Hamit Pehlivan (@abdlhamit) header
Hamit Pehlivan (@abdlhamit) profile picture

Bilge ve İlke'nin babası. Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı/ Çevre Mühendisi / Enerji Yöneticisi / İş Güvenliği Uzmanı /

İstanbul
Joined December 2009
Photo by Hamit Pehlivan (@abdlhamit)Photo by Hamit Pehlivan (@abdlhamit)Photo by Hamit Pehlivan (@abdlhamit)Photo by Hamit Pehlivan (@abdlhamit)Photo by Hamit Pehlivan (@abdlhamit)Photo by Hamit Pehlivan (@abdlhamit)Photo by Hamit Pehlivan (@abdlhamit)Photo by Hamit Pehlivan (@abdlhamit)Photo by Hamit Pehlivan (@abdlhamit)Photo by Hamit Pehlivan (@abdlhamit)
“Berlin’de Hakimler var” hikayesini bilirsiniz: “Hiç kimse adaletten üstün değildir.” Kardeşim Mehmet Pehlivan, savunmanın kutsallığını ilke edinmiş, genç ve başarılı bir avukattır. Önüne çıkarılan türlü zorluklara rağmen müvekkilini hakkıyla savunmaktan vazgeçmedi, bu zor dönemde sorumluluğundan bir adım geri atmadı. Bu ülkede tanıdığım en iyi avukatı, tıpkı müvekkili gibi, işini güzel yaptığı için cezalandırdılar. Adaletten üstünüz zannettiler… Savunmayı susturmak isteyebilirsiniz, doğrular ortaya çıkmasın diye tüm avukatları tutuklayabilirsiniz ama baharın gelişini engelleyemezsiniz. Mehmet mücadelesinden asla vazgeçmeyecek. Çünkü o, mesleğini ateşten gömlek gibi giydi. Bugün tüm bu inancı sayesinde kitleler onun yanında. Kardeşimi, canımı tutsak ettiniz ama tüm Mehmetleri uyandırdınız… Meslektaşları, bizler, bu millet Mehmet’le beraber, Mehmet için, hepimiz için mücadeleye devam edeceğiz.
“Suç örgütüne üye olmak” iftirasıyla tutuklandım. Oysa benim üye olduğum tek örgüt, Türkiye Barolar Birliği ve İstanbul Barosu’dur. Yani bu ülkenin onurlu savunma geleneğidir. Ne bir suç yapısının, ne bir kumpas senaryosunun parçası oldum. Olmam. Bu açık bir yargı kumpasıdır. Tek nedeni de herkesin bildiği üzere Ekrem İmamoğlu’nun avukatlığını yapmamdır. Amaçları korkutmak, susturmak, yalnızlaştırmaktır. Boşuna uğraşıyorlar. Çünkü biz avukatlar teslim olmayız. İmamoğlu’na avukatlık yapmayı suç sayan bu çarpık zihniyete sesleniyorum: Eğer bu görevi “ateşten gömlek” ilan ediyorsanız, bilin ki biz o gömleği çoktan giydik, yanmayız. Ben giderim, yerime yüzlercesi gelir. Çünkü biz haklının yanındayız. Çünkü biz eğilmeyiz, susmayız, vazgeçmeyiz. Çünkü bizim avukatlık pratiğimiz boyun eğmez.
17
223
6
1,543
57,479
Bu sürecin kardeşim Mehmet'e, ailemize, dostlarımıza yaşattığı mağduriyetler üzerinden duyar kasacak değiliz. Çok şükür bununla mücadele edecek gücümüz var. Mehmet'in de savunmasında dediği gibi "kuyruğu dik tutuyoruz, dik tutacağız" ama bu yaşatılan sürecin ağır olmadığı, ihlal ve haksızlıklarla örülmüş mağduriyetlere sebep olmadıkları anlamına gelmiyor...
2 Ekim gecesi, gece yarısı, Çorlu Karatepe Kuyu Tipi Cezaevi’nden yüzlerce kilometre uzaktaki Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi’ne sevk edildim. Bana makul, hukuki ve somut tek bir gerekçe dahi sunulmadı. Bunun yerine yapılanın “rutin bir uygulama” olduğu söylendi. İnsanları gece yarısı uykularından uyandırıp dakikalar içinde eşyalarını toplatarak yüzlerce kilometre uzağa götürmek ne zamandan beri rutin? Haftanın dört günü aralıksız devam eden duruşmaların tam ortasında, savunma hakkını fiilen kullanılamaz hale getirecek şekilde başka bir şehre sevk edilmek ne zamandan beri rutin? Adını doğru koyalım: Bu, rutin bir uygulama değil. Bu eziyettir, zulümdür. Sevk edilmeseydim, ayda yalnızca bir kez açık görüşte kavuşabildiğim kızımı görecektim. Sevkin özellikle gece yarısı, apar topar yapılmasının amacı bu muydu? Kızımı görmemi engellemek, canımı acıtmak mı istediniz? Merakınızı gidereyim: Vurduğunuz yer acıdı. Yargılarken de, kapattığınız cezaevlerinde de adaletin değil, eziyetin ve zulmün peşinden gidiyorsunuz. Av. Mehmet Pehlivan Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi
14
453
5
3,207
57,274
Hamit Pehlivan retweeted
Bir yıllık tutukluluk süresini aşan 21 isim şöyle: Mehmet Pehlivan, Ceyhun Avşar, H. Tahsin Sönmez, Turgay Tokdemir, Sinan Sepetçi, Şeyhmus Sarıboğa, Melih Geçek, Serhat Kapki, Vedat Şahin, Hakan Karanis, Yener Torunler, Onur Aldı, Taner Çetin, Ömür Yılmaz, Ahmet Köksal, Hüseyin Köksal, Murat Kapki, Mustafa Nihat Sütlaş, Buğra Gökçe, Kahraman Yeşilyurt ve Güldem Şık.
#İBBDavası İBB davasında gözler perşembe günkü ara kararda İBB davasında ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmeyen suçlardan tutuklu bulunan ve bir yıllık tutukluluk süresini aşan 21 sanık açısından gözler perşembe günü mahkemenin vereceği ara karara çevrildi. CMK 102/1 uyarınca bir yıllık tutukluluk süresi ancak “zorunlu hallerde” ve gerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabiliyor. Mahkemenin bu yönde bir uzatma kararı vermemesi halinde sanıkların tahliyesi gündeme gelecek. Mahkemenin cuma günü duruşma yapmayacak olması da perşembe günkü oturumu kritik hale getiriyor. CMK 108’e göre mahkeme tutukluluk konusunda oturumlar arasında da re’sen karar verebiliyor. Bu nedenle mahkemenin perşembe günü vereceği ara kararda, bir yıllık süreyi aşan sanıkların tutukluluklarının devamı için gerekçeli bir uzatma kararı verip vermeyeceği bekleniyor.
1
12
58
6,209
Mehmet giymeyi çok sevdiği cüppesini nasıl katladığını hatırlamaya çalışıyor dört duvar arasında... Birileri de bir yerlerde cüppesinin önünü iliklemeye devam etmek arzusunda...
9
64
2,177
"Hiç bir korkuya benzemez halkını satanın korkusu" Nazım Hikmet
3
32
1,109
"Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. "
2
11
962
İzmir her dönem bir Hasan Tahsin çıkarıyor. 👏🏽
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay: -Biz bu yola beraber çıktık. Özgür Özel dışında hiçbir grupla hareket etmem mümkün değildir. Özgür Özel ve arkadaşlarının kuracağı parti dışında başka bir partiye gitmem söz konusu değil. -Butlan yönetiminin alacağı kararları tanımıyorum, tanımadığımın göstergesi de zaten partiden istifa etmemdir. Bundan sonra artık Özgür Özel ve kurmaylarının vereceği siyasi kararları takip ediyorum. Yeni parti kurulacak ve ben orada olacağım. -Benim partiden istifa etme sebebim Kılıçdaroğlu’nun mutlak butlan ile partinin başına atanması ve aldığı ihraç, atama kararlarıdır. -Özgür Özel CHP’nin başına yeniden dönene kadar istifa kararım kesindir. Eğer bunlar olursa ben de CHP’ye yeniden dönerim. -Özgür Özel ile istifa etmeden önce konuştuk. ‘Senin kararın’ dedi. İstifanın ardından bir daha görüştük. ‘Eline sağlık. Bunlar bunu hak ediyor’ dedi. (Nefes - Mahir Bağış)
2
75
1,944
Kendi istikbali için başkalarının evlatlarını yok sayan değil, başkalarının evlatlarını da kendi evlatları gibi düşünen tüm babaların Babalar Günü kutlu olsun…
2
486
Reklam çekimleri bittiyse, dönsün bizim çocuklar…
1
477
Yani diyor ki ben partiyi de boşa kapatmadım yeni genel başkan olarak süreci ben yönetirim.
Muharrem İnce: "Ben parti içinde kavga istemiyorum. Başka türlü davranılamaz mıydı? Mesela Özgür Özel, Grup Başkanı olarak grup toplantısını açsaydı. Açılış konuşmasında bir an önce partinin kurultaya gitmesi gerektiğini, mahkeme kararını doğru bulmadığını ama uymak zorunda olduğunu söyleyerek Kılıçdaroğlu’nu kürsüye davet etseydi. Çok daha farklı bir süreç işlemez miydi?" birgun.net/haber/muharrem-in…
5
593
“Talihin acımasız pençesinde Ne boyun eğdim ne de haykırdım. Kaderin darbeleri altında Başım kanadı ama eğilmedi. Kapı ne kadar dar olursa olsun, Yargılar ne kadar ağır yazılmış olursa olsun, Kaderimin efendisi benim; Ruhumun kaptanı benim.” Invictust - Ernest Henley Bugün bir yaş daha almadım sadece mücadeleyle örülmüş bir yılı geride bıraktım. Sevdiklerim yanımda olduğu sürece umut hep olacaktır. Umut varsa yarınlar bugünden güzel olacaktır…
1
1
6
502
Haziran ayı koordinasyon toplantımızı başkan yardımcılarımız ve birim müdürlerimiz ile gerçekleştirdik. Devam eden projelerimizi ve önümüzdeki sürece dair planlamalarımızı değerlendirdik. Bakırköy için hep birlikte aralıksız çalışmaya devam ediyoruz.
1
6
26
855
Şu an en kolay şey Özgür Özel’e akıl satmak galiba. Herkes neyi nasıl yanlış yaptığını yazıp duruyor… Bu dakikadan sonra Özgür Özel’in mücadelesi tarihsel bir noktaya geçmiştir. Kimse akıl satmasın çok biliyorsa destek olsun! Kimisi ebedi kahraman kimisi ebedi hain oldu…
1
5
384
Anne-Babalık onsuz yaşayamacağını düşündüğünüz evladınızı sizsiz yaşayabilsin diye yetiştirme çabasıdır. Uzun bir süredir görüyoruzki Türkiye, 60 yaş üstü siyasi bireylerin kendilerinden sonra hiç bir vatan evladının huzur içinde yaşamaması adına çaba harcadığı bir yere dönüştü.
2
5
410
Mücadele deyince @MTanal 👏🏽
Mahmut Tanal, elinde hortumla güvenlik kulübesinin üzerine çıktı.
4
378
Hamit Pehlivan retweeted
KILIÇDAROĞLU'NUN AHLAKİ ELEŞTİRİ SÖZLERİNE AĞIR YANIT "'Bayrampaşa Belediye Başkanı... Üç kez kendisine 'AK Parti'ye geç, operasyon yapmayalım' dediler. Silivri'de yatıyor, parti değiştirmedi diye. Şimdi biz tutacağız bu arkadaşımızı partiden uzaklaştıracağız, öyle mi? Bu yüce çatı altında size söylüyorum, ben Ekrem İmamoğlu'nun yanında durduğum için hiçbir zaman mahcup olmayacağım. Bana birisi "Kızın okulda hırsızlık yapmış" dediğinde "Evlatlıktan reddediyorum" demem. "Yapmaz benim evladım" derim. Ekrem Başkan'dan başlayıp en son yapılan haksız tutukluluğa kadar kime gayri ahlaki suçlama yöneltiliyorsa onlar bizim evladımız ve bu babaevini kuran Atatürk'ün koltuğunda oturan birisi olarak söylüyorum ki yapmaz benim evladım. Ben onu evlatlıktan reddetmem. Ne geçici, ne kalıcı"
193
1,328
40
11,709
539,190
Bugün hep birlikte bir kez daha gördük, Anayasamız birilerinin istikbali için kullanışlı aparatlar vat olduğu sürece askıya alınabiliyormuş. Önemsiz birer yazıt gibi ısmarlama kararlarla halkın iradesi, bireyin özgürlüğü gasp edilebiliyormuş… Söylenecek çok atasözü var ama ben yine de Pir Sultan Abdal’ın dizeleriyle özetleyim "Şu ellerin taşı bana hiç değmez / İlle dostun bir tek gülü yaralar beni"
3
260
Hamit Pehlivan retweeted
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Dairesi Başkanı üyemiz Prof. Dr. Tuğba Ölmez Hancı ile Kentsel Ekolojik Sistemler Şube Müdürü üyemiz Nilgün Cendek’in gözaltına alındığını öğrenmiş bulunuyoruz. Arkadaşlarımızın bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz.
10
32
1,353
Bu arada hukuku işletmek, matematikten daha zordur.
#İBBDavası'nda 32.gün 40. Ağır Ceza Mahkemesi savcısı Hakan Karanis'e soruyor: Murat Gülibrahimoğlu'ndan 16 milyon almış ve 16 milyon vermişsiniz aranızda 32 milyonluk alışveriş olmuş dedi. Hakan Karanis: " hayır sayın savcı 0 (sıfır) oluyor" dedi. Borç aldım borcu ödedim.
3
354
Hamit Pehlivan retweeted
#ibbdavası Mehmet Pehlivan; Belki beni dinlerken içinizden, "Yahu bu adam neden kendisinden hiç bahsetmeyen tanıkların, kendisiyle ilgisi olmayan suçlamaların izahını yapmaya çalışıyor? Bu devasa kurguya neden bu kadar yüksek sesle itiraz ediyor?" diye sormuşsunuzdur. Bunun cevabını ben vereyim: Sözlerime avukat olduğumu söyleyerek başlamıştım, savunmama da bir avukat olarak devam ettim. Bu devasa kurguya bu kadar yüksek sesle itiraz ettim; çünkü örgüt ve etkin pişmanlık meseleleri, hakikaten beni de ilgilendiren konulardır. Sözlerimi bitirmek üzereyim; avukatlık faaliyetlerim de dahil olmak üzere bana dair merak edilen birçok şeyi açıkladığımı düşünüyorum. Konuşmam bittikten sonra, bu hukuk katliamına sessiz kalan meslektaşlarıma dair bir şeyi merak edeceğim. Ben bu merakımı Agamben’in sözünü ödünç alarak soruyorum: "Hukukçular, sizi ilgilendiren meseleler hakkında niçin suskunsunuz?" Avukatlıkta savunma hakkından bahsetmek için karşımızda aynı dili konuşabildiğimiz muhataplara ihtiyacımız var. Sizlerle aynı dili konuştuğumuzdan emin olmak istiyoruz Sayın Başkan, benzer derslerden geçip, benzer okullardan mezun olan sizlerle konuşmak çok daha kolay olmalıydı. Sizin ikinci insan tipine giren, yani avukatlığı başlı başına suç olarak görmeyen, hukukun temel ilkelerinde uzlaştığımız insanlar, yargıçlar, savcılar olduğunuzu bilmek istiyorum. Buna inanmak istiyorum. Ne var ki emin değilim. Size kolay gelecekse "Bu avukatlar zaten hâkim, savcı sevmez" diyerek beni şahsi olarak suçlayabilirsiniz. Evet, emin değilim dedim. Çünkü müvekkilin lehine en iyi savunmayı yapmak şeklinde bir iddianame düzenlendi ve siz bu iddianameyi kabul ettiniz, beni tutuklu yargılıyorsunuz. Yani size dair şüphelerim... Maalesef soru-cevap yapmıyoruz, biliyorum ama size kendi içinizde bir soru sordurmayı umuyorum. Hukuk ve savunma hakkı, adil yargılanma hakkı gibi konularda hemfikiriz. Beni meslektaşınız olarak görüyor musunuz? Yoksa bana bakarken sizin de aklınızdan o ilk insan tipi, yani avukat düşmanı olan insanların aklından geçenler mi geliyor? Beni suçla özdeşleştiriyor musunuz? Benim avukatlık mesleğim suça iştirak miydi? Sayın Başkan, suçlunun, teröristin, katilin, hainin, muhalifin avukatı olduğu için linç edilen avukatların ülkesiyiz. Yargının üç sac ayağından biri olduğu söylenen ama sürekli olarak kırılmaya çalışılan o ayak olmak; mesleğin ilk gününden beri bildiğimiz, şahitlik ettiğimiz bir şey. Sadece müvekkili tercihinden ötürü suçlanan, yargılanan avukatlık ülkemizin bildiği bir şey, bilmediği bir şey değil. Onlarca toplumsal olayla ilgili bir sosyal medya taraması yapın. Avukatlık yapan meslektaşlarımızın en sıradan beyanlarının bile nasıl linçlere maruz kaldığını göreceksiniz. Hukuk eğitimini yasak saymaktan ibaret gören bir toplumda sıradan insanı anlayabiliyorum ve sizlerin ilk kategoriye giren insanlar olmadığınızı bilmek istiyorum. Bunu düşünüyorum ve buna inanmak istiyorum. Evet, tarihsel olarak sapkının, hainin, aykırının savunulmasıyla suçlanan avukatlarla meslektaşım. Bugün de bu nedenle Avukat Mehmet Pehlivan olarak, sadece suçlu ilan edip ortadan kaldırmaya çalıştıkları hasmın avukatı olduğum için karşınızdayım. Ben Sayın İmamoğlu'nun avukatı olmasaydım bugün karşınızda olmazdım. Örnek veriyorum; Azeri iş insanının avukatı olsaydım sizin karşınızda olmazdım. Hakkımızda yürütülen sübjektif hukuk katliamının imzacısı olanların göreve gelir gelmez ilk saldırdığı grubun avukatlar olması, gaftan mı ibaret? Sayın Başkan, evet biz avukatlar için hava karanlık görünüyor. Üzerimizde yağan oklarla birlikte karanlıkta bir kavga vermemiz bekleniyor. Bizim kavgamız bundan başkası değildir, budur. Sonuna kadar da avukatlık... Bizim kavgamız bundan ibaret. Bunu bugün yan yana durduğum müvekkillerime, meslektaşlarıma bir borç olarak görüyorum ben. O yüzden saatlerce bu itirazı ediyorum. İnsanlık tarihi boyunca savunma, devletin kontrolsüz otoritesi karşısında hukuksuz bir operasyon olmasını engelleyen en temel mekanizmadır. Savunma, insanın kendisinden katbekat güçlü bir otoriteyle karşı karşıya kaldığı anda duyduğu en eski endişelerle ortaya çıkmıştır. Devletin yargılama gücüyle yüz yüze gelen tarih boyunca hep aynı soruyu sorduk: "Devletin sözüne karşı benim sözüm nerede duracak?" bu soru. Savunma, bu sorunun cevabıdır Sayın Başkanım. Bu nedenle savunma, yargılamaya sonradan eklemlenmiş teknik bir pozisyon değil, asli bir mekanizmadır. Avukatlık üzerine düşünürken, konuşurken, tartışırken ve eylerken ontolojik bir olguyu tespit etmek zorundayız: Avukatlık, çatışmanın var olduğu durumlarda karşı durma zorunluluğudur. Tüm tartışma da aslında ontolojik bir meseleden kaynaklanır. Sayın Başkan, eğer tüm bunları planlayanlar yalnızca yargılayıp cezalandırmak istemiyorlarsa; aynı zamanda onları kırma, korkuya ve yılgınlığa boğmak, "vatan haini, casus, devlet düşmanı" gibi yapıştırabilecekleri hangi sıfat varsa hepsiyle etiketlemek ve kamuoyunun önüne böyle çıkarmak istiyorlar. Elbette böyle insanların savunma hakkı da olmamalıdır; elbette uysal bir avukatlık pratiğiyle bu kişilerin işleri kolaylaştırılmalıdır. Bu soruşturmayı kurgulayanlara yönelik politik suçlamalar yöneltirken şahıslarından bağımsız konuşuyorum. Durduğumuz yerin tarihsel bir devamlılık arz ettiğini anlatmaya çalışıyorum; hem onların, hem bizlerin, hem sizlerin. Neden tarihsel devamlılık arz ettiğini çok kısa açıklamak isterim: İlyada'da Nestor, Agamemnon’a şöyle der Sayın Heyet: 'Yasaları Zeus verdi senin eline, halkı yönetesin, çekip çeviresin diye.' Evet, yargıçların, iddia makamının kökeni devletlidir. Zeus başyargıçtır; hükmü günahıyla, sevabıyla o verir. Zeus başyargıçtır; hükmü günahıyla ve sevabıyla o verir. Kral ise Zeus’un adamıdır, yargı yetkisi de haliyle ondadır. Archon Basileus kavramı Sayın Heyet. Kral-yargıç unvanına sahip olanlarla birlikte aslında yargıçların kökeni krallara dayanmaktadır, yani devletlidir yargıçlar. Yargının hukuk dışına çıktığı her an, tarihsellikleri yargıçları siyasal alana doğru itiyor, iktidar saflarına doğru itiyordur. Biz ise avukatlar; meydanlarda halkı bağırmanın tarihselliğiyle bu mücadeleye devam ediyoruz. Aramızdan devletli meslektaşlarımızın çıktığı olmuştur ama mesleğimiz hiçbir zaman bağımsızlığını kurban etmedi; ne yargıçlara ne de Olimpos’taki tanrılara. Biz de o mirasla bugün durduğumuz yerde bildiğimiz gibi avukatlık yapmaya devam ediyoruz, edeceğiz de. Avukatlara dair bugün yönetilen sistematik saldırılar, aslında avukatın hiç olmaması dileği; tarihin en vahşi hukuksuzluk dönemlerinden kalma bir karanlık bakiyedir. Cezaevi görüşlerine sınırlandırmaya dönük hazırlıklar yapılırken, bunun çok da uyuluyor gibi AİHM kararlarına dayandırılması niyeti perdelemiyor. Avukatsızlık özlemi, Engizisyon’dan kalma bir mirastır. Gerçek bir müdafiinin varlığı, sistem için her zaman en büyük tehlikedir. Bu nedenle savunma bu çağda yalnızca etkisizleştirilmemiş, ahlaken de itibarsızlaştırılmıştır. Savunan kişi suç ortağı gibi görülmüştür. Engizisyon’u bugün lanetlemek konforlu bir hareket gibi görünebilir Sayın Heyet. Ancak beynimiz kıyas ve analiz için gelişmiş durumda. Gerçekten bugünü, bu yargılamayı, tüm bu usulleri, tüm bu pratikleri Engizisyon’dan farklı görüyor musunuz? Gerçekten avukatlara 'sapkının ortağı sapkın' diye harmanlanmış bir demirle damga vurmuyorsunuz diye kendinizi iyi mi hissediyorsunuz? Bize sorarsanız, başından beri anlattıklarıma da bakarsak kendimizi iyi hissetmemelisiniz. Kapatılmış bir avukat olarak karşınızda bulunuyorum. Kapatılma sebebimin sadece avukatlık olduğuna dair çok iyi şahitlerim var, delillerim var. Birçoğu burada; meslektaşlarım, baro başkanları, hocalarım... Her biri burada. Hepsiyle size kapatılmamın nedeninin avukatlık olduğuna dair şahitlik edebilirler. 'Sadece avukatlık yaptığı için kim tutuklanır?' Soru bu ya; sadece avukatlık yaptığı için kim tutuklanır? Ülkemizin yakın tarihi bu sorunun cevaplarını içinde barındırıyor. Hatta daha fazlasını söyleyeyim; sadece avukatlık yaptığı için öldürülen meslektaşlarım da var. Bu soru da abes gelebilir değil mi? 'Sadece avukatlık yaptığı için kim öldürülüyor?' Öldürülüyor ama; haciz mahallinde birçok avukat meslektaşımız öldürüldü. Onlar sadece avukatlık yaptığı için öldürülmediler mi? Yani avukatlık yaptığı için öldürülen bir yerde, avukatlık yaptığı için tutuklanmak mı abes geliyor?
#ibbdavası MEHMET PEHLIVAN “Bu süreç; siyaset, yargı ve medyanın eş güdümüyle yürüyen bir süreçtir. Kamuoyunun tüm bu yasa dışılığa ikna edilmesi medya kanalları ile sağlanır.” “4.500 HABER, TEK BİR OLUMLU İÇERİK” Pehlivan, İmamoğlu hakkında yapılan haberlere dikkat çekerek şunları söyledi: “2019’dan bu yana 4.500’den fazla haber yapıldı. Son iki yılda tek bir olumlu haber var. O da seçim sonucuna dair bir durum tespiti.” Medyanın rolüne ilişkin eleştirilerini sürdüren Pehlivan, “Yandaş medya yüzlerce sahte haber üretti. Hakkımızda aleni iftiralar atıldı ama bunlarla ilgili suç duyuruları sonuçsuz kaldı” dedi. “HANGİ PARALAR, HANGİ RÜŞVET?” Savunmasında medya üzerinden yayılan iddiaları tek tek sorgulayan Pehlivan, şu ifadeleri kullandı: “Hani para dolu bavullar? Hani Florya’ya gömülen paralar? Hani cenaze aracıyla kaçırılan rüşvetler? Bunların hepsi yalandı ve bunu ortaya koyduk.” Bu iddialar üzerinden yapılan işlemlere de dikkat çeken Pehlivan, yalnızca bir tanık beyanıyla gözaltı ve tutuklamalar yapıldığını vurguladı. “ETKİN PİŞMANLIK BİR KAMPANYAYA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ” Pehlivan, etkin pişmanlık sürecinin sistematik şekilde kamuoyuna servis edildiğini belirterek, “Etkin pişmanlık ve tahliye haberleri ay ay, tarih tarih duyuruldu. Bu bir bilgilendirme değil, bir kampanyadır” dedi. Bu sürecin psikolojik baskı aracı olarak kullanıldığını savunan Pehlivan şöyle konuştu: “Doğruluğu mahkemede tartışılmamış beyanlar mutlak gerçek gibi sunuldu. Masumiyet karinesi açıkça ihlal edildi.” “SAHTE İTİRAFÇILAR ÜRETİLDİ” Pehlivan, medyada yer alan “itirafçı” iddialarına da tepki gösterdi: “Murat Ongun’un, Fatih Keleş’in itirafçı olduğu söylendi. Aynısını benim için de yazdılar. ‘Konuşmak istiyor ama engelleniyor’ dediler. Böyle bir şey yok.” Daha çarpıcı bir iddiayı da dile getiren Pehlivan, “Nezaretteyken savcı, beni tanımayan insanlara ‘itirafçı oldu’ demiş. Bunun tek amacı itiraf beklentisi yaratmaktır” ifadelerini kullandı. “BU YÖNTEM TARİHTE DE VAR” Savunmasında tarihi benzetmelere yer veren Pehlivan, süreci şu sözlerle değerlendirdi: “Bu yöntemler yeni değil. Engizisyon’da da benzer süreçler vardı. İnsanlara ne söylemeleri gerektiği dolaylı olarak öğretilir.” Etkin pişmanlık ifadelerinin güvenilirliğini de sorgulayan Pehlivan, “İfadeler kopuk, çelişkili ve çoğu zaman ‘basından duyduğum kadarıyla’ şeklinde. Bu, yönlendirme olduğunu gösterir” dedi. “MEDYA HABERİ ÖNCE YAPTI, İFADE SONRA ALINDI” Pehlivan’ın dikkat çektiği bir diğer nokta ise medya ve soruşturma ilişkisi oldu: “Bir kişinin ifadesi yok ama medyada ‘ifade verdi’ diye haber çıkıyor. İki gün sonra ifade alınıyor. Bu normal bir süreç değil.” “HUKUKUN YERİNE ALGILAR KONULDU” Savunmasının son bölümünde hukuki ilkelere vurgu yapan Pehlivan, “Hukuk, önceden kurulmuş bir hakikati kabul etmez. Hakikat, yargılama sürecinde birlikte inşa edilir” dedi. Masumiyet karinesine ilişkin ise şu soruyu yöneltti: “Henüz yargılama sürerken, ‘delillere güveniyorum’ açıklamaları yapmak masumiyet karinesinin ihlali değil midir?” “ORTADA DELİL YOK, ALGI VAR” Pehlivan, savunmasını şu sözlerle özetledi: “Dosya boş değil denildi, büyük deliller var denildi. Ama iddianame ortaya çıktığında gördük ki ortada delil değil, sahte itiraflar var.” Son olarak sürecin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Pehlivan, “Biz burada sadece kendimizi savunmuyoruz; hukuki hakikatin nasıl çarpıtıldığını da ortaya koymaya çalışıyoruz” dedi. Pehlivan savunmasına devam ediyor.
9
44
2,352
Hamit Pehlivan retweeted
#ibbdavası Avukat Mehmet Pehlivan Savunmaya Başladı “Burada yargılama yapıldığını düşünmüyorum” İBB davasında verilen aranın ardından Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan savunmasına başladı. Pehlivan, mahkeme salonunda yaptığı konuşmada yargılamaya ve yöneltilen suçlamalara sert sözlerle tepki gösterdi. “Hedef gösterileceğimi biliyordum” Mesleki duruşuna dikkat çeken Pehlivan, aktif avukatlık yaptığını belirterek, “İşimi iyi yaptığım için hedef gösterileceğimi biliyorum” dedi. Ekim 2024’ten bu yana müvekkilinin “denklemden çıkarılmak istendiğini” öngördüğünü ifade eden Pehlivan, sürecin bu yönde ilerlediğini savundu. “Bu bir yargılama değil” Mahkeme sürecine yönelik eleştirilerini sürdüren Pehlivan, “Burada yargılama yapıldığını düşünmüyorum. Avukatlığın sanık sandalyesine oturtulmasını asla kabul etmiyorum” ifadelerini kullandı. “Tutuklama için delil gerekir, bahane değil” Tutukluluk tedbirine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Pehlivan, “Bir tutukluluk tedbiri için delil gerekir. Öyle davalar var ki bazen bahane gerekir” dedi. “Bahane gerçeği gizlemek için uydurma sebeplerdir” diyen Pehlivan, hakkında yürütülen sürecin gerçek nedeninin kamuoyu tarafından bilindiğini öne sürdü. “İftiralar delil olamaz” Pehlivan, dosyada yer alan bazı ifadeleri de eleştirerek, “Benim payıma ‘tak-çıkar’ gibi kullanılan Adem’in ifadeleri düştü. Bu iftiraların delil olamayacağı, ancak bahane olacağı anlaşılabilirdi. Sanık olarak yargılanmayı kabul etmiyorum” şeklinde konuştu. Duruşma sürüyor. Pehlivan’ın savunması devam ediyor...
3
8
484