Kripto FETÖ ile mücadele eden sivil aktivist-Hukuk-Adalet-Emniyet için gemileri yakan idealist insan-FETÖ bağlantılı OKUL ÇETESİ mağduru iş insanı

Joined July 2014
‼️İHBARDIR ‼️ EĞİTİM YUVAM KARA PARA AKLAMA ÜSSÜ YAPILDI ! Sakarya ili Karasu ilçesinde, eski adıyla Canada Okulları olarak faaliyet gösteren eğitim kurumu tarafıma aitti. Söz konusu okul, örgüt bağlantılı suç çetesinin silahlı tehdit, ve şantaj yapılarak, zorla alıkonularak, imzalarım taklit edilerek elimden alınmış; başka kişilerin üzerine geçirilmiştir. Şirketim adına naylon faturalar düzenlenerek borçlandırılmış, çeklerim çalınmış, malvarlığım yağmalanmıştır. Bu olay sıradan bir ticari uyuşmazlık değildir. Nitelikli yağma, tehdit, şantaj, zorla senet imzalatılması, sahte belge kullanımı ve malvarlığına el koyma iddiasıdır. Tehdit ve şantaj nedeniyle okula giremediğim süreçte okulun çatı katında ruhsatsız ve gizli bölümler oluşturulmuştur. 2020 yılından itibaren bu alanlarda kaçak elektrik kullanılarak kripto para madenciliği yapılmıştır. Cihazlar şirketimin hesaplarından kullanılan kredilerle temin edilmiştir. Çete üyeleri kendi adlarına şirketler açarak bu faaliyeti yürütmüştür. Kripto hesaplarından banka hesaplarına milyonlarca lira aktarılmış; suçtan elde edilen bu gelirler arsa ve inşaat yatırımları ile aklanmıştır. Tüm bu hususlar görüntüler, ses kayıtları, yazışmalar, banka kayıtları ve tapu kayıtlarıyla belgelidir. Konu yalnızca bir okulun el değiştirmesi değildir. Yağma vardır ! Tehdit vardır ! Kamu kurumlarını dolandırmak vardır ! Suçtan elde edilen paranın aklanması vardır ! Savcılık soruşturması usulsüz ve yasaya aykırı yürütülmüştür. Şikâyetlerim üç yıl boyunca bekletilmiştir. Görüntüler, mesajlar, banka ve tapu kayıtları incelenmemiştir. Uzmanlık gerektiren bu hususta savcı ne MASAK raporu ne Vergi Müfettiş raporu talep etmemiştir. Tanıklarım dinlenilmemiş, şüphelilerin ifadesi dahi alınmamıştır. Dijital ses kayıtları çözümlenmemiştir ! Usulsüz ve yasaya aykırı verilen kapatma kararları Sakarya 2. Sulh Ceza Mahkemesinin kararlarında açıkça yazılmıştır. Buna rağmen bu mahkeme kararları gizlenmiş, hukuksuz işlemlere devam edilmiştir. Maliye Bakanlığı’na yaptığım şikâyet üzerine görevlendirilen vergi müfettişine kısıtlama kararı verilerek soruşturma engellenmiştir. Olayın bütünü parçalanmış, gerçekler örtülmüştür. Bu nedenle kamuoyuna ve yetkili mercilere ihbar ediyorum: 🔴Bu olaylar hakkında hangi soruşturmalar yürütülmüştür? 🔴Hangi deliller incelenmiştir? 🔴MASAK, vergi müfettişliği, enerji ve tapu kayıtları üzerinde hangi işlemler yapılmıştır? Sonuçları nedir? Ben mağdurum, Kamu kurumları mağdur ! Gerçeklerin ortaya çıkarılmasını, delillerin eksiksiz incelenmesini ve sorumlular hakkında gereğinin yapılmasını talep ediyorum. İşbu açıklama, yaşanan hukuksuzluğun kayıt altına alınması ve yetkililerin harekete geçmesi amacıyla yapılmış bir ihbardır.​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​ @adalet_bakanlik @cigm_adalet @AbTeftis @abakingurlek #MASAK #sakarya #jandarma #karasu
7
25
4
63
27,668
Adalet dağıtanların özel hayatları da güven vermeli yada hakimler balkondan düşmemeli! Afyonkarahisar'da yaşanan ve bir vali yardımcısının ölümüyle sonuçlanan olayın ardından, Cumhuriyet Başsavcı Vekili Betül G. hakkında gündeme gelen iddialar, yargı mensuplarının meslek etiğini yeniden tartışmaya açtı. “Bekâr olduğunu zannediyordum!” Ne kadar kolay bir savunma, değil mi? Basına yansıyan haberlere göre, evli bir vali yardımcısıyla ilişki yaşadığı ileri sürülen Başsavcı Vekili'nin savunması oldukça dikkat çekici: “Ben bekâr olduğunu zannediyordum!” Ne güzel savunma değil mi? İnsanların ifadelerini sorgulayan, delilleri değerlendiren, gerçeği ortaya çıkarmakla görevli bir hukukçunun kendi davranışlarıyla ilgili böyle bir açıklama yaptığı ileri sürülüyor. Elbette bu savunmanın doğruluğu ve olayın bütün yönleri araştırılmalıdır. Ancak iddialar doğruysa ortada yalnızca bireysel bir ilişki değil, yargı mensuplarının taşıması gereken etik sorumluluk açısından da ciddi bir tartışma bulunmaktadır. Ankara Adliyesi'nde yaşananları da unutmadık! Hatırlanacağı üzere Kasım 2024'te Ankara Adliyesi'nde de benzer nitelikte iddialar gündeme gelmişti. Basına yansıyan bilgilere göre, bir kadın Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı ile evli bir Cumhuriyet Savcısı arasında ilişki bulunduğu ileri sürülmüş, savcının Yargıtay'da görev yapan hâkim eşinin eve gelmesi üzerine mahkeme başkanı panikleyerek balkondan atlamıştı. Üstelik düşme sonucunda birden fazla kemiği kırılmış, ağır yaralanarak hastanede tedavi görmüştü. Olayın ardından savcı Şanlıurfa'ya atanmış ve HSK tarafından görevden uzaklaştırılmıştı. Mayıs 2025'te ise savcı hakkında yer değiştirme cezası verildiği basına yansımıştı. Düşünün, ağır ceza mahkemesinde insanların özgürlükleri hakkında karar veren bir hâkim, kendi özel hayatına ilişkin iddialarla bir balkon hadisesinin konusu olabiliyor. Bu tabloyu yalnızca magazin haberi olarak görüp geçebilir miyiz? Hukukçuluk yalnızca kanun bilmek değildir! Bir hâkimden yalnızca kanunları doğru uygulaması değil, dürüstlüğü ve davranışlarıyla da güven vermesi beklenir. Bir savcıdan yalnızca başkalarının fiillerini araştırması değil, kendi hayatında da sorumluluk bilinciyle hareket etmesi istenir. Elbette hâkim ve savcıların da özel hayatları vardır ve bu alan hukukun koruması altındadır. Ancak özel hayata saygı, mesleğin saygınlığını etkileyebilecek davranışların hiçbir koşulda değerlendirilemeyeceği anlamına gelmez. Nitekim Türk Yargı Etiği Bildirgesi de hâkim ve savcıların özel hayatlarında mesleki güvenilirliklerine gölge düşürebilecek davranışlardan kaçınmalarını öngörüyor. Adalet yalnızca mahkeme salonunda savunulacak bir değer değil, adaleti temsil edenlerin hayatlarında da gözetmeleri gereken bir sorumluluktur. Belki en önemlisi de özel hayatlarına dikkat etmeyen meslek mensuplarının başka tesirlere açık hale gelme tehlikesidir. Çünkü bu konular şantaj malzemesi haline gelmeye müsait olabilir. Mesele birkaç kişinin özel hayatından çok daha büyük! Bu olayların yargı teşkilatının tamamına mal edilmesi elbette doğru değildir. Türk yargısında meslek onuruna titizlikle bağlı, görevini fedakârlıkla yerine getiren binlerce hâkim ve savcı bulunmaktadır. Ancak tam da bu nedenle mesleğin itibarına zarar verebilecek iddiaların üzeri örtülmemeli, gerekli incelemeler tarafsız ve titiz biçimde yapılmalıdır. Çünkü bir mesleğin saygınlığını korumanın yolu, yanlışları görmezden gelmek değil, doğruları ve meslek etiğini kararlılıkla savunmaktır. Unutulmamalıdır ki adalet dağıtanların en büyük sermayesi makamları, unvanları ve yetkileri değil; toplumun kendilerine duyduğu güvendir. O güven bir kez sarsıldığında, onu yeniden inşa etmek hiçbir zaman kolay olmaz. @ahmetunluysafak #adalet
1
4
558
ADALET için yıllardır mücadele eden, FETÖ’cü Emniyet Müdürlerinin kumpaslarıyla mağdur edilen bir TÜRK POLİSİ… YAŞADIKLARINA HASSAS HİÇBİR KALP DAYANMAZDI… ŞİMDİ YAŞAM SAVAŞI VERİYOR ! Örgütün zulmü artık bitsin, kazandığı hakları derhal iade edilsin… GEÇMİŞ OLSUN DAVA ARKADAŞIM … @KayseriEmniyeti @kayserivaliligi @gokmen_cicek_ @adalet_bakanlik @TC_icisleri @mustafaciftcitr
23.10.2026 Günü Geçirdiğim Kalp Krizi nedeniyle 3 gündür hastanede yatıyordum Başta Sayın Valimiz @gokmen_cicek_ ve @kayserivaliligi Özel Kalem personeline teşekkürü bir borç bilirim. İnsanı ölümden eceli korurmuş Arayan soran herkesten de Rabbim razı olsun 🤲🤲
2
2
5
1,522
ALLAH ADINA SÖZ VERDİK ! Bazen memleketin geleceği ve milletin menfaati “kurban” ister… O vakit öne atılırsın, buradayım dersin “gurban” olursun. Sorun yok. VATAN EVLATLARINA SELAM OLSUN 🇹🇷 @oktay_saral @RTErdogan
Allah Adına Söz Verdik… Hudeybiye’de antlaşma metni henüz mürekkebi kurumadan bir genç, ayaklarındaki zincirleri sürükleyerek Müslümanların arasına sığındı. Adı Ebû Cendel’di. Kureyş’in temsilcisi Süheyl bin Amr’ın oğluydu. Müslüman olduğu için babası tarafından zincire vurulmuş, işkence görmüş, fırsat bulduğu an kaçıp Peygamber’in yanına gelmişti. Süheyl, oğlunu görünce elindeki sopayla yüzüne vurdu ve bağırdı: “İşte! Anlaşmamızın ilk maddesi bu! Onu bana vereceksin.” Peygamber (s.a.v.), Ebû Cendel’i antlaşma dışı bırakmasını birkaç kez rica etti. Kabul etmedi. Ashabın kalbi parçalandı. Ebû Cendel feryat etti: “Ey Müslümanlar! Müslüman olarak size sığındığım hâlde beni müşriklere mi iade ediyorsunuz? Çektiğim işkenceleri görmüyor musunuz?” O an Peygamber (s.a.v.) ona döndü ve şu sözü söyledi: “Ey Ebû Cendel! Biraz daha sabret. Allah’tan bunun mükâfatını bekle. Allah senin ve seninle birlikte olan zayıf Müslümanlar için bir çıkış yolu yaratacaktır. Biz şu kavimle bir antlaşma yaptık. Allah adına söz verdik. Sözümüze vefasızlık edemeyiz.” Bu cümle, sadece Ebû Cendel’e söylenmiş bir teselli değildi. Antlaşma Müslümanlar aleyhine ağır şartlar taşıyordu. O yıl umre yapılamayacaktı, Mekke’den gelen Müslümanlar iade edilecekti. Buna rağmen verilen söz tutuldu. Çünkü söz, Allah adına verilmişti. Hudeybiye, görünüşte bir gerileme gibi duruyordu. Oysa kısa süre sonra Allah, o antlaşmayı “apaçık bir fetih” olarak adlandırdı. Mekke’den kaçıp sahile yerleşen Ebû Cendel ve arkadaşlarının Kureyş kervanlarını zorlaması üzerine Kureyş, o ağır maddeyi kaldırmak için bizzat Peygamber’e başvurdu. Verilen sözün bedeli ağır olmuştu, ama o söz tutulduğu için İslam’ın önü açıldı. Bazen kazanmak için insanın canını acıtan fedakârlıklar gerekir.
3
1
4
1,558
FETÖ’nün militanlarındaki inkâr ve yüzsüzlük farklı seviye… “Soru çalındı mı? Mahkeme kararı var mı? Tek örnek göster” diye bağıranlar, sanki binlerce dosya yokmuş gibi davranıyor. Sana 1 değil, binlerce isim var. Şimdilik 25 kişiyle başlayalım: 📍 Erdem Gençay 📍 Mehmet Erdin 📍 Fatih Mehmet Bayram 📍 Abdullah Enis Ural 📍 Engin Nazlı 📍 Dursun Ali Kurt 📍 Özgüraslan Topçak 📍 Habip Doğan 📍 Alaattin Sabır 📍 Bahri Bayazıdoğlu 📍 Fatih Başyiğit 📍 Niyazi Kara 📍 Gökhan Simavlı 📍 Mahmut Karababa 📍 Murat Enez 📍 Necmettin Boz 📍 Serhat Ağır 📍 Yusuf Aydemir 📍 Ahmet Kara 📍 Hasan Çiçek 📍 Oktay Cemil Bayam 📍 Elif Mercan Çevik 📍 Hacer Bardakçı 📍 Hafize Okay 📍 İsa Çetin Bunlar 2012 “Avukatlar İçin Adli Yargı Hâkim ve Savcı Adaylığı Yazılı Yarışma Sınavı”nda soruları önceden alıp yazılıyı kazanarak hâkim ve savcı olanlar. 🛑Dava Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nde görüldü. Hani soruları çalan, avukatlıktan savcılığa sızmış, Hollanda’ya firar eden militan Erdem Gençay’ın —diğer adıyla Ağlak Erdem’in— “sonra Ankara’ya götürdüler” dediği ama içeriğinden hiç bahsetmediği o olay… Yaşadığın ve sıkça firar ettiğin Hollanda’da görüştüğün Erdem Gençay’ın dosyasında savcı, “silahlı terör örgütü üyeliği”nden 7,5-15 yıl, “kamu zararına nitelikli dolandırıcılık”tan da 4-10 yıl hapis + maaşın iki katı adli para cezası istedi. FETÖ elebaşısı vatan haini Fetullah Gülen’in, Akıncılar Hava üssünde suç üstü yakalanan yöneticisi hakkında “Adil Öksüz kimdir?” sorusuna “Adil diye birini tanımıyorum” diye inkâr ettiği gibi, inkâr ve yalanlara idmanlısınız sizler. 🛑Ayrıca 2011 yılı hâkim/savcı sınavı için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, soruları alıp hâkim-savcı olan 20 kişi + dağıtım yapan 5 kişi olmak üzere toplam 25 ihraç hâkim-savcı hakkında gözaltı kararı verdi. KPSS tarafında Hüsnü Çelik, Erkam Artuk gibi isimler hem örgüt üyeliği hem dolandırıcılıktan mahkûm oldu. 🛑Savunduğun FETÖ’den ihraç Ağır Ceza eski hakimi Mehmet Köroğlu’nun, firari hâkim Eyüp Sarı için yaptığı paylaşımda örgütü ve örgüt üyelerini övmesi, desteklemesi, sözde eski hakimin bunun suç olduğunu dahi bilmemesi de cabası… Firari militan Mustafa, Tetik parmağı doğuştan olmayan birini asker yaptıktan sonra “Olsun, başparmağı var. Onunla ateş eder” demek neyse, bu da o. Adamda zekâ yok, liyakat yok… KARPUZCU’yu ağır ceza mahkemesi başkanı yapmışlar; yazdığının suç olduğunu bile bilmiyor. Soru ezberletip yemin ettirmişler, sonra “ben mağdurum, tek örnek yok” diye ağlıyorlar…. Mustafa, doğru söyle: Katalogdan karı seçerken “Keşke diğerini seçseydim” diye pişmanlık duyuyor musun? Anlat bakalım. Unutma ! Deliğinizden alınacaksınız. Elleriniz kelepçeli, gözleriniz bantlı teslim edildiğinizde kulağınıza “BİR VARMIŞ, BİR YOKMUŞ” diye fısıldanacak. #asırlıkgece
FETÖ’cü savcı Erdem Gençay, Hollanda’ya fare gibi firar ettikten sonra gerçek kimliğini bulmuş… FETÖ aparatları şimdi Batı’da kimlere hizmet ediyor ? #ibretlikvesika
6
10
18
1,951
Ümit VAROL retweeted
40 YILLIK SAVCI OLARAK ÖNERİYORUM!⚖️ 40 Cumhuriyet Savcılık, uzun yıllarda Cumhuriyet Başsavcılığı görevinde bulunan Emekli Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Demir’den devletin yeniden yapılanmasına ilişkin çarpıcı öneriler geldi. Mehmet Demir’in önerileri çok dikkat çekici: “SUÇ İŞLENDİKTEN SONRA SUÇLUYU YAKALAYAN DEVLET GÜÇLÜDÜR. ANCAK SUÇUN İŞLENMESİNİ ÖNLEYEN DEVLET ÇOK DAHA GÜÇLÜDÜR İşte o öneriler: megahaber.com/2026/10/40-yil…
4
12
11,877
VATANDAŞI YANILTAN EMLAK İLANINA 28.620 TL CEZA! Bildiriminiz için öncelikle teşekkür ederiz. Sözkonusu ilan Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğümüz, Sektörel Ticaret ve Taşınır Rehni Dairesince incelendi. İlanda bir dairenin fiyatı 2 milyon TL olarak belirtiliyor, ancak vatandaşımız aradığında bu rakamın dairenin satış fiyatı değil, yalnızca peşinat olduğu söyleniyor. Vatandaşımızın zamanını boşa harcayan, yanlış bilgiyle karar vermesine yol açan ve güven duygusunu zedeleyen bu yanıltıcı ilan nedeniyle ilgili işletmeye 28.620 TL idari para cezası uygulandı. Bu ilanın dışında, bölgede benzer şekilde vatandaşı yanıltıcı bilgi veren çok sayıda ilan sahibine de aynı şekilde ceza uygulanmış olup, halen inceleme sürecimiz ve idari yaptırımlarımız sürmekte. Açıkça ifade edelim: İlanlarda belirtilen fiyatlar tüketiciyi yanıltmak için kullanılamaz. Vatandaşımızı gerçeği yansıtmayan bilgilerle peşinden koşturmak, zamanını ve emeğini boşa harcamak kabul edilemez. Ticaret Bakanlığı olarak tüketicilerimizin haklarını korumaya, yanıltıcı ilanlara karşı mevzuatımızı kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz. Vatandaşımızı mağdur eden hiçbir uygulamaya göz yummayacağız. Ticaret Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği @ticaret
Bu Karasu'daki emlakçılık anlayışı nedir abi? Şu aşağıda gördüğünüz ilan, açıklama kısmınıda dikkatle okuyoruz verilen ima daire iki milyon! Arıyorsun, efendim o peşinat fiyatımız! Böyle bir şey olabilir mi ya? Üstelik bu yöntemi her büyük firma aynı şekilde kullanıyor. Bakın buradan açık söylüyorum, milletimizi yanıltmanıza müsade etmemek için her biriniz hakkında tek tek şikayetçi olacağım ve kurduğunuz bu yanıltıcı düzene son vereceğiz...
166
78
4
987
91,164
Okullarımızı silahla gasp eden, sahte belgelerle malvarlığımı yağmalayan, kaçakçılık yapan, kara para aklayan FETÖ bağlantılı suç çetesinin mağdurlarından birisiydim. YIL 2022…Örgütün tetikçiliğini yapan mankurtları, suç itiraflarını içeren ses kayıtlarını da sundum… İŞTE ÖRGÜTÜN TETİKÇİLERİNDEN SADECE BİRİSİ 👇👇👇 🛑 “BİRİ TUZLA’DA BİRİ ATAŞEHİR’DE İKİ OKULU SİLAH ZORUYLA BOŞALTTIRDILAR BANA…” 🛑 “HIRSIZ DEĞİLİM GASPÇIYIM. ONLARIN ADINA GASP ETTİM ! SONRA DA ONLARI GASP ETTİM…” 🛑 “SÖZ VERDİNİZ ARABALARI GETİRİN DEDİM. BEYAZ BMW’yi, CLIO’yu, JEEP’i ALDIM…KÖYDE VİLLA YAPTIRDIM” 🛑 “ENDER’E JEEP’İ VERDİM. HARUNDAN PARA DA ALDI” 🛑 “1 MİLYON TL DAHA ALACAĞIM….ARİF, ARTIK 1 MİLYONU 10 MİLYON MU ÖDER 100 MİLYON MU YOKSA CANINI MI VERİR ! ŞU İLÇE BAŞKANLIĞI BİTİNCE BAKACAĞIZ !” 🛑 “HARUN SALAK, HARUN’UNDA İKİ OKULUNU ELİNDEN ALDILAR” 🛑 “SEN BİLDİĞİM 4. VEYA 5. ADAMSIN. ORADA İŞİ YAPAN ARİF, EĞİTİMCİ KİMLİĞİ İLE YAPAR. NİTELİKLİ DOLANDIRICIDIR.” 🛑 “ENDER ŞİMDİ ONLARI YUMURTLATIYOR. YUMURTLATSIN BAKALIM…” 🛑 “ENDER İLE ARİF’İ TANIŞTIRAN BENİM. YOKSA O KİM Kİ DEVLETİN EN ÜST MAKAMLARIYLA GÖRÜŞECEK” 🛑 “BAK ŞİMDİ BAK ADAMI S.KERİM, CANINI YAKARIM !” YIL 2024 : 2 defa ses kayıtları kayboldu, 3. defa sundum… Görevlendirilen sözde Bilirkişinin suç içerikli konuşmaları kesmesi ve değiştirmesi ile şikayetlerim ÖRTBAS edildi. YIL 2025 : Yeni bilirkişinin raporu ile işlenen suçlar ortaya çıktı. YIL 2026: Dosya yeniden açıldı… “CANINI YAKARIM” ifadesi dışındaki konuşmalar göz ardı edildi. Şahsıma karşı tehdit suçu işlendiği gerekçesiyle daha önceki tehditler gibi dosya parçalandı… Kurban olduğum dosyada tetikçi ile masaya oturtmak için uzlaşma savcılığına gönderildim ! 🛑Zaten dosya yeniden açıldığında 7 sayfalık ek KYOK kararı çoktan hazırlanmış, zabıt katibine göndermesi için teslim edilmiş ! Örgütün şikayetlerimden vazgeçirmek için yaptığı zincirleme tehditler devam ettiği somut şekilde belgelenmesine rağmen dosyayı kapatmaya çalışan, görmemezlikten gelenler susuyor ! HAYATIM KAZA GÖRÜNÜMÜYLE SONA ERDİĞİNDE FAİLLERİ VE SORUMLULARI ORTADADIR ‼️ @adalet_bakanlik @HSKKurumsal @abakingurlek @AbTeftis @turankuloglu
1
4
12
2,391
Allah Adına Söz Verdik… Hudeybiye’de antlaşma metni henüz mürekkebi kurumadan bir genç, ayaklarındaki zincirleri sürükleyerek Müslümanların arasına sığındı. Adı Ebû Cendel’di. Kureyş’in temsilcisi Süheyl bin Amr’ın oğluydu. Müslüman olduğu için babası tarafından zincire vurulmuş, işkence görmüş, fırsat bulduğu an kaçıp Peygamber’in yanına gelmişti. Süheyl, oğlunu görünce elindeki sopayla yüzüne vurdu ve bağırdı: “İşte! Anlaşmamızın ilk maddesi bu! Onu bana vereceksin.” Peygamber (s.a.v.), Ebû Cendel’i antlaşma dışı bırakmasını birkaç kez rica etti. Kabul etmedi. Ashabın kalbi parçalandı. Ebû Cendel feryat etti: “Ey Müslümanlar! Müslüman olarak size sığındığım hâlde beni müşriklere mi iade ediyorsunuz? Çektiğim işkenceleri görmüyor musunuz?” O an Peygamber (s.a.v.) ona döndü ve şu sözü söyledi: “Ey Ebû Cendel! Biraz daha sabret. Allah’tan bunun mükâfatını bekle. Allah senin ve seninle birlikte olan zayıf Müslümanlar için bir çıkış yolu yaratacaktır. Biz şu kavimle bir antlaşma yaptık. Allah adına söz verdik. Sözümüze vefasızlık edemeyiz.” Bu cümle, sadece Ebû Cendel’e söylenmiş bir teselli değildi. Antlaşma Müslümanlar aleyhine ağır şartlar taşıyordu. O yıl umre yapılamayacaktı, Mekke’den gelen Müslümanlar iade edilecekti. Buna rağmen verilen söz tutuldu. Çünkü söz, Allah adına verilmişti. Hudeybiye, görünüşte bir gerileme gibi duruyordu. Oysa kısa süre sonra Allah, o antlaşmayı “apaçık bir fetih” olarak adlandırdı. Mekke’den kaçıp sahile yerleşen Ebû Cendel ve arkadaşlarının Kureyş kervanlarını zorlaması üzerine Kureyş, o ağır maddeyi kaldırmak için bizzat Peygamber’e başvurdu. Verilen sözün bedeli ağır olmuştu, ama o söz tutulduğu için İslam’ın önü açıldı. Bazen kazanmak için insanın canını acıtan fedakârlıklar gerekir.
3
2
9
2,229
Bu akşam Saat 21:00’da… Metin KÜLÜNK soruyor, Dr. Lütfi ÖZŞAHİN cevaplıyor. Sadece gerçekleri öğrenmek isteyenlere özel…
🎙️ METİN KÜLÜNK SORUYOR, DR. LÜTFİ ÖZŞAHİN CEVAPLIYOR Siyonizmin İslam yorumu ne demektir? İslam’ın Talmud odaklı yorumu ne anlama geliyor? “İslam’ın Yahudileştirilmesi” ifadesiyle ne kastediliyor? Bugün yaşananların Talmud modellemesiyle bağı nedir? Bu soruları ve daha fazlasını konuşacağımız yayınımıza davetlisiniz. 📅 26 Ekim 2026 Pazartesi 🕘 Saat 21.00(Maç nedeni ile saatimiz değişti 20.00’de) 📺 Metin Külünk YouTube kanalında Yayınımızı takip etmeyi unutmayın. @kureseldenyerel @hasankulunk @MITVAROL06 @KIZILELMA_VATAN @uzdrnesrinunal @NArslantas_Prof @LutfuNebioglu @selvacam @LutfuSahsuvar @tevfikkadan @saber_mashhour @yusufozdemirce @nazlidemirrr @Nalan_Kocak @namikgorentr @enginbalim
2
544
Çok yakında yeni adresimizdeyiz: konusanadam.com 🎙️ Gündemi takip ediyor, analiz ediyor, sorguluyoruz. Söyleşiler, özel röportajlar, canlı yayınlar ve günün öne çıkan gelişmeleri çok yakında tek çatı altında buluşuyor. Sitemiz yapım aşamasında. Bugüne kadar YouTube'da, X'te, TikTok'ta ve Facebook'ta bizi takip eden, destek veren herkese teşekkürler. Bu yolculuk çok yakında yeni adresinde devam edecek. Doğru bilgi, net analiz, samimi sohbet... Adresi şimdiden kaydedin, takipte kalın! #KonuşanAdam #konusanadam #ÇokYakında
2
10
1
35
1,485
Ümit VAROL retweeted
Sayın Makine Mühendisi Sosyolog @hasankulunk ‘ün tarihsel analizi çok önemli. ⬇️⬇️⬇️ “TARİHE FARKLI BİR BAKIŞ Tarih bir bakıma geçim/ticaret ve “ticaret yollarına” hakim olma mücadelelerinin hikâyesidir dersek fazla abartmış olmayız. Erken çağları bir kenara bırakırsak, batıya yürüyüşümüzde çağ açan büyük fetih İstanbulun kurtarılması olmuştur. Fetih, dünya tarihinde ciddi bir dönüm noktası olmakla bir çok başlık altında sayısız değişikliklerin insanlığın hayatına dokunacağı bir içtimai hadise olarak tezahür etmiştir. Bütün tarihçiler ve araştırmacılar neredeyse ittifak halinde İstanbulun el değiştirmesinin dünya ticaret yollarının işleyişinde ciddi sonuçları olduğunu, bu önemli ticaret yolunun Türklerin eline geçmesinin Avrupa ticaretini sıkıntıya soktuğunu ifade etmektedirler. İstanbul üzerinden ticaret zora girince batılılar Kırım üzerinden yeni bir yol açtılar. Cenevizlilerin Karadeniz’in kıyılarındaki muhtelif limanlar üzerinden geliştirdiği ticari faaliyetler yoğunlaşınca Fatih 1475 yılında Gedik Ahmet Paşayı Kırım seferine gönderir, Kırım kurtarılır, Cenevizlerin hakimiyetleri biter ve Karadeniz Türk gölü olur. Kırım üzerinden yürütülen ticari faaliyetler de Türklerin kontrolüne girer. Kırım yolunu da kaybeden Avrupa bu sefer güneye kayar deniz yolundan Kızıldeniz’in kuzeyine taşıdığı baharatları deve kervanları ile İskenderiye limanına, oradan da gemilerle Avrupa’ya taşımaya başlar. Böylece İstanbul ve Kırım yolunu kaybeden batılı tüccarlar üçüncü bir yol keşfetmiş olurlar ve ticaretlerini bu güzergahtan yürütmeğe başlarlar. Bu süreci iyi okuyan Yavuz Sultan Selim han 1516 da başlayıp 1517 de tamamladığı Mısır seferiyle üçüncü kez dünya ticaret yoluna el koyar ve Türk’ün ticaret yollarına hakimiyetini yeniden hayata geçirir. Kızıldeniz-İskenderiye güzergâhını kaybeden Batı başkentleri ve tacirleri bu sefer daha ciddi bir sıkıntıya ve arayışa girerler. Çeşitli araştırma ve seferler düzenleyerek batıya ve güneye giderek bir yandan Amerika kıtasını bir yandan da güney Afrika burnunu keşfeder ve uzak doğu-Avrupa ticaret yolunu Hint okyanusu-ümit burnu-Avrupa güzergâhında yeniden güvenli bir şekilde tesis ederler. Bunun üzerine, Kanuni Sultan Süleyman döneminde (1538-1553) Osmanlı İmparatorluğu'nun Portekizlileri Hint Okyanusu'ndan atmak, Baharat Yolu'nun kontrolünü ele geçirmek amacıyla dört büyük Hint Deniz Seferi düzenlenmiştir. Ama çeşitli sebeplerle bu seferler başarılı olamamış, batılı tacirlerin bulduğu/kurduğu dördüncü yolu kontrolümüze alamamış olduk. Bu seferden bize kalan Yemen, Eritre, Sudan ve Habeşistan'ın bazı bölgelerinin Osmanlı topraklarına katılması olmuştur. Kanaatimizce Osmanlı’nın yükselişi ve dünya hakimiyeti iddiasının duraklaması Hind okyanusu seferlerimizin sonuçsuz kalmasıyla başlamıştır. ********** Anadolu’da bağımsız bir merkez devlet olmanın olmazsa olmaz şartı güvenliktir. Anadolu’nun savunması/güvenliği dört tabii mevzi üzerinde sağlanır. Bunlar: Kuzeyde Kırım Batıda Bosna Doğuda Afganistan Güneyde Yemen, Somali. Bu dört mevzide etkili olmadığımız sürece Anadolu’da iki gözümüzü kapatıp uyumak şansımız yoktur. Bu gerçek Kanuni döneminde ne kadar gerçek idiyse bugün de aynı şekilde coğrafyamızın gerçeğidir. Bizi bu gerçeği idrak etmekten alı koymak isteyen çalışmaları iyi anlamak ve etkisizleştirmek zorundayız. Bunlar nelerdir derseniz cevabı buraya sığmayacak kadar uzundur, hatta bir enstitünün beş on yıllık mesaisini dolduracak kadar geniştir. Burada şu kadarını söylemeliyim ki asırlarca dolaştığımız coğrafyalara boş beleş spor yapmaya gitmedik, kimsenin kaşına gözüne hayran olduğumuz için de gitmedik işin bir ucunda ticari kazançlar/ticaret yollarına hakim olmak, bir tarafında da bu hakimiyeti hem gittiğimiz yerlere hem de gidemediğimiz yerlere “adaleti götürmek” tüm insanlığa “insan gibi yaşama” konforunu sunma ideali vardır @tevfikkadan @Halkiyatcilik @TanyeriMustafa @yunuserdolen @malikejder @faruk_uysal @ulkucuhareketr @VolkanOkcuoglu @FalayEmin @_Devletci_ @MHP_Bilgi
11
29
2
98
11,462
GARANTİ BANKASI, İCRA DAİRELERİ VE YARGI: BELGELERDEKİ BU ÇELİŞKİLER NASIL AÇIKLANACAK? GARANTİ BANKASI, İCRA DAİRELERİ VE YARGI: BELGELERDEKİ BU ÇELİŞKİLER NASIL AÇIKLANACAK? 1/ Garanti Bankası, Aralık 2017'de konut ve tüketici kredilerimi hukuka aykırı olduğunu ileri sürdüğüm işlemlerle takip hesaplarına aldı, kredi kartlarımı kapattı. Oysa 6502 sayılı Kanun'un 28 ve 34. maddeleri, borcun tamamının muaccel kılınabilmesi için açık koşullar öngörüyor. 2/ Bankanın 1 Aralık 2017 tarihli ihtarnamesinde borcun ödenmesi için yalnızca 24 saat süre tanınmış! Kanun ise en az 30 günlük muacceliyet uyarısı öngörüyor. Üstelik ihtarnamenin tarafıma ulaşmadan iade edildiğini, ancak 2020'de açılan davada öğrendim. Kaldı ki, muacceliyet ihtarnamesinde, muaccel hale gelmiş alacağını talep edebilir. 3/ Mayıs 2018'de hakkımda icra takipleri başlatıldı. Konut kredisine ilişkin tebligat zarfında benim adım ve adresim, içindeki ödeme emrinde ise İlker Türk adlı başka bir kişinin bilgileri vardı! 24 Mayıs 2018'de itirazım UYAP'a kaydedildi. 4/ Banka vekili 1 Haziran 2018'de ödeme emrinin yeniden gönderilmesini istedi. Yani, takibe itiraz edildiğini öğrendi. Biliyorsunuz, bankalar basiretli tacirlerdir. Buna rağmen 13 Haziran'da konutumda ekspertiz yapıldı, giderler ödendi ve taşınmaza İİK 150/c şerhi konuldu. Takibin durdurulmasına ilişkin tensip zaptı ancak 21 Haziran'da düzenlendi. Oysaki, itirazın dosyaya girmesiyle takip kendiliğinden durmuş olur. 5/ Dosyada para olmasına rağmen, Banka'ya takibe itirazın tebliğ edilmediğini öğrenmem üzerine 3 Temmuz 2019'da masraflarını karşılayarak itirazlarımın bankaya tebliğini sağladım. Buna rağmen banka vekili, 2020'de açtığı itirazın iptali davasında itirazımdan ancak Eylül 2020'de tesadüfen haberdar olduğunu ileri sürdü. 6/ Daha dikkat çekici olanı ise şu: 2018'de bana gönderilen, başka bir kişinin adını taşıyan ödeme emri yerine, icra dosyasının UYAP kayıtlarında Eylül 2020'de kaydedilmiş ve tarihi de o döneme ait, benim adıma düzenlenmiş farklı bir ödeme emri bulunuyordu. Bu belge ne zaman, kim tarafından ve hangi işlemle oluşturuldu? 2018 tarihli asıl ödeme emri neden dosyada yoktu? Ve neden ödeme emrinin tebligat zarfının fotokopisi vardı? 7/ Ankara 5. ve 12. İcra Müdürlükleri, Ankara 13.Tüketici Mahkemesi'ne itirazların bankaya tebliğine ilişkin belge bulunmadığını bildirdi. Belgeleri sunmam üzerine ise her iki müdürlük de önceki resmî cevaplarının sehven hatalı olduğunu açıkladılar. Banka vekilinin beyanlarıyla örtüşen iki hatalı resmî cevap! 8/ Ankara 13. Tüketici Mahkemesi, bir yıllık sürenin geçtiği gerekçesiyle bankanın davasını usülden reddetti. Ankara BAM 3. Hukuk Dairesi ise anlam verilemez şekilde kaldırdı. Hakimi değişen Ankara 13.Tüketici Mahkemesi'nde yeniden görülen davada bilirkişinin Garanti Bankası'nın emekli şube müdürü olduğunu öğrendim. İtirazlarıma rağmen banka lehine karar verildi; aleyhime icra inkâr tazminatına hükmedildi. Ankara BAM 3. Hukuk Dairesi istinaf başvurumu da reddetti. Sanki, dosyanın en başından itibaren mevcut olan hukuksuzlukları, bilgi ve belgeleri görmedikleri gibi mevzuattan da bihaber gibilerdi. 9/ Garanti Bankası aleyhine açtığım tazminat davası altıncı yılına yaklaşıyor. Bu paylaşımda yazdıklarım hususları inceleyecek her hukukçu, çok sayıda kusurlu işlem olduğunu görecek ve nasıl bu şekilde kararlar verilebildiğine şaşıracaklardır. İşin esası, kanaatimce, birileri, açtığım tazminat davasının red ile sonuçlandırılmasını ve o davaya dayanak teşkil edebilecek bir başka kesin delilin oluşmasını engellemeye çalışıyor. O dosyada da 3 yıllık süre içerisinde ve sürekli uzatmalarla üç farklı bilirkişi raporu hazırlandı ve Ankara 3.Tüketici Mahkemesi'nin Hakimesi'nin basireti ve dosyaya hakim olması sayesinde sonuca gidemediler. Bilirkişiler kim mi? Bir bilirkişilik derneğinin yönetim kurulunda ve denetim kurulunda yer aldığını açık kaynaklardan öğrendiğim isimler. 3 yıl önce Adalet Bakanlığı'ndan bir Hakimi atadırlar ve duruşmadan duruşmaya itirazın iptali davasının kesinleşip kesinleşmediğini sorarak zaman geçiriyorlar. İcra personeli hakkındaki suç duyurumda ise şikâyet konusu müdürlüğün cevabına dayanılarak takipsizlik kararı verildi. 10/ SORUYORUM: Muacceliyet koşulları, iade edilen ihtarname, farklı ödeme emirleri, UYAP kayıtları, sonradan düzeltilen resmî yazılar ve bilirkişinin geçmişteki banka görevi neden birlikte araştırılmıyor? Bankaların taraf olduğu icra dosyalarınd a, banka vekilleri, icra personeli ve bilirkişiler, hakimler arasında hukuka aykırı ilişkiler veya organize bir yapı bulunup bulunmadığı bağımsız biçimde incelenmelidir. Bu bir suçluluk hükmü değil; belgelerle ortaya konulan çelişkilerin etkili biçimde soruşturulması talebidir. HUKUK GÜVENLİĞİ YOKSA, HİÇBİR YURTTAŞ GÜVENDE DEĞİLDİR! @abakingurlek @adalet_bakanlik @HSKKurumsal @AbdullhAydgdu @HMYGrubu
🤖 Made with AI
Garanti Bankası ile Banka'nın Aralık 2017'de tüketici kanunu ve yönetmeliğine, icra ve iflas kanununa, tebligat kanununa, kredi kartlari yönetmeliğine ve bankacılık kanununa aykırı olarak konut kredimi, tüketici kredilerimi ve kredi kartlarimi takip hesaplarina almasi; kredi kartlarimi kapatması ile başlayan süreçte, Ankara 5. ve 12. İcra Daireleri'nde Mayıs 2018'de icra takip dosyaları açildi. Konut kredisi için açilan dosyada bana gelen ödeme emri tebligat zarfinin üzerinde benim adım ve adresim, içerisinde yer alan ödeme emrinde ise İlker Türk adlı birisinin adı ve adres bilgileri vardı. Muacceliyet uyarısı yapilmamiş ve zaten muacceliyet koşullari da oluşmamiştı. Hukuksuzca takip hesaplarina alınınca da, gidin avukatla görüşün, avukat dişinda ödeme yapamazsınız, tamamını ödemeniz lazım demişlerdi. Aninda itiraz ettim ve tüketici kredileri ve kredi kartlarimi kapsayan takip 21 Mayıs 2018'de durduruldu. Konut kredisine yaptiğim takibe itirazim 24 Mayıs 2018'de kayitlandi. 1 Haziran 2018'de Garanti Bankası avukatı ödeme emrinin yeniden doğru isme yapılmasını istedi. Bu talep üzerine bir yeni tebligat yapılmadi. 12.İcra personeli işlemlere devam ederek 13 Haziran 2018'de konutun ekspertizini yaptılar. Bilirkişiye ve görevlilere taksi paraları ve ücretleri ödendi. Konut üzerine 150/C şerhi konuldu. Bu işlemler yapıldıktan sonra 12. İcra Müdürlüğü takibin durdurulması kararını 21 Haziran 2018'de verdi. Tabii bu arada, hukuksuz işlemleri sebebiyle bankalardan kredi kullanamaz hale geldim. Her iki dosyada da para olduğu halde Banka'ya itirazin durdurulduğuna dair resmi tebligatın yapılmadığini anlayınca, 2019 yıli 3 Temmuz'da parasını vererek tebligatlarin yapılmasını sağlattim. 2020 yılı Temmuz ayında, Bankanin itirazın iptali davasi açma süresi geçmiş olduğundan dosyaların düşürülmesini, 150/C şerhinin kaldırılmasını istedim. Bu arada, 12.İcra Dairesi'nin konut kredisiyle ilgili dosyasının aslını istedim. Sözlü ifade edilen şey, dosya kayıp, bulamıyoruz, oldu ve dilekçemi cevapsız bıraktılar. Bu arada, Garanti Bankası avukatı itirazın iptali davası açmadan önce arabuluculuğa başvurdu. Anlaşma olmayınca Ankara 13.Tüketici Mahkemesi'nde 24 Eylül 2020 tarihinde itirazın iptali davası açildi. Dava dilekçesinde, borçlunun itirazından tesadüfen haberinin Eylül 2020'de olduğunu, borçlunun kötü niyetli olduğunu, yaptıkları işlemlerin hukuka uygun olduğunu vs.söyleyerek bir de icra inkar tazminatı talebinde bulundu. Dosya da bir de adıma düzenlenmiş 21 Eylül 2020 tarihinde kayıtlı bir ödeme emri vardı. Bana gönderdikleri ve 24 Mayıs 2018'de itiraz ettiğim Ödeme Emri yoktu. Tebligat zarfinin fotoğrafi ise tebligatlar kısmında duruyordu. 13.Tüketici Mahkemesi, her iki icra Dairesi'ne de yazı yazarak borçlunun itirazinin bankaya tebliğ edilip edilmediğini sordu. Her iki icra dairesi müdür yardımcısı da ayrı ayrı dosyada tebliğ edildiğine dair bir belgeye rastlanilmamiştir, cevabını verdiler. Bu arada her iki icra dairesinin Mahkeme'ye gönderdiği dosyalar, UYAP çiktilari şeklindeydi. Mahkeme Hakiminin yanına giderek, tarafında mevcut olan ve UYAP sisteminde olmayan ödeme emri ile sistemdeki ödeme emrini dikkatine sundum; icra dairelerinin her ikisinin de yalan bilgi verdiğini ifade ederek Banka avukatına tebligat belgelerini gösterdim; aynı zamanda dilekçe ekinde dosyaya sundum. Her iki icra müdürlüğü, tekrar yazı yazarak sehven hatalı bilgi verdikleri açiklamasinda bulundular. Ancak, Banka avukatının dava dilekçesiyle uyumluydu. Mahkeme, 1 yıllik itirazın iptali davası açma süresi geçmiş olduğundan red kararı verdi. Bunun üzerine Banka aleyhine tazminat davası açmadan önce, arabuluculuğa başvuru yaptım. Arabuluculuk olumsuz sonuçlaninca Ankara 3.Tüketici Mahkemesi'nde Ekim 2020'de tazminat davası açtim. Bu arada, Banka, itirazın iptalinin reddini istinafa taşidi ve bilin bakalım ne oldu? (Devamı aşağida) @abakingurlek @adalet_bakanlik @HSKKurumsal @ankaracbs
1
7
2
14
789
YAZDIKLARININ SUÇ OLDUĞUNU DAHİ BİLMEYENLERİ, KARPUZCULARI VAKTİ ZAMANINDA AĞIR CEZA HAKİMİ YAPMIŞLAR… Mehmet KÖROĞLU, FETÖ’den ihraç karpuzcu eski bir hakim… Yargıtay tarafından onanan ve kesinleşen 6 yıl 8 ay hapis cezasıyla “FETÖ silahlı terör örgütü üyeliği” suçundan mahkûm olan Almanya’ya firar eden Eyüp Sarı’yı övüyor. Karpuzcu Eski Hakim Köroğlu’nun kendi postunda kullandığı dil nettir. Bu cümleler eleştiri değil; kesinleşmiş mahkûmiyeti olan, cezasını tamamlamadan kaçmış birini “zeki ve seviyeli” diye övme, eleştirileri kıskançlığa indirgeme ve firar sonrası yoluna devam etmesini teşvik etme çabasıdır. FETÖ üyeliğinden kesin hüküm giymiş bir firariye hâlâ “hakim bey” demesi ve zekâsını övmesi, o hükmü tanımadığını ve firariyi yücelttiğini gösterir. Şu an yurtdışında bulunan bu firariye eski unvanıyla hitap etmek, “zekâ ve seviyesini” yüceltmek, eleştirenleri “kıskanıyor” diye küçümsemek ve “bildiğin yolda yürü” diye moral vermek; firari bir terör örgütü üyesini övmektir. @adalet_bakanlik @TEMDairesi @iletisim @burhanduran @abakingurlek @mustafaciftcitr
Çobanlık Yapacak Adamları Hâkim Yapmışlar : Eyüp SARI 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından yargıdan temizlenen FETÖ, devleti ele geçirmek için sistematik bir liyakat katliamı yapmıştı. Örgüt üyesi eski hâkim Eyüp Sarı örneği bu tabloyu net şekilde ortaya koyuyor. Adaleti dağıtmak ve hukuku korumak gibi en hassas görevler; cemaat referansından başka vasfı olmayan, çobanlık yapabilecek kapasitedeki isimlere teslim edildi. Örgütün hücre evlerinde yetiştirilen, çalınan sorularla hak etmedikleri koltuklara oturtulan bu militanlar, Türk milletinin adalet duygusunu yıllarca hançerledi. Meslek hayatları boyunca hukuka değil, Pensilvanya’dan gelen talimatlara biat ettiler. Eyüp Sarı gibiler maskeleri düşüp ihraç edildiğinde “Bizim için bir rüyaydı, uyandık” diyen militan, aslında “Biz çoban olacak adamlardık, hâkim olduk” demiş oluyor. Videoda ise “Eve gittim, kurbanlık koyun gibi polisi bekledim” diyerek masumiyet imajı çizmeye çalışıyor. Suçunu bilen herkesin kaçması gerekmez; bazıları delillerin yetersiz kalacağına güvenerek beklemeyi tercih eder. Ancak bu cümle de, “rüyadan uyandık” sözü gibi, örgütün klasik mağdur edebiyatı taktiklerinden başka bir şey değildir. 2 yıl Cezaevinde hapis sonrası Mersin/Mut’ta köyüne dönerek hayvancılığa başlaması da, örgütün liyakati nasıl ayaklar altına aldığını ve kimleri kritik makamlara getirdiğini göstermesi bakımından çarpıcıdır. Somut itirafçı beyanları ve örgütsel bağları ortaya koyan delillerle yargılanan Eyüp Sarı’ya 6 yıl 8 ay hapis cezası verildi. Karar Yargıtay tarafından onanarak kesinleşti. “FETÖ silahlı terör örgütü üyesi” olduğu hukuken tescillendi ve cezasının infazı için tekrar cezaevine girdi. DEVLET, terör örgütü referansıyla kürsüye çıkanların elinden mührü geri aldı ve gasp ettikleri makamların hesabını sordu. #asırlıkgece
4
10
1,635
Abdülhamid kardeşimiz kovanlarına çomak sokunca ortadan vızıldayarak kaçanlar bir takım sesler çıkarmaya başlamış… #karasu #sakarya #emniyet #adalet
Karasu eşrafı dikkat kesilsin, hakkımızda ki algılara kapılmasın :)
3
6
1,175
FETÖ’den ihraç edilip sosyal medyada 'Siz hiç karpuzcu hâkim gördünüz mü?' akımıyla sempati toplamaya, mağdur rolü oynamaya çalışanlara tek soru: Peki siz hiç bu FETÖ’nün kumpaslarıyla, soru hırsızlıklarıyla hakkı yenen, SAHTE RAPORLARLA kurulan tuzaklarla hayatı karartılan milyonlarca vatan evlatlarını gördünüz mü? Aynı aileden isimlerin hâkim, savcı, zabıt katibi, polis yapılıp devletin kılcal kadrolarına örgüt stratejisiyle yerleştirildiği gerçeği ortadayken; kamu vicdanı bu organize algı oyunlarını değil, gerçek mağdurları unutmaz ! #adalet #kumpas #asırlıkgece
112
84
6
448
357,265
SABRİ ABİ, İÇERİSİ ŞAMPİYONLAR LİGİ…. #avukatlar #polisler #katipler
KATİPLER, AVUKATLAR VE POLİSLER RÜŞVET ŞÜPHELİSİ! Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü rüşvet ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama soruşturmasında yeni gelişmeler yaşandı. Antalya Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğü ekiplerinin çalışmaları kapsamında, 15 Eylül ve 23 Ekim 2026 tarihlerinde iki ayrı grupta toplam 12 şüpheli tutuklandı. @AntalyaEmniyet megahaber.com/2026/10/rusvet…
4
1,072
Sn. Oktay Saral’ın görevinden ayrılmasıyla ilgili yapılan dezenformasyonların maksadını bizler çok iyi biliyoruz. Sn. @oktay_saral’ ın Azerbaycan açıklamalarının ardından Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla görevden ayrıldığı anlaşılıyor. Bu devlet, kendi iradesiyle karar alır. Kimsenin isteğiyle kimseyi harcamaz. Vatan evlatları da devletin aklıyla hareket eder. Selam olsun vatan evlatlarına. 🇹🇷
21
2
3
22
9,731
Ümit VAROL retweeted
Yaptığım paylaşım sonrasında panik içinde FETÖ sevdalarını içeren paylaşımları silerek “Terör örgütü propagandası, Halkı kin ve nefrete teşvik, Cumhurbaşkanına Hakaret” suçlarını gizleyeceklerini düşünerek takiyye yoluna girmişler… Türk’ün yurdu Anadolu’da huzur içinde yaşamak isteyenler; her fırsatta vatana ihanet etmekten, vatan evlatlarını huzursuz etmekten vazgeçecek ! Yalnız ihraç edilen FETÖ’cü 5000 Savcı ve Hakim ile değil, kalan kırıntılarınızla da mücadelem sürecek… ALLAH’A YEMİN OLSUN Kİ HEPİNİZİ TEMİZLEYECEĞİZ ! #ihanet #takiyye #asırlıkgece #kumpas
KAMERA ÖNÜNDE MAĞDURİYET MASKESİ, PERDE ARKASINDA FETÖ SEVDASI Eski Savcı Bayram Köröğlu Mahkemelerin delil yetersizliğinden verdiği beraat kararları, FETÖ sevdalısı Eski Savcı Bayram Köroğlu’nun sivil alandaki kirli ilişkilerini ve perde arkasındaki tutumunu vicdanlarda asla aklayamaz. 🛑Bu şaibeli beraat kararına derhal hukuki itirazda bulunan vatan evladı Cumhuriyet savcımıza minnettarız; devlet ciddiyetinin teminatı onların bu dik duruşudur. Bayram Köroğlu’nun kamera karşısına geçip "Çiğ köftecide dürüm yaptım, geçmişim tertemiz" sözleriyle pazarladığı ajitasyon, ucuz bir mağduriyet tiyatrosundan ibarettir. "22 yıl savcılık yaptım, hiç disiplin cezası almadım" savunması ise açık bir tarihi çarpıtmadır. 🛑2010 sonrasında HSYK’yı ele geçiren, kendi militanlarına koruma kalkanı sağlayan ve yargıyı kumpas silahına dönüştüren FETÖ'nün hüküm sürdüğü dönemde ceza almamış olmak temizlik belgesi değil, o ihanet şebekesiyle kurulan samimi ilişkinin itirafıdır. 🛑Devletin en mahrem damarlarına sızan bu FETÖ sevdalısı hâkim ve savcılara tekrar kürsü vermek vatana ihanettir. Gerçek zihniyet, sivil alandaki dijital izlerde saklıdır. Firari FETÖ aparatlarından Emre Uslu gibilerin bu şahsı radarına alıp "kullanışlı bir figür" olarak bilmesi ve takip etmesi tesadüf değildir. Üstelik bu omurgasızlık aile iklimine de sirayet etmiştir. Eşi Betül Köroğlu'nun sosyal medyada "AK Partili kim varsa nefret ediyorum, oy verenlerden daha çok nefret ediyorum" diyerek milyonlarca vatandaşa nefret kusması, "Sahte darbenin sahte gazileri para istiyorlar" diyerek bu vatan için 15 Temmuz gecesi canını ortaya koyan şehit ve gazilerimize fütursuzca hakaret etmesi gerçek yüzlerini göstermektedir. Bayram Köroğlu ise eşinin tüm bu çirkin nefret söylemlerinin arkasında duran tavrıyla, tarafsızlık maskesini kendi eliyle düşürmüştür. Eşinin, firari terörist Emre Uslu’yu alıntılayarak "17/25 ekibi bu ülkenin başına geçsin ülke şaha kalkar" sözleriyle doğrudan FETÖ kumpasçılarını övmesine, itirafçı olan örgüt üyelerini hain ilan edip takipten çıkmasına ve İçişleri Bakanlığı’nın terör operasyonlarına "Siz böyle devam edin bakalım, göreceğiz neyin ne olduğunu" diye meydan okumasına sessiz kalıp bu ihanet dilini sahiplenen eski bir savcının hukuktan bahsetmesi yüzsüzlüktür. Hem devletin zirvesine, kolluk kuvvetlerine ve milyonlarca vatandaşa nefret kusulan bir ev iklimini besleyip hem de "Ben mağdurum, mesleğime dönmek istiyorum" demek tutarsızlıktır. Bu iğrenç tablo, HSK’nın verdiği ihraç kararının ne kadar isabetli ve kamu güvenliği açısından ne kadar doğru bir idari tasarruf olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır. #asırlıkgece @burhanduran @iletisim @SiberayEGM @istanbulCBS @ankaracbs @TC_icisleri @adalet_bakanlik
4
17
1,335