Professor & Political Scientist | Freethinker & Cosmopolitan | Migration, extremism & Turkey | Follower of Mandela, Martin L.King Jr. & Hrant Dink

Germany
Joined July 2015
Der falsche Frieden – oder Erdogans Machtpoker mit der PKK 1) Beweggründe für den Friedensprozess (innenpolitisch): Machterosion Erdogans nach der Kommunalwahl 2024, Aufstieg des Istanbuler OBs Ekrem Imamoglus als starker Gegenkandidat von Erdogan,Gefährdung Wiederwahl Erdogans🧵
5
6
2
32
35,254
Şöyle Sırbistanlılar gibi bir bayram edemedik ya, ona yanıyorum. Onlar adına çok seviniyorum, kendi adımıza kahroluyorum...
🇷🇸 It's well past midnight in SERBIA, and students are still CELEBRATING their election VICTORY over Vučić After months of political confrontation, they're taking the celebrations deep into the night. For a generation that has spent so much time protesting in the streets, tonight those same streets are hosting a VERY different kind of gathering. Writer: Oliver
1
12
547
Bu yüzden bu işe başından beri kinayeli şekilde "dünyada benzeri olmayan alaturka çözüm süreci" diyorum. Aklı olan bu durumdan utanıyor, bu her şeyi herkesten daha iyi bildiğini zanneden yarım akıllılar övünüyorlar. Gerçi bu süreçte artık sizlere ömür...
Kurtulmuş süreçte uluslararası gözlemciye kapıyı kapattı: "Üçüncü göz yok" 🔶TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Türkiye'deki süreci dünya demokrasisine örnek gösterdi. Kurtulmuş'a göre bu model dünyadaki bütün çatışma çözümlerinden farklı, çünkü masada ne başka bir ülke ne de uluslararası bir kuruluş var. rastinews.com/2422/kurtulmus…
1
24
734
Güney Amerika'da Trump destekli radikal sağcı liderler seçimleri kaybederken, Avrupa'da öğrenciler iktidar olurken, İstanbul Barosu’nun 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde Kürtçe yaptığı açıklamaya tahammül bile edemeyen 2026'da Ist. Barosu’nun yeni başkanı👇🏼
58
16
4
126
7,664
Burak Çopur retweeted
Ha Perinçek, ha Kabasakal, ha RTE… Ulusağcılığın varıp varacağı yer Saray hizmetkârlığından öteye geçmez, geçemez.
153
133
32
1,549
37,088
Bu kadar lafı dolandırmaya gerek yoktu ama bari Ertuğrul Kürkçü doğru okuyor durumu. Apocuların zannettiği gibi "Uçum kötü (norm dışı devlet), Bahçeli/Erdoğan iyi" (norm devlet) gibi bir ayırım yok. Kürkçü'nün de ifade ettiği gibi: "Erdoğan, Bahçeli ve Uçum aynı takımdadır."
Uçum kim gibi? Uçum’un anlatısına en sert tepkinin sürecin başarısı için en büyük gayreti gösterenlerden gelmesinde şaşılacak bir şey yok: Özgürlük ve barış uğruna en katlanılmaz dolayımlarda yol almaya bile göğüs gerenlerin, sonunda “bizden bu kadar” denilerek “kardeşlik” adına bir esir kampının kapısına getirilmeye isyan etmeleri kadar doğal ne olabilir? Bu her şeyden önce bir sağlık alametidir. Ancak burada durup bir düşünmek gerekir: “Sürecin önünü tıkayanlar Uçum gibiler” ise, Uçum kimler gibi? ..................................................................................................... Erdoğan’ın, adının önünde bir sürü sıfat bulunduran memuru Mehmet Uçum’un 17 Ekim’de Anadolu Ajansı tarafından servis edilen mütalaası ve onu önceleyen demeci, daha evvelki mütalaalarında da olduğu gibi, Kürt sorununun kalıcı demokratik çözümünü, hem Kürtlerin hem Türkiye’nin geleceği bakımından yaşamsal önemde gören kesimlerde infiale yol açtı. İnfial sadece DEM Parti çevrelerinden ve “Hareket Yönetimi”nden de gelmedi. Uçum’un 15 Ekim’de gazetecilere verdiği, bir erken seçim telaşını ima eden ifadelerini, onun 17 Eylül’deki “TBMM’nin 360 milletvekilinin oyuyla seçimlerin yenilenmesine karar vermesi halinde 16 Nisan 2028’de sandığa gidilebileceği” yolundaki beyanıyla birlikte değerlendiren Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel de, DEM Parti Eş Genel Başkanlarıyla görüşmesi sonrasında gazetecilere “Sayın Mehmet Uçum, Meclis’in iradesini ipotek altına alan ‘Tarih kesinleşti’ taahhüdünü kimden almış, onu bize açıklasın” diyerek Uçum’un işgüzarlığına tepki gösterdi. Uçum’dan kışkırtıcı meydan okumalar Ancak Uçum’un iki gün sonraki mütalaası, Özel’in tepki gösterdiği, ülke yönetimine ilişkin keyfilikle malul abartılı öngörülerden ibaret değildi. Uçum bu mütalaasında, sürmekte olan “çatışmasızlık” önlemlerini değerlendirme ve “süreç karşıtlarına” yanıt verme bahanesiyle kışkırtıcı meydan okumalara yöneldi: “Sürecin açık ya da örtülü karşıtı olan bazı odaklar ve aktörler, Öcalan’ın statüsü konusunu amacından ve işlevinden kopartarak farklı noktalara taşıyor. Oysa konu tamamen Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli açıklamasında ortaya koyduğu devletle ve toplumla bütünleşme perspektifine uygun üstlendiği rolü yerine getirebilmesinin koşullarını sağlamakla ilgilidir.” Ardından Öcalan’ın geleceğiyle ilgili kaygı ifade edenlere yöneldi, bunları süreci aksatma gayretleri olarak kategorize etti: “[…] Bunun karşısında bu imkânları değersizleştirerek hatta Öcalan’ın dahi gündeminde olmayan, örneğin özgür kalması gibi konuları öne çıkararak süreci yapay sorunlarla aksatmaya çalışanların bakışı da aynı derecede sorunlu ve iyi niyetten uzaktır. […] Bu fikri çarpıtmaların sürece yönelik aksatma çabalarının bir parçası olduğu ortadadır. […]” Ancak danışman burada durmadı. Öcalan’ın rolü, Kürt siyasetinin geleceği, DEM Parti’nin yeniden yapılanması gibi bahislerde de inciler yumurtladı: “[…] Münfesih terör örgütü ve bağlantılı oluşumlar ile legal yapılarda yer alan kimi kişi ve gruplar […] ya sürecin başarıya ulaşması halinde kendileri için de çok daha büyük demokratik katılım imkânlarının doğacağını görmüyorlar ya da demokratik alanın ve katılım imkânlarının genişlemesini kendileri için tehdit sayıyorlar.” “[…] Bazı çevrelerin de demokratik siyaset içinde pozisyon savaşları içine girdikleri gözleniyor. DEM’in yeniden yapılanma süreci veya Demokratik Cumhuriyet Hareketi ya da Yurtsever Sol Demokrasi adları altında yeniden bir yapılanmaya girilmesi, pozisyon ve statü savaşlarını tetikliyor olabilir.” “[…] Yine yapıcı demokratik muhalefet yerine yanlış bağlamlarda ve yavan yaklaşımlarla ‘Kim devletin genel ve özel uygulamalarına daha fazla itiraz ediyor’ yarışına giriliyor. Türkiye’ye yönelik ve süreci de baltalamak isteyen Batıcı ve neoliberal ideolojik saldırıların destekçiliğini yapanlara rastlanıyor.” “[…] Bu tip fikri ve pratik aksatma gayretlerine karşı tedbirler alınmasının kaçınılmaz olduğu da bilinmesi gereken bir husustur.” “[…] Görünürde popüler olan veya yasal alanda yönetici rolü bulunan kimilerinin irade olarak etkisiz olduklarına, sürece ilişkin bir fikirlerinin de olmadığına dikkat etmek önemlidir. Bu kategoridekilerin verdikleri sorunlu mesajları ayırt etmek ve farklı değerlendirmek gerekir.’’ “Esas olan Öcalan’ın ve ona bağlı unsurların, Öcalan’ın devletle ve milletle bütünleşme perspektifine uygun şekilde ortaya koydukları iradedir […] Örneğin, beşinci kademede bile sadece tali bir rolü olan yasal bir yöneticinin etnik siyaset dili kullanıp ya da demagojik muhalefet kurarak, sonra da kendisini sürecin merkezinde tarif etmeye çalışmasının çok da bir önemi yoktur.’’ “İrade olarak güçlü gözüken örgüt yöneticilerinin sorunu ise kendilerine ilişkin ajandalarını Öcalan’ın özgürlüğü veya statüsü örtüsünün arkasına gizleyerek yapay bir tartışma çıkarma çabalarıdır […] ve kendilerine yönelik güvenilmezlik iddialarının güçlenmesine zemin oluşmaktadır.” “Herkes, 2026 yılı tamamlanmadan tespit ve teyide ilişkin MGK kararının alınması ve ilan edilmesi için en yüksek çabayı göstermelidir. MGK kararının ilanı, sürecin ilerlemesinde çok önemli bir eşiğin aşılması manasına gelecektir.” Uçum, DEM Parti’nin siyasetini belirlemekte özgür olmayacağını iddia ediyor Bu nispeten uzun boylu aktarım, Uçum’un imadan da öteye giden saldırılarına DEM Parti Cephesi’nden gelen yanıtın hiç de alınganlık eseri olmadığını saptamak açısından gerekliydi. Sonuçta Erdoğan’a fikir vermek için maaş alan Uçum’un, ona hangi istikameti tavsiye ettiği önemli. Hâlâ maaşını almaya devam etmesi de bu tavsiyelerin devlet katında dolaşımda olduğunun ya da tersine oralarda dolaşmakta olan fikirlerin toplumda rıza görüp görmeyeceğinin test edilmekte olduğunun göstergesi sayılır. Uçum özetle, DEM Parti’nin siyasetini ve geleceğini belirlemede özgür olamayacağını, bunun “Terörsüz Türkiye” tedbirleri kapsamında biçimlendirileceğini ilan ederken, Öcalan ile bütün bu konularda tamamen mutabık oldukları imasında da bulunuyor. Doğrusu, üzerindeki sıfatları kaldırsanız hiçbir şey, Uçum’un içi boş bir borudan başka bir şey olmadığını, şu mütalaası kadar açıkça ifade edemezdi. Uçum, polis, asker ve bürokrasinin siyaset ötesi güvenlikçi doktrinlerinin üzerine Cumhurbaşkanlığı mührü vurularak ama Cumhurbaşkanının etrafından dolaşarak topluma aktarıldığı bir kanaldan ibaret. Gerçekten de iddia ettiği gibi, “sürecin tüm maddi ve manevi gerçekliği” onun mütalaasında ifade edilenlerden ibaret olsaydı bile, Uçum’un siyaseten bunu hiç ağza almaması icap ederdi: 40 yıllık mücadelenin ardından Kürtler’e “mümkün dünyaların en mükemmeli”nin, herkesin iplerini devletin elinde tuttuğu bir “kuklalar dünyası” olacağından başka bir hayal satması gerekirdi ki, çekilen bunca acıya, bunca kayba, bunca yoksulluğa değsin. İkili devlet, iki devlet demek değil O nedenle, Uçum’un anlatısına en sert tepkinin sürecin başarısı için en büyük gayreti gösterenlerden gelmesinde de şaşılacak bir şey yok: Özgürlük ve barış uğruna en katlanılmaz dolayımlarda yol almaya bile göğüs gerenlerin, sonunda “bizden bu kadar” denilerek “kardeşlik” adına bir esir kampının kapısına getirilmeye isyan etmeleri kadar doğal ne olabilir? Bu her şeyden önce bir sağlık alametidir. Ancak burada durup bir düşünmek gerekir: “Sürecin önünü tıkayanlar Uçum gibiler” ise, Uçum kimler gibi? Doğrusu burada Uçum’un da Erdoğan’dan bağımsız bir “norm dışı devlet”e mensubiyeti imasının çatışmayı çözmek bakımından bir işe yarayacağından kuşkuluyum. Bu kavramın kaynağı olan Ernst Fraenkel’in 1941 tarihli The Dual State (İkili Devlet) başlıklı yapıtı, Nazi Almanyası’nda iki farklı devlet işleyişinin eş zamanlı varlığını incelerken, özel hukuk ilişkilerinin, sözleşmelerin, ticari faaliyetlerin ve gündelik idari işlemlerin belirli kurallara göre yürütüldüğü alan olan norm devlet (Normstaat) ile siyasal iktidarın gerekli gördüğü durumlarda hukuki güvenceleri aşarak keyfî kararlarla hareket ettiği tedbir devleti (Maßnahmenstaat) ayrımını yapar. Ama bunlar teoride mutlaka birbirine karşı mücadele eden iki ayrı siyasi merkezi değil, aynı devletin iki farklı egemenlik uygulama biçimini tanımlar. Üstelik tedbir devletinin norm devletinin alanına müdahale edebilmesi, aralarındaki ilişkinin eşit ve simetrik olmadığını, “asıl devlet”in tedbir devleti olduğunu gösterir. Bu kavramları kullanmak Türkiye ile Nazi Almanyası’nı özdeşleştirmeyi gerektirmez. Burada karşılaştırılanın, tüm devlet biçimlerinde gözlemlenebilen hukukun siyasal iktidar tarafından koşullu uygulanması mekanizması olduğunu akılda tutmak yeterli. O nedenle, sormak gerekir: Norm devleti temsil ettiği söylenen Erdoğan ile halen Türkiye siyasetini norm dışı bir darbeler silsilesiyle yöneten Erdoğan aynı kişi değil midir? İkili devlet kuramının açıklamaya çalıştığı şey tam da böylesi bir eşzamanlılıktır. Erdoğan, Bahçeli ve Uçum aynı takımda Fakat burada siyasal taktik ile devlet çözümlemesini aynı şey sayma yanılgısına düşmemek elbette gerekli: Müzakereyi sürdürmek için Erdoğan’la farklı kanallar üzerinden ilişki kurmak siyasi bir tercih olabilir. Ancak Erdoğan’ın kontrolündeki kurumların işlemlerini ondan bağımsız bir devlet gücüne atfetmek, ayrıca kanıtlanması gereken bir iddia. O nedenle, Türkiye’de norm dışı uygulamaların varlığına ilişkin güçlü kanıtlarla, Erdoğan’ın dışında ve ona karşı çalışan ayrı bir “norm dışı devlet” bulunduğu iddiasını birbirinden ayırmak ve Uçum’un dar “geçiş süreci” anlayışının, devletin, var olmayan “üzerinde anlaşılmış demokratik çözüm programı”ndan bir sapma değil, Erdoğan ve Bahçeli’nin bugüne kadar ilan ettiği hedeflerle uyumlu bir siyasi-hukuki çerçeve olduğunu kabul etmek gerekir. O halde, siyasetin alanına çıkmak, sürece rejimin kabulleri ötesinden bakmak ve siyaseti var olanın sınırlarının ötesine taşımak dışında anlamlı bir hedef olamayacağını da görmek gerekir: Erdoğan, Bahçeli ve Uçum aynı takımdadır.
1
12
3,956
Rechte İdeologen wie @ulfposh meinen mit den Protesten in 🇫🇷wieder ein Migrationsthema erkannt zu haben. Dass es vielmehr eine "soziale Frage" ist, interessiert nicht. Dabei reicht ein Blick ins korrupte 🇦🇱,wo Poschis geliebter Trump-Clan von Kushner&Co das Land ausbeuten wollen
2
439
Bu alaturka çözüm sürecinde "üçüncü göze", "arabulucuya" ne gerek var. Rejimle DEM kavgaya tutuşunca, hemen bizim "kolaylaştırıcı" Mehmet Metiner devreye giriyor. Allah onu başlarından eksik etmesin 😉
DEM Parti genel anlamda sürece pozitif katkı sağlıyor. Karşılıklı öneriler ve eleştiriler yapıcı olmalı. Tek taraflı eleştiriler çözüme katkı sağlamaz. Suçlayıcı dil ise yalnızca sorun üretir. DEM’in kendi içindeki mecburiyetleri veya dengeleri görmezlikten gelinmemeli. DEM bugüne kadar süreç bahsinde iyi bir sınav verdi. DEM Parti’yi çözümün önünde engel olarak gösterip suçlamak, süreçten sahiden yana olanların dili olamaz. Birbirimizi anlayarak ve gördüğümüz yanlışlıklar karşısında birbirimizi uyararak yol yürümek yerine tek taraflı mahkum edici ve suçlayıcı bir dil üzre olmak, sürecin ruhuyla bağdaşmadığı gibi süreçle amaçlanan bütünleşme arayışına da zarar verir. Süreç ancak karşılıklı güven teatisiyle ve tanımına uygun demokratik diyalog mekanizmalarını harekete geçirerek başarıya ulaşabilir. İktidarımızın ve ittifakımızın süreç bahsindeki tutumu bütünüyle pozitiftir, onarıcı ve çözümcüdür. Öcalan’ın da iradesi tamdır, dili ve paradigması da onarıcı ve çözüm odaklıdır. Sürece başkaca bir dil üzerinden yapılan negatif müdahaleler karşısında tarafların ortak bir duyarlılık sergilemeleri ve kimden gelirse gelsin süreci enfekte edecek söz ve davranışlar karşısında ortak bir tepki koymaları hayati öneme sahiptir. Gün suçlamalar üzerinden negatif bir iklim oluşturup zararlı polemikler-tartışmalar üretme günü değil, bütünüyle yapıcı, güven verici ve çözüm odaklı anlayış üzerinden süreci başarıya ulaştıracak bir dil ve tutum kuşanma günüdür. Suçlamalar başladığında kimin haklı haksız olduğu tartışması süreci zehirleyen bir zeminin oluşmasına sebebiyet verir ki bundan süreç karşıtları ancak memnuniyet duyar. Bin düşünüp bir konuşacağımız günlerden geçiyoruz. Pusuda bekleyen süreç bozguncularını sevindirecek fikri ve siyasi kavgalara ne sebebiyet verelim ne de bu tür kavgalara çanak tutalım. Sürecin ruhuna ve amacına uygun öneriler ve eleştiriler katkı sağlar ama suçlayıcı ve incitici dil sürece zarar verir. Toplumsal rızayı çoğalacak bir dil ve tutum üzerinde buluşmak herkesin hayrınadır.
2
9
626
Apoculuğun yeni paradigması: Uçum'u eleştirip, Bahçeli'den medet ummak 👇🏼
📌 Devlet korkuyor ▪️ Bahçeli, ‘elimden bir şey gelmiyor’ diyemez, çünkü Erdoğan’ın iktidarının Bahçeli’ye bağımlı olduğu bilinmektedir. Bahçeli, bu gücünü son derece tarihi ve hayati bir gelişme olarak tanımladığı çözüm süreci için ve şimdi kullanmayacaksa ne için ve ne zaman kullanacaktır? 🖊️ Aziz Tunç yeniyasamgazetesi9.com/devle…
3
310
Burak Çopur retweeted
Bu yazı dün yazıldı, aşağıdaki açıklamadan önce. Anlamak isteyenler okumalı. narblog.substack.com/p/chp-e…
Adam herkese ayarı vermiş,anayasayla ilgili kırmızı çizgileri tekrar çekmiş. Cezaların ertelenmesi ise bilindiği gibi Erdoğan'ın "bağımsız yargısına" emanet.Apocular bir daha "Gık" deseler,yargı sopasını tekrar yiyecekler. İnsan Uçum'u okudukça "devlet aklını" daha iyi anlıyor.
1
9
1,472
Adam herkese ayarı vermiş,anayasayla ilgili kırmızı çizgileri tekrar çekmiş. Cezaların ertelenmesi ise bilindiği gibi Erdoğan'ın "bağımsız yargısına" emanet.Apocular bir daha "Gık" deseler,yargı sopasını tekrar yiyecekler. İnsan Uçum'u okudukça "devlet aklını" daha iyi anlıyor.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ ARTIK ENGELLENEMEZ! Daha önce ifade ettiğimiz gibi Terörsüz Türkiye hedefine yönelik sürecin adı çözüm süreci değil geçiş sürecidir. Geçiş sürecinde çok önemli bir mesafe alındı. Terörsüz Türkiye’ye geçişin tamamlanmasıyla Türkiye’nin yükselişi başlayacak ve büyük reformlar dönemine adım atılacaktır. O yüzden Terörsüz Türkiye’ye geçiş sürecine farklı manalar yüklemeye çalışanlar, bir an önce gerçekle yüzleşmelidir. Konuya ilişkin öne çıkan bazı hususları AA Analiz’de değerlendirdik. @AAGorus share.google/JMBk8tNXZqaoxeg…
1
1
30
3,034
Sehr geehrter Herr BAMF-Präsident Dr. Hans-Eckhard Sommer, ticken in Ihrer Behörde die Juristen noch ganz richtig oder sind diese bereits schon von den inhumanen Typen der AfD unterwandert? @BAMF_Dialog
2
411
Şu faşist rejim muhalif "TÜRKLERİN" haber+siyaset yapmasına bile tahammül etmezken, Apocu Kürtler bu sisteme entegre olduktan sonra "demokratik cumhuriyet" kurmasına müsade edecek öyle mi? Rejim muhalefeti nihayet böldü, parçaladı şimdi sesini de iyice kısıp bitirmeyi amaçlıyor.
Halkın seçme ve seçilme hakkına kayyım atayan anlayış, şimdi de halkın haber alma hakkına aynı yöntemle müdahale ediyor. Muhalif medyanın önde gelen mecralarıdan biri olan Halk TV’ye kayyım atanmasını en sert biçimde kınıyoruz. Bu karar; basın özgürlüğüne, düşünce ve ifade özgürlüğüne dönük açık bir müdahaledir. Demokratik toplumun en temel ilkelerinden biri olan halkın haber alma hakkı engellenemez. Muhalif basın kurumlarına yönelik devreye konulan bu antidemokratik ve hukuksuz uygulamalara derhal son verilmelidir. Baskıya uğrayan tüm basın kurumlarının ve emekçilerinin yanında olacağız.
2
25
857
Esad, Saddam ve Kaddafi'yle Kürtlerin gözünü korkutmaya çalışıyor ama entegre olmak istedikleri Erdoğan, Şara+Hamenei diktatörlüklerine şans tanıyor. Kürtlerin örneğin 🇪🇸'daki Basklar veya dünyada başka halklar gibi yaşadıkları devletlerde statülerin olmasını dillendir(e)miyor👇🏼
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan MERI Forumu’nda konuşuyor: "İlle Ulus devlet çözümdür demek bazen çözüm olmuyor. Esad'ın da ulus devleti vardı, Saddam Hüseyin'in de bir ulus devleti vardı, Kaddafi'nin de bir ulus devleti vardı. Böyle Ulus devlet varsın olmasın" #Meri2026
2
7
44
1,409
DEM Parti'nin faşist bir rejimle iş tutması bu ilkel ırkçılığa susacağımız ve görmezden geleceğimiz anlamına gelmiyor. Bu yobazlar partiden derhal ihraç edilmeli @rprefahpartisi 👇🏼
Yeniden Refah Partisi, Muğla’da DEM Parti’nin açıklama yaptığı alanı sirkeli suyla yıkadı. İl başkanı Fatih Kocabıyık: “Teşkilatıma talimat verdim, burayı kırk gün sirkeli su ve Arap sabunuyla yıkayacağız. Temizlemek ancak bu şekilde mümkün olur.”
7
25
1,114
İsterseniz bunu kullanın.
256
6,273
235
45,007
1,992,285
Burak Çopur retweeted
sezai temelli "İlk defa bir yasanın üzerinde bir kurumun vesayeti vardır. Bunu aşmamız lazım" demiş. bu demeç iki açıdan garip. birincisi, günümüz mgk’sının tek adam rejiminin bir kolu olmaktan başka bir işlevi yok, yani bir vesayet varsa o bizzat rejimin başındakinin vesayetidir, dolayısıyla şeyleri adıyla çağırmak, süreci tıkayan cumhurbaşkanıysa öyle söylemek lazım. ikincisi, mgk’nın süreçle ilgili rolü çerçeve yasada belliydi, iki ay önce yasaya evet deyip şimdi şikâyet etmek ciddiyetsizlik gibi görünüyor.
7
24
2
128
11,521
Gazeteci Nergis Demirkaya Türkiye Filipinler'deki barış sürecinde "üçüncü göz" olduğunu daha yeni Efkan Ala'dan öğrenmiş ve Ala üçüncü gözü Meclis'deki izleme komisyonu olarak tarif etmiş. İşte dünyada benzeri olmayan Türk tipi alaturka süreci...👇🏼
🔴AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala Meclis resepsiyonunda sürece ilişkin neler söyledi? 🗣️Gazeteci Nergis Demirkaya: 🔸"Efkan Ala, üçüncü gözü Meclis olarak tarif etti. Meclis'i izleme komisyonu olarak tarif etti" 🔸"Terörsüz Türkiye hedefi konusunda da 'Tahmin ettiğimiz, ön gördüğümüz şekilde oldu hedeflediğimiz şeyler. Ve böyle devam edeceğine inancımız da tam' ifadeleri vardı" 🔸"Bir de 'Dile dikkat etmek lazım. Provokasyonlara izin vermemek... Çok hassas bir süreç yürütüyoruz. Daha da hassas bir sürece giriliyor' diye bir uyarısı da vardı" @nergisdemirkaya @denizcanabay @banuguven @ErcmentAkdeniz Canlı izlemek için: youtube.com/live/BHM9VOyHYno…
1
1
1
9
2,016
Der linke Neuköllner Radikaloflügel hat über die Vernunft und auch über Gysi, Pau und Ramolow gesiegt. Keine guten Startvoraussetzungen für Rot-Grün-Rot. #CausaKoçak
2
512