış olduğunu görüyorum. İçerik olarak şu rakamlar doğrudur değildir tam emin değilim. Ama bu kararlar ilerleyebilir anlamı taşıyor” dedi. Sertkaya’nın, mühürlerin iştirakler koordinasyonunun onayı anlamına geldiğini belirtmesi üzerine Duman, “Evet, gördük bu süreçler işletilmiş, ilerleyebilirsiniz demek” ifadelerini kullandı. “Fatih Keleş’in iştiraklerde kesinlikle rolü yoktu” Ali Sukas, Ertan Yıldız’ın etkin pişmanlık kapsamındaki ifadelerinde Ağaç AŞ’nin Fatih Keleş’e bağlı olduğunu söylediğini hatırlatarak, Keleş’in iştiraklerde herhangi bir görevi veya rolü bulunup bulunmadığını sordu. Duman, “Kesinlikle yoktu” yanıtını verdi. Ağaç AŞ’nin Fatih Keleş’e bağlı olması ihtimalini de “Hayır, kesinlikle imkânsız” sözleriyle reddetti. Sukas, 2024 seçimlerinden sonra Ticaret Grubu’ndan Şehircilik Grubu’na geçiş sürecini de sordu. Duman, Ağaç AŞ, İSBAK ve Boğaziçi Yönetim’in Şehircilik Grubu’na alınmasının, yeşil alan, imar ve park hizmetlerinin birlikte yönetilmesi amacıyla gerçekleştirildiğini söyledi. Sukas’ın grup değişikliği talebinin kendisinden geldiğini belirtmesi üzerine Duman, bu talebi hatırladığını ve değerlendirmelerinde çalışanların görüşlerinden de yararlandıklarını ifade etti.
1
3
189
“İBB’de yasa dışı bir örgüt görmedim” Necati Özkan, Duman’a İBB’de işe alım süreçlerinde kendisinin ve ekibinin görev aldığını hatırlatarak, İBB bünyesinde yasa dışı bir örgüt veya sistem kurulmasına ilişkin herhangi bir tanıklığının bulunup bulunmadığını sordu. Özkan’ın kendisinin İBB’ye iş başvurusu yapıp yapmadığı sorusuna Duman, “Hayır, olmadı” yanıtını verdi. Özkan’ın herhangi bir yasa dışı işleme dahil olduğuna ilişkin tanıklığı olup olmadığı sorusuna da “Yok, hayır” dedi. İBB’de yasa dışı bir örgüt yapılanması veya sistem kurulmasına tanık olup olmadığı sorusunu ise Duman şöyle yanıtladı: “Hayır, hayır, yok. Kesinlikle yok. Zaten bahsettiğim şey tamamen kanunlarla, mevzuatlarla kurgulanmış, bizim tarafımızdan değil Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından, hatta İETT'yi, İSKİ'yi düşünürsek Cumhuriyet'in ilk yıllarından öncesine de dayanan tarihlerde kurgulanmış organizasyon yapılarıdır. O organizasyon yapılarındaki insanlar da o görevlere atanmış olan insanlardır. Bir kurumsal hiyerarşiden bahsedebiliriz en fazla.” Fatih Keleş’in icra toplantılarına katılımı Fatih Keleş, Ertan Yıldız’ın ifadesinde kendisinin İBB’de yapılan icra ve genişletilmiş icra toplantılarına katıldığının belirtildiğini söyleyerek, bu toplantılarda hangi konuların görüşüldüğünü sordu. Duman, icra kurulu toplantılarının genel sekreter, ilgili genel sekreter yardımcıları ve İmamoğlu’nun katılımıyla yapıldığını belirtti. Genişletilmiş toplantılara ise genel müdürler, grup başkanları, genel sekreter yardımcıları ve zaman zaman daire başkanlarının davet edildiğini anlattı. Keleş’in İBB’de icrai bir sorumluluğunun bulunmadığını söyleyen Duman, spor veya Avrupa Oyunları gibi konular nedeniyle toplantılara katılmış olabileceğini ancak hangi toplantı olduğunu hatırlamadığını ifade etti. Genel müdür atamalarında İK süreci Pınar Türker, genel müdür seviyesindeki atamalarda üçüncü kişilerin İBB iştiraklerine İnsan Kaynakları süreçlerinden geçmeden, keyfi biçimde atanmasının mümkün olup olmadığını sordu. Duman, “Vallahi bugüne kadar olmadı” yanıtını verdi. Türker, kendisinin de İBB’ye katılmadan önce insan kaynakları ekibiyle görüştüğünü, ardından Duman ve Ertan Yıldız ile bir araya geldiğini, sonrasında Ekrem İmamoğlu ile tanıştırıldığını anlattı. Duman, bu süreci doğrulayarak Türker’in o dönemde HSBC’de çalıştığını hatırladığını söyledi. Türker’in özgeçmişinde başarılı bir profesyonel kariyer bulunduğunu belirten Duman, “Siz de biz de keyifle başladık” dedi.
86
“28 şirket, 70 bin çalışan iki kişiyle koordine ediliyordu” İmamoğlu, İBB’de kurulan kurulların yönetim modelindeki önemine değinerek, Finans Kurulu, İnsan Kaynakları Kurulu, Emlak Kurulu ve Hukuk Kurulu gibi yapıların ortak akıl ve şeffaflık amacıyla oluşturulduğunu söyledi. Duman da 2019 yılında göreve geldiklerinde İBB iştiraklerinin farklı yönetim anlayışlarıyla çalıştığını belirtti. İnsan kaynakları süreçlerinin şirketler arasında nasıl koordine edildiğini araştırdığında yeterli bir organizasyon bulamadığını anlatan Duman, o dönemde 28 şirketin ve yaklaşık 70 bin çalışanın koordinasyonunun iki kişiyle yürütüldüğünün kendisine aktarıldığını söyledi. Duman, yeni yapılanmayla işe alım, endüstriyel ilişkiler, ücret yönetimi, kariyer yönetimi, gelişim ve planlama gibi alanlarda koordinasyon sağlanmaya çalışıldığını belirtti. İmamoğlu ise kurulların önemli kararların alınmasında ortak değerlendirme mekanizması oluşturduğunu ifade ederek, gayrimenkul satışlarının Emlak ve Finans kurullarında, kredi kullanımının ise Finans Kurulu’nda ele alındığını anlattı. İmamoğlu, “Türkiye’de iddiayla ifade ediyorum ki siyasi bir yorum yapmaksızın İstanbul modeli ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin organizasyon modeli en şeffaf, en kamucu, aynı zamanda en halkçı, aynı zamanda en liyakatli kadro tercihi için uğraş veren, prensipleri ortaya koyan bir modeldir” dedi. İştirakler Koordinasyon Kurulu ve Ertan Yıldız’ın görevi İmamoğlu, İBB iştiraklerinin önceki dönemde farklı kişi ve çevrelerin etkisinde yönetildiğini öne sürerek, bu dağınık yapıyı ortadan kaldırmak amacıyla İştirakler Koordinasyon Kurulu’nun oluşturulduğunu söyledi. Kurulun iştiraklerin hukuk, satın alma, finans ve insan kaynakları gibi alanlardaki süreçlerini ortak bir merkezden değerlendirmesi ve denetlemesi amacıyla kurulduğunu belirten İmamoğlu, Ertan Yıldız’ın bu yapılanmadaki görevini Duman’a sordu. İmamoğlu, Ertan Yıldız’ın başlangıçta başkan danışmanı olarak iştirakler koordinasyonundan sorumlu olduğunu, daha sonra kurumsal yapıya geçilerek İstanbul Yönetim AŞ’nin (İYA) kurulduğunu ve Yıldız’ın bu şirketin Yönetim Kurulu Başkanı olduğunu anlattı. Duman, İmamoğlu’nun aktardığı görev tanımını doğrulayarak, Ertan Yıldız’ın iştirakler koordinasyonundaki yetkili konumunun sürdüğünü söyledi. İmamoğlu’nun, Yıldız’ın yetkilerinin zaman içinde azaldığı veya arttığı yönünde bir değişiklik olup olmadığını sorması üzerine Duman, “Yok; çünkü tarif ettiğimiz ve duyurduğumuz şeyler de buna şahittir zaten” yanıtını verdi. İmamoğlu’ndan etkin pişmanlık ifadelerine tepki İmamoğlu, duruşmada bazı kişilerin sorumluluklarını üzerlerinden atmaya çalıştığını savunarak, kamu yönetiminde sorumluluktan kaçan kişilerin bulunmaması gerektiğini söyledi. İştiraklerin yönetim yapısına ilişkin anlatımların ve görev tanımlarının yazılı belgelerle ortaya konulduğunu belirten İmamoğlu, bazı kişilerin etkin pişmanlık kapsamında verdikleri ifadelerin gerçeği yansıtmadığını ileri sürdü. İmamoğlu, Ertan Yıldız, Yiğit Oğuz Duman ve Murat Ongun gibi başkan danışmanlarının yönetim organizasyonuna katkı sunduğunu belirterek, mahkemeye sunulan bazı beyanların kişisel menfaat ve tutukluluktan kurtulma amacı taşıdığını iddia etti. İmamoğlu, bu ifadelerin mahkemeyi ve Türk yargısını yanıltıcı nitelikte olduğunu savundu.
İBB davasında tanık olarak dinlenen Yiğit Oğuz Duman’a, Ekrem İmamoğlu tarafından işe alımlarda liyakat dışında bir kriter uygulanması yönünde kendisine baskı yapılıp yapılmadığı soruldu. İmamoğlu, yaklaşık 5 yılı aşkın birlikte çalıştıkları dönemde, yöneticilerin liyakat dışında bir kriterle işe alınması konusunda herhangi bir talimat veya baskısının olup olmadığını sordu. Duman, 25 yıl özel sektörde çalıştığını belirterek, İmamoğlu’nun insan kaynakları yönetimine ve organizasyon yapısına önem verdiğini söyledi. Duman, seçim henüz kazanılmadan önce İmamoğlu’nun kendisine yönetimin hangi insanlarla kurulması gerektiğini sorduğunu anlattı. Duman, o görüşmede İmamoğlu’nun kendisine şu ifadeleri kullandığını aktardı: “Ben 5 yıldır bir ilçe belediye başkanlığı yapıyorum Yiğit ve bu iş sen belki bilmezsin ama belediyeler biraz siyaseten de çok fazla baskı altında olan yerlerdir. Ben, açıkçası İBB organizasyonunun tümüyle profesyonel yönetilmesini istiyorum. İçeride siyasetin değil liyakatin konuşulmasını istiyorum. Seçimleri mutlaka buna göre yapacaksın, yapacağız, hep beraber bunu tercih edeceğiz. Bu konuda çok da dayak yiyeceğiz, emin ol; ama bunu mutlaka ayakta tutacağız.” Duman, 2019 seçimlerinin kazanılmasının ardından bu anlayış doğrultusunda çalıştıklarını belirterek, “Liyakat bizim esasımız oldu” dedi. “Akraba, aile üyesi ve eş-dost değerlendirme dışında tutuldu” İmamoğlu, işe alımlarda akraba, aile üyeleri ve yakın arkadaşların, liyakatli olsalar dahi değerlendirme dışında tutulması yönünde bir prensip belirleyip belirlemediklerini sordu. Duman, bu konuda kesin bir yaklaşım bulunduğunu ifade ederek, yöneticilerin de benzer taleplerinin reddedildiğini söyledi. İmamoğlu, kurum içinde aile üyelerinin birbirine bağlı pozisyonlarda görev almasına izin verilmediğini belirterek, “Aynı kurumun içinde abla, kardeş, abi, baba, oğul, baba, kız ya da yeğen dizilimine asla fırsat vermedik, doğru mudur?” diye sordu. Duman, “Doğrudur Başkanım. Yönetim kademelerinde özellikle bu konu çok önemli bir konu. Türkiye’nin de bir problemi” yanıtını verdi. Siyasi tavsiyelerin değerlendirilebileceğini ancak yalnızca siyasi öneriyle işe alım veya yönetici ataması yapılmaması yönünde talimat verildiğini de belirten İmamoğlu’na Duman, ilk yıllarda CHP yönetimi dahil farklı siyasi çevrelerden öneriler geldiğini, ancak liyakat esasının yerleşmesinin ardından son yıllarda bu tür önerilerin de yapılmadığını söyledi. Duman, liyakatli olduğu değerlendirilen isimlerin ise süreçlere dahil edildiğini ifade etti.
2
9
676
İBB davasında tanık olarak dinlenen Yiğit Oğuz Duman’a, Ekrem İmamoğlu tarafından işe alımlarda liyakat dışında bir kriter uygulanması yönünde kendisine baskı yapılıp yapılmadığı soruldu. İmamoğlu, yaklaşık 5 yılı aşkın birlikte çalıştıkları dönemde, yöneticilerin liyakat dışında bir kriterle işe alınması konusunda herhangi bir talimat veya baskısının olup olmadığını sordu. Duman, 25 yıl özel sektörde çalıştığını belirterek, İmamoğlu’nun insan kaynakları yönetimine ve organizasyon yapısına önem verdiğini söyledi. Duman, seçim henüz kazanılmadan önce İmamoğlu’nun kendisine yönetimin hangi insanlarla kurulması gerektiğini sorduğunu anlattı. Duman, o görüşmede İmamoğlu’nun kendisine şu ifadeleri kullandığını aktardı: “Ben 5 yıldır bir ilçe belediye başkanlığı yapıyorum Yiğit ve bu iş sen belki bilmezsin ama belediyeler biraz siyaseten de çok fazla baskı altında olan yerlerdir. Ben, açıkçası İBB organizasyonunun tümüyle profesyonel yönetilmesini istiyorum. İçeride siyasetin değil liyakatin konuşulmasını istiyorum. Seçimleri mutlaka buna göre yapacaksın, yapacağız, hep beraber bunu tercih edeceğiz. Bu konuda çok da dayak yiyeceğiz, emin ol; ama bunu mutlaka ayakta tutacağız.” Duman, 2019 seçimlerinin kazanılmasının ardından bu anlayış doğrultusunda çalıştıklarını belirterek, “Liyakat bizim esasımız oldu” dedi. “Akraba, aile üyesi ve eş-dost değerlendirme dışında tutuldu” İmamoğlu, işe alımlarda akraba, aile üyeleri ve yakın arkadaşların, liyakatli olsalar dahi değerlendirme dışında tutulması yönünde bir prensip belirleyip belirlemediklerini sordu. Duman, bu konuda kesin bir yaklaşım bulunduğunu ifade ederek, yöneticilerin de benzer taleplerinin reddedildiğini söyledi. İmamoğlu, kurum içinde aile üyelerinin birbirine bağlı pozisyonlarda görev almasına izin verilmediğini belirterek, “Aynı kurumun içinde abla, kardeş, abi, baba, oğul, baba, kız ya da yeğen dizilimine asla fırsat vermedik, doğru mudur?” diye sordu. Duman, “Doğrudur Başkanım. Yönetim kademelerinde özellikle bu konu çok önemli bir konu. Türkiye’nin de bir problemi” yanıtını verdi. Siyasi tavsiyelerin değerlendirilebileceğini ancak yalnızca siyasi öneriyle işe alım veya yönetici ataması yapılmaması yönünde talimat verildiğini de belirten İmamoğlu’na Duman, ilk yıllarda CHP yönetimi dahil farklı siyasi çevrelerden öneriler geldiğini, ancak liyakat esasının yerleşmesinin ardından son yıllarda bu tür önerilerin de yapılmadığını söyledi. Duman, liyakatli olduğu değerlendirilen isimlerin ise süreçlere dahil edildiğini ifade etti.
1
1
11
1,732